
Yazı Çizi... Edebiyat- Sinema- Sosyoloji- Sanat- Tarih... Akademisyen... @akdenizun https://teapawt.net/t.co/GRRXREWhwc
Joined October 2019
- Tweets1.9K
- Following395
- Followers1K
- Likes3.3K
Umut Dağıstan retweeted
🚩 Doç. Dr. Umut Dağıstan (@UmutStan)
💬 Montaigne'i Hâlâ Okutan Şey Modern İnsana Dair İzler.
🎥 Konuşmanın tamamını aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz.
🔗 youtube.com/live/1dPkyxdK2sQ
Buradaki sıkıntı, diyalogların iki insanın sofrada doğal şekilde konuştuğu bir an gibi değil de, adeta şu temaları konuşalım diye önceden yazılmış, sonra da mümkün olduğunca akıcı ve derin görünecek şekilde prova edilmiş bir metin gibi duruyor olması. Bu ise NBC sineması için, onun sinematografik evreni için başlı başına büyük bir problem bence. Bu sahne film için son derece önemli. Ama doğallığı temel mesele haline getirmiş bir yönetmen için yemek sahnesi daha geniş çekilmeliydi. Karakterler daha fazla teklemeliydi. Zira artan bir gerilim var ortada.
Atay'ın söylem düzeyinde yazım dili gerçekten de Türkiye'nin ruhunu içerir. Neler yoktur ki... Melodram aşklar, alaturka şarkılar, hamasi nutuklar, bürokrasinin o gri soğukluğu, şairane ölüm ilanları, taklitçi pozlar, yaralı gönüller... Ulusal bir ansiklopedidir adeta.
Coetzee ve Kurtz'un yazışmalarından oluşan "İyi Hikaye" çok sağlam bir kitap. Hakikat, kurmaca ve psikoterapi üçgeninde ucu açık birçok soruyu içeriyor. Psikanalizin tarihsel gelişimine baktığımızda, genelde kurmacanın, özelde edebiyatın bu disipline eşine az rastlanır bir kavram seti verdiğini söylemek yanlış olmaz sanırım. Freud'dan Lacan'a kadar birçok terapi ekolü, soyutlama düzlemini edebî metinlerin üzerine inşa etmiş. Bu yüzden bir romancının roman kahramanları üzerinden yaptığı çözümlemelerle, bir terapistin terapi odasından verdiği örnekler kimi zaman şaşırtıcı derecede kesişmekte.
İkisi de insanın kendisine anlattığı hikayelerle ilgileniyor. İkisi de görünenin ardında başka bir gerçekliğin peşinde. Ve ikisi de insanın kendisini ne kadar tanıdığı, ne kadar yanılttığı ve bütün bunların sonunda kendisini ne ölçüde masum görebildiği sorusuyla karşı karşıya. Muhtemelen cevapsız sorularla karşı karşıya.
Diziyi izleyip romanı okumaya çalışan bir öğrencimle Masumiyet Müzesi hakkında konuşurken, bana Kemal'i ve Füsun'u anlayamadığını söyledi. Bir an içimden bir şeyler söylemek geldi, sonra belki de haklı olduğunu düşündüm.
Muhtemelen günümüzde artık bir gençle, Benjamin'in tarif ettiği roman okuru arasındaki mesafe giderek büyüdü. Bugünün hız kültürü duyguları daha çabuk kategorize etmeye yatkın. Bir an önce düşünceler yargıya dönüşmeli, yargılar da hemen paylaşılmalı tabii. Bir karakterin davranışı görülür görülmez hakkında karar verilmeli. Oysa roman sanatı yargıyı bir süreliğine askıya almayı talep eder. Kemal'i anlamak için onunla birlikte beklemek, oyalanmak, tekrar etmek gerekir. Nesibe Hala'nın evine 8 yıl boyunca gitmek, nesnelerin etrafında dolaşmak, aynı sahneye farklı duygularla dönmek gerekir. Oysa buna vakit yok artık.
Mussolini vakası, ahlaki söylemin çoğu zaman bir inanç değil, bir iktidar aracı olduğunu çok net gösterir. Faşist İtalya'ya aileyi devletin temeli, evliliği kutsal bir bağ olarak lanse edip sayısız metresi ile gününü gün etti. Bu uğurda oğlunu bile harcadı.
Evet, egemen, istisnaya karar verendir. En büyük istisna da elbet kendisidir.
Benito Mussolini, le dictateur italien qui se posait en défenseur suprême de la famille traditionnelle et de la morale catholique, était en réalité un coureur de jupons compulsif qui a fait interner à mort son ancienne compagne et son premier fils légitime dans des asiles psychiatriques pour effacer leur existence.
