RT @aircenteraz: Panel 2: European Union and Regional Security of the South Caucasus
The second panel focused on the role of the European…
Hazel ÇAĞAN-ELBİR retweeted
Terör örgütleri ASALA ve JCAG’ın menfur saldırısı sonucu 24 Ekim 1975 tarihinde Paris’te şehit olan Büyükelçimiz İsmail Erez ile makam şoförü Talip Yener’i saygı ve rahmetle anıyoruz.
maps.app.goo.gl/WtfPa1cBFdHx…
Hazel ÇAĞAN-ELBİR retweeted
Okumanız ve paylaşmanız dileğiyle...❗️⚠️❗️
Kamuoyunun ve Kamu Vicdanının Dikkatine...
Azerbaycan tarafından 31 Türkiye vatandaşına getirilen ülkeye giriş yasağı kararının ardından yaşanan gergin süreçte, Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin ve stratejik ortaklığının zarar görmemesi adına günlerdir samimiyetle çırpınan, her platformda yapıcı bir duruş sergileyen Türkiye-Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aygün Attar @aygunattar1 hocamız; ne yazık ki haksız bir linç kampanyasının hedefi haline getirilmiştir.
Son olarak ABD merkezli Ermeni diasporası yayını The Armenian Weekly’de Harut Sassounian imzasıyla yayımlanan yazıda, Prof. Dr. Aygün Attar’ın "Diaspora Hırsı ile Devlet Hafızası Arasında Kalan Ermenistan" başlıklı analizinin ilk sırada hedef gösterilmesi, yaşananların tesadüf olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki sarsılmaz bağları muhafaza etmeye çalışan bir akademisyen ve devlet insanının, diaspora odakları tarafından istenmeyen kişiler listesinin başına oturtulması, bu hamlenin Türkiye vatandaşlarına yönelik giriş yasağı kararlarına ve yaşanan diplomatik hassasiyetlere yönelik açık bir misilleme ve manipülasyon girişimi olduğunu göstermektedir.
Aygün Attar, iki ülkenin ortak çıkarlarını ve tarihsel kardeşliğini savunurken yalnız bırakılmamalıdır. Ermeni diasporası ve radikal odakların, makaleleri ve analizleri üzerinden kendisini açıkça hedef göstermesi, Sayın Attar’ın güvenliği ve can sağlığı konusunda ciddi endişeler uyandırmaktadır.
İki ülkenin ortak geleceğine emek veren, her koşulda "Tek Millet, İki Devlet" ilkesini savunan Prof. Dr. Aygün Attar'ın yanındayız. Türkiye ve Azerbaycan arasındaki köklü bağların, diaspora oyunları ve provokatif hamlelerle yıpratılmasına izin verilmemeli; hedefe konulan bilim insanımızın ve temsilcilerimizin güvenliği noktasında gerekli tüm hassasiyet gösterilmelidir.
@aygunattar1
@EMihri76156
Hazel ÇAĞAN-ELBİR retweeted
Terör örgütleri ASALA ve JCAG’ın menfur saldırısı sonucu 22 Ekim 1975 tarihinde Viyana’da şehit olan Büyükelçimiz Daniş Tunalıgil’i saygı ve rahmetle anıyoruz.
maps.app.goo.gl/jqm2qJWtDbWD…
Hazel ÇAĞAN-ELBİR retweeted
🔴 Dışişleri Bakanı Sayın Fidan'a sordum:
Libya Temsilciler Meclisi'nin Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nı onaylamasının ardından bazı ülkelerden ve bazı AB yetkililerinden tepkiler geldi.
Mutabakat muhtırası ve gelen tepkilerle alakalı neler söylemek istersiniz?
- Bu, gerek hukuksal açıdan gerek siyasal açıdan son derece meşru bir anlaşmadır. Bunu tartışmaya gerek yok
- (Tepki gösteren ülkeler) Bunların biz neden tepki gösterdiğini de biliyoruz. Bazıları tepki göstermeleri gerektiği için tepki gösteriyorlar. Bazılarının gerçekten bu konuyla ilgili stratejik problemleri var
@anadoluajansi
@NAZLIyzb
Hazel ÇAĞAN-ELBİR retweeted
Yunanistan’da ulusal yenilgi havası
1. Türkiye’nin 27 Kasım 2019 tarihinde Libya’nın Trablus’ta yerleşik Ulusal Mutabakat Hükûmeti ile imzaladığı “Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” isimli Anlaşma’nın, 7 yıl sonra önceki gün (20 Ekim) Bingazi’deki Libya Temsilciler Meclisi tarafından, hem de oy birliği ve Meclis üyelerinin Anlaşmaya olan destek beyanlarıyla onaylanmış olması, millî menfaatlerimiz istikametinde Mavi Vatan’ımızı koruma yolundaki çabalarımızı güçlendirecek bir önemli gelişmedir.
2. Türkiye’nin tarihî bir diplomasi hamlesi ve başarısıdır. Emeği geçen yetkilileri kutluyorum.
3. Ülkemiz için kutlu ve hayırlı olsun!
4. Bu başarılı sonuç, anılan Anlaşmaya karşı çıkan Yunanistan, GKRY, Mısır ve İsrail’in, yanlarına Birleşik Arap Emirlikleri’ni de alarak, Anlaşma’nın Bingazi’deki Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasını engelleme, Anlaşmayı değersizleştirip yok saydırma amaçlı yoğun diplomasi çabalarına rağmen elde edilmiştir. Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarını Türkiye’nin aleyhine genişletme girişimleri boşa çıkarılmıştır.
