Tunç Soyer'le cezaevinde ziyaret ettiğimiz Osman Kavala ve aynı asil vasıflarla içeride tutulan Soyer; nezaket, bilgelik ve sabırlarıyla bu düzenin masallarına ayna tutuyor. Silivri'de 9. koca yıl! Bu vicdansızlığa hüzünle bakarken, o benzersiz duruşa minnettarız.
Av. Taner Kazanoglu retweeted
MEDYADA KIYIMA SON!
Bağımsız - muhalif medyanın, tam da bugünlerde daha da güçlenmesi, daha da nitelikli ve yoğun iş gücüyle, emekçilerle tahkim edilmesi gereken bugünlerde, "kıyım" yoluna başvurması utanç vericidir...
Bunlardan daha da utanç verici olan, aynı kurumun, kadrolarını rejim tarafından kapatılmış bir başka kurumun şöhretli ekran yüzleriyle doldurmaya çalışırken, bu "kıyıma" girişmiş olmasıdır.
Kaba bir hesapla, "kapatılan Halk TV'den alınan" her bir şöhretli isme karşılık 10 emekçinin işine son vermenin tek bir izahı vardır.
Bağımsız medyanın kendi kendini imha etmesi.
Tam da bu zamanda!
TAM DA BU ZAMANDA!
Ne yaptığınızın farkında mısınız?
evrensel.net/haber/6007342/s…
Av. Taner Kazanoglu retweeted
Bu nasıl adalet?
ALİ RIZA AKYÜZ
(Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı)
2025 mart operasyonunda tutuklandı. 1.5 yıla yakın bir süre Silivri'de yattı. Bir ay kadar önce tutksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Son Bakırköy operasyonunda aynı suç iddiasıyla yeniden gözaltına alınıp yine tutuklandı. Hem de hapishanede olduğu dönemlerden de sorumlu tutularak.
Gerçekten bu nasıl bir iş? Nasıl bir hukuk, nasıl bir adalet ve yargı uygulamasıdır?
Atatürk’ün "iki büyük eserim" dediği Cumhuriyete de CHP’ye de sahip çıkıyoruz! İçerideki çapsızlığa ve koltuk kavgalarına karşı susmuyoruz.
Yazım yayında:
🔗 yurt-haber.com/yazar/taner-k…
🇹🇷 29 Ekim Kutlu Olsun! Bu mirası biz yaşatacağız! #29Ekim
Av. Taner Kazanoglu retweeted
27.10.2026 tarihli mahkeme kararı ile,
31.07.2026 tarihli imza sirküleri ile başlayan,
300 bini aşkın bireysel yatırımcımızı temsilen,
(şirketin %90 halka açık vaziyette)
Genel kurulumuza katılan hissedarlarımızın büyük çoğunluğunun oyları ile genel kurulumuzda vermiş olduğunuz,
YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI,
görevim SONLANMIŞ bulunmaktadır.
Bundan sonra yönetim,
#TMSF nin çok kıymetli yöneticileri tarafından icra edilecektir.
Bağımsız bir ruh ile vazife yaptığım bu süre boyunca,
Hiç bir ,
TÜRKİYE CUMHURİYETİ Kanununa,
Mevzuatına ve hukukuna aykırı,
HİÇ BİR KARARA İMZA ATMADIM..
Şirketi BORCA SOKMADIM..
İşlerin devam edebilmesi için,
Tecrübelerime dayanan çözüm önerileri getirdim ve bunları uygulamaya ÇALIŞTIM.
Çok faydalı İŞLER YAPTIGIMIZI da,
UmarımTARİH GÖSTERECEKTİR..
Şirket içinden ve dışından,
HER TÜRLÜ ZORLAMALARA,
TEHDİT VE ENGELLEMELERE
Boyun EĞMEDİM,
Bunu en çok bireysel yatırımcılarımız biliyor ve şahit oldular
Sadece ve Sadece,
BİREYSEL YATIRIMCILARIMIZ,
menfaatine mücadele ETTİM.
Buna ÖNCELİKLE YÜCE RABBİM,
Sonrasında tüm MESAİ ARKADAŞLARIMIZ ŞAHİTTİR..
Yüce DEVLETİMİZİN,
KISA SÜREDİR SORUMLULUK aldığım #kontrolmatik şirketimiz HAKKINDA ALDIGI HUKUK KARARINA SAYGIM SONSUZDUR.
