Pinned Tweet
Yaralanmaktan kim korkar?
Oysa hasarlı doku iyi bir cerrahi kesiyle , hünerli bir elin yara açmasıyla onarılır ..
Ağustos, 2025
#AyIşığıylaYıkananKadınlar
Zaten de ihtiyarların bu tür tavsiyelerini çöp sayın
Böyle düşünüp senelerce politika takip etmeyi kişisel ilgim sanarak bana da yer yer kızan kalbur üstü zengin ve hayvansever bir arkadaşım vardı. En son sokakta hayvan beslemek yasaklanacak gündeminden sonra elinde pankartlarla şehir meydanında eylem yapıyordu öyle söyleyeyim💁🏼♀️
Hayat politiktir. Politika bizi yönetenleri seçmek demek hobi ya da ilgi alanı değil. Vatandaş olma birlikte yaşama sorumluluğudur. Attığınız adımı bile nasıl yöneteceğinize karar veren insanlar hakkında fikriniz yoksa o kadar okul okumayın. (Bu söz gerçekten Aziz Sancar’ın mı bilemiyorum tabi)
Kuyu yerine…
Onurlu ve insanca yaşamak ve bunun için çalışmak ne zor oldu
Üsküdar Belediye Başkanımız Sinem Dedetaş ev hapsi kararıyla tahliye edildi.
Ancak kimse bu kararı bir adalet tecellisi ya da lütuf gibi sunmasın! En başından beri tek bir gün bile özgürlüğünden mahrum bırakılmaması gereken seçilmiş bir başkanı, şimdi de kendi evinde rehin tutulacak.
Haksız ve mesnetsiz tutukluluk sürecini ev hapsi adı altında uzatmak, Üsküdarlıların sandıktaki iradesini gasp etmeye devam etmektir.
Bu hukuk garabetine derhal son verilmeli, Sinem Dedetaş hiçbir kısıtlama olmaksızın bir an önce görevinin başına dönmelidir!
Öyle demedim zaten
“Saldırı “! terbiye sınırını aşan bir sözcük
Ben de Özgür Özeli beğeniyor izliyor hatta bilimsel çalışmalarda yakın destek olduğum bir kurullarında yer alıyorum
Ama siyasete ilişkin tespitler yapıyoruz
Yapıyoruz ki siyaset , yıllardır yolumuza çıkan bu gariplikler düzeltilsin
Neyse ki Özgür B ve oradaki sağduyulu insanlar bunun farkında ve sizin gibi SALDIRGAN değil
Replying to @esenol
Partisini önce Belediye seçimlerinde daha sonra da Butlan kıskacından kurtararak 1. Muhalefet partisi yapan bir lidere Mustafa Sarıgül’ ü fırsat bilerek “kadın şiddetinde ortaklaşan eril uzlaşıdan hiçbir farkı yok” demenin arkasında bir başka saldırı motifi var. Acaba ne ?
O iddalar özel hayatıyla ilgili diye düşünmek biraz tuhaf değil mi?
Gücü nedeniyle tacizden söz ediliyor
Özel hayat böyle bir kepazelik olabilir ama iktidardaki konumu kullanarak değil
Öyle dahi olsa Epstein gibi bir facia
Burada çok eşlilikten söz edilmiyor
Rızası olmayanlara şiddet ve tacizden söz ediliyor
Bunca dolandırılmış bir vatandaş olarak beni de bir tek bu kısmı ilgilendiriyor
İddalar doğruysa cehhenemde başı kaynasın zaten
Zira bu sistem bu iddalar dikkate almayabilir
Siz bile almayınca
Mustafa Sarıgül’ün özel hayatına ilişkin suç teşkil etmeyen iddialarla zerre kadar ilgilenmiyorum. Hatta son dönemde soruşturmalarda özel hayata yönelik detayların tüm ayrıntısıyla yazılıyor olmasının esas gerçeği perdelediğini düşünüyorum.