5. Millî çıkarlarımıza uygun bu gelişmenin, yani Anlaşma’nın Libya Temsilciler Meclisi’nde onaylanmasının sağlanması olayının kendisi kadar önemli, değerli ve sevindirici bulduğum bir veçhesi de, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Anlaşma’nın onayı hakkında Yunanistan ve GKRY tarafından esir alınmış bir kişi edasıyla ve Nisan 2021’de Ankara Beştepe’de koltuğa oturmaktan mahrum bırakılmış olmanın olumsuz hissiyatıyla yaptığı açıklamaya Türkiye siyaset kurumunda iktidar ve muhalefetten (millî çıkarlarımızı korumada muhalefet ile aynı hizada yer aldığına hiç rastlamadığım DEM Parti hariç) anlamlı sert tepkiler gelmiş olmasıdır.
6. “Taraflı ve kibirli” gibi nitelemeler de yapılarak Sayın TBMM Başkanı’ndan ve muhalefet Partilerinin Liderlerinden gelen tepkiler ve bu meyanda Yeni Parti Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’in “...Bizim için Türkiye’nin hak ve menfaatleri, iç siyasetteki bütün ayrılıklarımızın üzerindedir...” ifadesi, millî hedefler ve menfaatler söz konusu olduğu zaman Türkiye’nin ortak iradeye dayanan büyük bir azim ve güç ortaya koyabildiğinin göstergesidir.
7. Konu hakkındaki memnuniyetimin kayda değer bir sebebi de Bingazi’deki Temsilciler Meclisi’nin ileri gelen üyelerinin Anlaşma’nın onayı hakkında dile getirdikleri basınımızda da iktibas edilen olumlu sözlerdir.
8. Libya Temsilciler Meclisi’nin aldığı Anlaşmayı onay kararı üzerine Yunanistan iç siyasetine bir diplomasi hezimeti duygusunun hâkim olduğunu, Yunan medyasında “Büyük ulusal yenilgi” gibi başlıklar altında okuduğum haber ve yorumlardan anlıyorum.
9. 2027 yaz aylarında yapılması öngörülen Yunanistan genel seçimlerine uzanan, çok da uzun olmayan yolda, yeniden iktidar olma hesabı yapan Başbakan Mitsotakis’in, bu son gelişme üzerine, Türkiye tarafından hezimete uğratılmış siyasî liderlere mahsus reflekslerle Türkiye’ye karşı akıl, mantık ve sağduyu dışı bir davranış içine girmesi beklenmez değildir.
10. Böyle muhtemel bir davranışa Adalar Denizi'nde karasularının 6 milin ötesinde genişletilmesi kararı da dahildir. Genişletme Adalar Denizi'nin tamamında ilân edilebileceği gibi, sınırlı alanları kapsayacak şekilde de yapılabilir.
11. Tarihte de misalleri yer aldığı gibi, Yunanistan’ın, Avrupa’nın ve İsrail’in desteğinden cesaret bularak ve Başkan Trump’ın Türkiye’yi “casus belli” kararını uygulamaktan vazgeçireceğini düşünerek, yanlış bir adım atması ihtimali Türkiye tarafından göz önünde tutulmalıdır.
12. Bu ihtimal üzerinde 24 Mart 2026 tarihli “Ege’ye Dikkat” başlıklı yazımda da durmuştum.
muhalif.com.tr/kose-yazisi/5…
Hazel ÇAĞAN-ELBİR retweeted
Replying to @vonderleyen @eucopresident
The EU's position is clear. Its legal argument is far less convincing. @vonderleyen
The Türkiye-Libya maritime agreement cannot be declared "null and void" simply because Brussels rejects its geopolitical implications. Its legality must be assessed under international law, including the rights and interests of the coastal states concerned.
Greece and the Greek Cypriot administration cannot dictate the limits of others' maritime entitlements. If the EU invokes the rule of law, it must demonstrate legal consistency, not selective solidarity.
Hazel ÇAĞAN-ELBİR retweeted
2019’da Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakat muhtırasının, yıllarca Ankara’ya karşı konumlanan Hafter cephesiyle bağlantılı Doğu Libya Temsilciler Meclisi tarafından da onaylanması, Mavi Vatan açısından tarihî önemde bir gelişmedir.
Son YouTube programımda bu gelişmenin Mavi Vatanımıza, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki konumuna, Yunanistan, AB ve ABD’nin hesaplarına ve GSI denizaltı kablo projesinin geleceğine etkilerini değerlendirdim.
Ardından Kiev’den Moskova’ya, Paris’ten Kahire’ye, Tel Aviv’den Washington ve Pekin’e uzanan geniş bir jeopolitik tur gerçekleştirdim.
