DENİZ_TOPRAK2 (@TOPRAK_2_) header
DENİZ_TOPRAK2 (@TOPRAK_2_) profile picture

BİZİ BİLEN BİLİR…YOLU SEVGİDEN GEÇEN HERKESİN BULUŞTUĞU BİR YER OLSUN İSTİYORUM.❤️🙏🇹🇷🍀🌹🥀Artık Sağ Sol Yok Dindar Dinsiz Yok Sünni Alevi Yok Türk Kürt Yok

Joined June 2014
Photo by DENİZ_TOPRAK2 (@TOPRAK_2_)Photo by DENİZ_TOPRAK2 (@TOPRAK_2_)Photo by DENİZ_TOPRAK2 (@TOPRAK_2_)Photo by DENİZ_TOPRAK2 (@TOPRAK_2_)Photo by DENİZ_TOPRAK2 (@TOPRAK_2_)Photo by DENİZ_TOPRAK2 (@TOPRAK_2_)Photo by DENİZ_TOPRAK2 (@TOPRAK_2_)Photo by DENİZ_TOPRAK2 (@TOPRAK_2_)Photo by DENİZ_TOPRAK2 (@TOPRAK_2_)Photo by DENİZ_TOPRAK2 (@TOPRAK_2_)
┳▄╮░╭▄┳ ╰▀┛▄┗▀╯🇹🇷❤️🇹🇷 "Ben Atatürkçüyüm. Ben Cumhuriyetçiyim. Ben laikim. Ben anti- emperyalistim. Ben bağımsız Türkiye'den yanayım. Ben özgürlükçüyüm. Ben insan hakları savunucusuyum. ,Ben terörün karşısındayım. Ben, yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. Öyleyse vurun, parçalayın! Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır." Uğur Mumcu mekanın cennet olsun büyük aydınımız Uğur Mumcu. 🇹🇷❤️🇹🇷❤️🇹🇷
156
513
20
2,888
228,974
DENİZ_TOPRAK2 retweeted
Ekrem İmamoğlu’nun “casusluk” davasındaki en önemli cümlesi: “MİT 1 günde verebileceği cevabı 4 aydır veremiyor. İbrahim Kalın’a soruyorum hangi bilgiyi kime vermişim? Bu soruya cevap vermek zorunda. Bir tek kanıt yok şu ana kadar. MİT neden 4 aydır cevap vermiyor?” Dava çöktü!
1
12
42
535
ARKADAŞLAR HESABIMDA BİR ŞEYLER OLUYOR.. İLETİLERİMİ GÖREMİYORUM..!!!!
2
165
Güzel evlerimiz vardı bizim.. İçinde sıcak, samimi, sevecen insanların yaşadığı, Camlarından çiçekler sarkan, Kapısı, sofrası mahalleye açık, Çatısı göğe bakan, Sokağa huzur yayan.. Pencerelerde komşuyla iki lafın belini kırdığımız, merdivenlerde çekirdek çitlediğimiz, küçücük metrekarelerin içinde büyük büyük mutluluklar yaşadığımız evlerimiz vardı.. Akşam olduğu vakit; Babalar ellerinde alışveriş fileleri, koltuk altında ekmekleriyle koşa koşa evlerinin yolunu tutar, çoluğunu çocuğunu sokaktan toplar, önüne katar, Analar da sıcacık yüreğiyle, gülen gözleriyle en sevdiklerini kapılarda karşılardı.. Aile olmak başkaydı o evlerde.. Komşu olmak da ve hatta Tanrı misafiri olmak da.. Karşılıksızdı o evler; Menfaatsizdi, İçtendi, Saygıdan, Sevgidendi.. Güzel evlerimiz vardı bizim.. Güzel ailelerimiz.. Güzel sokaklarımız.. Güzeldik biz eskiden, çok eskiden.. T.Tuğba Baş.
