Pinned Tweet
Sadece bir yıl içinde milyonlarca insan bir ev, bir araba sahibi olma, orta halli bir otelde bir haftalık tatil yapma, dışarıda kaliteli bir mekanda yemek yeme imkanını tamamen kaybetti
C. retweeted
İlk fon davası bize açıldı.
Fon skandalında İsmail Saymaz ve Murat Ağırel’e 14 yıl 10 ay hapis cezası talebi | #sondakika
sozcu.com.tr/arkadasimiz-mus…
C. retweeted
Ülke fon vurgununu konuşurken dün bir duruşmam vardı. BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın skandal düğününü haber yapmıştım ve şikayetçi Mustafa Aydın’dı. O haber yayınlandığında bana dava açmak yerine düğüne yansıyan ilişkiler soruşturulsaydı belki de bu büyük soygun yaşanmayacaktı. 👇
Onlara düğün dernek, bize duruşmalar
🗨️Biz gazeteciler kendimizi Kafka romanlarının gerçek karakterleri gibi hissediyoruz. Çünkü çok mantıksız, çok saçma, çok karanlık ve herkesin normalleştirdiği bir deliliğin içindeyiz
🗨️Ülke fon vurgununu konuşurken dün bir duruşmam vardı. Üstelik finans dünyasıyla yakından ilgiliydi. BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın skandal düğününü haber yapmıştım ve şikayetçi Mustafa Aydın’dı
🗨️BDDK düğünü haberini yaptığımız dönem bu ilişkilerle ve kamu gücünün kendi menfaatleri için kullanılmasıyla mücadele edilseydi acaba bugün halk böyle soyulabilir miydi?
Timur Soykan yazdı
birgun.net/makale/onlara-dug…
C. retweeted
Ekrem İmamoğlu gerçek bir lider olduğunu kanıtladı. Diz çökmedi. Eğilip bükülmedi. Hakkındaki iddiaları paçavraya çevirdi. Hakkında tek bir kanıt bulunamadı. Mahkemeyi kendisine kumpas kuranları yargıladığı bir mahkemeye dönüştürdü. Arkadaşlarına sahip çıktı. Savunmasının tamamını okudum, tarihi bir siyasi savunma örneğidir. Ayrıca, İmamoğlu’nun zindan şartlarında cumhurbaşkanı adaylığına hazırlandığı anlaşılıyor. Mahkemedeki savunması aynı zamanda bir hükümet proğramıydı.
C. retweeted
"BANA ASLA BOYUN EĞDİREMEYECEKSİNİZ, BENİ TESLİM ALAMAYACAKSINIZ!"
İmamoğlu: Siz bir fetret devrinin liderliğini yapıyorsunuz. Türkiye tarihinde kapanacak bir parantezin içindesiniz. O parantezin kapanmasını zorla engellemeye çalışıyorsunuz. Beni hapse atarak o parantezin kapanmayacağını, bu devrin böylece devam edeceğini zannediyorsunuz. Ama buradan söylüyorum; devriniz bitmiştir.
Türkiye geçmişte de ara dönemler yaşadı. Bu dönem de tarihe bir ara dönem olarak geçecektir. Ömrünü tamamlamış ve uzatmalara oynayan bir ara dönem. Zorla ayakta kalmaya çalışan, yorgun, gözünün feri bitmiş, muhakemesi zayıflamış, yürümekte zorlanan bir ara dönem. Enerjisi bitmiş. Artık etrafınızda olup biteni dahi göremiyorsunuz, fark edemiyorsunuz. Küçük bir grubun yönlendirmesiyle yalnızca onlardan aldığınız haberlerle kararlar veriyorsunuz. Halktan kopuksunuz, sokaktan kopuksunuz. Meydandan, pazardan, camiden, milletten kopuksunuz. Milletin dışındasınız. Kendinize uygun bir muhalefet inşa etmeye çalışıyorsunuz. Rakibinizi sandıkta değil adliyede yenmeye çalışıyorsunuz. Diplomamı iptal ediyorsunuz, kurultayı iptal ediyorsunuz, partiyi kapatıyorsunuz. Sonra da yaptığınız o milli irade hırsızlığını kutluyorsunuz.