Küresel güç mücadelesini, savaşları, diplomatik hamleleri ve değişen dünya düzenini ele aldık.👇👇
youtu.be/nLOa9bG4qWw?si=7C-d… @YouTube
Hazel ÇAĞAN-ELBİR retweeted
GÜZEL BİR HABERİM VAR! 🇹🇷🇮🇹
37 ülkeden 92 başvuru arasından seçilen 18 finalistten biri olarak, Fosco Corti Uluslararası Koro Şefliği Yarışmasında Türkiye’yi temsil edeceğim! 💫
📍 Torino, İtalya · 23-25 Ekim 2026
2019’da Hong Kong’da düzenlenen Dünya Koro Şefliği Yarışmasının 12 finalistinden biri olmuştum. 2021’de ise Fosco Corti’de yarışmaya hak kazanmış, ancak pandemi nedeniyle katılamamıştım. 🌿 Beş yıl sonra, yarışmaya Türkiye’den seçilen ilk ve tek koro şefi olarak yine son 18’deyim! ✨
İtalya Koro Federasyonu #Feniarco, Piyemonte Korolar Derneği ve Torino Giuseppe Verdi Konservatuvarı @ConservatorioTo tarafından, Avrupa Koro Birliği #EuropeanChoralAssociation iş birliğiyle düzenlenen bu çok önemli yarışmanın farklı etaplarında aynı zamanda çok değerli korolarla çalışma şansımız olacak. 😊
İtalya’dan #LibercantusEnsemble, #CoroLaRupe ve #CoroDaCameraDiTorino, Almanya’dan #TölzerKnabenchor ve eğer finale kadar gelebilirsem, Letonya’dan, dünyaca ünlü ve çok sevdiğim #YouthChoirKamer.. 💫
Eski yeni tüm dostlarla bir arada, ilham dolu bir hafta sonu geçireceğim ve bu çok önemli yarışmada ülkemi temsil edeceğim için çok heyecanlı ve gururluyum. 🙏🏻 Her birinizin desteğini ve iyi dileklerini hissetmek benim için çok değerli olacak. ❤️ Birlikte yarışacağımız tüm arkadaşlarıma da şimdiden gönülden başarılar diliyorum! 🎉
Tüm etaplar canlı yayımlanacak! 📺 23 Ekim Cuma Türkiye saatiyle 10.30’dan itibaren üç gün boyunca Feniarco’nun YouTube kanalından takip edebilirsiniz: youtube.com/italiacori
Ayrıca o tarihlerde İtalya’da olan veya yolu Torino’dan geçen varsa, yarışmayı canlı canlı izlemeye de beklerim elbette! ☺️
Program ve tüm detaylar: tinyurl.com/FoscoCorti2026
Bildiğim kadarıyla, bugüne kadar Türkiye’den uluslararası bir koro şefliği yarışmasına seçilen başka bir şef olmadı. Dilerim önümüzdeki yıllarda daha nice şefimizi bu sahnelerde görür ve çok daha büyük başarılarını hep birlikte kutlarız. 🙏🏻
Bu arada, yalnızca birkaç gün sonrasında.. Kasım ayında başka bir ülke, bu kez biraz farklı bir sahne.. Sizce? 👀
#masisgozbek #foscocorti #choir #conducting #conductingcompetition @TC_RomaBE @TC_MilanoBK @ItalyinTurkiye @ItalyinIstanbul @yeeitalya @UlgenElif @IFCMofficial @andante_dergisi @msgsuniversite @twitorino
Hazel ÇAĞAN-ELBİR retweeted
Mitçotakis’in geçen hafta mavi vatana yönelik açıklamalarına verdiğim cevap üzerine Yunanistan’da Pontos News sitesinde
yapılan yorumun detaylı analizi için keskin dürbüne teşekkür ederim.
Hesap: Pontos News – Yunan haber sitesi.
Yazar: Savvas Kalenteridis – Yunan güvenlik ve jeopolitik yorumcusu.
🇬🇷 YUNANİSTAN'DAN CEM GÜRDENİZ UYARISI: MAVİ VATAN'I YANLIŞ OKUYORUZ, TÜRKİYE'NİN ASIL HAMLESİ GELİYOR
18 Ekim 2026 | Makale: Bedeli Ağır Yanlış Anlamalar
Yunan yazar Savvas Kalenteridis, Yunanistan'ın Türkiye'nin stratejik hedeflerini yıllardır yanlış değerlendirdiğini, bunun da Atina'ya ciddi bedeller ödettiğini savunuyor.
Kalenteridis'e göre Türkiye'nin Trakya, Ege, Kıbrıs, Balkanlar ve Doğu Akdeniz'deki hamleleri yeterince doğru okunmadı. Yunanistan, Ankara'dan gelen stratejik mesajları zamanında değerlendiremediği için gerekli hazırlıkları yapamadı.
Yazar, bu kez uyarının Mavi Vatan kavramını 2006 yılında ortaya koyan emekli Tümamiral Cem Gürdeniz'den geldiğini belirtiyor.
🔴 1. Cem Gürdeniz'in Miçotakis'e cevabı
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, 9 Ekim 2026 tarihli açıklamasında Mavi Vatan doktrinini tarihsel temelden ve uluslararası hukuk desteğinden yoksun olarak nitelendirdi. Aynı konuşmada Yunanistan'ın Türkiye karşısında stratejik ve niteliksel üstünlük kurmayı hedeflediğini ifade etti.
Gürdeniz ise Mavi Vatan'ın geçici bir siyasi tercih değil, Türkiye'nin tarihsel ve jeopolitik zorunluluğu olduğunu savundu.
1976 Ege krizi, Bern Mutabakatı, 1995 TBMM kararı, 1996 Kardak krizi ve 2000'li yıllardan itibaren Doğu Akdeniz'deki gelişmelerin Mavi Vatan düşüncesini şekillendirdiğini anlattı.
🔴 2. Türkiye'nin denizlerden kuşatılması
Gürdeniz'e göre Mavi Vatan, Türkiye'nin denizlerden çevrelenmesine karşı geliştirilen bir stratejik savunma anlayışıdır.