6
194
DENİZ_TOPRAK2 retweeted
#GÜNAYDIN ..🌞 #Hayırlı_Sabahlar.☕🍫🌹 #Herşey_gönlünüzce_olsun,🌺🦋🌿 #Bir tebessüm, #Bir selam, #Bir tatlı kelamdır gönlün anahtarı.. #Fazlası teferruat... ☕🍫🌹
1
3
38
DENİZ_TOPRAK2 retweeted
Döksede ağaçlar yapraklarını içinde CUMHURİYET 🇹🇷🇹🇷🇹🇷var Tamda bunun için hoş geldin EKİM 🩵🍁🍁🍂🍂 bize yurdumuza ve tüm insanlığa sağlık getir, huzur getir, iyilik ve güzellik getir..
3
4
156
DENİZ_TOPRAK2 retweeted
Döksede ağaçlar yapraklarını içinde CUMHURİYET 🇹🇷🇹🇷🇹🇷var Tamda bunun için hoş geldin EKİM 🩵🍁🍁🍂🍂 bize yurdumuza ve tüm insanlığa sağlık getir, huzur getir, iyilik ve güzellik getir..
1
2
4
87
DENİZ_TOPRAK2 retweeted
Günün sözü şair Şükrü Erbaş’tan… #şükrüerbaş #şiir
2
9
91
1,561
DENİZ_TOPRAK2 retweeted
İşte vatanını milleti uğruna canını feda eden kahraman Türk kadını şerife bacıyı vatan millet için mücadele eden başta kadınlarımız çocuklarımız olmak için bütün kahramanlarımızı saygıyla minnetle anıyoruz yaşayanlara,sağlıklı ömürler diliyor vefaat edenlerin ruhları şad olsun 🇹🇷
3
14
41
432
DENİZ_TOPRAK2 retweeted
"Kimsenin zevkine karışılmaz, kedileri ille herkes sevsin demeyeceğim; ama ben, kedi sevmeyenlerle anlaşamam." / Nurullah Ataç #NurullahAtaç #KediSevgisi #Kediler #Kedi….
1
2
12
153
Pedofil Trump’ın emrinden çıkmayan Zihniyet.. Yeryüzünün en aşağılık Toplumu şuan Türkiye Topraklarında bulunuyor.. ABD Başkanı Donald Trump’ın Çocuk Sapığı olduğu tüm Dosyalarda çıkıyor ve Pedofil Trump Erdoğan'ın meşruiyetini tanıyan kişi.. Trump’ın sözünden çıkmayan dediklerini hemen yapan Siyasal İslamcılar var.. Bu aynı Ekrem İmamoğlu 560 Milyar TL çaldı derken Fon üzerinden Halkın 830 Milyar TL çalmalarına benziyor.. Şimdi bunlar Müslüman öylemi..? Namaz kılmalarına, Oruç tutmalarına, Hac yapmalarına, Kuran-i Kerim okumalarına, Bakacağız öylemi.!? AKP hariç, Herkes Pedofil, Herkes Sapık, Herkes Hırsız, Herkes Sahtekar.. Vay Osmanlı Çocukları vay..!! Fatih Yazar
2
134
Ortada ne Mum bıraktılar ne Adalet..! Bizlere 7/24 Hz.Ömer'in Adaletinden bahsedenler Halkın 830.000.000.000 TL’sini Cukkaladılar... Devletin Mumu Şahsı Mum öylemi.!? Siyasal İslamcıları bakıp lütfen Dinden soğumayın..! Bunlar Müslümansa, Hz. Ömer ne..? Hz.Ömer Müslümansa, Bunlar ne oluyor.!? "Allah'ın Değirmeni ağır döner ama Ununu ince eler..." İnançlı Allah'ın Kulu olarak böyle düşünüyorum.. Münafıklar nasıl düşündüğü beni zerre ilgilendirmiyor.. Hz.Ömer bir Mum'dan dolayı dahi kendini sorumlu ve mesul hissediyorsun, Münafıklar 830 Milyar TL çalınmış, umurlarında bile değil.. Onun yerine Günah Keçisi arıyorlar Günahlarını yüklemek için... Fatih Yazar
1
82
Kırılganız Öyle yorgunuz ki, dalımıza kuş konsa kırılırız. Rüzgâr esse savruluruz, bir söz dokunsa dağılırız. Yıllar yük oldu omuzlarımıza, sustukça birikti içimizdeki fırtına. Gülmek bile ağır geldi bazen, nefes almak bile fazla. Şimdi dertlerimizden roman yazma vakti, her satırda bir yara, her sayfada bir iz. Belki okunuruz bir gün, belki anlaşılırız sessizliğimizden. Kırılganız ama ayaktayız hâlâ, camdan kalplerle, taş gibi bir dünyada...💞[