Dans la propagande du régime fasciste, le Duce incarne l'ordre moral, la fidélité et le père de famille exemplaire aux côtés de son épouse officielle Rachele et de leurs 5 enfants.
Pourtant, dans les coulisses du palais de Venise à Rome, la réalité est tout autre.
Comme l'ont révélé les mémoires de son maître d'hôtel Quinto Navarra et les rapports de sa propre police politique, Mussolini mène une vie dissolue et multiplie les conquêtes féminines de manière frénétique.
Presque chaque après-midi, il reçoit dans son bureau une succession d'admiratrices et de femmes mariées lors de rendez-vous expéditifs, tout en entretenant des dizaines de maîtresses au fil des ans, dont la journaliste Margherita Sarfatti et la jeune Clara Petacci, de 29 ans sa cadette.
Mais derrière cette double vie se cache un crime familial méthodique, documenté par l'enquête du journaliste et historien italien Marco Zeni ainsi que par les archives d'État et les registres psychiatriques italiens.
En 1914, bien avant d'accéder au pouvoir, le jeune militant Benito Mussolini séduit Ida Dalser, une jeune femme aisée qui dirige un salon de beauté à Milan.
Folle amoureuse, Ida vend son commerce, ses bijoux et son appartement pour financer la création du journal de Mussolini, Il Popolo d'Italia. Le 11 novembre 1915, elle lui donne un fils, Benito Albino, que Mussolini reconnaît officiellement devant notaire à Milan le 11 janvier 1916.
Quelques semaines plus tôt, en décembre 1915, Mussolini a pourtant épousé civilement son autre maîtresse, Rachele Guidi.
Lorsqu'il prend le pouvoir absolu en 1922 et négocie son alliance historique avec le Vatican, l'existence d'Ida Dalser, qui affirme que Mussolini lui avait promis le mariage et se proclame sa véritable épouse, devient un scandale d'État embarrassant.
Le dictateur ordonne alors à sa police secrète d'étouffer l'affaire et de faire disparaître les dossiers compromettants.
Comme Ida Dalser refuse de se taire et réclame publiquement ses droits et ceux de son enfant, Mussolini la fait arrêter le 19 juin 1926 et interner de force à l'hôpital psychiatrique de Pergine Valsugana, puis sur l'île de San Clemente à Venise.
Parfaitement saine d'esprit, elle y reste séquestrée au secret pendant 11 ans sous la garde de la police fasciste, jusqu'à sa mort le 3 décembre 1937, officiellement d'une hémorragie cérébrale.
Il ne reste alors qu'un seul témoin gênant : son fils Benito Albino, que le régime a arraché à sa mère dès l'enfance pour le placer dans des pensionnats puis l'engager dans la marine royale en l'obligeant à changer de nom.
Mais le jeune homme refuse d'oublier ses origines et persiste à répéter à ses camarades que son père est le Duce.
En août 1935, à 19 ans, Benito Albino est rapatrié de force en Italie et enfermé à l'asile psychiatrique de Mombello, près de Milan, avec l'interdiction absolue de recevoir des visites ou de communiquer avec l'extérieur.
Selon l'enquête historique de Marco Zeni appuyée sur les archives de l'hôpital de Mombello et les témoignages du personnel soignant de l'époque, le jeune homme y subit un internement destructeur et des injections répétées d'insuline provoquant des comas artificiels qui ruinent sa santé.
Le corps décharné, le fils aîné de Mussolini meurt d'épuisement dans sa cellule le 26 août 1942, à l'âge de 26 ans.
L'homme qui faisait la morale à toute l'Italie sur la sainteté du mariage et de la famille a passé sa vie à multiplier les liaisons secrètes tout en faisant séquestrer et mourir à petit feu la mère de son premier enfant et son propre fils pour protéger sa carrière.
Pulitzer’den Man Booker’a, Dublin Impact’den Franz Kafka’ya, Pen Faulkner’dan Medicis’e kadar birçok ödülün sahibi oldu. En son 2011 yılında Barack Obama’nın elinden National Humanities madalyasını almıştı. Amerikan edebiyat ve sanat çevreleri onun Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmesini istedi hep. Ölümüne kadar böylesi bir onurlandırma birçok kesim tarafından beklendi. Ama başka birçok iyi yazar gibi Roth da Nobel alamadan tarih sahnesinden ayrıldı. Onun için önemli miydi? Pek sanmıyorum...
Philip Roth yirminci yüzyılın ikinci yarısında Amerikan edebiyatının Bellow ve Updike ile birlikte en etkili romancılarındandı. Müthiş üçlünün son halkasıydı.
