Cansu Çifçi retweeted
Av. Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu @KKanadoglu tanıdığım ve görüşlerine çok değer verdiğim bir isim. Can kulağıyla dinlediğim konuşmasında herhangi bir suç unsuru yoktur.
Dahası, hakkında açılan soruşturma, ironik biçimde, yine yeniden AYM ve İHAM kararlarının uygulanmaması sorunuyla malûldür.
Şöyle ki:
BİRİNCİSİ: Korkut Kanadoğlu hakkında soruşturma açılması öncelikle Adalet Bakanlığının iznine tabidir.
Bu konuda çok yakın zamanda verilen Eyyup Akıncı kararında, avukatların savunma görevlerini mahkeme salonu dışında da yerine getirebilecekleri ve yargısal süreçlerde gözlemledikleri usulsüzlükleri kamuoyunun dikkatine sunabilecekleri belirtilmiştir. Kararda, bu tür açıklamalar nedeniyle yürütülen soruşturmalarda Bakanlıktan izin alınmaması, avukatları kendileri için öngörülen usule ilişkin güvencelerden mahrum bırakma olarak nitelendirilmiş ve hukuka aykırı bulunmuştur.
- Bkz. Eyyup Akıncı, B. No: 2023/101443, 18/5/2026, özellikle §§ 56-57.
- İHAM nezdinde bkz. Mor/Fransa, B. No: 28198/09, 15/12/2011, § 59.
İKİNCİSİ: Söz konusu konuşma herhangi bir suç tipine uymamaktadır. Türkiye’de “keyfî tutuklama kararı veren hâkimler” varsa bu hâkimlerin eylemleri hukuki ve disipliner denetime tabidir. Bu konuda gerekli incelemeleri yürütmek ve sorumluluk doğuran eylemleri değerlendirmek öncelikle HSK’nın görevidir.
Dahası, yargı kararlarının raporlanması, kayıt altına alınması ve kamuoyuyla paylaşılması, Avukatlık Kanunu uyarınca avukatların ve baroların hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını koruma göreviyle ve şeffaflık ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır.
Bir avukatın baro seçimleri sırasında, HSK’nın görevini yerine getirmesine katkı sunacak nitelikte bir çalışma yürüteceğini vaat etmesi de tek başına herhangi bir suç oluşturmaz.
ÜÇÜNCÜSÜ: Henüz herhangi bir rapor hazırlanmadığından, ortada gerçekleşmiş bir “hedef gösterme” fiili de bulunmamaktadır. Öte yandan, tasarlanan faaliyetin hayata geçirilmesi ve rapor hazırlanması ihtimalinde dahi, adli yargıda görev yapan sulh ceza hâkimleri veya AYM kararlarını uygulamadığı ileri sürülen yargıçlar, sırf bu sıfatları nedeniyle TMK kapsamında “terörle mücadelede görev almış kamu görevlileri” olarak değerlendirilemez. Zira yargı görevi ile terörle mücadele kapsamında özel olarak görevlendirilmiş personel statüsü birbirinden farklıdır. Hâkimlik görevi, kolluk görevi değildir.
- Mutatis mutandis bkz. Ergin ve Keskin/Türkiye (No. 2), B. No. 63926/00, 16/06/ 2005; Korkmaz/Türkiye (No. 2), B. No. 42589/98, 20/12/2005.
DÖRDÜNCÜSÜ: Aksi varsayımlarda dahi, AYM kararlarına uymadığı ileri sürülen hâkimlerin isimleri basına zaten yansımış ve kamuoyunca öğrenilmiştir. İsimleri hâlihazırda kamuoyunca bilinen kişilerin adlarının yeniden zikredilmesi, tek başına, TMK’nin 6. maddesinde düzenlenen suç tipini oluşturmaz. Bkz. Fatih Taş / Türkiye, B. No. 36635/08, 05/04/2011, § 39-40; Saygılı ve Karataş / Türkiye, B. No. 6875/05, 16/01/2018, § 39.
BEŞİNCİSİ: Konuşmada herhangi bir terör örgütünün adı anılmamış, terör örgütlerinin eylem gerçekleştirmesine yönelik bir ima veya çağrıda bulunulmamıştır. Şiddet içeren herhangi bir söyleme de yer verilmemiştir.
“İki elimiz yakalarında olacak” ifadesi, fiziksel şiddet veya tehdit içermemekte; Türkçede hukuki, mesleki ve siyasi alanlarda takipte bulunmayı, hesap sormayı ve sorumluların hesap vermesini talep etmeyi anlatan mecazi bir ifade olarak kullanılmaktadır.
Nitekim AYM’nin Barzan Demirhan kararında ortaya konan ilkeler uyarınca, bir avukatın savunma faaliyetiyle bağlantılı sert ifadelerinin bağlamından koparılarak tehdit olarak nitelendirilmesi, ifade özgürlüğü ve savunma hakkının anayasal güvenceleriyle bağdaşmayabilir. Bkz. Barzan Demirhan, B. No: 2019/40007, 07.03.2024, § 58 vd.
