Pinned Tweet
Biz Erdoğan’ın kendisini sevdik. Davasını sevdik. Biz Cumhurbaşkanı veya Başbakan Erdoğan’ı değil Erdoğan’ın kendisini sevdik. O yüzden Erdoğan’ı yalnız bırakmadık, bırakmayız. Biz gücünden dolayı Erdoğan’ı sevmedik ki, AK Parti hükümette olduğu için AK Partili olmadık ki Erdoğan güç kaybedince Erdoğan’dan vazgeçelim, AK Parti dışında başka arayışlara yönelelim. Bizim AK Partililiğimiz Reis’ten dolayıdır. Güç için Reis’e yanaşanlar başka yere gidebilirler ama biz Reis varolduğu sürece hep onu sevmeye ve onun yanında olmaya devam edeceğiz.
15 Temmuz’da ölüm karşısında yalnız bırakmadığımız Reis’i bir yenilgi karşısında bırakıp gidenlerden olmayız.
15 Temmuz’da Reis’i yalnız bırakıp sırra kadem basanları eleştirdiğimiz gibi bugün de Reis’e kaybettirenleri ve AK Parti’mizi bu hale düşürenleri eleştiriyoruz.
Biz hiç kimsenin yüzüne dahi bakmadığı o en güçsüz dönemindeki Erdoğan’ı sevdik. O gün de yanındaydık. Bugün de yanındayız. Yarın da yanında olacağız.
Monşer zihniyetlilerin, millete tepeden bakanların, millete rağmen siyaset yapanların, milletle bağını koparanların, sahada kibirle dolaşanların gayrı Reis’e ve partimize zarar vermelerine izin vermemeliyiz.
Reis’e ve partimize ilk günkü aşkla ve inançla sahip çıkmaya davet ediyorum herkesi.
Göreceksiniz düştüğümüz yerden doğrulacak, milletimizin verdiği mesajdan çıkaracağımız derslerle yeni bir başlangıç yapıp eskisinden çok daha güçlü hale geleceğiz.
Ben buna yürekten inanıyorum.
O yüzden köklü değişim şart diyorum.
Maşallah!
Başarılar dilerim.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü değerli kardeşim Çelebi Yılmaz’a da…
📍 Belfast | Kuzey İrlanda Meclisi – Stormont Parlamento Binası
Uluslararası Islah ve Ceza İnfaz Kurumları Birliği (ICPA) 2026 Belfast Konferansı kapsamında bulunduğumuz Kuzey İrlanda’da, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürümüz Sayın Çelebi Yılmaz ve Türkiye Cumhuriyeti Belfast Fahri Konsolosu Sayın David Campbell ile birlikte Stormont Parlamento Binası’nı ziyaret ettik.
Ziyaretimiz kapsamında, Demokratik Birlik Partisi (DUP) Doğu Belfast Milletvekili Sayın David Brooks ile bir araya gelerek parlamentolar arası ilişkiler, kurumsal iş birliği ve karşılıklı tecrübe paylaşımı üzerine değerlendirmelerde bulunduk.
Sayın Milletvekilimizin eşliğinde gerçekleştirdiğimiz bu ziyaretin, Türkiye ile Kuzey İrlanda arasındaki diyaloğun geliştirilmesine ve karşılıklı anlayışın güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni ediyoruz.
“Çerçeve Yasa”nın yürürlüğe girmesinin önünde bir engel yok.
Zihinlerdeki engeller kaldırıldıkça, güven arttırıcı adımlar atıldıkça çözüme ne kadar yakın olduğumuz da görülecektir.
Öcalan’ın süreci başarıya taşıyacak rolünü, Bilge Lider Bahçeli’nin çerçevelediği yasal-hukuki zemine oturtup görünür kılmaktan çekinmemek lazım.
“Çerçeve Yasa” yürürlüğe girdiğinde o her birimizin içinde saklı duran kaygıların, kuşkuların ve endişelerin ne kadar gereksiz olduğu da apaçık görülecektir.
Önümüzde hepimize ve ülkemize kazandıracak aydınlık bir gelecek duruyor.
Hep birlikte inşa edeceğimiz bir Türkiye Yüzyılı duruyor.
Mehmet Metiner retweeted
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'yi bugün saat 14.00'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul edecektir.
Bu bir süreç.
Dinamik bir süreç.
Bazen inişli-çıkışlı olması sürecin doğası gereğidir.
Kanlı bir sorunun çözümünde iki şey belirleyici önemdedir: Güven ve sabır.
Güven somut adımlarla inşa edilir.
Sabır, güven olduktan sonra çözüme katkı sağlar.
O yüzden güveni inşa edecek somut adımlar atmak lazım.
O adımlar görüldüğünde sabır meyvesini verir.
