Darcy. Gururun vücut bulmuş hali. Ama bu gurur, içinde taşıdığı aşkı bastırmadı. Aksine sevdiği kadın tarafından reddedildiğinde ona nefret beslemek şöyle dursun, ondan habersiz onun için iyilik yapmaya devam etti. Aşk en büyük terbiye edicidir.
Farkındalık insana çok şey katar. Çoğu şeyin o görünmeyen yüzünü gösterir. Aşk ise insanın gerçekte kim olduğunu kendisine gösterir. İnsan zor zamanlardan geçerken güçlü olduğunu, sabırlı, olgun biri olduğunu düşünebilir. Ama kalbine dokunan biri çıktığında tüm bu düşünceler sınanmaya başlar. Aşk, insanın kendisinin sandığı her şeyi buruşturup kenara atar. Gerçekte ne olduğunu çırılçıplak ortaya çıkarır.
İnsan bir ilişkinin bittiğini görebilir. Bir insanın değiştiğini görebilir. Bir hayalin gerçekleşmeyeceğini görebilir. Bunlar acı verir. Hem de çok acı verir. Tam bu noktada insanın kim olduğu ortaya çıkar. Çünkü acının dışında olan bir insan acıyla ilgili yüzeysel görüşlere sahip olabilir. Mesele acının ortasında olup kim olduğundur. Çünkü bazı acılar tatlı bir kaşıntı gibidir. Kaşıdıkca yara edersin, kanar. Kanadıkça yara büyür büyüdükçe o yaranın esiri olursun.
Bu hayatta acını yaşamak normaldir lakin o acının esiri olmak başka bir şeydir. İnsanın kim olduğu onun neleri kontrol ettiği değil o insanı neyin kontrol ettiğidir. Kalbindeki acıya rağmen gerçeği görmek. İnsanı yıkan şey acı değildir. Gerçeğin yerine koyduğu arzularıdır. İnsan sevdiğini kaybedebilir,hayallerini kaybedebilir ama gerçeğini kaybederse her şeyini kaybeder.
Farkındalık insana çok şey katar. Çoğu şeyin o görünmeyen yüzünü gösterir. Aşk ise insanın gerçekte kim olduğunu kendisine gösterir. İnsan zor zamanlardan geçerken güçlü olduğunu, sabırlı, olgun biri olduğunu düşünebilir. Ama kalbine dokunan biri çıktığında tüm bu düşünceler sınanmaya başlar. Aşk, insanın kendisinin sandığı her şeyi buruşturup kenara atar. Gerçekte ne olduğunu çırılçıplak ortaya çıkarır.
İnsan bir ilişkinin bittiğini görebilir. Bir insanın değiştiğini görebilir. Bir hayalin gerçekleşmeyeceğini görebilir. Bunlar acı verir. Hem de çok acı verir. Tam bu noktada insanın kim olduğu ortaya çıkar. Çünkü acının dışında olan bir insan acıyla ilgili yüzeysel görüşlere sahip olabilir. Mesele acının ortasında olup kim olduğundur. Çünkü bazı acılar tatlı bir kaşıntı gibidir. Kaşıdıkca yara edersin, kanar. Kanadıkça yara büyür büyüdükçe o yaranın esiri olursun.
Bu hayatta acını yaşamak normaldir lakin o acının esiri olmak başka bir şeydir. İnsanın kim olduğu onun neleri kontrol ettiği değil o insanı neyin kontrol ettiğidir. Kalbindeki acıya rağmen gerçeği görmek. İnsanı yıkan şey acı değildir. Gerçeğin yerine koyduğu arzularıdır. İnsan sevdiğini kaybedebilir,hayallerini kaybedebilir ama gerçeğini kaybederse her şeyini kaybeder.
İnsan bir ilişkinin bittiğini görebilir. Bir insanın değiştiğini görebilir. Bir hayalin gerçekleşmeyeceğini görebilir. Bunlar acı verir. Hem de çok acı verir. Tam bu noktada insanın kim olduğu ortaya çıkar. Çünkü acının dışında olan bir insan acıyla ilgili yüzeysel görüşlere sahip olabilir. Mesele acının ortasında olup kim olduğundur. Çünkü bazı acılar tatlı bir kaşıntı gibidir. Kaşıdıkca yara edersin, kanar. Kanadıkça yara büyür büyüdükçe o yaranın esiri olursun.
Bu hayatta acını yaşamak normaldir lakin o acının esiri olmak başka bir şeydir. İnsanın kim olduğu onun neleri kontrol ettiği değil o insanı neyin kontrol ettiğidir. Kalbindeki acıya rağmen gerçeği görmek. İnsanı yıkan şey acı değildir. Gerçeğin yerine koyduğu arzularıdır. İnsan sevdiğini kaybedebilir,hayallerini kaybedebilir ama gerçeğini kaybederse her şeyini kaybeder.