ALTINCISI: Kamu yetkisi kullanan hâkim ve savcılar, verdikleri kararlar ve tutumları nedeniyle kamuoyu denetimine ve eleştirisine açıktır.
İHAM'a göre "temelsiz ve ağır biçimde zarar verici saldırılar hariç olmak üzere, hâkimlerin Devletin temel kurumlarından birinin mensubu oldukları gözetilmelidir. Bu sıfatlarıyla hâkimler, yalnızca genel ve soyut düzeyde değil, izin verilebilir sınırlar içinde kişisel eleştirilere de konu olabilirler. Hâkimler, görevlerini yerine getirirken sıradan yurttaşlara kıyasla daha geniş bir eleştiri sınırına tabidir." Bkz. Morice/Fransa [BD], B. No: 29369/10, 23/4/2015, §131.
YEDİNCİSİ: Baro genel kurulu gibi demokratik ve mesleki bir platformda yapılan bu konuşma, kamusal yararı ilgilendiren bir tartışma alanına aittir. Kamu yararını ilgilendiren, yargı bağımsızlığı ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması gibi toplumsal meselelere odaklanan söylemlerde ifade özgürlüğüne müdahale marjı çok daha dardır.
Yargı sisteminin işleyişi ve yargı bağımsızlığına ilişkin açıklamaların kamu yararı taşıdığı, böyle bir tartışmada ifade özgürlüğüne yüksek düzeyde koruma sağlanması gerektiği konusunda bkz. Baka/Macaristan [BD], B. No. 20261/12, 23/06 2016, §§ 165 ve 171.
Cansu Çifçi retweeted
Silivri İBB Duruşması Konuşmaları
youtube.com/playlist?list=PL…
Cansu Çifçi retweeted
“Hz. Ali’nin sözünü tekrar ediyorum:
Zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır.
Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.”
📍 Silivri / 17.10.2026
Cansu Çifçi retweeted
CANLI BLOG | İçişleri Bakanlığı’nın avukatı Ekrem İmamoğlu’na “Denetim yapıyor muydunuz?” diye sordu. İmamoğlu, “2019’da göreve geldik, yaptırdığımız denetimlerde 33 dosya hazırlandı. İçişleri Bakanlığı ‘Sen soruşturma, ben soruşturacağım’ dedi ve dosyaları elimizden aldı. O günden beri çıt yok” yanıtını verdi.
Cansu Çifçi retweeted
Bu ülke bugün sayısız adaletsizliğin ağırlığı altında. Seçilmiş belediye başkanları
tutuklanıyor.
Ana muhalefet partisi ısmarlama davalarla dizayn edilmek isteniyor.
Gazeteciler haber yaptığı için tutuklanıyor.
Hakkını arayan işçi, toprağını savunan köylü, "Ben bu düzeni kabul etmiyorum" diyen genç gazla, copla ve tutuklamayla karşılaşıyor.
Bu arada enflasyon düşmüyor, kira yükseliyor, mutfak küçülüyor.
Yirmi beş yılın sonunda varılan yerin bir adı var: Vurgun düzeni!
Ülkenin son halini en net şekilde Ekrem İmamoğlu savunmasında belirtti: “Türkiye Cumhuriyeti bir operasyon ülkesine döndü.” Her gün bir operasyon, her an son dakika gelişmesi.
Cansu Çifçi retweeted
#İBBDavası'nda 2.Celse 32.gün
İBB Davası'nda aylardır tutuklu olan Barış Kılıç'ın avukatı Cansu Çifçi, etkin pişmanlıktan faydalanan Mehmet Muhittin Palazoğlu'na sordu.
Cansu Çifçi
"Kültür A.Ş.'den etkinlik organizasyonundan işte davet edildik ama A.Ş. yönetiminin Palazoğlu soyadıyla olmaması gerekiyordu, biz de işte yine ne başka şirketle ihaleye girdik, teklif verdik, çalışmamızı yaptık kazandık" demişsiniz.
Kayıtlara baktığımızda sizin aslında 2021 yılından itibaren herhalde Kültür A.Ş.'nin etkinlik ihalelerine davet edildiğiniz ve bu ihalelere katıldığınız, Adstation firması olarak...
Mehmet Muhittin Palazoğlu:
Vermiş olduğum ilk ifade ellerim kelepçeli, ondan sonra tamamen şey bir şekilde stres altında verdiğim iki ifadeydi ve ben bunlarla ilgili düzeltmelerimi yaptım sayın başkan.
Başta da söyledim.
Şimdi siz bakın hem aynı şeyi yapıyorsunuz. Daha önceden bir cümleyi alıyorsunuz, başka bir cümleyle birleştiriyorsunuz. Bu soru da soruldu.
Av. Cansu Çifçi: Firma ile resmi olarak ilişkisi yok ama aile firması olduğu için dediniz.
Sonuçta firmayla ilgili kısımlar konuşuluyordu. Ben de bundan dolayı zaten vermiş olduğunuz ifadelerinizde aile içindeki konuşmalardan kaynaklı olduğunu söylediniz.
Bunlardan hariç herhangi bir şekilde şu harici ihaleye davet edildiniz.