(Kamuoyumuza tekrar duyururum,
Geçmişten bugüne,
Başta #kontrolmatik olmak üzere,
HİÇ BİR BORSA şirketinde,
bir adet hissem yoktur,
Ayrıca bu şirkette,
Hiç bir zaman maaşlı çalışan olarak çalışmam olmamıştır)
Ve bu kararın BİREYSEL YATIRIMCILARIMIZA FAYDA GETİRECEĞİNE İNANCIM herzamankinden fazla TAMDIR.
#MustafaCeyhan olarak,
#TürkiyeCumhuriyeti
Ve #kontrolmatik
BİREYSEL YATIRIMCILARININ
Her zaman ki gibi,
EMİRLERİNDEYİM
Vatanımız SAĞOLSUN..
Milletimiz DAİM OLSUN..
🇹🇷🇹🇷🇹🇷
29 Ekim eşiğinde Bakırköy başta olmak üzere CHP'den istifa şovuna soyunanlar; "Kesin gündem oluruz" sanmışlar ama sadece siyasi beceriksizliklerini tescillediler. Millet Cumhuriyet’i kutlarken kendi koltuk kavganızı sahnelemenin adıdır vizyonsuzluk. Sandıkta görüşürüz!
Av. Taner Kazanoglu retweeted
<<<<25 Ekim 2026 İstanbul Barosu Seçimleri Vesilesiyle>>>
- Avukatlık, yalnızca bir meslek değil; hukukun üstünlüğünün, adil yargılanma hakkının, savunma özgürlüğünün ve bireyin devlet karşısındaki hukuki güvencesinin kurumsal temsilidir.
- Avukata gösterilen saygı, kişisel bir nezaket tercihi değil; savunma makamının bağımsızlığına ve adaletin işleyişine gösterilmesi gereken kurumsal saygıdır.
- Kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları, avukatı yalnızca bir hizmet sağlayıcı, dosya takipçisi veya kurumsal hiyerarşinin herhangi bir basamağı olarak değerlendiremez.
- Avukatın mesleki kıdemi farklı olabilir; ancak savunma makamının saygınlığı kıdemle ölçülemez. Meslekte geçirilen yıllar deneyimi artırabilir. Uzmanlık, bilgi birikimi ve başarı farklılaşabilir. Bunlar somut, nesnel ve mesleki ölçütlerle değerlendirilebilir. Ancak hiçbir farklılık, bir avukatın mesleki onurunu diğerinden daha aşağıda konumlandırmanın gerekçesi olamaz.
- Avukatları kıdem, kademe, unvan veya kurumsal statü üzerinden itibari bir hiyerarşiye yerleştirmek; mesleki yetkinlikleri dayanaksız biçimde veya ortalamanın altında ya da benzeri küçültücü genellemelerle tanımlamak, savunma mesleğinin saygınlığıyla bağdaşmaz.
- Yetkinlik değerlendirilir ancak meslek onuru derecelendirilmez.
- Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları; avukatın meslek saygınlığını koruma görevinin yanı sıra toplum nezdinde korunması gereken değerini hatırlatır.
- Barolar, avukatlar arasında üstünlük sıralaması yapmak için değil; her avukatın bağımsızlığını, mesleki onurunu ve ortak haklarını korumak için vardır.
- Savunmanın itibarı, adaletin itibarıdır. İş dünyasında, kamu yönetiminde ve toplumsal yaşamda zaman zaman görüş ayrılıkları, gerilimler ve iletişim sorunları yaşanabilir. Bu süreçlerde kullanılan ifadeler, kimi zaman amaçlanan anlamın ötesine geçebilir veya farklı biçimlerde yorumlanabilir. Ancak önemli olan, düşüncelerimizi ifade etme özgürlüğümüzü korurken karşımızdaki kişilerin mesleki saygınlığına da aynı özeni gösterebilmektir.
- Eleştiri ve değerlendirme hakkı ne kadar vazgeçilmezse, karşılıklı saygı da o kadar vazgeçilmezdir. Çünkü hukuk kültürünün gelişmişliği, yalnızca hakların ne ölçüde savunulduğuyla değil, görüş ayrılıklarının ne kadar medeni bir zeminde yönetilebildiğiyle de ölçülür.