İnsan bir ilişkinin bittiğini görebilir. Bir insanın değiştiğini görebilir. Bir hayalin gerçekleşmeyeceğini görebilir. Bunlar acı verir. Hem de çok acı verir. Tam bu noktada insanın kim olduğu ortaya çıkar. Çünkü acının dışında olan bir insan acıyla ilgili yüzeysel görüşlere sahip olabilir. Mesele acının ortasında olup kim olduğundur. Çünkü bazı acılar tatlı bir kaşıntı gibidir. Kaşıdıkca yara edersin, kanar. Kanadıkça yara büyür büyüdükçe o yaranın esiri olursun.
Bu hayatta acını yaşamak normaldir lakin o acının esiri olmak başka bir şeydir. İnsanın kim olduğu onun neleri kontrol ettiği değil o insanı neyin kontrol ettiğidir. Kalbindeki acıya rağmen gerçeği görmek. İnsanı yıkan şey acı değildir. Gerçeğin yerine koyduğu arzularıdır. İnsan sevdiğini kaybedebilir,hayallerini kaybedebilir ama gerçeğini kaybederse her şeyini kaybeder.
Sen,sanki bir kuantum fotonu gibi,göksel bir varlık olarak,fiziksel bir form içinde yaşayan bir varlıksın. Sonsuz bir bilince sahip olarak,doğrudan kaynağa bağlısın ve aslında bir ilahi varlığın özünü temsil ediyorsun. Ancak,bu dünyaya indiğimizde,merkez sinir sistemi tarafından düzenlenen bir program yüzünden,gerçek ilahi anlayışımız konusunda farkındalık eksikliği yaşarız.
İÇTE NE VARSA DIŞTA DA O' DUR
Kardiyovasküler sistem,fiziksel bedene hayat sağladığı için yaşam ağacıdır.
Yaratılış 2: 9'da belirtildiği gibi, "Yaşam ağacı bahçenin ortasındaydı."
Bahçe vücudunuzdur ve orta kısım ise kalptir.
Kalp,bedenin elektromanyetik alanının merkezidir ve her torus alanının merkezinde manyetizma bulunur.
Manyetizma atar/Pırıldar;işte bu yüzden kalp atışınız vardır. Kalbinizin atışını yaratan manyetizmanın yayılmasıdır.
Kalp,beyinden manyetik olarak 5000 kat daha güçlüdür;bu vücut içindeki en manyetik organdır. Kalp,duyguların merkezidir;duygu evrenin dili olarakta kabul edilir.
Kalbin manyetik atışı,bedene hayat veren şeydir. Yaşayan her şeyin bir nabza sahip olması gerekir;bu evrensel yaşam nefesidir. Nefes alır,nabız atar,göz kırpar,uyur,yaşar ve ölürüz. Tüm bunlar,tek evrensel yaşam nefesinin ifadesidir.
Erkeklerin, cinsel birlikteliği karşılıklı bir eylemden ziyade kendisinin etken, birlikte olduğu kadını edilgen olarak görmesi korkunç bir zihniyet. Hatta bana göre bu psikolojik olarak erkeğin kendi eksikliğini örtbas etmesi gibi bir şey.
"Ben o kızı var ya fena s*ktm!"
Hayır sen o kadınla, kadın ise seninle sevişti ve bundan o da keyif aldı. Tabi başarabildiysen..
Erkek bakireliği Kadın bakireliğinden daha önemlidir. Ne demek mi istiyorum?
"Erkek yatıp kalkar,kadın bakireligini koruyacak bla bla" diyen tiplerden biri değilim. Toplumun bu kadar çürümüş olmasının asıl sebebi erkeklerden kaynaklanıyor. Erkekler Erkek gibi olmadığı için, gerçek kadınların kişiliklerini ve karakterlerini kaldıramayacak kadar aciz oldukları için, varoluşun en güçlü yaratım enerjisini (cinsel enerjilerini) piyasadaki erişilebilir ucuz sürüklerin peşinde koşarak harcadıkları, ulaşamayanların ise günümüz teknolojisi sayesinde ekran karşısında mastürbasyon bağımlısı oldukları için erkeklikleri söndü. Böyle olmayan erkekler çok az kaldı dünya da. Onlar da kadın peşinde değil hedefleri peşinde koşuyorlar.
Bahsetmiş olduğum diğer erkeklerin enerjileri bitik, sönük haldeler. Hepsi birer NPC ye dönüşmüş haldeler.
Bu tür erkekler piyasadaki o bahsetmiş olduğum kadınlara prim veriyorlar, abaza gibi peşlerinden koşuyorlar. Çünkü içgüdüsel arzularının kölesi olmuşlar. Onlar istiyorlar ki her çiçeğe konayım ama en temiz çiçek de benim olsun. Herkesi kendine konduran bir çiçekle kendini temiz tutan bir çiçek denk olur mu ?