Bu bir bitiştir. Bu sandıktan korkan iktidar, milletten korkuyor demektir'in daniskasıdır. Allah kimseyi sizin düştüğünüz bu acınası duruma düşürmesin. Size üzülmüyorum ama milletimizi düşürdüğünüz duruma üzülüyorum. Yüce Rabbim kimseyi kendi hırsı, kendi koltuğu için millete zulmetme, millete yalan söyleme, milletten çalma, milletin servetini fonlara yandaşlarına dağıtma durumuna düşürmesin. Yaradan sizi, sizden bu milleti korusun, bu milleti de sizden korusun.
Evet, kötülüklerin biriktiği, üst üste yığıldığı ve artık taştığı bir dönem yaşıyoruz ama Türkiye bu tuhaf, bu absürt, kendisine bu kadar yabancı dönemi mutlak geride bırakacak. Kendi gerçek kimliğine kavuşacak. Bu kabus bitecek. Bu kabusun bittiği günler yakındır. Yaradan’a dua ediyorum, Allah'ım ya Rabbim, sen bizi en kısa zamanda sandığa, sandıktan 1 gün sonra da pırıl pırıl bir Türkiye'ye uyandırmayı nasip eyle ya Rabbim. (salonda amin sesleri yükseldi)
Yaşadığımız bu dönem Türkiye tarihinin acayiplikler hanesine yazılacak. Sonra da kapanıp gidecek. İleride tarihçiler bu karanlık dönemi biraz şaşkınlıkla, biraz dehşetle yazacaklar. Bir belediye başkanını metro yaptığı için, borcunu ödediği için, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırdığı için yargılandığını okuyan çocuklarımız inanmayacak, akıllarına şaşacak. Bunu nasıl yaptılar diye utanacak. Bunu yapanların çocukları okuyacak, utanacak. Ar edecekler. Babasından, amcasından, dedesinden utanacak. Allah kimseyi utanılacak dede, baba yerine düşürmesin. Ve o gün herkese hesap soracak. Bu dosyayı kim kurdu, kim imzaladı, kim sustu? O soruların cevabını bu salon verecek, tarih verecek. Ve o tarih çok yakındır.
Şunu da söylemeliyim. Hem siz duyun hem bütün yurttaşlarımız duysun. Bu süreci kurgulayan size sesleniyorum, evet bugün elinizde bir devlet gücü var. Bir avuç militan bürokratla ülkeyi teslim aldığınızı zannediyorsunuz. Bir avuç danışmanla Türkiye'ye ayar verdiğinizi zannediyorsunuz. Seçim tarihi belirlediğinizi zannediyorsunuz. Kim olduğunu bilmediğimiz, geçmişinde hiçbir başarısı olmayan birkaç sözcünüzle bu ülkenin geleceğine karanlık mesajlar vermeye çalışıyorsunuz. Ama ne siz ne de o bir avuç militan bürokrat ne de o çevrenizdeki zavallılar, bana asla boyun eğdiremeyeceksiniz. Beni teslim alamayacaksınız.
Beni hapse atabilirsiniz. Zindana tıkabilirsiniz. Avukatımı yanıma sanık olarak getirebilirsiniz. Sesimi, yüzümü, fotoğrafımı yasaklayabilirsiniz. Kitabımı toplatabilirsiniz. Babamın emekli maaşına el koyabilirsiniz. Oğlumun özgürlüğünü kısıtlayabilirsiniz. Aileme her türlü saldırıyı yapabilirsiniz. Ama benim irademe sahip olacak kişi anasının karnından doğmadı.
Ben milletimi temsil ediyorum. İnandığım ülküden, demokratik hukukun egemen olduğu özgür ve eşit bir Türkiye inancından asla vazgeçmeyeceğim. Baskılarınız, psikolojik operasyonlarınız, akşamdan sabaha geliştirdiğiniz stratejileriniz, daha dünden bugüne kurduğunuz mahkemelerle tutuklamaya çalıştığınız, tutukladığınız masum insanlarla yaptığınız bu operasyonlarla karalamalarınız, kampanyalarınız vız gelir tırıs gider.
İMAMOĞLU YASAKLANAN "MİLLET ŞAHİDİMDİR" KİTABINI DELİL OLARAK DOSYAYA SUNDU
İmamoğlu: Herkesin evladını koruyacağız, herkesin çocuğunu koruyacağız. En caninin, en başinin bile evladını, ailesini koruyacak bir düzeni inşa edeceğiz biz. Savunmaları kısıtlanmayan, kitapları toplatılmayan, aileleri rehin alınmadan süreçleri işleten bir Türkiye var edeceğiz biz.