- 25 Ekim 2026 tarihinde yapılacak İstanbul Barosu seçimlerinin, yalnızca yeni bir yönetimin belirlenmesine değil, aynı zamanda savunma makamının bağımsızlığının, avukatlık mesleğinin saygınlığının ve hukuk devleti ilkelerinin güçlenmesine de vesile olmasını temenni ediyor; seçimlere katılan tüm adaylara başarılar diliyorum. Kazanan kim olursa olsun, asıl kazananın hukuk, adalet ve savunma makamının itibarı olmasını diliyorum.
#İstanbulBarosu #BaroSeçimleri2026 #Avukatlık #SavunmaHakkı #HukukunÜstünlüğü #MeslekOnuru #AvukatınBağımsızlığı
Dün Şakran Cezaevi, bugün Kırıklar...
18 kişilik koğuşta 60 kişiyi nefessiz bırakmak da seçilmiş başkanları hücreye kapatmak da eziyettir.
"Nefes Almak Lükstür: Şakran, Silivri ve Kırıklar Otellerine Hoş Geldiniz!" başlıklı yazım yayımlandı:
yurt-haber.com/yazar/taner-k…
Av. Taner Kazanoglu retweeted
Kesin olan ise; iddianamede de yazdığı gibi, MASAK tarafından da kanıtlandığı üzere kişisel menfaat elde etmediğim.
Hukuken söylenecek söz kalmadı…
Ya sabır…
Aynı konudan 3 kez tutuklandım.
Tutuklu bulunduğum iki dosyada da kuruluşunda üyelerini, yönetimlerini tanımadığım kooperatiflerde iddia edilen zimmete, yardım ettiğim iddia ediliyor. Savcı da Mahkeme de ne kadar zimmet olduğunu, benim bu zimmete nasıl yardım ettiğimi ortaya koymuyor. Mahkemenin belirttiği üzere hiçbir somut eylemim yok. Bir de son dosyada evrakta sahtecilik iddiası var ki, hangi evrak hala kimse bilmiyor. Mahkeme soruyor, Savcılık cevap veremiyor… Kesin olan ise; iddianamede de yazdığı gibi, MASAK tarafından da kanıtlandığı üzere kişisel menfaat elde etmediğim.
Hukuken söylenecek söz kalmadı, ya sabır…
1.Dosyadan tahliye oldum
2.Dosya (yedek tutukluluk) ilk duruşması : 18 Kasım
3.Dosya (yedeğin yedeği tutukluluk) ilk duruşması : 4 Aralık
Av. Taner Kazanoglu retweeted
Değerli dostlar,
Siyasi parti değiştirmek hukuken mümkündür. Fakat belediye başkanlığı için, bir siyasi parti çatısı altında alınan yüzbinlerce oyun yarışılan rakip partiye taşınması kişisel bir hak olarak kabul edilemez. Çünkü seçimle oturtulan makamın asıl sahibi seçmendir. Başkan sadece temsil yetkisini devralmıştır. Vekalet hak sahibi gibi tasarruf etme imkânı vermez. Partinizden ayrılıyorsanız, partinizle aldığınız oylarla oturduğunuz makamdan da ayrılırsınız, emanete ihanet etmemiş olursunuz. Aksi; hak ihlali değilse, en hafif tabiriyle seçmenin iradesine sadakatsizliktir.
Cemil Tugay aslında bu sadakatsizliğin arkasındaki niyeti de açıkça itiraf etmiş, “Türkiye zaten AKP tarafından yönetiliyor” demiş. 24 yıllık İzmir hikayesini hiç anlamadığını, “muhalif” olmanın ne demek olduğunu bilmediğini göstermiş. Ancak bir yandan da geçtiği partinin kendi kusurlarını kapatacağı umuduna kapılmış.
Rakamlar ise, bunun hiç de kolay olmadığını söylüyor. Bayetav’ın 2026 Yaz Barometresi, İzmir Büyükşehir Belediyesi hizmetlerinden memnun olmayanların oranının %59’a yükseldiğini, Cemil Tugay’a güvenenlerin oranının ise %16,3’e düştüğünü gösteriyor.
Yani İzmirli bu transferden önce, onun İzmir ruhunu taşımadığını görmüş.
Değerli dostlar,
Daha önce de yazmıştım. “Yanlış hayat doğru yaşanmaz” demiş Adorno. Asla değişmeyecek ve iyileşmeyecek bir durum ve tutum tarifi yapmış. İnsan bu kadar kötü ve çaresiz olabilir mi acaba? Evet bir insan bu kadar kötü olabilir belki ama bir kent asla o kadar çaresiz olamaz.