Uzun lafın kısası toplumun bu halde olmasının sebebi ERKEKLERDİR. Erkekler gerçekten erkek olup piyasa sürtüklerinin peşinden koşmayı,onlara prim vermeyi bırakıp gerçek kadınları el üstünde tutarsa "Bakireliğin" ne kadar kutsal bir şey olduğunu o zaman anlarsınız.
Erkeklerin, cinsel birlikteliği karşılıklı bir eylemden ziyade kendisinin etken, birlikte olduğu kadını edilgen olarak görmesi korkunç bir zihniyet. Hatta bana göre bu psikolojik olarak erkeğin kendi eksikliğini örtbas etmesi gibi bir şey.
"Ben o kızı var ya fena s*ktm!"
Hayır sen o kadınla, kadın ise seninle sevişti ve bundan o da keyif aldı. Tabi başarabildiysen..
Erkek bakireliği Kadın bakireliğinden daha önemlidir. Ne demek mi istiyorum?
"Erkek yatıp kalkar,kadın bakireligini koruyacak bla bla" diyen tiplerden biri değilim. Toplumun bu kadar çürümüş olmasının asıl sebebi erkeklerden kaynaklanıyor. Erkekler Erkek gibi olmadığı için, gerçek kadınların kişiliklerini ve karakterlerini kaldıramayacak kadar aciz oldukları için, varoluşun en güçlü yaratım enerjisini (cinsel enerjilerini) piyasadaki erişilebilir ucuz sürüklerin peşinde koşarak harcadıkları, ulaşamayanların ise günümüz teknolojisi sayesinde ekran karşısında mastürbasyon bağımlısı oldukları için erkeklikleri söndü. Böyle olmayan erkekler çok az kaldı dünya da. Onlar da kadın peşinde değil hedefleri peşinde koşuyorlar.
Bahsetmiş olduğum diğer erkeklerin enerjileri bitik, sönük haldeler. Hepsi birer NPC ye dönüşmüş haldeler.
Bu tür erkekler piyasadaki o bahsetmiş olduğum kadınlara prim veriyorlar, abaza gibi peşlerinden koşuyorlar. Çünkü içgüdüsel arzularının kölesi olmuşlar. Onlar istiyorlar ki her çiçeğe konayım ama en temiz çiçek de benim olsun. Herkesi kendine konduran bir çiçekle kendini temiz tutan bir çiçek denk olur mu ?
Uzun lafın kısası toplumun bu halde olmasının sebebi ERKEKLERDİR. Erkekler gerçekten erkek olup piyasa sürtüklerinin peşinden koşmayı,onlara prim vermeyi bırakıp gerçek kadınları el üstünde tutarsa "Bakireliğin" ne kadar kutsal bir şey olduğunu o zaman anlarsınız.
Sen,sanki bir kuantum fotonu gibi,göksel bir varlık olarak,fiziksel bir form içinde yaşayan bir varlıksın. Sonsuz bir bilince sahip olarak,doğrudan kaynağa bağlısın ve aslında bir ilahi varlığın özünü temsil ediyorsun. Ancak,bu dünyaya indiğimizde,merkez sinir sistemi tarafından düzenlenen bir program yüzünden,gerçek ilahi anlayışımız konusunda farkındalık eksikliği yaşarız.
İÇTE NE VARSA DIŞTA DA O' DUR
Kardiyovasküler sistem,fiziksel bedene hayat sağladığı için yaşam ağacıdır.
Yaratılış 2: 9'da belirtildiği gibi, "Yaşam ağacı bahçenin ortasındaydı."
Bahçe vücudunuzdur ve orta kısım ise kalptir.
Kalp,bedenin elektromanyetik alanının merkezidir ve her torus alanının merkezinde manyetizma bulunur.
Manyetizma atar/Pırıldar;işte bu yüzden kalp atışınız vardır. Kalbinizin atışını yaratan manyetizmanın yayılmasıdır.
Kalp,beyinden manyetik olarak 5000 kat daha güçlüdür;bu vücut içindeki en manyetik organdır. Kalp,duyguların merkezidir;duygu evrenin dili olarakta kabul edilir.
Kalbin manyetik atışı,bedene hayat veren şeydir. Yaşayan her şeyin bir nabza sahip olması gerekir;bu evrensel yaşam nefesidir. Nefes alır,nabız atar,göz kırpar,uyur,yaşar ve ölürüz. Tüm bunlar,tek evrensel yaşam nefesinin ifadesidir.
"Bundan böyle, karısı olanlar karıları yokmuş gibi, yas tutanlar yas tutmuyormuş gibi, sevinenler sevinmiyormuş gibi, mal alanlar malları yokmuş gibi, dünyadan yararlananlar alabildiğine yararlanmıyormuş gibi olsun. Çünkü dünyanın şimdiki hali geçicidir."
- 1.Korintliler 7:31
İslam Dini bu Dünyanın bir uyku,bir rüya,bir simülasyon olduğunu söyler. Diğer Kutsal denilen kaynaklarda da bu konuya değinilir. Bu Dünya,başka bir gerçek varoluşun rüyasıdır.