Güven oluşmazsa sabırsızlık, süreç bozguncuları için enfekte edici zeminin oluşmasında önemli rol oynar.
Güveni sarsacak ve sabrı tüketecek belirsizlikler ve hareketsizliklerden kaçınmak, sürecin başarısı için farzdır.
Kış bastırmadan dağdan inişler başlamalı.
Atılması gereken somut adımlar atılmalı.
Dağdan inişlere yurtdışından gelişler de eşlik etmeli.
İnanıyorum ki Cumhurbaşkanımız ve Hükümetimiz gerekeni yapacaktır.
Az kaldı.
Öcakan’ın süreçteki rolü bellidir.
Sayın Bahçeli’nin dediğinin dışına çıkan her söylem, sorundan beslenen söylemdir.
Gereksiz ve zararlı tartışmaları geride bırakmamız lazım.
Süreç için ne gerekiyorsa yapılacaktır.
Az kaldı.
Bese Hozat: Süreç donma halinde
rudaw.net/turkish/categories…
Mehmet Metiner retweeted
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası önemli açıklamalarda bulundu.
Mehmet Metiner retweeted
Coğrafyamızın tamamında ihtilafları azaltmanın, ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz.
Türkiye olarak ne Libya’da ne de başka bir İslam beldesinde artık ayrılık, gayrılık görmek istemiyoruz.
İnşallah bu arzumuz, Libya’da da kuvveden fiile geçecektir.
Türkiye, bunun için tüm aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edecektir.
Mehmet Metiner retweeted
Cumhuriyetimizin 103’üncü yıl dönümünü Türk dünyasından seçkin konuklarımız ile büyük bir coşkuyla kutlayacağız.
30 Ekim Cuma günü, aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatının 13’üncü zirvesine Ankara’da ev sahipliği yapacağız.
Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına inanıyorum ki yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz.
Birbirimize güvenerek hem birbirimizin hem ülkemizin sahibi oluruz.
Tarihi fırsatı tarihi kazanıma dönüştürmenin tam vaktidir.
DEMBİR-DER Genel Başkanımız Sayın @MetinerBasin: “Silah yerine siyaseti ve hayatı ikame eden yeni bir akla acilen ihtiyacımız var.”
Süreç karşıtlığını bayraklaştıran bir zihnin temsilcisine en anlamlı cevabı vermişsin sziz dostum.
Anlayan için her şey sözlerinde saklı.
Tebrikler👏
İstanbul Barosu’nun 128. Olağan Genel Kurulunda başkanlık seçimleri yapıldı.
Yaklaşık 70 bin avukatın kayıtlı olduğu Baro’da,Terörsüz Türkiye sürecini sakıncalı bulan Sayın Ümit Kocasakal 9 bin 686 oy alarak kazandı.
Sayın Kocasakalın ,
TBMM’de 467 Milletvekilinin oylarıyla kabul edilen 7595 sayılı Kanunla ilgili derin ve kadim bilgilerini dinleyelim.
“Görüldüğü üzere sözde “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi”ne dair kanun teklifini yalnızca kendi içinde ele almak ve değerlendirmek hatalı olup bu yalnızca bir girizgâhtır ve amaç öncelikle toplumsal tepkiyi yumuşatmak ve asıl amaca zemin hazırlamaktır.”
Vay be helal olsun…
Kanun dediğin böyle yorumlanmalı
yasa koyucunun asıl niyeti işte böyle okunmalı.!
Baroya kayıtlı 7 Avukat’tan birinin oyunu alarak meslek kuruluşunun başkanı olmak kolay mı.?
Tebrikler kardeşim👏👏👏
TERÖRSÜZ TÜRKİYE: YENİ BİR DİL, YENİ BİR GELECEK
Dil, yalnızca düşünceleri birbirimize aktardığımız pasif bir araç değildir; dünyayı, toplumsal ilişkileri ve geleceği kuran, hatta bazen sınırlarımızı çizen en kudretli mimardır. Bugün Türkiye’nin önünde duran en büyük tarihsel eşiklerden biri, on yıllardır enerjimizi, canımızı ve geleceğimizi tüketen şiddet sarmalından kalıcı olarak kurtulmaktır. "Terörsüz Türkiye" hedefi, bu topraklarda yaşayan herkesin ortak özlemi, ertelenemez bir güvenlik ve barış talebidir.
Ancak kabul etmeliyiz ki, yıllardır bu sorunu konuşurken kullandığımız dağarcık, büyük ölçüde çatışmanın, ayrışmanın ve krizin diliyle örülmüştür. Oysa barışı, huzuru ve toplumsal bütünleşmeyi inşa etmek; yeni bir ruh, yeni bir vizyon ve hepsinden önemlisi yeni bir kavram setini zorunlu kılmaktadır.