Adorno Cemil Tugay’ı tanısaydı ne derdi bilmiyorum ama Cemil Tugay, 15 aydır bize çektirdikleri, İzmirlilere yaşattıkları yetmezmiş gibi bir gazeteye konuşmuş, benim dönemimle ilgili yine yalan yanlış ifadeler kullanmış.
Röportajda diyor ki: “Maddi sıkıntıları bir tarafa; gerçekten plansız, programsız, adeta kadrosuz, sorunların biriktiği bir şehir ve belediye teslim aldım. Herkes belediye hizmetlerinden memnuniyetsizliğini dile getiriyor. En basitinden yol meselesi var mesela ... Ancak geçen iki buçuk yıl içerisinde bütçeyi denkleştirdim, kadroyu toparladım ve belediyeyi gerçekten iyi bir hale getirdim.” Madem öyle soruyorum, her şey bu kadar güllük gülistanlık ise AKP’ye geçmeye ne gerek vardı?
Bu sorunun cevabını veremeyeceğini biliyorum. Ama itham ve iddialarıyla ilgili bazı cevapları İzmirlilere, çalışma arkadaşlarıma borç biliyorum.
Bütçe meselesi ile başlayalım
Mayıs 2026 meclis konuşmasında AKP Grup Başkan Vekili Hakan Yıldız’ın açıkladığı üzere;
vergi ve SGK borçları dahil mart 2019’da belediyeyi 590 milyon $ borç ile teslim almıştım. Tüm krizlere, depreme, pandemiye rağmen yaptığımız onlarca yatırımla 640 milyon $ borçla nisan 2024’te devrettim. Cemil Tugay yönetimindeki 2 yıl sonunda ise belediyenin borcu şimdiden 1 milyar 200 milyon $ olmuş.
Yeri gelmişken, personel giderleri ve personel hizmet alımlarının toplam bütçeye oranı 2024 başında %26.18 iken, bu oran 2025 yılında %25,57 olmuş. (yasal sınır %30) Tüm bu işten çıkarmaların, İzmirliyle belediye emekçilerinin karşı karşıya gelmesinin sonucu işte %0,6’lık fark içinmiş.
Plansız programsız demiş
5 yıl boyunca her yıl faaliyet raporuna, stratejik plana uyum değerlendirilmiş bu durum kamuoyuyla paylaşılmıştır. 144 projeyle vaatlerimin %87’sini gerçekleştirmiş, üzerine 15 proje eklemiş olarak 5 yılı tamamladım. ( tuncsoyer.com.tr/tuncsoyer-s…)
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde 2023 yılı bütçesi %116 gelir ve %98 gider gerçekleşmesine ulaşırken, 2025 yılında bu oranların sırasıyla %87 ve %85’e gerilemesi, önceki döneme kıyasla mevcut yönetimin bütçe öngörüleri ile harcama planlarını gerçekleştirmekte sapmalar yaşadığını rakamlarla ortaya koymaktadır. Dolayısıyla plansız programsız olan varsa bu benim dönemim değildir.
Kadro
İzmir Büyükşehir belediyesi kadrosu, kıymetli çalışma arkadaşlarım bu sözleri hakketmiyor. Göreve geldiğimde kamu hafızasını korumak adına büyük kadro değişikliklerine gitmedim. Kamuda devamlılık esastır ilkesini her anlamda korudum. Kendisi tarafından, bitmeyen kadro değişiklikleri ile deneyimli, belediye hafızasını taşıyan kişilerin işten çıkarılması, bugün İzmirliler tarafından da bilinen sorunları yaratmıştır.
Yol meselesi
Yine AKP Meclis Üyesi Nail Kocabaş Nisan 2026 meclisinde asfalt konusunda gerekli cevabı veriyor. Onun deyişiyle; 5 yıllık görev sürem İzmir tarihinin rekor asfaltlama yılları oldu. 5 milyon 259 bin 578 ton sıcak asfalt serimi yapıldı. (her yıl ortalama yaklaşık 1 milyon ton sıcak asfalt). Peki 2025’te dökülen asfalt ne kadardı biliyor musunuz? 387 bin ton. Yani bizim yıllık ortalamamızın 3’te 1’i asfalt dökülmüş.