Bir itirafçının “tahmin ediyorum”la değil, belgesiyle, kaydıyla, her şeyiyle, ispatıyla yargılanacaksa yargılanacak insanlar. Mışla muşla değil ya. Aramızdaki fark bu. Onlar hukuku silah yaptı, biz hukuku herkes için, onlar için de yeniden kalkan yapacağız.
Benim cumhurbaşkanlığı hedefimde, bana hayatında hiç oy vermemiş bir vatandaş sabah kalktığında şunu söyleyebilmelidir: Benim devletim hala benim devletimdir. Omzunu diyecek, onun huzurunu hissedecek. Hiçbir endişesi olmayacak.
Mahkemesi onun mahkemesi olacak, polisi onun polisi olacak, valisi onun valisi olacak, askeri onun askeri olacak, jandarması onun jandarması olacak. Valisi, kaymakamı, emniyet amiri, milli eğitim müdürü, herkesin bürokratı olacak. Hazinesi onun hazinesi olacak. Cumhurbaşkanı, yalnızca kendisine oy verenlerin değil, herkesin cumhurbaşkanı olacak. İş işten herkesin cumhuriyeti budur.
Biz İstanbul'u böyle yönettik. Onun için 100 milyonlarca dolar vergi borcunu kapattık, sigorta borcunu kapattık, kamu kurumlarına olan borcunu kapattık. Bu kadar zalimliğe, baskıya rağmen. Hiç olmayanı var ettik. Bahsettik, yurtları, kreşleri. Sadece kreşlerimizde 27 binçocuk ilk defa kreş eğitimi aldı. 27 bin. Sadece bu sene buna eklenenlerle, sadece bu sene eklenenlerle bu sayı 40 bine çıktı. Ne biliyor musunuz? Onların içinden nasıl güzel insanlar çıkacak biliyor musunuz? Sadece kent lokantasından 10 milyon insan karnını doyuruyor.
Bir sürü şey… Var olanı büyüttük, sıfırdan birçok şey yaptık ama var olanı büyüttük. Metroyu 153 kilometreden 248 kilometreye büyüttük. Ormanlarını, yaşam vadilerini, kütüphanelerini, müzelerini, spor tesislerini, sosyal tesislerini büyüttük. Anne Kartı, Halk Sütü… Halk Süt tam 55 milyon litreye ulaştı. 55 milyon litre sütü pırıl pırıl bebelerimize ulaştırdık.
Mücadelemize devam ediyoruz. Şu anda Türkiye'de açılış yapan, temel atma töreni yapan tek kurumuz, tek. İddiayla söylüyorum. Aralık'ta Göztepe-Ataşehir Ümraniye hattı açılacak, 1,5 yıl sonra. İnanılmaz spor salonları, inanılmaz tıp merkezleri, hizmet alanları, yeşil alanlar, sosyal yaşam merkezleri, yaşam vadileri, önümüzdeki günlerde açılacak. Rumeli Hisarı'nın restorasyonu bitmiş hali insanlarımızla buluşacak.
Buradan başkan vekilimize, Nuri Aslan'a ve şu son günde yaşananlardan dolayı bütün emeğiyle sahada olan 95000 emekçimize, meclis üyelerimize, yöneticilerimize, genel sekreterimize, yardımcılarına, bütün herkese, buradaki bütün arkadaşlarımızın boşluğunu hissettirmeyen, hizmetine devam eden, hala bu işleri tıkır tıkır yerine getiren bütün can yoldaşlarımı sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Bugün bu salona, Sayın Başkan, Sayın Heyet bir şey getirdim. Bu benim yayınlanmayan kitabımın maketi. Bir tane maketi yapılmıştı. Bu maketi, gördüğünüz bu kitabın üstünde bomba bomba yok. Bu kitabın içinde şiddete çağıran tek bir cümle yok. İçinde bu dosya var. Evet, size anlattığım şeyler, bunun biraz daha kısalmışı ve son 3 ayda yaşadıklarımızla yaptığım bir savunma. O tarihte hazırladığım savunmanın da biraz kısaltılmışı bu kitap. O savunmanın kendisinden korkularak, usulsüz bir biçimde, polisimizin de bu işe alet ederek bu kitaptan korkuldu ve bu kitap yasaklandı.