Yunanistan'ın Ege'de kara sularını 12 mile çıkarma hedefi, Sevilla Haritası ve Güney Kıbrıs'ın tek taraflı deniz yetki alanı girişimleri, Türkiye'nin denizlerdeki hareket alanını kısıtlamayı amaçlıyor.
Gürdeniz, Anadolu'nun Doğu Akdeniz'de Antalya Körfezi'ne sıkıştırılmasına ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin deniz yetki alanlarının yok sayılmasına karşı çıkıyor.
🔴 3. Adaların deniz yetki alanları tartışması
Gürdeniz, Yunanistan'ın uluslararası deniz hukukunu aşırı geniş yorumladığını savunuyor.
Özellikle Meis gibi küçük adaların, Türkiye'nin yüzlerce kilometrelik kıyılarının deniz yetki alanlarını kesemeyeceğini ileri sürüyor.
Adaların deniz yetki alanı oluşturabilmesiyle sınırlandırmada ne ölçüde etkili olacağının farklı hukuki meseleler olduğunu vurguluyor.
Bu görüşünü uluslararası yargı kararları, coğrafi koşullar ve hakkaniyet ilkelerine dayandırıyor.
🔴 4. Yunanistan'ın silahlanması ve stratejik üstünlük arayışı
Gürdeniz, Yunanistan'ın son yıllarda gerçekleştirdiği askerî yatırımlara dikkat çekiyor:
-Belharra fırkateynleri.
-Rafale savaş uçakları ve Meteor füzeleri.
-F-16 Viper modernizasyonu.
-Gelecekte envantere girmesi beklenen F-35 uçakları.
-İsrail yapımı Aşil Kalkanı hava savunma sistemi.
-İsrail, Fransa ve ABD ile geliştirilen stratejik ortaklıklar.
Gürdeniz'e göre modern silah sistemleri satın almak tek başına jeopolitik üstünlük sağlamaz.
Savaşın sonucunu coğrafya, stratejik derinlik, savunma sanayii, lojistik dayanıklılık, insan gücü ve uzun süreli mücadele kapasitesi de belirler.
Yunanistan'ın dış ittifakların desteğine güvenerek Türkiye karşısında üstünlük kurmaya çalışmasını tarihsel bir stratejik hata olarak nitelendiriyor ve 1919–1922 dönemini hatırlatıyor.
🔴 5. Atina'yı asıl endişelendiren gelişme: Mavi Vatan'ın yasalaşması
Gürdeniz'e göre Yunanistan'ın asıl kaygısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmesi öngörülen deniz yetki alanlarına ilişkin yasal düzenleme.
Söz konusu düzenlemenin Mavi Vatan'ı yalnızca stratejik bir düşünce olmaktan çıkarıp ulusal mevzuatın ve devlet uygulamalarının parçası hâline getireceğini savunuyor.
Bu kapsamda Türkiye'nin: Doğu Akdeniz'de Münhasır Ekonomik Bölge ilan etmesi, Ege'de egemenliği antlaşmalarla Yunanistan'a devredilmemiş ada, adacık ve kayalıklara ilişkin tutumunu somutlaştırması, denizlerdeki egemenlik haklarını bütüncül bir hukuki çerçeveyle koruması gündeme gelebilir.
Gürdeniz, bu adımların Atina'nın deniz yetki alanlarına ilişkin hedeflerini doğrudan etkileyeceğini belirtiyor.
🔴 6. Mavi Vatan geçici bir siyasi tercih değil
Gürdeniz, Mavi Vatan'ın yayılmacı bir proje olduğu suçlamasını reddediyor.
Doktrinin, Türkiye'nin denizlerdeki meşru haklarını, güvenliğini, ekonomik çıkarlarını ve gelecek nesillerin stratejik menfaatlerini koruma iradesini temsil ettiğini savunuyor.
Bu anlayışın herhangi bir siyasi iktidara bağlı olmadığını vurguluyor.
Gürdeniz'in temel mesajı: İttifaklar değişir, askerî teknolojiler eskir, güç dengeleri dönüşür; fakat coğrafya değişmez.
🔴 7. Savvas Kalenteridis'in Yunanistan'a uyarısı
Kalenteridis, Gürdeniz'in açıklamalarını Yunanistan için ciddi bir stratejik uyarı olarak değerlendiriyor.
Türkiye'nin Kuzey Makedonya'ya verdiği destekten Arnavutluk'un Yunanistan'la deniz yetki alanları anlaşmasını iptal etmesine, Çam meselesinden Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakatı'na kadar çeşitli gelişmeleri Ankara'nın uzun vadeli stratejisinin parçaları olarak görüyor.
Gürdeniz'in sözlerini aktardıktan sonra, Yunanistan'ın geçmişte yaptığı gibi bu mesajları yanlış yorumlamaması gerektiğini savunuyor.
Özellikle Kaşot Adası çevresindeki gelişmeleri ve Yunanistan-Kıbrıs denizaltı elektrik bağlantısı projesinde yaşanan sorunları hatırlatıyor.
Ve Savvas Kalenteridis açıkça Yunanistan'ı suçluyor. Ancak eleştirisi yalnızca Türkiye'ye karşı strateji geliştirememek değil; Türkiye'nin gerçek niyetlerini sürekli yanlış okumak, Ankara'dan gelen uyarıları ciddiye almamak ve bu nedenle zamanında önlem alamamak.