Mehmet Muhittin Palazoğlu: Hatırlamıyorum. Niye? Çünkü ben inşaat tarafında olduğum için zaten başımı kaşıyacak vaktim yoktur. O şirketleri de ben yönetmiyorum.
Av. Cansu Çifçi: Tamam, zaten aile içinde. Şimdi tarihi düzelttiğiniz için yanlış anlıyorum dediğiniz için soruyorum. Kelepçeli ifade verdim dediniz.
Mehmet Muhittin Palazoğlu:
Öyle bir şey demedim.
Etkin pişmanlığımı sakatlamanıza izin vermem.
Av. Cansu Çifçi: Beyanınızdaki yanlışlığı vurgulamak istedim, söyledim bunu. Hangisi doğru? 2021'e davet edildiğinizi biliyor musunuz, bilmiyor musunuz?
Bu bilgileri sormak istedim.
Mehmet Muhittin Palazoğlu: Bilmiyorum.
Av. Cansu Çifçi: Şimdi, Kültür A.Ş. zamanında Deniz Dörtyol şirketinin ticari sıfatı normal düz bir çalışan gibi miydi? Herhangi bir yetki, imza yetkisi, müdürlüğü gibi bir tayin, ataması var mıydı?
Mehmet Muhittin Palazoğlu: Hatırlamıyorum.
Av. Cansu Çifçi: Hatırlamıyorsunuz?
Mehmet Muhittin Palazoğlu: Hatırlamıyorum. Ben 2019'da ayrıldım ya, bayağı zaman geçti.
Av. Cansu Çifçi: Peki sizin döneminizde bu teklifi Deniz Dörtyol hazırlıyor muydu? Bunu hatırlıyor musunuz? İhale teklifleri vesaire.
Benim dönemim derken, 2019'da ayrıldınız, daha sonra aile şirketi olarak aranızda konuşmaya devam ettiniz yani Deniz Dörtyol'da siz de hani sizin firmanızda.
Mehmet Muhittin Palazoğlu: Yok.
Av. Cansu Çifçi: İhale tekliflerini onun hazırlayıp hazırlamadığını bilmiyorsunuz. Doğru mu, yoksa hazırlamıyor mu?
Mehmet Muhittin Palazoğlu: Hazırlamıyordu.
Av. Cansu Çifçi: Hazırlamıyordu. Şimdi bunu az önce Murat Ongun da sordu, sizin beyanınıza istinaden. Siz Murat Ongun ile görüşmenizi şeyle Tuzla, dolayısıyla 31 Mart 2024 tarihinden sonrasında aslında Murat Ongun'la böyle bir konuşmamız olduğunu ve Kültür A.Ş.'den böyle bu şekilde şirketlerle ilgili size bir teklifte bulunduğunu size söyledi, doğru. Deniz Dörtyol geçen zamanki savunmasına Murat Ongun'la de Emrah Bağdatlı ile ilk görüşmenin 3 Ocak 2024'te olduğunu söyledi ve bunun devamında da Adstation'a ve daha sonraki işte sürekli sizin isminizi verdiği için bunu söylüyorum. Ocak 2024'te bir görüşmeniz var mıydı, size gelen bir teklif var mıydı?
Deniz Dörtyol tarihi yanlış mı söylüyor?
Mehmet Muhittin Palazoğlu: Onu hatırlayamıyorum.
Av. Cansu Çifçi: Ama sizin Murat Ongun'la görüşme durumunuz seçimlerden sonra, dolayısıyla Tuzla'daki belediye başkanının değişmesinden sonra oluyor değil mi?
Mehmet Muhittin Palazoğlu: Hatırlamıyorum, yok. 2019 yılında ben gittim Murat Bey'e, şirket, şirket benim üzerindeyken bunları anlattım.
Av. Cansu Çifçi: Tamam, 2019'dan 2024'e 5 sene geçmiş, 5 sene boyunca bu şekilde bir talepte bulunmamış sanırım Murat Ongun.
...
#İBBDavası'nda 2.Celse 32.gün
Etkin pişmanlıktan faydalanan ve tahliye edilen Cübbeli Ahmet'in damadının ağabeyi iş insanı #MehmetMuhittinPalazoğlu beyanda bulundu.
"Sayın Başkan, sayın üyeler:
Öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Hakkımdaki suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum.
2019 yılından, Nisan 2025 tarihine kadar ortağı ve yetkilisi olmadığım şirket işlemleri ve yine tarafıma ait olmayan şirketleri eylemleri nedeniyle suçlanıyorum.
Savunmama önce AdStation
şirketi hakkında bilgi vererek başlamak, ardından iddialar nezdinde tarafıma yöneltilen eylemlere cevap vermek istiyorum.
AdStation şirketini 2011 yılında kardeşim Mehmet Esat Palazoğlu ile birlikte kurduk.
Şirketimiz kurulduğu günden itibaren etkinlik, organizasyon ve açık hava reklamcılığı alanında faaliyet gösteren bir aile şirketidir.
Kardeşim Mehmet Esat Palazoğlu şirketteki paylarını 27 Mayıs 2019 tarihinde diğer kardeşimiz Ahmet Palazoğlu'na devretti.