Tarihsel olarak hukuk, siyasi erkin yönetim aparatıdır son kertede. Dönemsel siyasi konjonktür bu durumun dozajini artırır ya da düşürür. Hukukun mitlestirilmesi yani tarafsız adalet söylemi bazen bir ideolojik örtü işlevi görür. İktidarın zor kullanımını perdeler yani. Ama bazen de bu mitleştirme, iktidar hukukun dilini kullanmak zorunda kaldıkça o dilin içindeki tutarlılık talepleriyle de karşılaşır. Mit ne kadar ciddiye alınırsa, ihlali o kadar maliyetli olur yani.
Ancak elbette bunu için toplumsal denetim unsuru devreye girmelidir. Basın, örgütlü muhalefet, barolar ve meslek kuruluşları, akademi, uluslararası mekanizmalar... Bunlar zayıfladığında mit, sınırlama işlevini yitirir ve yalnızca meşrulaştırma kalır ortada. Hukuk salt bir aparat olur.
Osman Kavala 3 bin 287 gündür hapiste
diken.com.tr/osman-kavala-3-…
Bireyler bir araya geldi, haklarından vazgeçip bir sözleşmeyle devleti kurdu mitolojisi esasen çok rahatlatıcı. Devlet, muhtemelen sıfırdan kurulan bir sözleşmenin ürününden ziyade zaten çok önceden dışarıdan kurulmuş, içselleştirilmiş bir tahakküm ve bölünmüşlük halinin kurumsal formu sadece.
Sözleşme, kendi örgütlenmesini kendisi kurabilen özerk bireylerin ya da toplumun varlığını varsayar. Oysa devletin doğuş zemininde, kendi varoluşu üzerine söz söyleme yetkisinden yoksun bırakılmış kitleler vardır. Kendi kaderini tayin edemeyen, örgütlenme biçimini tanrısal hak, kozmik düzen, gelenek veya aşkın bir otorite gibi dış bir kuvvete devretmiş topluluklar vardır.
Yönetenler ve yönetilenler arasındaki o derin uçurum, devletle doğmadı. Devlet o uçurumun üzerine sonradan bir çatı gibi inşa edildi. Devlet, bu dışsallığın somutlaşmış, bürokratikleşmiş ve sekülerleşmiş ya da kurumsallaşmış son hali aslında.
Dali kendini okuyor. Vay be, ben neler yapmışım bakışlarıyla. Dali'nin sürrealizmi bir tercihti elbet. Bizim ülkemizde ise bir mecburiyet. Rasyonelliğin buharlaşıp uçtuğu bir coğrafyada.
Cumhuriyet, çobanla milletvekilinin, zenginle yoksulun kanun önünde tamamen eşit olduğu, kaderin bir kişinin iki dudağı arasına değil, milletin iradesine teslim edildiği en büyük toplumsal sözleşmedir. Latincedeki karşılığıyla res publica, yani "ortak mesele" dir.
"Ortak meselemiz" kutlu olsun.
Umut Dağıstan retweeted
🚩 Umut Dağıstan (@UmutStan)
💬 Kendi kültürümüze neden yabancılaştık?
📢 Cumhuriyet'in Edebiyatı ''Ahmet Hamdi Tanpınar'' bölümüyle YAYINDA!
🔗 youtu.be/WeGM8OnOBRk
Umut Dağıstan retweeted
Hayatta en çok ufkumu açan derslerden birini Cem Akaş'tan almıştım. Maalesef son röportajlarından birini yapmışız onunla: aposto.com/magazine/s/cem-ak…
Şimdi orada söylediği şu sözler kafamda çınlayıp duruyor.
David Graeber, "Tırışkadan İşler" adlı olağanüstü kitabında, teknolojik gelişmelerin çalışma saatlerini azaltması beklenirken aksine modern kapitalizmde toplum için hiçbir gerçek faydası veya anlamı olmayan sayısız uydurma pozisyonun nasıl türediğini anlatıyordu. Ve bu pozisyonlarda geçen uzun saatleri.
"İyi eğitim almış milyonlarca genci, doğru dürüst hiçbir iş yüklemeden, insanlığın bütün bilgi birikimine ve kültürel kazanımlarına ulaşmamızı sağlayan internet erişimi olan mekanlarda tuttuğumuzda, Rönesans benzeri bir şeyin filizleneceğini sanabilirsiniz. Gerçeğinse bununla uzaktan yakından alakası yok.”
Zira iş yerinde boşuna tutulan insanlar, boş zamanlarını boş şeylerle harcamaya devam ediyorlar.
Anlaşılan Tırışkadan işlerin bulaşıcı bir yönü var yani.