Yaptığımız onlarca icraatı, devrim niteliğinde projeyi bu yazıda anlatacak değilim. ( tuncsoyer.com.tr/bes-yilda-y…) Maksimum çalışma potansiyelimi kullandım, kendi biyolojik sınırlarımı zorlayarak çalıştım dolayısıyla vicdanım rahat. Sürekli benim dönemimi kötülemenin, hala nedenini anlayamasam da, onun bitmek bilmez düşmanlığından kaynaklandığını biliyorum.
Peki son iki buçuk yılda İzmir’de ne yapıldı?
Kordona duvar, alıp kullanmadığınız deniz taksiler ve tuktuk’lar dışında iki buçuk yıl İzmir için ne yaptınız? (Tabi ismini değiştirerek mevcuttakileri devam ettirdiğiniz, kapattığınız, durdurduğunuz, eksik evraklarla şikâyet ettiğiniz işler dışında…)
Evet, Adorno karamsarlığında haklı galiba. Yanlış hayat doğru yaşanmıyor.
Fakat İzmir çaresizliğe ve yanlışa mahkûm değildir. İzmir Büyükşehir Meclisi’nin sorumluluğu bir kat daha artmıştır. Bu makus talihi değiştirmek artık yine İzmir’in oylarıyla seçilen haysiyetli meclis üyelerinin omuzlarındadır. İzmir, umutla her birinin İzmir Duruşu’na göstereceği saygıyı ve şehirlerine duydukları sorumluluğu görmeyi bekleyecektir.
Sağlıcakla kalın…
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli, Ceza İnfaz Kurumu - Koğuş B/63, Buca - Kırklar
Av. Taner Kazanoglu retweeted
SİYASETTE ZAMANINDA "BIRAKMAYI" BİLMEK...
Av. Taner Kazanoğlu yazdı.
@TanerAv
yurt-haber.com/yazar/taner-k…
Yıllarca zirvede kalmış bir ismin koltuğu bırakamayıp sandıkta kaybetmesi, tam da dün yazdığımız "zamanında bırakma erdemi" eksikliğinin ispatı oldu. Aziz Kocaoğlu’nun adaylığı da bu yenilgi de hata. Siyaset meslek değil, gençlerin önünü açma vaktidir!
🔗 yurt-haber.com/yazar/taner-k…
Siyaset babadan oğula geçen bir miras, zenginleşme kapısı değildir!
Yılmaz Büyükerşen’den Aziz Kocaoğlu’na; koltuğu bırakamayan anlayışları ve tıkanan gençlerin önünü yazdım.
"Şehir her zaman haklıdır, siyaset ise meslek değildir!"
🔗 yurt-haber.com/yazar/taner-k…
Av. Taner Kazanoglu retweeted
Hayat başımıza gelenlerden ibaret değildir, onlara verdiğimiz tepkilerle şekillenir.
Değerli dostlar,
Son günlerde İzmir’de yaşanan büyük sarsıntının, her ne kadar benim için sürpriz olmasa da, İzmirlilerin büyük çoğunluğu için beklenmedik olduğunu biliyorum. Büyük çoğunluk oylarının çalındığını düşünüyor. Bu sarsıntının İzmir’e, demokrasiye, sandığa hatta genel olarak siyasete inanç ve güveni yok etme noktasına geldiğinin de farkındayım. Ama görüyoruz ki biz bıraksak siyaset bizi bırakmıyor. Marcus Aurelius’un dediği gibi; hayat başımıza gelenlerden ibaret değildir, onlara verdiğimiz tepkilerle şekillenir.
Kısacası bu tablo içinde ne yapılabileceğini her birimizin düşünmesi lazım. Bu çerçevede iki dileğimi sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Biri İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanları diğeri tüm İzmirliler ile ilgili.
İzmir Büyükşehir Belediyesi uzun yıllar muhalif belediye başkanları tarafından yönetilmiştir. Belediye kadroları işte bu bilinçle, en iyi hizmeti üretme sorumluluğuyla pişmiş insanlardır. Çeşitli imkansızlıklar ve sorunlar nedeniyle işleri daima zor olmuş ama gayretleri ve onurlarıyla bunların altından kalkmayı başarmışlardır. Her koşulda en kaliteli hizmeti üretme kültürü biraz da bu zorluklar nedeniyle Türkiye’ye örnek bir yerel yönetim modeline dönüşmüştür. Pandemide, depremde bu modelin en güzel örneklerini sergileyen her bir emekçi için duyduğum gururu hayatımın sonuna kadar unutmayacağım. İşte bu emekçilerin ürettiği hizmetin takdiri de İzmirlilerin oy tercihlerinde daima rol oynamıştır.