Ben de şirkette bulunan paylarımın tamamını 27 Aralık 2019 tarihinde Ahmet Palazoğlu'na devrettim.
Payı devrimle birlikte aynı tarihte müdürlük görevim, şirketi temsil yetkim ve imza yetkim de sona erdi.
Bu tarihten sonra uzun bir süre AdStation'da pay sahibi, müdür, yönetim kurulu üyesi veya imza yetkilisi olarak görev yapmadım.
2024 yılı içerisinde aile içinde yaşadığımız bazı anlaşmazlıklar neticesinde aramızda bir sulh sözleşmesi yapmaya karar verdik.
Bu doğrultuda da uzun müzakereler neticesinde 2 Şubat 2025'te bütün işlerimizi kapsayan bir anlaşma yaptık.
Bu anlaşma doğrultusunda şirketler ve mülkler üzerinde paylaşımlar yapıldı.
5 Mart 2025 tarihi itibariyle anlaştık ve genel kurul kararlarını, şirket devralma koşullarını ve sözleşmelerini imzaladık.
Bu tarih itibariyle AdStation şirketine yönetim kurulu üyesi ve başkan vekili olarak ilk adımımı attım.
Yani önemle belirtmek isterim ki soruşturmamın başlangıcı olan 19 Mart 2025 tarihi ile şirkete yönetim kurulu üyesi olmam arasında sadece 14 günlük süre olmuştur.
Ve 5 Mart tarihinde yaptığımız anlaşmada Ahmet Palazoğlu'nun vergisel yükümlülükleri nedeniyle devrin 15 Nisan 2025 tarihinden itibaren hüküm doğurmasını kararlaştırdık.
AdStation'ın da devir sözleşmesini imzaladık.
Şirketin tüm paylarını ise ancak 15 Ağustos 2025 tarihinde tam olarak devraldım. 27 Aralık 2019 tarihi ile 5 Mart 2025 tarihleri arasında AdStation adına imzalanmış, AdStation adına tarafımdan imzalanmış bir teklif, bir ihale evrakı, bir sözleşme veya bir talimat bulunmamaktadır.
AdStation 'ın bir aile şirketi olması nedeniyle şirket içindeki genel gelişmelerden haberdar olmam doğaldır.
Ancak şirket hakkında bilgi sahibi olmak, şirketi yönetmek veya yapılan her işlemden sorumlu olmak anlamına gelmez.
Yetki, imza ve somut bir talimatın bulunmayan işlemlerin yalnızca aile bağımız nedeniyle bana yüklenmesini kabul etmiyorum.
Ben 2019 yılından sonra ağırlıklı olarak inşaat sektörüne yöneldim ve inşaat şirketimin projeleriyle ilgilendim.
Dolayısıyla farklı bir sektörde yoğun ve yorucu iş hacmimin olduğu yerde reklam işleriyle uğraşmadım ve bu sektörden çekildim.
AdStation'ın reklam ve organizasyon işlerinin günlük yönetimini ben şirketi devralana kadar kardeşim Ahmet Palazoğlu yürüttü.
2024 yılının başlarında aile içinde yaşadığımız anlaşmazlıklar nedeniyle şirketleri ve yürüttüğümüz işleri tamamen ayırma kararı aldık.
AdStation'ın kurucularından biri olduğum ve şirketi adeta çocuğum gibi gördüğüm için devralmak istedim.
Ancak kardeşimle şirketin devri konusunda uzun bir süre anlaşamadık.
Bu nedenle 5 Mart 2025 tarihine kadar şirket yönetimine katılamadım, temsil ve imza yetkim de bulunmadı.
Bu dönemde kardeşim günlük reklam işlerinden geri çekilmek istedi ve işlerin iletişim ve koordinasyonunu yürütecek birine ihtiyacımız vardı.
Daha önce yanımızda çalışıp sonrasında kendi reklam şirketini kuran ve dışarıdan da reklam alanlarının pazarlama süreçlerini süreçleri için mecra sahibi şirketlerle çalışan Deniz Dörtyol'a teklif götürüldü.
....
AYM hak ihlali kararı vermişti: Tayfun Kahraman'ın avukatından tahliye açıklaması halktv.com.tr/gundem/aym-hak…
Anayasa Mahkemesi'nin, Tayfun Kahraman hakkında verdiği 2 Nisan 2026 tarihli ve 2025/57667 başvuru numaralı ihlal kararı bugün Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesi, 31 Temmuz 2025 tarihli ihlal kararının ardından yeniden yargılama işlemlerinin başlatılmamasını incelemiştir. Bu incelemede, Anayasa'nın 148. maddesinde güvence altına alınan bireysel başvuru hakkının oybirliğiyle, 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ise oy çokluğuyla ihlal edildiğine karar vermiştir.
Kararda, Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığının herhangi bir istisnası bulunmadığı vurgulanmıştır. Yeniden yargılama işlemlerinin başlatılmasının hem yasal hem de anayasal bir zorunluluk olduğu da açıkça ifade edilmiştir. Karar, bu doğrultuda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Dört üye ayrıca kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının da ihlal edildiği görüşünü açıklamıştır.
Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulması, hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin en temel gereğidir. Bu çerçevede, yeniden yargılama işlemlerinin gecikmeksizin başlatılması ve bu süreçte Tayfun Kahraman'ın tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesine karar verilmesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi kararları tartışılmaz, uygulanır.
Cansu Çifçi retweeted
BİR AN ÖNCE TAHLİYE EDİLMELİ
AYM hak ihlali kararı vermişti: Tayfun Kahraman'ın avukatı @cansucfc’den açıklama:
💬Gelinen aşamada bir an önce tahliye edilmesi gerekiyor.
AYM hak ihlali kararı vermişti: Tayfun Kahraman'ın avukatından açıklama
💬Gelinen aşamada bir an önce tahliye edilmesi gerekiyor
birgun.net/haber/aym-hak-ihl…
Cansu Çifçi retweeted
Bu kararın (gecikmekli de olsa) yayınlanması ile Tayfun Kahraman’ın hemen tahliye edilmesi gerekiyor. Bu arada “Mahkeme” kararına daha önce uymayan ilk derece mahkemelerine “Anayasal zorunluluk” hatırlatması yapımış. Kahraman ve AYM, AİHM kararları olan tüm tutuklu-hükümlüler hemen serbest kalmalı
🔴 AYM, Gezi hükümlüsü Tayfun Kahraman hakkındaki kararının gerekçesini açıkladı:
📌 Kararlara uyulması Anayasal zorunluluk, yeniden yargılama yapılsın.
📌 Yargı mercilerinin Anayasa Mahkemesi'ni yetki gaspı yapmakla itham ederek kararlarına uymaması, hukuki bir görüş olarak dahi kabul edilemez.
📌 Kararların bağlayıcılığının sorgulanması ve uygulanmaması hukuk devletini işlemez hâle getirir, kaçınılmaz bir şekilde hukuk sistemini kaosa sürükler.
apps.apple.com/tr/app/t24/id…
play.google.com/store/apps/d…
Cansu Çifçi retweeted
2 Ekim gecesi, gece yarısı, Çorlu Karatepe Kuyu Tipi Cezaevi’nden yüzlerce kilometre uzaktaki Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildim. Bana makul, hukuki ve somut tek bir gerekçe dahi sunulmadı. Bunun yerine yapılanın “rutin bir uygulama” olduğu söylendi.
İnsanları gece yarısı uykularından uyandırıp dakikalar içinde eşyalarını toplatarak yüzlerce kilometre uzağa götürmek ne zamandan beri rutin?
Haftanın dört günü aralıksız devam eden duruşmaların tam ortasında, savunma hakkını fiilen kullanılamaz hale getirecek şekilde başka bir şehre sevk edilmek ne zamandan beri rutin?
Adını doğru koyalım: Bu, rutin bir uygulama değil. Bu eziyettir, zulümdür.
Sevk edilmeseydim, ayda yalnızca bir kez açık görüşte kavuşabildiğim kızımı görecektim. Sevkin özellikle gece yarısı, apar topar yapılmasının amacı bu muydu? Kızımı görmemi engellemek, canımı acıtmak mı istediniz?
Merakınızı gidereyim: Vurduğunuz yer acıdı.
Yargılarken de, kapattığınız cezaevlerinde de adaletin değil, eziyetin ve zulmün peşinden gidiyorsunuz.
Av. Mehmet Pehlivan
Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi
Cansu Çifçi retweeted
CANLI BLOG | Barış Kılıç'ın avukatı Cansu Çifçi, Murat Abbas'ın "Benim ihalelerde sorumluluğum yoktu" sözlerine atıf yaptı ve duruşma salonunda Murat Abbas'ın onayladığı bir ihalenin belgesini gösterdi. Avukat Çifçi ayrıca, "Siz denetim kökenlisiniz, geçmişte birlikte çalıştığınız isimleri de yanınızda Kültür A.Ş.'ye getirdiniz ve yardımcınız yaptınız. Onlardan size 'Bu işte yanlışlık var' diye bir uyarı geldi mi?" sorusunu yöneltti. İtirafçı Abbas, "Nereye varmaya çalışıyorsunuz?" dedi. Avukat Çifçi, "Neden gerginlik yaratıyorsunuz?" diye sordu. Abbas, "İlk kez mahkemeye çıkıyorum, bırakın da gergin olayım" diye konuştu.
Cansu Çifçi retweeted
İBB Davası'nda itirafçı Murat Abbas avukatların soruları yanıtlıyor:
Tutuklu Kültür A.Ş. Plan ve Organizasyon Müdürü Barış Kılıç'ın avukatı Cansu Çifçi, Murat Abbas'ın etkin pişmanlık ifadesinde söylediği "Atina'da evi vardı, teknesi vardı" gibi sözleri sordu ve "Bunları birilerinden duymuşsunuz, kim söyledi?" dedi. İtirafçı Abbas, "Siz dedikodu olarak tanımlıyorsunuz, duyumdu" dedi.
Cansu Çifçi retweeted
İHALEYLE İLGİM YOK DEDİ AVUKAT İHALE BELGESİ GÖSTERDİ
Barış Kılıç'ın avukatı Cansu Çifçi, Murat Abbas'ın "Benim ihalelerde sorumluluğum yoktu" sözlerine Murat Abbas'ın onayladığı bir ihalenin belgesini göstererek yanıt verdi.