Sarıgül ailesinin uzaktan bakınca dahi girift ilişkiler ağı içerisinde olduğunu görebiliyoruz. Bu süreçte sormamız gereken bazı sorular var.
Mustafa Sarıgül’ün belediye başkanı olduğu döneme bir bakalım ⬇️
2004 yılında İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin incelemeleri sonucunda Şişli’deki kaçak yapılarla ilgili Sarıgül ve bazı belediye görevlileri hakkında soruşturma izinleri verildi. Ancak önemli bir ayrıntı var: Bu izinlerden en az biri daha sonra Danıştay 1. Dairesi tarafından kaldırıldı.
Yine yıllar sonra Şişli Belediyesi’ne ait, toplam büyüklüğü yaklaşık 75 bin metrekareyi bulan dokuz taşınmazın Şişli Meslek Yüksekokulu Vakfı’na geçmiş dönemde bedelsiz ya da sembolik bedellerle tahsis edilmesi tartışma konusu oldu. Bu taşınmazların değerinin yüz milyonlarca dolar olduğu ileri sürüldü. Sarıgül ailesi bu konuyu haber yapan gazetecileri “Susturmaya çalıştı.”
Bir de belediyenin mali tablosu var. Sarıgül döneminde Şişli Belediyesi’nin borçları yıllarca siyasetin ve basının gündemindeydi. Bunların da dönemin bütçeleri, Sayıştay/teftiş belgeleri ve belediye kayıtları üzerinden tek tek incelenmesi gerekir.
Bugün Mustafa Sarıgül’ün toplam kişisel servetini ortaya koyan kamuya açık ve doğrulanabilir kapsamlı bir mal varlığı dökümü bulunmuyor. Sarıgül ise milletvekili seçildikten sonra mal beyanında bulunduğunu, geçmişte ticaret yaptığını ve hesabını veremeyeceği bir mal varlığı olmadığını söylüyor.
O halde sorular çok basit:
1-Sarıgül, 1999-2014 yılları arasında tam 15 yıl Şişli Belediye Başkanlığı yaptı. Bu 15 yılın belediye dosyalarını bugün yeniden açıp incelemek gerekmez mi? Sarıgül ailesinin bugünkü ekonomik gücünün kaynakları neler?
2-Belediye başkanlığından önceki ve sonraki mal varlığı arasında nasıl bir değişim var?
3-Şişli’nin taşınmazları kimlere, hangi gerekçelerle ve hangi bedellerle tahsis edildi?
4-15 yıllık belediye başkanlığı döneminin imar dosyalarında neler var?
5-Belediyenin borcu yıllar içerisinde nasıl değişti?
Ve bir siyasetçi muhalefet milletvekili olduğunda bu sorular ortadan kalkmaz. İktidar mensuplarının mal varlığını, belediye dönemlerini ve kamu kaynaklarıyla ilişkilerini nasıl sorguluyorsak muhalefetteki siyasetçiler için de aynı şeyi yapmak zorundayız.
"Sağlık hizmeti, günlük iş gücüyle hesaplanamaz"
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve TTB üyesi Prof. Dr. Esin Şenol ise artan yükün polikliniklerdeki sorunları daha görünür kıldığını belirtiyor.
Hekimler, özlük hakları, çalışma koşulları, insanca çalışmak ve hasta hakları için eylemde
dw.com/tr/hekimler-eylemde-h…
Kadın şiddetinde ortaklaşan
eril uzlaşıdan hiçbir farkı yok
“Benim adamımdı” diye beyana güveniyor
Siyaset tam olarak din, ticaret ( fazla zarif kaçtı ama) ve erkek kıskacında
Ne yazık ki Özgür Özel’in de bu kuskaçtan kurtulamadı kolay değil
Bir AŞISI yok
Kurtulacak olanlar eşiği geçip siyasete erişemiyor zaten
Özgür Özel:
"Mustafa Sarıgül bana büyük bir kumpasa, büyük bir haksızlığa uğradığını söyledi.