1
6
1
23
789
"Ulan öldürdüler bizi bu pezevenkler Bir tek günümüz geçmiyor ahsız ofsuz Bir tek günümüz geçmiyor borçsuz harçsız Bir tek günümüz be yahu, bir tek günümüz oh diyesi Ulan öldürdüler bizi bu pezevenkler Yahu kimin bu topraklar Yahu kimin bu denizler Bu ormanlar bu tirenler bu gemiler uçaklar Bu madenler kimin yahu? Kıydılar alımıza morumuza bu pezevenkler Kıydılar yazımıza baharımıza İşimiz gücümüz mayın taramak İşimiz gücümüz ölü taşımak İşimiz gücümüz umuda yatmak Ulan öldürdüler bizi bu pezevenkler" Hasan Hüseyin Korkmazgil
8
40
1,111
“İT SEVERMİŞ!” Evet, doğru. Kedi severim. Köpek severim. Sokakta aç kalmış bir hayvan görünce içim sızlar. Yağmurda titreyen bir canlının yanından öylece geçip gidemem. Bunun üzerine bazı çok ciddi (!) insanlar hemen teşhisi koyuyor: “İt sever!” Arkasından seviye biraz daha yükseliyor: “İte tapıyor!” Biraz daha yükselenler ise finali yapıyor: “Pislik!” İnsan hayret ediyor… Bir canlıya su veren insanın karakter analizi beş saniyede tamamlanıyor ama birbirine hakaret eden insanların psikolojik değerlendirmesi için yıllarca eğitim gerekiyor. 😂 Oysa ortada çok basit bir şey var: Hayvan sevmek, insan sevmemek değildir. Tam tersine, çoğu zaman merhametin canlılar arasında ayrım yapmadan çalışabilmesidir. Bir köpeğin başını okşamakla kimsenin insanlık onuru eksilmiyor. Bir kedinin karnını doyurmakla kimsenin ekmeği küçülmüyor. Bir sokak hayvanına su koymakla kimsenin evine tapu devri yapılmıyor. 😂 Ama nedense bazı insanlar, bir hayvana gösterilen sevgiyi görünce bunu kişisel bir saldırı gibi algılıyor. Sanki kediye mama verdik diye kendilerinden üç öğün mama eksiliyor! Sanki köpeğe su koyduk diye onların musluk faturası bize geliyor! Sanki “Bu canlı da yaşasın” demek, “Sen yaşamayacaksın” anlamına geliyor. Hayır sevgili dostlar… Dünyada sevginin kotası yok. Birini sevince ötekinin sevgisi azalmıyor. Bir köpeği sevmek, bir çocuğu daha az sevmek değil. Bir kediyi korumak, bir yaşlıyı daha az önemsemek değil. Bir kuşa su koymak, insanlıktan istifa etmek hiç değil. Hatta küçük bir psikoloji bilgisi vereyim: İnsan, kendisinden güçsüz ve savunmasız olana nasıl davrandığıyla kendi vicdanını da gösterir. Bu yüzden hayvana merhamet göstermek bana göre utanılacak bir davranış değil; aksine insanın içindeki merhamet kasının çalıştığını gösteren güzel bir davranıştır. Tabii herkes hayvan sevmek zorunda değil. Köpekten korkabilirsiniz. Kedileri sevmeyebilirsiniz. Hayvanlarla aynı ortamda bulunmak istemeyebilirsiniz. Bunların hepsi anlaşılabilir. Ama sevmemek başka, nefret etmek başka; nefret etmek başka, hakaret