Çifçi: "Siz denetim kökenlisiniz, geçmişte birlikte çalıştığınız isimleri de yanınızda Kültür A.Ş.'ye getirdiniz ve yardımcınız yaptınız. Onlardan size 'Bu işte yanlışlık var' diye bir uyarı geldi mi?"
Abbas: "Nereye varmaya çalışıyorsunuz?''
Çifçi: Neden gerginlik yaratıyorsunuz?"
Abbas: "İlk kez mahkemeye çıkıyorum, bırakın da gergin olayım"
İBB Davası'nda itirafçı Murat Abbas avukatların soruları yanıtlıyor:
Tutuklu Kültür A.Ş. Plan ve Organizasyon Müdürü Barış Kılıç'ın avukatı Cansu Çifçi, Murat Abbas'ın etkin pişmanlık ifadesinde söylediği "Atina'da evi vardı, teknesi vardı" gibi sözleri sordu ve "Bunları birilerinden duymuşsunuz, kim söyledi?" dedi. İtirafçı Abbas, "Siz dedikodu olarak tanımlıyorsunuz, duyumdu" dedi.
Cansu Çifçi retweeted
#İBBDavası'nda 2.Celse 27.gün
Aylardır tutuklu olan #BarışKılıç'ın avukat Cansu Çiftçi. Murat Abbas'a sordu.
Av. Cansu Çiftçi:
"Doğrudan müvekkil ile ilgili birkaç tane isnat var, onlarla başlayacağım. Öncelikle bu savcılık ifadenizde birkaç şeyden bahsetmişsiniz. Dün de savunmanızda buna biraz kısmen değindiniz, oradan bir başlayalım.
Özellikle bir 10 milyon meselesi; 10 milyon, daha sonra 2 milyon, 1 milyon 250 bin, seçim çalışmasına çıkacak işte insanlara para... Bütçeden de verildi. Savcılık ifadenizde diyorsunuz ki; 'Bu paranın kim tarafından taşındığı, kime verildiğine dair bilgim yok, ama tahminimce Barış Kılıç tarafından ilgili yere iletilmiş olabilir.' İşte geçiyorum o kısmı. 'Barış Kılıç tarafından ise bu meblağların alındığı bizzat bana söylenerek teyit edilmiştir' demişsiniz.
Dün ise savunmanızda 'Bu şekilde paralar alındı; kime, nerede, nasıl teslim edildi bir bilgim yoktur' dediniz. Öncelikle hangi ifadenizi, savunmanızda beyanınızı baz alalım?"
Murat Abbas: "Şimdi şuradaki ilk ifademe baktığınızda...
🔴Para teslimiyle ilgili henüz somut gördüğüm bir şey yok.
Kim tarafından alındı vesaire... Ama sonrasında bir İBB'de, dün bahsettiğim size...İBB Saraçhane binasında bir toplantı yapıldı yine bu müze kriziyle, dijital müzeyle ilgili. O toplantıda Barış Kılıç da vardı, Onur Aldı da vardı. Başka yöneticiler de vardı.
Orada bu 10 milyon hikayesi, 6 milyon işte Kahraman Bey'e verilen hikayesi, bunlar da konuşuldu. Hatta orada Barış Bey'in bir şeyi, sinirsel hali de yükseldi.
Ben de orada 'Bu 10 milyon lira alındı mı, alınmadı mı?' diye sorduğumda, kendisi 'Alındı' dedi.
Sonra 'Bu 6 milyon lira nedir?' diye Onur Aldı'ya sorduğumuzda, işte dün de yine ifademde söyledim, kendisi o 6 milyon lira parayı hatırlamadığını, belki rüyasında görmüş olacağını falan filan söyledi. Açıklamalarım bu kadar."
Avukat: "Yani şunu söylüyoruz, açıklamalarınızı anladım ama 'Yok Barış tarafından alındı, Barış tarafından bilmem kimlere teyit edilmiş olabilir'... Önce tahmininizden bahsediyorsunuz, iletilmiş olabilir vesaire..."
Murat Abbas:
"İkisi arasında fark var."
Avukat:
"İşte fark var, ben de onu soruyorum. 'İşte tahminim bu bu, daha sonra Barış Kılıç size bizzat söylüyor; bunu ben aldım abi' deyip teyit ediyor. Dün de bunu bu şekilde kime... Kimlere verildiğine dair bir beyanınız yok."
Murat Abbas:
"İki farklı zamanda konuşuluyor tabii ki. Ama iki şey arasında zaman farkı var, tamam mı? Zaman farkı var. Bu bilgiler zaten bakın, bana kendi çalışma arkadaşlarımdan gelen bilgiler."
Avukat:
"Duyum."
Murat Abbas:
"Yani yani, onun adı duyum mu? Onlar gelip bana bunu söylediğinde 'Bu paralar ne oldu?' diye, onlar da 'İlgili yerlere şu kişi tarafından götürüldü' dendi.
Bu duyum mudur, nedir bilmiyorum."