Bir nüsha nüshası elimde ve bu nüshayı mahkemeye, dosyaya delil olarak koruması için veriyorum. Bu nüsha arkadaşlarımın bu makete ulaştırmasını istiyorum. Delil olarak görmek isteyen, delil olarak görsün. İçinde bu dosyanın bütün delilleri zaten var. Bu dosyaya eklenmesini istiyorum. Bu kitap bir gün raflarda olacak, bir şekilde linklerde bulunacak, takip edilecek, günü yakındır. Yanında bu dosyanın tutanakları konacak, okuyan herkes hangisinin gerçeği anlattığını görecek. Allah büyüktür, millet şahittir, gelecek yakındır.
Sözlerime son verirken, beni ve benim şahsımda millet iradesini Silivri’de tutsak alan herkesin bildiği o siyasi iradeye seslenmek istiyorum bir kez daha: Bilmelisiniz ki kurmak istediğiniz bu rejimin ne Türkiye tarihinde bir yeri vardır, ne de Türkiye'nin geleceğinde bir yeri olacaktır.
C. retweeted
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştiren Ekrem İmamoğlu, “Siz bir fetret devrinin liderliğini yapıyorsunuz. Türkiye tarihinde kapanacak bir parantezin içindesiniz. O parantezin kapanmasını zorla engellemeye çalışıyorsunuz. Beni hapse atarak o parantezin kapanmayacağını, bu devrin böylece devam edeceğini zannediyorsunuz. Ama buradan söylüyorum; devriniz bitmiştir” dedi.
İmamoğlu, şunları söyledi:
“Türkiye geçmişte de ara dönemler yaşadı. Bu dönem de tarihe bir ara dönem olarak geçecektir. Ömrünü tamamlamış ve uzatmalara oynayan bir ara dönem. Zorla ayakta kalmaya çalışan, yorgun, gözünün feri bitmiş, muhakemesi zayıflamış, yürümekte zorlanan bir ara dönem. Enerjisi bitmiş. Artık etrafınızda olup biteni dahi göremiyorsunuz, fark edemiyorsunuz. Küçük bir grubun yönlendirmesiyle yalnızca onlardan aldığınız haberlerle kararlar veriyorsunuz. Halktan kopuksunuz, sokaktan kopuksunuz. Meydandan, pazardan, camiden, milletten kopuksunuz. Milletin dışındasınız. Kendinize uygun bir muhalefet inşa etmeye çalışıyorsunuz. Rakibinizi sandıkta değil adliyede yenmeye çalışıyorsunuz. Diplomamı iptal ediyorsunuz, kurultayı iptal ediyorsunuz, partiyi kapatıyorsunuz. Sonra da yaptığınız o milli irade hırsızlığını kutluyorsunuz.
Bu bir bitiştir. Bu sandıktan korkan iktidar, milletten korkuyor demektir'in daniskasıdır. Allah kimseyi sizin düştüğünüz bu acınası duruma düşürmesin. Size üzülmüyorum ama milletimizi düşürdüğünüz duruma üzülüyorum. Yüce Rabbim kimseyi kendi hırsı, kendi koltuğu için millete zulmetme, millete yalan söyleme, milletten çalma, milletin servetini fonlara yandaşlarına dağıtma durumuna düşürmesin. Yaradan sizi, sizden bu milleti korusun, bu milleti de sizden korusun.
Evet, kötülüklerin biriktiği, üst üste yığıldığı ve artık taştığı bir dönem yaşıyoruz ama Türkiye bu tuhaf, bu absürt, kendisine bu kadar yabancı dönemi mutlak geride bırakacak. Kendi gerçek kimliğine kavuşacak. Bu kabus bitecek. Bu kabusun bittiği günler yakındır. Yaradan’a dua ediyorum, Allah'ım ya Rabbim, sen bizi en kısa zamanda sandığa, sandıktan 1 gün sonra da pırıl pırıl bir Türkiye'ye uyandırmayı nasip eyle ya Rabbim.”
Basımı engellenen ve yasaklanan kitabının maketini mahkeme heyetine gösteren Ekrem İmamoğlu, “Bunun içinde bomba yok. Savunmamın genişletilmiş hali bu kitaptır. İçinde şiddete çağıran cümle yok. Allah büyüktür, millet şahittir” dedi.
İmamoğlu, “Şahsımda millet iradesini tutsak alan siyasi iradeye sesleniyorum. Devriniz bitmiştir. Türkiye geçmişte de ara dönemler yaşamıştır. Bu ara dönem de bitmiştir. Yürüyemeyen, gözünün feri sönmüş, sokaktan, pazardan, camiden uzaklaştınız. Allah kimseyi sizin düştüğünüz bu acınası duruma düşürmesin” diye devam etti.