Üç önemli şey söylüyor.
🔴 1. Yunanistan, Türkiye'yi yıllardır yanlış okuyor
Kalenteridis'in girişteki sözlerinin Türkçesi şöyle:
Yunanistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerde ortaya çıkan sorunlar çoğu zaman yanlış anlamalardan, özellikle de Yunanistan'ın Türkiye'nin planlarını ve hedeflerini yanlış okumasından kaynaklanmaktadır. Yunanistan bu hataların bedelini ağır ödemiştir. Çünkü Türkiye'den gelen mesajları doğru değerlendirmemiş, dolayısıyla Türkiye'nin Trakya, Ege, Kıbrıs ve diğer bölgelerdeki millî çıkarlarımızı tehdit eden planlarını etkisiz hâle getirecek hazırlıkları zamanında yapamamıştır.
Yani Yunanistan'ın diplomatik ve stratejik karar alıcılarını açıkça eleştiriyor.
🔴 2. Cem Gürdeniz'i özellikle ciddiye almalarını istiyor
Kalenteridis, Gürdeniz'i Mavi Vatan fikrini 2006'da ortaya koyan kişi olarak tanıtıyor.
Ardından esasen şunu söylüyor: Türkiye'nin gelecekte ne yapmayı planladığını anlamak istiyorsanız Gürdeniz'in söylediklerini dikkatle okuyun ve takip edin.
Çünkü ona göre Gürdeniz yalnızca kişisel görüşlerini dile getirmiyor; Türkiye'nin deniz yetki alanları konusunda benimseyebileceği daha kapsamlı bir devlet stratejisini anlatıyor.
Özellikle Mavi Vatan'ın kanunlaştırılması ihtimalini önemseyerek bunun Yunanistan'ın karşı hazırlık yapmasını gerektirdiğini düşünüyor.
🔴 3. Yazının sonunda Yunanistan'a çok sert bir uyarı yapıyor
Son paragrafının Türkçe karşılığı:
Eğer bu metne önem vermezsek ya da yıllardır yaptığımız gibi yanlış yorumlarsak, Kaşot ve Yunanistan-Kıbrıs elektrik bağlantısı projesinde yaşadığımız trajedinin benzerleriyle karşılaşmaya devam ederiz.Ülkemize karşı hazırlanmakta olan bu tehlikeli planla mücadele edecek bir strateji oluşturamayız. Hiçbir zaman geç değildir.
Burada Kalenteridis, Yunanistan'ın geçmişte gerekli karşı stratejiyi oluşturamadığını ve aynı hatayı yeniden yapabileceğini savunuyor.
🎯 Kalenteridis'in asıl söylediği ne?
Kalenteridis, Gürdeniz'i haklı bulmuyor. Tam tersine, onun anlattığı Mavi Vatan stratejisini Yunanistan için ciddi bir tehdit olarak görüyor.
Eleştirisi şu mantığa dayanıyor:
-Türkiye uzun vadeli jeopolitik hedeflerini açıkça ortaya koyuyor.
-Yunanistan bunları çoğu zaman yeterince ciddiye almıyor veya yanlış değerlendiriyor.
-Ankara stratejik hedeflerini adım adım uygulamaya koyarken Atina sürekli hazırlıksız yakalanıyor.
-Mavi Vatan'ın yasalaşması karşısında aynı hata tekrarlanmamalı.
-Yunanistan, Türkiye'nin stratejisini etkisizleştirecek karşı stratejiyi şimdiden hazırlamalı.
Yazının en dikkat çekici tarafı şu: Kalenteridis, Mavi Vatan'ı küçümseyici biçimde Mavi Paranoya olarak adlandırırken, aynı zamanda Gürdeniz'in söylediklerini Yunanistan'ın geleceği açısından ciddi bir stratejik uyarı olarak değerlendiriyor.
Dolayısıyla yazının özü Türkiye'ye yöneltilen eleştiriden çok, Yunan devlet yönetiminin stratejik öngörü eksikliğine yöneltilen ağıra kaçan bir suçlama.
Yunan Hükümetine Dediği Kısaca Şu: Türkiye'nin stratejik niyetleri doğru anlaşılmazsa Yunanistan, geçmişte yaptığı hataları tekrarlayabilir. Ancak hazırlık yapmak için henüz geç değildir.
🔭 KESKİN DÜRBÜN
AMİRAL CEM GÜRDENİZ YİNE ATİNA'YI AYAĞA KALDIRMIŞ ! PEKİ NEDEN?
🇹🇷 Amiral Cem Gürdeniz'in Mavi Vatan konusunda yaptığı son açıklamalar Yunan basınında yeniden sert tepkilere yol açtı. Yunan jeopolitik yorumcu Savvas Kalenteridis, 18 Ekim 2026 tarihli yazısında Gürdeniz'in sözlerini Yunanistan açısından ciddi bir stratejik uyarı olarak değerlendirdi.
Asıl mesele, Gürdeniz'in Yunanistan'a cevap vermesi değil. Mavi Vatan'ın artık yalnızca bir denizcilik doktrini olmaktan çıkarılıp kalıcı bir devlet politikasına ve hukuki düzene dönüştürülmesi ihtimalidir.
🔴 1. Atina'nın asıl endişesi Mavi Vatan'ın yasalaşması
Gürdeniz'in açıklamasındaki en önemli unsur, Türkiye'nin deniz yetki alanlarını kapsamlı bir kanunla düzenlemesi gerektiğine yaptığı vurgudur.