Eskiyen Dil, Yeni Ufukları Taşıyamaz
Çatışma dönemlerinin kendi jargonu vardır; tehdit, mücadele, operasyon, bertaraf etme gibi kavramlar güvenliğin tesisinde kritik roller oynamıştır. Fakat mesele "terörsüz" bir alanı kurmak ve bunu devlet-toplum bütünleşmesiyle kalıcı kılmak olduğunda, bu dikey ve reaktif dil yetersiz kalmaktadır.
Şiddetin bittiği yerde zihinlerin de özgürleşmesi, yaraların ortak bir aidiyet bilinciyle sarılması gerekir. Eğer dili dönüştüremezsek, geçmişin travmalarını ve önyargılarını bugüne taşımaya devam ederiz. Dil yaralarsa dil iyileştirir; dışlarsa dil kucaklar.
Yeni Bir Anlam Havzasına İhtiyacımız Var
Terörsüz Türkiye sürecini başarıya ulaştırmak için, toplumsal barışı ve kucaklaşmayı hak ettiği kavramlarla taçlandırmalıyız. Bu süreç, sadece silahların susması değil, aynı zamanda ortak bir geleceğin yeniden tasarlanmasıdır. O hâlde hangi yeni kavramlara ve anlamlara ihtiyacımız var?
Ortak Aidiyet ve Yurttaşlık Onuru: "Biz" kime denir? Bu sorunun yanıtını, etnik, mezhepsel veya bölgesel kimliklerin ötesinde, bu topraklara bağlı olan herkesin eşit hissedebileceği bir onur havuzunda yeniden üretmeliyiz.
Birlikte Yaşama Kültürü Yerine "Kader Ortaklığı": Birlikte yaşamak bazen mesafeli bir tahammülü çağrıştırır. Oysa bu coğrafyanın insanları bir arada yaşamaktan öte, kaderlerini ortaklaştırmıştır. Acıda da sevinçte de bir olan bu toplum, yeni dönemde "kader birliği" kavramıyla birbirine daha sıkı bağlanmalıdır.
Kardeşlik ve Helalleşme İklimi: Hukuki adımların ötesinde, toplumsal vicdanın tatmin olduğu, geçmişin acılarının ortak bir empatiyle karşılandığı bir "helalleşme" kültürü, kalıcı barışın en sağlam çimentosudur.
Gönüllü Bütünleşme ve Kucaklaşma: Devletin sadece güvenlik mekanizmalarıyla değil, şefkatiyle, adaletiyle ve kucaklayıcı yüzüyle toplumun her kesimini sarmalaması; toplumun da devlete olan aidiyetini gönüllü bir sadakatle pekiştirmesi gerekir.
Dili İnşa Etmek, Geleceği Kurmaktır
Tarih boyunca büyük dönüşümler, önce zihinlerde ve dilde başlamıştır. Yeni bir Türkiye, ancak yeni bir iddia, yeni bir ufuk ve bu ufku taşıyacak güçlü bir kelime hazinesiyle mümkündür.
Terörsüz Türkiye’yi kurmak için her şeyi yapmalıyız; evet. Bu, sadece siyasi, hukuki veya ekonomik bir irade meselesi değildir; aynı zamanda kültürel ve entelektüel bir sorumluluktur. Şiddetin dilini geride bırakıp barışın, kardeşliğin ve ortak geleceğin dilini hâkim kıldığımızda, göreceğiz ki bu topraklar üzerindeki tüm engelleri aşacak kudrete ve tarihe sahiptir.
Çünkü dil inşa eder; dil taçlandırır. Ve biz, yeni bir Türkiye’yi ancak yeni kelimelerimizle taçlandırabiliriz.
Süreç için yeni kavram setine ihtiyaç var.
Terör kavramının dışında süreci başarıya taşıyacak yeni kavram setine…
Devlet ve toplumla bütünleşme sürecine uygun yeni kavram setine…
Dil inşa eder ve taçlandırır.
Güvenlik değil güven sorunu.
Güvenlikçi bakış açısı güven sorununu derinleştirir, çözümsüzlüğü çoğaltır.
Süreci enfekte eden bu bakış açısı, güven inşa edici bakış açısına dönüşmeli.
Güven sorunu aşıldığında güvenlik sorunumuz kendiliğinden aşılır.
PKK’yı tekrar bir güvenlik sorununa dönüştürmek isteyenlerin oyununu bozacak siyasal akıl bu güven temelli siyasal akıldır.
PKK’yı sadece silahlarından ibaret bir örgüt olarak gören eski Türkiye’nin sorunlu güvenlikçi aklı bütünüyle terk edilmelidir.