etmek bambaşka. Ben köpek sevmeyen bir insana “Köpekleri sevmiyorsun, demek ki kötüsün” demem. Çünkü insanların duyguları farklı olabilir. Ama biri hayvan seven birine “it sever, ite tapar, pislik” diyorsa, burada hayvan sevgisinden çok iletişim biçimi konuşulmaya başlanır. Çünkü insanın ağzından çıkan kelime, karşısındakinden önce kendisini anlatır. Benim elimde mama olabilir. Sizin elinizde ise öfke. Benim cebimde köpek bisküvisi olabilir. Sizin cebinizde ağır kelimeler… İkimiz de dışarı çıkınca hangisinin etrafa daha fazla zarar verdiğini düşünmek size kalmış. 😊 Bir de şu “ite tapıyorlar” meselesi var. Sevgili arkadaşlar… Bir canlıyı sevmekle ona tapmak arasında dağlar kadar fark var. Ben çiçeği seviyorum diye çiçeğe tapmıyorum. Denizi seviyorum diye denize tapmıyorum. Çocuğumu seviyorum diye ona tapmıyorum. Köpeği seviyorum diye de köpeğe tapmıyorum. Sevgi ile tapınmayı birbirine karıştırmak, biraz fazla hızlı bir psikolojik çıkarım oluyor. 😂 Üstelik hayvan sevgisini küçümsemek için kullanılan “it” kelimesinin kendisi de düşündürücü. Bir canlıyı küçültmek için kullanılan kelime, aslında o canlı hakkında değil, onu kullanan kişinin bakış açısı hakkında daha fazla şey söylüyor. Ben yine de kimseye “Sen şöylesin, böylesin” demeyeceğim. Çünkü benim hayvan sevgimin en güzel taraflarından biri şu: Merhameti, hakaret ederek savunmaya ihtiyacım yok. Bir köpek bana kuyruğunu salladığında ona siyasi görüşünü sormuyorum. Bir kedi yanıma geldiğinde eğitim durumunu sorgulamıyorum. Bir sokak hayvanı açsa “Beni daha önce beğenmiş miydi?” diye düşünmüyorum. Acıkmışsa yemek veriyorum. Susamışsa su veriyorum. Yaralıysa yardım etmeye çalışıyorum. Hepsi bu. Belki de insanlığın en güzel tarafı biraz da budur: Karşılığında hiçbir şey alamayacağını bildiğin bir canlıya yine de iyilik yapmak. O yüzden bana “it sever” diyebilirsiniz. Ben bunu hakaret olarak almıyorum. Çünkü evet… Ben hayvan severim. Hatta mümkünse insanları da severim. Ama insanları sevmek, insanların her söylediği sözü kabul etmek anlamına gelmiyor. 😊 Siz hayvanları sevmeyebilirsiniz. Ben buna saygı duyarım. Ama benim sevgime hakaret etmeyin. Çünkü ben sizin sevmediklerinize gösterdiğim merhamet kadar, sizin farklılığınıza da saygı göstermeye çalışıyorum. Belki hepimizin öğrenmesi gereken küçük bir ders vardır: Bir hayvanı sevmek insanı küçültmez. Ama merhamet gösterene hakaret etmek, insanın kendi dilini küçültebilir. Ve son olarak… Bir gün sokakta bir köpek görürseniz ve size kuyruğunu sallarsa, hemen endişelenmeyin. Sizden tapınmanızı istemiyor. 😂 Muhtemelen sadece sevgi istiyor. İsterseniz vermeyin. Ama bari hakaret etmeyin. Çünkü dünyada zaten yeterince kavga var. Bir de kedilerle köpekleri, insanların birbirine karşı kullandığı hakaretlerin içine sokmayalım. Onlar en azından birbirlerine yorum yazmıyorlar.