Böyle bir düzenleme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de münhasır ekonomik bölge ilan etmesi ve Ege'deki tartışmalı alanlara ilişkin tutumunu daha açık biçimde ortaya koyması için hukuki bir çerçeve oluşturabilir.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yerapetritis'in Ağustos 2026'da olası Türk deniz yetki alanları kanununu özellikle gündeme getirmesi, bu konunun Atina tarafından ciddiyetle izlendiğini gösteriyor.
Atina'nın karşısında yalnızca Gürdeniz'in sözleri değil, Türkiye'nin deniz yetki alanları politikasının kurumsallaşması ihtimali bulunuyor.
🔴 2. Gürdeniz, Yunanistan'ın silahlanma stratejisini sorguluyor
Yunanistan, Rafale, F-35, Belharra fırkateynleri ve İsrail'le geliştirdiği savunma iş birliği üzerinden Türkiye karşısında niteliksel askerî üstünlük sağlamayı hedefliyor.
Gürdeniz ise teknolojik üstünlüğün tek başına stratejik üstünlük anlamına gelmediğini hatırlatıyor.
Coğrafya, savunma sanayii, lojistik dayanıklılık, insan gücü ve uzun süreli savaş kapasitesinin de belirleyici olduğunu savunuyor.
Bu mesaj önemlidir. Çünkü Yunanistan'ın güvenlik anlayışında yalnızca kendi silahlı kuvvetleri değil, ABD, Fransa ve İsrail'le ilişkileri de önemli yer tutuyor. Miçotakis de bu yaklaşımı açıkça dile getiriyor.
Gürdeniz'in Atina'ya hatırlattığı mesele, satın alınan silahların sağladığı askerî avantajın coğrafyayı ve stratejik derinliği ortadan kaldıramayacağıdır.
🔴 3. Asıl mücadele Meis ve Doğu Akdeniz'in paylaşımı üzerinde
Gürdeniz, küçük adalara verilen deniz yetki alanı etkisiyle Türkiye'nin uzun Anadolu kıyılarının sınırlandırılmasına karşı çıkıyor.
Burada önemli bir hukuki ayrım bulunuyor: Bir adanın deniz yetki alanı oluşturabilmesi ile karşılıklı kıyılar arasındaki sınırlandırmada ne kadar etkili olacağı aynı konu değildir.
Nitekim Uluslararası Adalet Divanı'nın 2009 tarihli Karadeniz kararında Yılan Adası'na, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırlandırmasında ilave etki tanınmamıştır. Bununla birlikte her sınırlandırma uyuşmazlığının kendine özgü koşulları bulunur.
Yunanistan'ın Mavi Vatan'a itirazının merkezinde de Ege ve Doğu Akdeniz'deki karşılıklı deniz yetki alanı iddiaları yer alıyor.
🔴 4. Gürdeniz, 1919–1922 dönemini hatırlatarak çok stratejik bir mesaj veriyor
Gürdeniz'in Yunanistan'a yönelik en dikkat çekici hatırlatmalarından biri, 1919–1922 döneminde yaşananlar.
Buradaki mesajı, Yunanistan'ın dış güçlerin desteğine güvenerek Türkiye karşısında elde edeceğini düşündüğü üstünlüğün kalıcı olmayabileceği yönünde.
Ancak bugünün NATO üyesi iki devletinin koşulları, bir asır önceki savaştan farklıdır. Tarihsel benzetmenin değeri, aynı sonucun mutlaka tekrarlanacağı iddiasında değil, ittifaklara aşırı güvenmenin doğurabileceği risklere dikkat çekmesindedir.
🔴 5. Kalenteridis neden bu kadar sert tepki gösteriyor?
Kalenteridis'in yazısındaki dikkat çekici unsur, Gürdeniz'in açıklamalarını yalnızca bir emekli amiralin görüşleri olarak değerlendirmemesi.
Yunanistan'ın geçmişte Türkiye'den gelen stratejik mesajları doğru okuyamadığını savunuyor.
Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakatı'nı, Ege'deki tartışmaları ve Doğu Akdeniz'deki enerji projelerini aynı stratejik çerçevede ele alıyor.
Üstelik Gürdeniz'in geliştirdiği Mavi Vatan kavramını yazısında küçümseyici biçimde “Mavi Paranoya” olarak adlandırmasına rağmen açıklamalarının dikkatle incelenmesini istiyor.
Bu çelişki dikkat çekicidir: Bir yandan doktrini reddediyor, diğer yandan Yunanistan'ın ona karşı kapsamlı bir strateji oluşturmasını talep ediyor.
🎯 GENEL DEĞERLENDİRME
Gürdeniz'in açıklamalarının Yunan basınında yankı bulmasının üç temel nedeni var:
Birincisi, Mavi Vatan'ın deniz yetki alanlarını düzenleyen bir kanunla kurumsallaşması ihtimali.
İkincisi, Türkiye'nin savunma sanayii, deniz gücü ve coğrafi konumunun Yunanistan'ın silahlanma ve ittifak stratejisiyle birlikte değerlendirilmesi gerekliliği.
Üçüncüsü, Ege ve Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıkların geçici bir diplomatik kriz değil, uzun vadeli bir jeopolitik rekabet konusu olması.
