Yâ Rab!
Bu ne hicrandır ki ufuklar duman üstüne duman,
Bu ne devrandır ki harâb olmuş emniyet-i insan.
Kimi servet peşinde, kimi şöhret, kimi ihtiras;
Çiğnenirken ayak altında vicdan, merhamet, ihlâs.
Ne mâbeddeki huşû kaldı eski heybetiyle,
Ne mektepteki irfan o vakur izzetiyle.
Sanki bir korkunç rüzgâr geçmiş asırlar içinden,
Savurmuş ne kadar kıymet varsa milletin elinden.
Bakıyorum da yıkıntıların ardı görünmüyor;
Feryatlar yükseliyor, cevabı bilinmiyor.
Bir tarafta zulüm, bir tarafta bitmeyen figan…
Yeryüzü mahşer olmuş, susuyor ehl-i zaman.
Ve hâlâ gecenin bağrında yanarken bu matem,
Göklere yükseliyor kırık kalplerden bir âlem:
“Sen her şeye şahitsin!” demekten başka ne çare?
Zira bu kadar derdin altında kırılır her ibare.
Lâkin hâlâ ağlayan gözler var toprağı sulayan,
Hâlâ alın teriyle yarınlara yol arayan.
Düşen her damla yaşla yeşerecek nice fidan,
Çalışmaktan korkmayacak, vazifesinden kaçmayacak insan.
Gün gelecek, bu karanlık ufuklardan çekilecek,
Her harâbe yeniden emek ile dirilecek.
Kimse korkmayacak yarının yükünü omuzlamaktan,
Yeri geldiğinde gereği yapılacak, çekinmeden, yılmadan.
Zira her gecenin bağrında saklıdır bir seher,
Her nesle düşen bir emanet, her emanete bir nefer.
Bu millete yeniden diriliş, bu mayaya bereket ihsan eyle, Yâ Rab!
Muhammed Abdullah Sayın retweeted
Çok farklı, bambaşka bir gençlik geliyor.
Dil bilen, dünyayı iyi okuyan, Türkiye’yi tanıyan; ecdadını, tarihini, mirasını, misyonunu idrak eden; imanlı, vatansever, en önemlisi de öz güveni yüksek bir gençlik geliyor.
En büyük eserim, işte bu gençliğin yetişeceği iklimi inşa etmek olmuştur.
Bu gençlik, inanıyorum ki vakti geldiğinde emaneti bizden devralacak, çok daha yükseklere çıkaracaktır.
25 yılda böyle bir gençliği, böyle bir nesli yetiştirme şerefini bize bahşeden Allah’a sonsuz hamdüsenalar olsun.