2,5 yıldır uğradıkları haksızlıkları, baskıları görüyorum. Dilerim bundan sonra bu kültürün ve onun uygulayıcısı olan kadroların kıymeti bilinir. İzmirliler bu deneyimli kadroların hizmetinden mahrum edilmez.
İkinci dileğim İzmirliler için.
Yürürlükteki yerel yönetim mevzuatı, büyükşehir meclisine belediye başkanından daha güçlü yetki ve sorumluluklar yükler. Bilindiği gibi meclis 30 ilçenin meclis üyeleri arasından seçilerek gelmiş üyelerden oluşur. Büyükşehir nezdinde seçildikleri ilçelerin hakkını ve hukukunu korumak en çok onların sorumluluğundadır. Şimdi bu sorumluluk bir kat daha artmıştır. Her birinin hem kendi ilçelerine hem de İzmir’e ve İzmir Duruşuna sahip çıkacaklarından hiç kuşkum yok. Ancak yine de, İzmirliler hangi ilçede yaşıyorlarsa, o ilçenin büyükşehir meclis üyelerinin iradesinin kendilerini temsil sorumluluğu taşıdığını hatırlatmalı, belki de bu iletişimi temin için yeni koordinasyon mekanizmaları geliştirmelidirler.
Demokrasi belki de zorluklarla mücadele edilerek güçlendiğinde daha faydalı daha değerli bir yönetim biçimine dönüşür. İzmirlilerin bunun için ellerinden geleni yapacağına inanıyorum. Zaten elden gelen bir şey varsa umuda da daima yer vardır. İzmirlilerin daha güzel bir İzmir umudunu kaybetmemesini diliyorum.
Zaten çoğu gitti azı kaldı..!
Yarın sabah, Aliağa Şakran Cezaevinde saat 10’da duruşmam var. Vicdanım rahat, sizlerle kavuşacağım günü bekliyorum.
Selam sevgi ve saygılarımla,
Sağlıcakla kalın.
#cogugittiazikaldi
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli, Ceza İnfaz Kurumu - Koğuş B/63, Buca - Kırklar
Av. Taner Kazanoglu retweeted
#KONTR (Kontrolmatik) yatırımcı toplantısı notlarım...
Toplantıda konuşulanları ve kendi izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Öncelikle böyle bir organizasyonu düzenlediği için Mustafa Ceyhan'a teşekkür ediyorum. Emeğine, yüreğine, ağzına sağlık.
Genel itibarıyla hararetli bir toplantıydı. Zaman zaman tansiyon yükselse de herkes oldukça anlayışlı ve saygılı davrandı. Mustafa Bey'in konulara hâkim olduğunu, soruları geçiştirmeden tane tane cevaplamaya çalıştığını söyleyebilirim.
Toplantıda öne çıkan başlıklar şöyleydi:
PLAN-S: Şirketin geleceği açısından önemli olduğunu düşündüğüm bilgiler paylaşıldı. Mustafa Bey, ilgili bakanlar ve yetkililerle görüşmeler gerçekleştirdiğini anlattı. PLAN-S'in potansiyeline ilişkin oldukça dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
POMEGA: POMEGA'nın önemi, mevcut kapasitesi ve gelecekteki potansiyeli üzerinde duruldu. Açıkçası buradan da önümüzdeki dönemde umut vadeden gelişmeler çıkabileceğini düşünüyorum.
Konkordato ve bedelli sermaye artırımı: Mustafa Bey bu iki konuda oldukça net konuştu.
“Ben burada olduğum sürece konkordato olmayacak.”
“Ben burada olduğum sürece bedelli sermaye artırımı olmayacak.”
Bunlar önemli ifadeler. Zaten kendi adıma YİP'te işlem gören bir şirketin bedelli sermaye artırımına onay verilmesini de pek olası görmüyorum.
Maliyetler ve şirketin toparlanma süreci: Mustafa Bey'in ilk etapta odaklandığı konulardan biri şirketin giderlerini azaltmak olmuş. Personel giderlerinden gereksiz harcamalara kadar birçok alanda tasarrufa gidildiğini, şirketin parasının verimsiz kullanılmasının önüne geçmeye çalıştıklarını anlattı.
Hatta şirket adına yaptığı bazı harcamaları şirketten karşılatmadığını, kendi cebinden ödediğini ifade etti.