C. retweeted
Ekrem İmamoğlu kürsüde hepimizin hakkını savunuyor!
Bütün renkleriyle İstanbul’un onurunu ve Türkiye’nin geleceğini savunuyor.
Birbirinden korkarak kendi mahallesine çekilen değil, kardeşçe aynı sofrayı paylaşan Türkiye’yi savunuyor.
Korku siyasetine karşı ülkemizin her insanının eşit ve onurlu yaşayacağı demokratik bir geleceği savunuyor.
Biz de, Ekrem İmamoğlu’nun haklı mücadelesini ve onurlu yol arkadaşlarımızın cesaretini savunmaya devam edeceğiz.
Mutlaka kazanacağız!
Kimliklerimiz farklı. Ama dertlerimiz çoğu zaman aynı. Emeğimiz, alın terimiz, geçim kaygımız ortak.
Hayatta yan yana olan insanları siyasette neden ayrı odalara kapatalım?
youtu.be/xv6VTx2nHBE?si=KFRB…
C. retweeted
Böyle bir mental kuvvet görmedim. Zerre yumuşamadı adam, zerre geri adım atmadı. Acaba yanlış adamı mı destekledik diye bir an kimseyi tereddüte sokmadı. Ekrem İmamoğlu öyle ya da böyle bu süreçten galip çıkacak. Geride ise her şeye rağmen dik durması kalacak.
C. retweeted
Cemil Tugay'ın AKP'ye geçişinde meseleyi hemen Özgür Özel'in aday seçimi üzerinden tartışmayı doğru bulmuyorum. Bu da tartışılabilir elbette ama ortada 1) İktidar kaynaklı yargı baskısı, 2) Bu baskıya direnmek yerine seçmenine ihanet etmeyi seçen bir siyasetçi var. Bunlara hiç değinmeden derhal "Özgür Özel yanlış kişiyi seçti" diyenin niyeti bence üzüm yemek değil.
C. retweeted
Tutuklandığım Adalar Belediyesi dosyasında, kardeşimin kendi mesleki kazancı olan, kendi banka kartıyla ATM’den kendi hesabına yatırdığı 53.000 TL’lik bir avukatlık ücretini rüşvete bağlamaya, CHP’nin 38. Olağan Kurultay soruşturması dosyasında benim kendi hesabımdan çektiğim 900 TL’yi menfaat karşılığı oy kullandırmayla ilişkilendirmeye çalışan yargı ile, eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın tek fon üzerinden milletin cebinden kendi cebine aktardığı anlaşılan 2.200.000.000 TL’lik vurguna karşı soruşturma işlemleri yapmaya eli gitmeyen yargı aynı yargı.
İşte “Ak” Parti’nin kara düzeni.
Biz şafak baskınlarıyla cezaevlerine gönderilip, işlemediğimiz suçlara ilişkin aylardır iddianame beklerken onlar sadece nefsine uymuş kurbanlar olmuş çoktan…
Bizim banka hesaplarımız MASAK ve savcılık tarafından didik didik edilip 900 TL’lerin peşine düşülürken ve buradan akla zarar yolsuzluk hikayeleri çıkarılırken AKP’li kimi siyasetçiler 456.000 yurttaşın dişinden tırnağından artırdığı son birikimlerini cebe indirmiş.
MASAK ve savcılık bütün bunlar olurken ve milyarlarca dolar vatandaşın cebinden doğrudan birilerinin cebine uçarken boş durmamış, benim kendi hesabımdan çektiğim 900 TL’yi kovalamış. İstanbul’dan Ankara’ya gidip ifade verdiğim ve butlan kararına da gerekçe yapılan bu soruşturmada benim 900 TL konusunda 1,5 yıldır iddianame dahi yazılmamış.
İşte “Ak” Parti’nin kara (mizah) düzeni.
İçinde örgüt kurmakla suçlandığımız ve zarara uğrattığımız iddia edilen/edilecek olan Adalar Belediyesi’nin 2026 yılı toplam bütçesi (yaklaşık 220 personelin maaşı dahil tüm giderler) eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın elde ettiği rakamın yaklaşık 7’de 1’i kadar.
Yani Adalar Belediyesi’nin 7 yıllık bütçesini tek hisse işlemi ile “kazananlar” iktidarda biz cezaevindeyiz.