Umut Dağıstan retweeted
Tanpınar'ın çoğumuzun az çok paylaştığı huzursuzluğunu dinlemenin bu kadar keyifli olabileceğine ihtimal vermezdim. Tanpınar'ı anlama çabası bana Türkiye'nin kronik meselelerinde yol katetmenin somut bir yolu gibi gelmiştir hep.
Umut ve Bahadır Hocaların aklına, ağzına sağlık. Huzur'u okuyanların dinlemesini, dinleyenlerin Huzur'u okumasını dilerim.
📢 "Cumhuriyet'in Edebiyatı"nın yeni bölümü yayında!
📚 Bahadır Çelebi ve Umut Dağıstan; Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hayatı ve edebiyatı eşliğinde, yazarın "Huzur" romanı üzerine konuşuyorlar.
@Bahadircelebi7K
@UmutStan
📹 🎧 Bölümü izlemek için ⬇️
Thomas Mann'ın Tonio Kröger adlı novellasını okurken, sanki kısa bir an, onun neden bu kadar büyük bir yazar olduğunu anlayabiliyorsunuz. Mann, gençliğinde bir arkadaşına yazdığı mektupta kendisinden söz etmeden kendisini yazmanın bir yolunu bulduğunu söylemiştir. Kröger sadece onu değil, belki de tüm sanatçıları anlatır.
Çocuklukta yaşanan bazı utançlar olayın kendisinden çok daha uzun yaşar. İnsan yıllar sonra bile başkalarının önünde küçük düşürüldüğü bir anı hatırlayabilir. O anda yalnızca bir hata yapmamıştır. Kendisi hakkında bir şey de öğrenmiştir. O gün benliğinin bir parçasını eksik, kusurlu ya da sevilmeye layık olmayan biri olarak düşünmeye başlamıştır.
Büyüdüğümüzü, değiştiğimizi ve hayatın pek çok alanında başarılı olduğumuzu sandığımız anlarda bile çocuklukta mühürlenmiş o yara yeniden sızlayabilir. Yazmak belki de o çocuğu kurtarmak değildir. Onun hala orada olduğunu unutmamaktır.
Sait Faik pasaport alırken meslek hanesi kısmına "yazar" diye yazmak istemiş. Yaptığı iş yazmakmış sonuçta. Ancak pek tabii dönemin yetkilileri kabul etmemiş. Meslek hanesinde ancak "işsiz" yazan bir pasaport alabilmiş. Kıssadan hisse, devletin yazı adamına kurumsal bakışı...
Bürokrasinin kağıt üstünde işsiz saydığı o kalemler, aradan onlarca yıl geçse de bugün bu ülkenin en kalıcı değerlerini ayakta tutmaya devam ediyor hala.
Entelektüel dürüstlüğüne ve cesaretine hayran olunası Eve Temelkuran'in terminolojisinde ev, sadece coğrafi bir mekandan ibaret değil. Ev, bir emniyet, adalet, tutarlılık ve aidiyet hissiyatı. Dolayısıyla evsizlik de bir varoluş sancısı daha çok. Üstelik coğrafi mevcudiyet belki de daha acı verici. Yani kendi toprağında, ülkende yaşarken bile kendini evsiz hissetmen.
Bir bireyin siyaseten evsiz kalması için mutlaka fiziki olarak ülkesini terk etmesi gerekmiyor. Belki de bu yüzden kalmak gitmekten daha acıtıcı, tüm insanlık hallerinde.
Umut Dağıstan retweeted
22'de canlı yayındayız. Bu programı izleyen yarın pazartesi sendromu yaşamayacak :)
📢 Yerden Yüksek'te Bahadır Çelebi ve Umut Dağıstan, Glocal Grup Danışmanlık'ın katkılarıyla,
➡️ Montaigne'in ''Denemeler'' eserini,
➡️ Modernitenin doğuşu bağlamında Montaigne'in dönemini ve
➡️ Montaigne'in neyi denediğini, neyi başardığını tartışıyor.
@Bahadircelebi7K
@UmutStan
📅 Bugün ⏰ 22.00'de!
📹 youtube.com/live/1dPkyxdK2sQ
Umut Dağıstan retweeted
📢 Yerden Yüksek'te Bahadır Çelebi ve Umut Dağıstan, Glocal Grup Danışmanlık'ın katkılarıyla,
➡️ Montaigne'in ''Denemeler'' eserini,
➡️ Modernitenin doğuşu bağlamında Montaigne'in dönemini ve
➡️ Montaigne'in neyi denediğini, neyi başardığını tartışıyor.
@Bahadircelebi7K
@UmutStan
📅 Bugün ⏰ 22.00'de!
📹 youtube.com/live/1dPkyxdK2sQ
