2
5
20
808
Bu ülke sahte diploma gördü, sahte doktor gördü, sahte avukat gördü, yenidoğan bebek çetesi gördü, her şeyin en kötüsünü gördü. Ama Gaziantep ve diğer şehirlerdeki sağlık ve sigorta terörünü hiç görmedi… Adamlar öyle bir sistem kurmuş ki trafik kazası geçirip canıyla mücadele eden insanların, kazayı geçirdikleri an kişisel bilgilerine ve aile fertlerine ulaşarak hem sigorta şirketlerini hem de aileyi dolandırıyorlar. Bu sistem 20 yıldır sürüyor ve sadece Gaziantep'te değil, birçok şehirde bu dolandırıcılık sistemi aktif şekilde işlemeye devam ediyor, sadece gün yüzüne çıkmıyordu. Avukatlar ve sigorta danışmanlarıyla kurdukları bu şebeke sayesinde, kaza gerçekleşip polisler olay yerine gittiğinde ve kazayı sisteme bildirdikleri an, bilgi bu şahısların da sistemine düşüyor. Kazayı geçiren kişilerin T.C. kimlik bilgilerine ulaşıyor, ardından aileleriyle iletişime geçiyorlar. Hastaneye hafif bir yaralanmayla başvursanız bile bu bilgi, servis içerisindeki sigorta çalışanları tarafından adeta takibe alınıyor ve kişisel bilgileriniz sigorta/hasar danışmanlığı süreçlerine aktarılıyor. Bundan birkaç hafta önce engelli bir çocuğu hastaneye kaldırıyorlar, durumunun hafif olmasına rağmen sağlık raporlarını ağırlaştırıyorlar. Aileye de "Buradan yüksek miktarda para alınır" diyerek kendilerini sigorta şirketi gibi tanıtıp insanları dolandırıyorlar. Sigorta acentelerinden eksperlere, kaporta ve boya ustalarından servis çalışanlarına kadar geniş bir zinciri kapsayan bu durumun yanında, hastaneler, sigorta şirketleri ve hukuk büroları da tek tek mercek altına alınmalıdır. Yıllardır süregelen bu organize mağduriyetin ve usulsüzlüğün önüne geçebilmek için sektörün tüm paydaşları kapsayıcı bir incelemeden geçirilmelidir. Ve bu zamana kadar yapılan vurgun 15,6 milyar TL… • Ali Kılınç isminde biri yazmış...
12
116
5
234
15,679
Bir Varmış, Bir Yokmuş… Siyasal İslam Gelmiş.. Zamanın birinde, “Siyasal İslam” diye bir ideoloji varmış… Herkese haktan, hukuktan, adaletten söz eder; mazlumun yanında olduklarını, hakkı ve adaleti tesis edeceklerini anlatırlarmış. Derken zaman geçmiş… Bir gün Siyasal İslamcılar memleketin tek söz sahibi olmuşlar. Ne var ki dün haksızlıktan, hukuksuzluktan ve adaletsizlikten şikâyet edenler, iktidarı ellerine aldıklarında eleştirdikleri düzenin daha ağırını yaşatır hâle gelmişler. Allah adına yola çıktıklarını söyleyenler, insanların gözünde adaletsizliğin ve haksızlığın temsilcisine dönüşmüşler. Mağdurken mağdur eden bir yapıya dönüşmüşler. “Yetim hakkı” diyerek makamlara, koltuklara oturanlar; yetimlerin, yoksulların ve emekçilerin sofrasındaki lokmaya kadar uzanan bir düzenin parçası olmuşlar. Başörtüsü mağduriyeti üzerinden başlayan hikâye, zamanla para kasalarındaki sıfırların sayılamadığı milyarlarla anılır hâle gelmiş. Bugün kenarda köşede "Yetim Hakkı" olan paralar sayılmaya devam ediyor.. Ve masalın en acı tarafı şu: Dün adalet isteyenler, bugün