Burada kendi adıma bir şey söylemek istiyorum. Bu kadar zor durumda olan, ciddi sorunlarla ve hukuki süreçlerle karşı karşıya kalan bir şirketin yönetimini üstlenmek kolay bir iş değil.
İnsan gerçekten inanmadığı, toparlanabileceğini düşünmediği bir şirketin başına neden geçsin? Her gün yeni bir sorunla, davayla, sorumlulukla uğraşmayı kim ister?
Elbette bunlar benim kişisel düşüncelerim. Asıl önemli olan, anlatılanların somut sonuçlarını görmek.
Hisse fiyatına ilişkin sorular: Yatırımcılar doğal olarak hisse fiyatına ilişkin de sorular yönelttiler. Mustafa Bey ise bu konuda borsacı olmadığını, hayatında bir lot dahi hisse alıp satmadığını ve hisse fiyatından ziyade şirketin faaliyetlerine odaklandığını ifade etti.
Toplantının sonunda dikkat çekici bir gelişme daha yaşandı.
Ömer Bey'in dayısı söz alarak yönetim kuruluna girmek istediklerini açıkladı. Kendisinin ve Ömer Bey'in oğlunun yönetim kuruluna seçilmesini istediklerini söyledi.
Özellikle “Şirketin borcu bizim borcumuz.” ifadesi dikkatimi çekti.
Yönetimde yer almaları hâlinde yılbaşına kadar ve yılbaşından sonra yatırımcılar açısından çok güzel gelişmeler olacağına dair oldukça iddialı açıklamalarda bulundu.
Bu sözlerin ne ölçüde karşılık bulacağını elbette zaman gösterecek.
Genel değerlendirmem:
Ortada değerli varlıklara ve önemli iştiraklere sahip ancak ciddi sorunlarla mücadele eden bir şirket var.
Şu anda yapılmaya çalışılan şey, tabiri caizse enkazı kaldırmak ve şirketi yeniden ayağa kaldırmak.
Benim toplantıdan edindiğim izlenim, bunun için ciddi bir emek harcandığı yönünde. Ancak iyi niyetle çalışmak başka, bu çalışmaların bilançoya, nakit akışına ve şirketin geleceğine olumlu yansıması başka.
Bu nedenle söylenenleri önemsiyorum ama asıl belirleyici olanın atılacak adımlar ve ortaya çıkacak sonuçlar olduğunu düşünüyorum.
Mustafa Bey, bu toplantıları her ay düzenlemek istediğini de ifade etti. Bence bu çok kıymetli. Yatırımcıların doğrudan muhatap bulabilmesi, sorularını sorabilmesi ve gelişmeleri takip edebilmesi önemli.
Umarım önümüzdeki aylarda bugün konuşulanların somut karşılıklarını da görürüz.
Son olarak, yaşanan tüm zorluklara rağmen şirketin toparlanması için çaba gösteren herkese teşekkür ediyorum.
Av. Taner Kazanoglu retweeted
#kontrolmatik
“Bireysel yatırımcılar SOHBET toplantısı”
İlgilenen arkadaşlara sunulur,
Toplantının tamamı cok uzun…
Bir bölümünü sizler ile paylaşıyorum
İtibar kumpaslarıyla satın alınan korkular, "yerel mutabakat" kılıfıyla sahneye sürülen STK'lar ve Ege'nin en kıymetli kıyılarında kurulan rant masası...
yurt-haber.com/yazar/taner-k…
İzmir’in dağlarında çiçekler açar klipi hazırlandı, Cemil Tugay'a rozet takıldı, şehir yeni güne AK Partili uyandı... Peki 3 yıldır çözülmeyen çöp, kilitlenen trafik, çöken altyapı ve Körfez kokusu için klip mi izleyeceğiz, hizmet mi göreceğiz?
Av. Taner Kazanoglu retweeted
KAVUNUN DİBİ, SÜTÜN LEKESİ...
Tamam.
Uzatmayalım.
Ama kayda da geçmesi lâzım.
Son kez yazalım.
"Kavun mu bu kardeşim? Dibini koklayayım?" mealinde biz sözle, "özeleştirinin" arkasından dolanmak olmaz.
O zaman, "Sütte leke var, Cemil'de yok" lâfını anımsatırlar.
Dibini koklayamadığın adama o kadar güçlü sözlerle kefil olmayacaktınız. O süt, hem bozuk hem de lekeliymiş.