Mehmet Metiner retweeted
Terörsüz Türkiye sürecinde Ülkemizin kendi tecrübesi,
toplumsal gerçekliği ve devlet geleneğiyle şekillenen özgün bir “Türkiye Modeli” oluşturulmuştur.
Terörü bitirmeye matuf genel bir amaca yönelik 7595 sayılı Kanun analiz edilirken sadece pozitif hukuk sisteminde yer alan olağan bir mevzuat unsuru olarak görülemez ve o sınırlarda ele alınamaz.
26 Ekim 1933 tarihinde kabul edilen 19 maddeden oluşan 2330 sayılı Kanunun gerekçesinde zamanın şartlarının derin etkilerini ve özgün bir modeli görürsünüz.
Kanunun ve gerekçesini kısaca hatırlatalım:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti 10. yılını kutlularken Türk inkılabının bu
çok kısa bir devre içinde daima ileri atılışlarla elde ettiği ve bütün medeni dünyanın hayranlıkla gördüğü siyasi ve sosyal muvaffakiyetlere gurur ve iftiharla bakmaktadır.
Memleketi dağınık bir enkaz halinde bulan Cumhuriyet, inkılabın tutuşturduğu faaliyetle bu kadar kısa bir zaman içinde memlekette yeni bir sosyal nizam yaratmış, hukuki ve iktisadi münasebetlerde tam bir denge tesis etmiş ve bu suretle Türk milletini layık olduğu şerefli mertebelere ulaştırmıştır.
Bu yükseliş hareketleriyle daima ileriye koşan memleket, bugün birleşmiş bir kütle halinde, sakin ve gururlu,ümitle dolu olan istikbale doğru yürümektedir.
Böyle mesut bir yıldönümünü kutlularken muhtelif sebep ve tesirlerle, ihtiras veya hatalarına kurban olmuş, kanuni cezalarla mahkûm bulunmuş kimseleri de düşünmek, onları bir kıymet olarak tekrar cemiyetin sinesine almak muvafık olur.
Bu biçarelere karşı gösterilecek müsamaha, kendilerini temiz bir unsur olarak alacak olan cemiyet lehine bir hareket olduğu kadar memleketin haiz olduğu kuvvetin de bir delili olacaktır.”
Cumhuriyetin 10. Yılında çıkarılan Kanunun 15.maddesinde ifade edildiği gibi 28 Temmuz 1933 tarihine kadar işlenmiş ceza gerektiren tüm suçları değil bazı suçları kapsamaktadır.
Başka bir ifadeyle,
Kısmi nitelikli, seçimlik şekilde belirlenmiş kimi suçların veya kimi cezaların ve hatta kimi davaların ismen metninde belirtildiği bir kanuni düzenlemedir.
Bu kanuna göre, bazı suçlar takipatsız kalmış, bazı cezalarda indirim yapılmış,bazı mahkumiyetler ortadan kaldırılmıştır.
Kanunun hazırlanması ve kabul edilmesinde Cumhurbaşkanı
Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat hükümete verdiği talimatın etkili olduğu bilinmektedir.
Cumhurbaşkanımızın sürecin yürütücüsü partiler olarak zikrettiği AK Parti, MHP ve DEM Parti süreçle amaçlananı gerçekleştirecek bir ittifak sistemini oluşturmalıdırlar.
Süreç ittifakı, yeni Türkiye ittifakı olarak tasarımlanmalıdır.
Süreci enfekte edici zemin oluşturulmak isteniyor.
Yeni bir ittifak sistemine acilen ihtiyaç var.
Somut adımlarla da güveni kalıcılaştırmak elzem.
Mehmet Metiner retweeted
Demokratik Kürt siyaseti açısından, Türk solunun bazı kesimlerinde yükselen etnik milliyetçi ve inkârcı anlayış, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile siyasi iş birliği seçeneğini zorunlu hâle getirmiştir.
Sayın Erdoğanda ırkçı ve inkârcı bir zihniyet zaten yok.
Yükselen inkârcı ve ırkçı zihniyet ile ancak sayın Erdoğan başedebilir.
Böyle bir ittifakın gerekçesi yalnızca inkârcı zihniyete karşı ortak duruş değildir. Aynı zamanda Erdoğan iktidarının hukuk devleti, demokratikleşme, temel hak ve özgürlükler alanındaki yanlış uygulamalarının düzeltilmesine yapıcı katkı sunabilecek bir siyasi diyalog zemini oluşturmasıdır.
Asıl mesele, geçmişin siyasi kamplaşmalarına mahkûm olmak değil; farklı siyasi geleneklerin ortak demokratik ilkeler etrafında buluşarak kalıcı hukuki ve toplumsal kazanımlar sağlayabilmesidir.
Bu ittifak tarihi bir fırsattır.


