Avukat:
"Tamam, buna ama sanki önce 'Tahminim' diyorsunuz, sonra 'Barış Kılıç bana söyledi'... Şimdi Barış Kılıç'la doğrulanmış bir..."
Murat Abbas:
"İkincisi, İBB Saraçhane binasındaki toplantı farklı bir toplantı. Bakın orada zaten artık sonra dile geldi, belki mart ayında yapılmıştır bilemiyorum. Orada her şey zaten açık açık ortaya döküldü."
Avukat:
"Bu 9 Mart'taki harici bir toplantı, öyle mi?"
Murat Abbas:
"Başka bir toplantı tabii ki."
Avukat:
"Bu başka bir toplantı. Bu toplantıda Barış Kılıç da vardı, burada görüştünüz, duydu..."
Murat Abbas:
"Var var, Onur Aldı da vardı."
Avukat:
"Anladım ama bu ifadelerinizdeki duyum, tahmin daha sonra Barış teyit etti... Ama dün de böyle bir şey, Barış'la ilgili bir şey söylemediniz, bunu düşelim.
Bir sonraki... Bir sonraki sorum şundan bahsediyorsunuz, dün burada Onur Aldı da sordu, biz ilgili kişilere yönelttik bu soruları. Barış Kılıç'ın 'Yok Atina'da evi vardı, Kahraman'la beraber almış' vesaire diye bir ifadelerinize yerleştirmişsiniz. Daha sonra 'Yok Barış Kılıç'ın teknesi vardı' gibi... Bunların hepsini birilerinden duymuşsunuz. Bunlara ilişkin haricen bir bilginiz, bir evrağınız, bir şeyiniz var mı, yoksa sadece ilgili kişiler duyduğunuz duyumlar üzerine mi bunu söylediniz?
#İBBDavası'nda 2.Celse 26.gün
Etkin pişmanlıktan faydalanan ve ev hapsi verilerek tahliye edilen Kültür AŞ eski Genel Müdürü #MuratAbbas beyanda bulundu.
"Sayın Başkanım, sayın heyet, sayın savcım; hepinizi öncelikle saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, sayın heyet; 17 Nisan 2025 tarihinde savcılıkta vermiş olduğum etkin pişmanlık ifademde anlattığım hususları burada da aynen tekrar ediyorum.
O tarihte bildiklerimi ve soruşturma sürecinde öğrendiklerimi açık biçimde anlattım.
Bugün de aynı beyanlarımın arkasındayım.
Savunmama başlamadan önce kendimi ve mesleki geçmişimi kısaca anlatmak isterim.
Yaklaşık 25 yıldır kültür, sanat ve müzik sektöründe çalışan profesyonel bir yöneticiyim.
Bu süre içerisinde sektörün hem içerik hem de yönetim tarafında farklı görevler üstlendim.
Uzun yıllar Pozitif ve Babylon bünyesinde çalıştım. Konser, festival ve kültür sanat projelerinin geliştirilmesi ve yönetilmesinde görev aldım.
Ardından Zorlu Performans Sanatları Merkezi'ne geçtim ve yaklaşık 6 yıl boyunca Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nin genel müdürlüğünü yaptım.
Bu dönemde ekibimle birlikte Zorlu PSM'nin yalnızca İstanbul'un değil, uluslararası ölçekte de bilinen ve takip edilen önemli kültür sanat merkezlerinden biri haline gelmesi için çalıştım.
Bu profesyonel yöneticiliğimin yanı sıra yıllar boyunca çeşitli gazete, dergi ve internet yayınlarında müzik üzerine yazılar yazdım.
Farklı radyolarda müzik programları hazırlayıp sundum.
Dolayısıyla kültür ve müzik yalnızca çalıştığım bir sektör değil, yaklaşık çeyrek asırlık mesleki hayatımın ana ekseni oldu.
Hayatımın hiçbir döneminde kamu alanında çalışmadım.
Kamu ve ihale mevzuatına da dolayısıyla hakim değilim.
Kasım 2020'de Zorlu Performans Sanatları Merkezi'ndeki genel müdürlük görevimden ayrıldım.
Önümde iki seçenek vardı: Yurt dışına gitmek ve ülkede kalarak kültür sanat hayatıma burada devam etmek. O zamanki aile şartlarım gereği yurt dışı seçeneği rafa kalktı ve kariyerime ülkemde devam etmeye karar verdim.
51 yaşında bir genel müdür olarak burada çok fazla, kültür sanat alanında çok fazla seçeneğim de yoktu. Önüme iki fırsat çıktı.
Birisi İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürlük pozisyonu, diğeri de Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nin Genel Müdürlük pozisyonuydu.
Her iki pozisyon için de resmi başvuru yaptım, ilgili yöneticilerle görüştüm.
Zorlu'dayken yaklaşık 1,5 sene Atatürk Kültür Merkezi'ne dışarıdan fikir yardımlarında bulunmuş, üst düzey isimlerle toplantılara katılmıştım.
Dolayısıyla Atatürk Kültür Merkezi başvurum da olumlu karşılandı, randevulaştık.