Onlar nefsinin kurbanı, biz de onların.
İşte “Ak” Parti’nin kara, katran karası adaleti.
C. retweeted
Halkımız uçuş garantili havalimanları, geçiş garantili köprülerden milyarlarca dolar parasının çalınmasına tepkisiz ama bu fon şemasıyla parasının çalınmasına aşırı tepkili.
Parayı devlete verip oradan çalınınca keriz gibi hissetmiyor doğrudan kendisinden çalınmasına tepkili.
C. retweeted
Bunları okuyan da AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon vurguncusu olduğunu iktidar açıkladı zanneder. Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre açıkladı, skandalı ortaya çıkardı. Erdoğan Sayan Kaya’yı ABD’deki BM Zirvesi’ne götürdü. İnsan aklıyla alay ediyorlar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın net tavrı var
Fon krizi konusunda Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala ve Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik en net açıklamaları yaptılar
"Fatma Betül Hanım, ortaya çıkan gündemle ilgili olarak MYK ve MKYK üyeliklerinden affını talep etmiştir.
Bu da Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından kabul edilmiştir. Biz temiz toplum ve temiz siyasetin adresiyiz.
Aynı şekilde tabii ki biz masumiyet karinesine inanırız. Soruşturmanın selameti açısından yapılacak şeyler vardır, onları yapıyoruz."
Meclis Başkanı Kurtulmuş:
"Birkaç milyonu etkileyen bir meseleden bahsediyoruz. Bunun üzerine sonuna kadar gidilmelidir. Kime uzanıyor, kimin bu işte bir dahli, payı, kusuru, noksanı varsa bu işler ortaya çıkarılmalıdır. Kimsenin gözünün yaşına bakmadan kim varsa, nereye uzanıyorsa bu soruşturmaların tamamlanarak ilgililerin mahkeme önünde hesap vermelerinin temin edilmesi lazım
AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala'dan fon kriziyle ilgili açıklama:
Cumhurbaşkanımıza konu sunulduğunda, "Hesap sorulacak, gereği yapılacak" diye talimat verdi.
C. retweeted
Fonlarda (ve / ya da asıl olarak fonların şişirdiği hisselerde) batanların çoğu, Ebu Basarî efendimizin buyurduğu üzere "aptalın parasını cebinden almak sevaptır" kıssasını kanıtlamak üzere dünyaya gelmiş insanlar.
Türkiye piyalarında şöyle bir iki gün ne bileyim KONTR, VSNMD, DERHL, TUREX, ODINE şu bu hisseye bakan; ofise yabancı şirketten üç dört vantilatör almayı bile "ABD'nin dev şirketiyle iş birliği" diye duyuran KAP haberlerini okuyan; tahtalara bugün seans kapanışında yazılıp sabah silinen devasa alım emirlerini gören bile neler olup bittiğini anlar.
Şu platformda bunların paylaşımlarına bir göz atsanız, mesela iki yıl önce bir senet almış, o düşmüş, her gün burada onu takip ediyor; sayın reisinden, bakanından, vekilinden o hissenin yükseltilmesini ve mağduriyetlerinin giderilmesini talep ediyor. Hissesi düşen şirketin patronunun tatil fotoğraflarını falan buluyor, "binlerce yatırımcın mahvolmuşken sen tatil yapıyorsun, çoluğundan çocuğundan çıksın, kan kus inşallah diye beddua ediyor, "ana avrat düz gidiyor".
Fakat işte bunlar aynı zamanda üç gün işler yolunda gittiğinde, kazayla doğru yatırımı yaptığında anında sağdan soldan duyduklarıyla uzman gibi konuşmaya başlayan insanlar. Bir anlatıyor "Amerika öyle yaptı, petrol öyle olunca altın şöyle oldu, yarısını teknolojiye geri kalan üçte birinin sekiz katını da savunma sanayine yatıracaksın" diye falan, şaşarsın. Ekonomi Nobel'i alan adam / kadın bu kadar kendinden emin konuşmaz.
Şimdi de yok fon donduruldu şu bu. Yahu fon dondurulmasa ne olacak? Fonun içindeki senetler satılamıyor, alıcı yok, günlerdir üst üste tabandan açılıyor, her gün fiyat düşüyor gene kimse almıyor işte. Fon donduruldu diye paran uçmadı, paran çoktan uçtu diye fon donduruldu.