Burada gözden kaçırılmaması gereken başka bir husus da bulunuyor: Türkiye'nin İran, Irak ve Suriye kaynaklı güvenlik sorunlarıyla meşgul olduğu bir dönemde Doğu Akdeniz'deki dengeler daha da önemli hâle geliyor.
Gürdeniz'in sürekli dikkat çektiği deniz jeopolitiği, Türkiye'nin yalnızca güney ve batı kıyılarını değil, dış ticaretini, enerji güvenliğini ve stratejik hareket alanını da ilgilendiriyor.
🔭 Sonuç olarak Gürdeniz'in Atina'da yarattığı tartışma, bir amiralin sert sözlerinden çok daha geniş bir meseleye işaret ediyor: Türkiye'nin denizlerdeki hak iddialarını ne ölçüde kalıcı devlet uygulamalarına dönüştüreceği ve Yunanistan'ın buna nasıl karşılık vereceği.
İttifaklar değişebilir, silah sistemleri eskir, siyasi iktidarlar gelip geçer. Ama Amiral'ın vurguladığı gibi coğrafya hep kalır.
Hazel ÇAĞAN-ELBİR retweeted
83 yıl sonra Karadeniz'de tarih tekrar ediyor.
Türk ticaret gemileri hedef alınıyor, terk edilmiş gemiler kıyılarımıza sürükleniyor, savaşın etkileri deniz yetki alanlarımıza taşıyor.
Türkiye’nin müsamaha sınırları çoktan aşılmıştır.
Yeni Substack makalemde Türkiye’nin artık seyirci kalmaması gerektiğini vurgularken, Montrö Sözleşmesi ve kıyıdaşlık ilkesi temelinde somut öneriler sunuyorum.
Karadeniz Deniz Güvenliği Koordinasyon Mekanizması kurulmalı. Ortak erken ihbar ve deniz gözetleme ağı oluşturulmalı. Mayın karşı tedbirleri genişletilmeli. Türk ticaret filosu için risk esaslı sefer planlaması ve gerektiğinde konvoy sistemi uygulanmalıdır.
Karadeniz’in güvenliği NATO’nun ya da AB'nin değil, öncelikle kıyıdaş devletlerin sorumluluğudur.
Türkiye yalnızca Boğazların bekçisi değil, Karadeniz’in güvenliğinin öncüsü olmalıdır.
mavivatan.substack.com/p/kar…
Hazel ÇAĞAN-ELBİR retweeted
16 Ekim 2026 tarihinde, 10 ülkeden 22 uzman ile #NATO'nun doğu ve güney kanatlarındaki üç deniz ile çevrili bölgenin güvenliğini tartışacağız. Polonyalı değerli akademisyen @KWOlszowska ve @BelleDuez ile koordine ettiğimiz faaliyet SETA ve Polonya'nın Türkiye Araştırmaları Merkezi'nin sosyal medya platformlarından takip edilebilir.
@setavakfi, @hkunv, @NSC_Romania, @ITurcja, @NOREFno, @ecfr.
Hazel ÇAĞAN-ELBİR retweeted
On October 16, 2026, we will discuss the security of the region surrounded by three seas on #NATO’s eastern and southern flanks with 22 experts from 10 countries. The event, which we are coordinating with distinguished Polish academics @KWOlszowska and SETA researcher @BelleDuez, can be followed on the social media platforms of SETA and the Polish Center for Turkish Studies.
@setavakfi, @hkunv, @NSC_Romania, @ITurcja, @NOREFno, @ecfr.
Hazel ÇAĞAN-ELBİR retweeted
On #WorldFoodDay at @FAO the urgency and vitality of maintaining “Blacksea Food Security” was highlighted👇
Replying to @blacksea
@BlackSea escalation: Ministers/Ambassadors from 🇹🇷 demanded war to end, 🇪🇬 stressed criticality of agri trade +freedom of navigation. 🇿🇦 denounced attacks against civilian. 🇺🇦🇫🇷🇳🇱🇪🇸🇱🇹🇩🇪 @BMLEH_Bund DG Frehse highlighted glob. repercussions + critical role of RbAs @eudeleg_rome
Hazel ÇAĞAN-ELBİR retweeted
Birkaç gündür Yunan basınında bu haber köpürtülüyordu. Ancak Türkiye yine heveslerini kursaklarında bıraktı.
Yunanistan, Fransa, İtalya ve GKRY ile Mavi Vatan'da EUNOMIA tatbikatı planlamıştı ve NAVTEX yayımlamıştı.
Türkiye'nin karşı NAVTEX'i de Yunan basınında geniş yer buldu ve yankı uyandırdı. Yunan medyasında Türk savaş gemilerinin de bölgede olacağı yazıldı.
Mesaj net: Mavi Vatan'daki hak ve yetki iddialarını yok sayarak oldubitti yaratamazsınız. 🇹🇷
Türkiye, Meis'in güneyinde gerçekleştirilecek çok uluslu "EUNOMIA" tatbikatı için Antalya istasyonu üzerinden bir karşı NAVTEX yayınlayarak , Heraklion'daki Yunan istasyonunun yetkisiz olduğunu duyurdu.
Bu hamle, aynı deniz alanının, Girit-Kıbrıs denizaltı bağlantısı üzerine araştırma yapacak olan Abeille Marengo araştırma gemisinin planlanan rotasında yer aldığı için önem taşıyor.
Yunanistan "tatbikat" kılıfı altında araştırma gemisini alana sokmaya çalışıyor.