Bunu ilk görüştüğüm taraf olan İBB İnsan Kaynakları'na bildirmiştim.
Ancak bir gün, yani günlerden birinde Karar gazetesinin internet sayfasında Kültür A.Ş. Genel Müdürü olduğum haberi çıktı ve dolayısıyla AKM seçeneği doğal olarak elendi.
İBB'de farklı kişiler ve birimlerle görüşmeler yaptıktan sonra 14 Aralık 2020'de Kültür A.Ş. Genel Müdürü olarak işe başladım.
Kültür A.Ş. Genel Müdürlüğü görevini kabul ettiğimde de buraya az önce sizlere özetini geçtiğim birikim ve deneyimle geldim.
Amacım özel sektörde edindiğim kültür sanat yönetimi deneyimini İstanbul'un kültür sanat hayatına aktarmak ve kamu yararına kullanmaktı.
Kültür A.Ş.'de odağım kültür ve sanattı. Ekibimle birlikte İstanbul'un kültür hayatına yeni mekanlar ve yeni içerikler kazandırmaya, var olanları daha görünür ve daha erişilebilir hale getirmeye çalıştık.
Müze Gazhane'den Taksim Sanat'a, İstanbul Kitapçısı'ndan yayıncılık faaliyetlerine, müzelerden sergilere, konserlerden farklı kültür sanat etkinliklerine uzanan geniş bir alanda çalışmalar yürüttük.
Bütün bunları özellikle anlatıyorum; çünkü bu davada benim kim olduğumun ve Kültür A.Ş.'de hangi amaçla bulunduğumun doğru anlaşılmasını önemsiyorum.
Ben Kültür A.Ş.'ye başka bir amaçla değil, 25 yıllık özel sektördeki mesleki birikimimi İstanbul'un kültür ve sanat hayatına aktarmak için geldim.
...
Cansu Çifçi retweeted
GERGİN BİR DURUM VAR MI YOK MU?
Av. Cansu Çifçi: İç denetimden size usulsuzlük ile ilgili herhangi bir şey geldi mi?
Murat Abbas: Olmadı.
Av. Cansu Çifçi:Bütçe ve raporlama müdürlüğünü siz mi kurdunuz?
Murat Abbas: Evet
Av. Cansu Çifçi: Ne iş yapardı?
Murat Abbas: Açıkca sorun... ( Murat Abbas gergin bir biçimde yanıt verdi. Bu konuda da ilk defa mahkeme karşısında olduğunu, gergin olmasının normal olacağını belirtti)
Av. Cansu Çifçi:Sordum. Gerginliğe gerek yok.
Mahkeme başkanı: Gergin bir durumumuz yok.
#ibbdavası
@cansucfc
İBB DAVASINDA GELDİĞİMİZ NOKTA...
Av.Baver Kaya Murat Abbas'ın ifadelerinde zaman, konu ve mekan tutarsızlıklarını olduğunu söyledi ve Abbas'a cezaevinde bir hafıza kaybı yaşayıp yaşamadığını sordu.
#ibbdavası
Cansu Çifçi retweeted
Emekli eyleminde hayatına son veren Ali Şekeroğlu’nun toprağa verildiği gün AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon soygununda milyarlarca liralık vurgun yaptığı ortaya çıktı. Kaya aranıp sorulduğunda ‘Müsait değilim’ diyebiliyor. Halka hesap vermek zorunda bile değil. Demokrasinin katledilmesi işte bu soyguncuların işine yarıyor.
Cansu Çifçi retweeted
Anayasa Mahkemesi, Tayfun Kahraman'ın başvurusu üzerine verdiği hak ihlali kararının gerekçesini 5 ay 21 gündür yayımlamadı.
AYM'nin 31 Temmuz 2025'te verdiği ilk hak ihlali kararı da uygulanmadı.
Oysa Anayasa, "AYM kararları bağlayıcıdır" diyor.
Tayfun Kahraman şimdi hücresinde adelet, kızı Vera evde babasını bekliyor.
Babası tutuklandığında Vera, 2 yıl 8 aylıktı.
Tam 4 yıl 5 ay 1 gündür babasız uyuyor, uyanıyor, okula gidiyor, yemek yiyor.
Çocukluğu babasız geçiyor. Ağladığında, korktuğunda, mutlu olduğunda sarılabileceği babası yanında yok.
Evde babasıyla olan hiçbir anısını hatırlamıyor. Yalnızca babasını ayda bir açık görüşte cezaevi duvarları arasındaki halini biliyor.
Adaletsizliğin verdiği yükün ağırlığı küçük bir çocuğun omuzlarında...
Vera adalet istiyor.
Cansu Çifçi retweeted
Gerekçeli karar 1 aydır gelmedi
Aziz İhsan Aktaş Davası'nda gerekçeli karar bir aydır yazılmadı. Avukat Cansu Çifçi, sürecin daha da uzayabileceğini belirterek, ‘‘Gecikmenin en ağır sonucu tutuklu sanıklar açısından ortaya çıkıyor. İstinaf incelemesi başlayamıyor’’ dedi
birgun.net/haber/gerekceli-k…

