Ha ama bunlar bir yandan hâlâ "onun grafiğinde şöyle bir destek var, oradan dönerse şu olur bu olur" falan diyen tiplerin de peşinde. Yok işte yok, bitmiş. Ne grafiği?
Konuş konuş. Bir de köylü kurnazlığı, hamaset, "ben sizdenim" mesajları, milyoncuklarını geri alma umuduyla (hayır canım, alamazsın) soytarılıklar hâlâ. Yok efendim o parasını yurtdışına değil, şer odaklarına değil de güvenip Türkiye'ye yatırmış. Şimdi böyle olur muymuş? Tabii canım tabii, olmaz böyle. Şimdi cumhurbaşkanı, bakanlar ve generaller elinde para çantalarıyla kapını çalacaklar, senden özür dileyip madalyanı taktıktan sonra paranı faiziyle geri verecekler.
C. retweeted
Kürsüdeki gözyaşları…
İBB soruşturması için aylardır aynı şeyi söyledim.
Eşler, çocuklar hedef ve rehin alındı, itirafçılık ailelere zulümle geldi, dedim.
Bunun canlı örneği dün kürsüde, mahkeme huzurunda yaşandı.
30 yıllık aile dostunun çirkin ithamlarına maruz kalan Ağaç A.Ş. Genel Müdürümüz Ali SUKAS, sanığa şunu sordu: “Oğlun tutuklanmasa bu ifadeyi verir miydin?”
Bu soru, kürsüdeki sanığı ağlattı. Gözyaşları aktı. 60 yaşını aşan kürsüdeki sanık, dostunun bu sorusuyla gözyaşlarını silerken “Bu soruya cevap vermek istemiyorum.” diyebildi.
Bu “ah”ların elbet bir faturası olacak!
Bu zulmün adil yargı önünde elbet bir sonucu olacak!
C. retweeted
hesabım son operasyonla ilgili haber paylaşmamdan dolayı bir kere daha erişime engellendi. bu yeni adresim. takip edip paylaşırsanız sevinirim🙏
C. retweeted
Şimdi lütfen kendinizi benim yerime koyun. Beraat ettiğiniz bir dava var. Yargı ve siyaset oyunlarıyla, bu davada tekrar hakim karşısına çıkarılıyorsunuz.
Üstelik hakim sadece ifade alacak. Çünkü dava, ifade alınmadığı için bozulmuş. Yani esas değil usül meselesi.
Bu esnada, beraat veren hakim hemen değiştiriliyor. Yeni atanan hakim beraat kararını yok sayıyor ve 2 yıldan fazla hapis cezası veriyor ki siyaset yasağı da gelsin.
Tuzla davasının özeti budur ve tam bir skandaldır.
Bu asla tesadüf değildir. Bütün davalarımda hakimler değiştirildi. Müdahale edilen mahkemelerin “Türk Milleti adına” değil, siyaset ve bir kişi adına karar verdiğine artık şüphe yoktur.
Tuzla skandalı; bunun son, açık ve sarih kanıtıdır. Böyle bir düzenden kimse adil bir yargılama beklemesin.
Yüksek yargı camiasını, hakim ve savcıları tarihi bir sorumlulukla düşünmeye davet ediyorum.
Millet şahidimdir!
C. retweeted
Cumhuriyet tarihindeki en azgın baskı döneminin tam ortasındayız. Bu durumu mazur gösterecek şekilde 12 Eylül gevezeliği yapmak tam olarak zulme hizmettir. Askeri darbe dönemleri her zaman birkaç yıl sürdü. Bugün ise bir daha hiç gerçek seçim yapılmaması için uğraşılıyor.
C. retweeted
“Özgür Özel’e yapılan bu haksızlığa dayanamadığım için 20 yıl boyunca dişimle tırnağımla çalışıp aldığım evimi YENİ Parti Afşin ilçe teşkilatına emanet ediyorum.”
Hayatımın son demi Türkiye yakın tarihinin en namussuz çağına denk geldi. İnsan öfke ve nefretten taş kesiliyor
C. retweeted
Siyasi tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun 2 yıl 1 Ay ceza aldığı ve siyasi yasak verilmesine sebep olan sözler :
“O arkadaş burayı germeye gelmiş, bırakın.”
“Sakin, nezaketsiz, bakın arkadaşlar müsaade edin.”
“Bakın provokasyon devam ediyor.”
“İlgilenmeyin, kötü söz sahibine aittir.”





