adaletsizliğin karşısında değil; tam ortasında duruyorlar. Bir varmış, bir yokmuş… Bir zamanlar “hak, hukuk, adalet” diye yola çıkanlar varmış. Sonra güç gelmiş… Ve söyledikleriyle yaptıkları arasındaki mesafe, koskoca bir ülkenin hikâyesine dönüşmüş. *** Muhafazakar Dindar Müslümanların geçmişte çektikleri bunca çile bunun içinmiydi demeden edemiyor İnsan.!? İnsanlar geçinemedikleri için İntihar ederken Memleketin siyasi manzarası böyle.. Fatih Yazar ✍️
1
6
27
907
BİLİYOR MUYDUNUZ? İLBER ORTAYLI HAKKINDA 5 AZ BİLİNEN GERÇEK Tarih denildiğinde Türkiye'de akla gelen en önemli isimlerden biri olan Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın hayatında, onu yalnızca bir tarihçi olarak tanımlamanın ötesine geçen birçok dikkat çekici ayrıntı bulunuyor. - Avusturya'da dünyaya geldi. İlber Ortaylı, 1947 yılında Avusturya'nın Bregenz kentinde dünyaya geldi. Ailesi II. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye'ye göç eden Kırım Tatarı bir aileydi. Ortaylı henüz küçük yaşlardayken ailesiyle birlikte Türkiye'ye geldi. - Çocukluğu birden fazla dilin içinde geçti Ailesinin eğitim ve kültür dünyası oldukça farklıydı. Annesi Rus dili ve edebiyatı alanında eğitim görmüş, babası ise uçak mühendisliği yapmıştı. Bu ortam, Ortaylı'nın daha çocukluk yıllarından itibaren farklı dillere ve kültürlere ilgi duymasına katkı sağladı. - Aynı anda farklı alanlarda eğitim aldı Ortaylı yalnızca tarih eğitimiyle yetinmedi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde tarih öğrenimi görürken Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde de eğitim aldı. Daha sonra Viyana Üniversitesi'nde Slavistik ve Şarkiyat alanlarında çalışmalar yaptı. - Halil İnalcık'ın öğrencisi oldu Ortaylı'nın akademik hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri, Chicago Üniversitesi'ndeki yüksek lisans çalışmaları sırasında Prof. Dr. Halil İnalcık'ın öğrencisi olmasıydı. İnalcık, Osmanlı tarihi konusunda dünyanın önde gelen tarihçilerinden biri olarak kabul edilir. Bu akademik bağ, Ortaylı'nın tarihçilik kariyerinde önemli bir yere sahip oldu. - Tarihçilik dışında müzecilik de yaptı İlber Ortaylı yalnızca üniversitelerde ders veren bir akademisyen olarak kalmadı. Bir dönem Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü görevini yürüttü. Böylece Osmanlı tarihine ilişkin akademik bilgisini, Türkiye'nin en önemli tarihî miras kurumlarından birinin yönetiminde de kullanma fırsatı buldu. İlber Ortaylı'nın hayatına bakıldığında; farklı ülkeler, diller, kültürler ve akademik disiplinlerle iç içe gelişen bir eğitim süreci görülüyor. Onu yalnızca televizyonda tarih anlatan bir akademisyen olarak değil, hayatını tarih araştırmalarına, eğitime ve kültürel mirasa adamış bir tarihçi olarak değerlendirmek gerekiyor. 📌 Tarih, yalnızca geçmişi bilmek değil; geçmişin nasıl şekillendiğini anlamaktır. Siz İlber Ortaylı hakkında bu bilgilerden hangisini daha önce biliyordunuz?
1
1
9
771