Uluslararası Hukuka aykırı bu eylem Akdeniz'de Türk Kıta Sahanlığını ihlal etmeye çalışıyor.
Uluslararası Hukuka göre "deniz araştırmaları" ilgili ülkenin iznine tabidir. İzin alınmayan her eylem egemenlik ihlalidir.
Hazel ÇAĞAN-ELBİR retweeted
Resmi Kaynakları Takip Etmeliyiz;
İki ülkeyi ilgilendiren hassas konularda kulaktan dolma bilgilere veya doğruluğu teyit edilmemiş videolara değil; yalnızca resmi devlet kurumlarının ve güvenilir haber ajanslarının açıklamalarına itibar edilmelidir.
🔵 En son yorum yazım:
"PAŞİNYAN’IN NEW YORK TEMASLARININ ARDINDAN: DİASPORA İLE ERMENİSTAN YÖNETİMİ ARASINDAKİ GERİLİM ARTIYOR
[...]
“Apolitik” İddiası ve “Artsakh” Meselesi: Temel Bir Çelişki
All-ASA ve benzeri örgütlerin “apolitik” kalma iddiası, özellikle “Artsakh” meselesi söz konusu olduğunda ciddi bir sorgulamaya açıktır. “Artsakh”ı savunan, 2020 ve 2023 yenilgilerini kabul etmeyen, bölgenin geri dönüşünü veya uluslararası statüsünü talep eden bir tutum, tanımı gereği siyasi bir pozisyondur. Bu yaklaşım; toprak iddialarını, tarihsel anlatıları, mevcut Ermenistan hükümetinin dış politika tercihlerini ve bölgesel gerçeklikleri doğrudan sorgulamaktadır. Dolayısıyla “apolitik” etiketi, bu tür bir savunuculukla birlikte sürdürüldüğünde kavramsal bir tutarsızlık yaratmaktadır.
All-ASA’nın faaliyet geçmişi de bu çelişkiyi desteklemektedir. Örgütün ARF “Shant” ve AYF ile ortaklaşa düzenlediği protestolar, “Artsakh” odaklı araştırma çağrıları ve dayanışma açıklamaları, belirli bir siyasal çizgiye işaret etmektedir. ARF ve ANCA ağları, “Artsakh” meselesinde Paşinyan hükümetinin “Gerçek Ermenistan” yaklaşımına karşı net bir muhalefet sergilemektedir. Bu bağlamda, All-ASA’nın “apolitik” kalma iddiası, örgüt içi çoğulculuğu koruma çabası olarak anlaşılabilir; ancak “Artsakh”ı savunan ve yenilgiyi kabul etmeyen bir kesimin aynı çatı altında siyasi olarak nötr kalması fiilen mümkün görünmemektedir. Bu durum, New York görüşmesinde ortaya çıkan iç bölünmeyi de açıklamaktadır: Bir kısım öğrenci ve yönetici, hükümetle teması “apolitik” ilkenin ihlâli olarak görürken, asıl gerilim daha derin bir siyasal ayrışmadan kaynaklanmaktadır.
[...]"
Devamı için lütfen tıklayınız: avim.org.tr/tr/Yorum/PASINYA…
Başlıkla içeriğin alakası yok.
📌Ermenistan Dışişleri Bakanı Mirzoyan
📌"Yarın sabah haberlerde ‘Ermenistan-Türkiye sınırı açıldı’ başlığını görebiliriz”
▪️Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, Varşova'da katıldığı bir AB forumunda Ermenistan'ın komşularıyla iyi ilişkilerini ilerlettiğini, Türkiye ile normalleşme sürecinin olgunlaştığını ve Ermenistan-Türkiye sınır kapısının her an açılabileceğini söyledi.
agos.com.tr/tr/haber/yarin-s…
Hazel ÇAĞAN-ELBİR retweeted
Hayırlı olsun! 🇹🇷🇮🇹
Bologna'da düzenlediğimiz Türkiye İtalya İş Forumu kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Roma Büyükelçimiz @UlgenElif 'in şahitliğinde, İtalya'nın en büyük sanayi ve iş dünyası örgütü Confindustria'ya bağlı @ConfindustriaEM, @turkonfed International ve İtalya Türkiye İş İnsanları Derneği @AIIT_roma arasında önemli bir iş birliği protokolüne imza attık.
Ferrari, Maserati, Lamborghini ve Ducati gibi dünyaca ünlü markalara ev sahipliği yapan Emilia-Romagna'nın, bölge başkenti Bologna ile Modena ve Ferrara illerini kapsayan merkez kesimi, otomotiv, makine, endüstriyel otomasyon ve ambalaj teknolojileri açısından İtalya'nın en önemli üretim merkezlerinden biri.
Emilia-Romagna aynı zamanda Parmigiano Reggiano peyniri ve Aceto Balsamico di Modena gibi dünya çapında tanınan gastronomik ürünleriyle İtalyan mutfağının da kalbi konumunda.
Giuseppe Laghezza Masci ve Morena Fiorentini ile birlikte imzaladığımız bu protokolün, Türk ve İtalyan iş dünyaları arasında yeni ticari ilişkilerin, yatırımların ve kalıcı ortaklıkların gelişmesine katkı sağlayacağına inanıyor, iş birliğimizin her iki ülke iş dünyaları için hayırlı olmasını diliyorum.






