Kendisi bunların tamamen iftira olduğunu, büyük bir haksızlığa uğradığını son derece dramatik bir şekilde, gözyaşlarına hakim olamayarak anlattı.
Gerçekten ben de içinde bulunduğu durumu gördüm. Zor bir durum.
Haklıyı haksızı, gerçeği duymadan veya gerçek ifadeleri görmeden bir şey diyemeyiz."
Bu da ne şahane bir not
“Dilyutuyorum” sözcüğüyle bir kitap nedeniyle yeni tanıştım tam olarak öyle
Karanlık bir gecenin sabahıydı Cumhuriyet
Ve tüm devrimler gibi bir güneşti
Ama herkes için başka
Yine de hepimizin güneşi ve em büyük bayramı
CUMHURİYET DE BİR SABAHIN ADIDIR
Eleftheria Arvanitaki’nin Dynata şarkısında gece, sabahı doğuran bir kadın gibidir. Karanlığın içinden hayat çıkar. Her şey yeniden can bulur. Bizim de bir sözümüz var: Gün doğmadan neler doğar.
Şarkının coşkulu ritminin altında bir yas saklıdır. Kaybedilmiş aşklar, geride kalmış yıllar, gerçekleşmemiş hayaller… İnsan bütün bunları beraberinde taşıyarak dans eder. Çünkü yas ile yaşam sevinci birbirini dışlamaz.
Cumhuriyet de bir sabahın adıdır. Kimileri için büyük bir umudun doğuşu, kimileri içinse alıştığı dünyanın kaybıydı. Her tarihsel başlangıç biraz da bir şeylerin sonudur. Birilerinin bayramı, başkalarının hüznünü ortadan kaldırmaz.
Aradan 103 yıl geçti. Cumhuriyet’in vaat ettikleriyle gerçekleştirebildikleri arasında hâlâ uzun bir mesafe var. Üstelik bu mesafenin içinde yanlışlar ve yanılgılar da var. Eşitlik, özgürlük, adalet… Bir kısmı kazanıldı, bir kısmı eksik kaldı, bir kısmı hâlâ bekliyor.
Sabah güneşinin en güzel tarafı, hiçbir şeyin dün geceki kadar önemli olmayışıdır. Geceyi unuttuğumuzdan değil; onun karanlığında gördüklerimizi gün ışığında başka türlü görebildiğimizden.
Bayram dediğimiz şey de her şeyin yolunda olduğunu ilan etmek değildir. Eksiklerimize, kayıplarımıza, hayal kırıklıklarımıza rağmen birlikte yaşama arzumuzu yeniden hatırlamaktır.
İnsan bazen mutlu olduğu için dans etmez. Kederine rağmen hâlâ hayatta olduğunu göstermek için dans eder.
Gün doğmadan neler doğar, bilmiyoruz. Ama gecenin sabahı doğuracağından hâlâ umutluyum.
Güzelbahçe Sohbetleri 2026
İmla derdim değil ama “sözcüklerdir bütün derdim” diyen Ursula Le Guin gibi takıntılıyım sözcüklere
Zihniniz sözcüklere , sözcükler zihninize kayıtlı zira
Eşinizden, yoldaşınızdan
“Hanım” diye söz etmeyin
Zihnim hemen “zavallıcık” diye etiketliyor
Bir de evvel zamanı “ geçen” diye başlayarak tanımlayanlar,
sizin için de “nafile” sözcüğü uygun
Çok güzel bir yazı
Çok güzel bir soru
“Ortak bir ülkeye ait olmak için birbirimize benzememiz gerekir mi?”
Cevap: Cumhuriyet hepimizin
Bizim Cumhuriyetimiz birbirine benzemeyenlerden oluşan o “hepimizin olan ülke düşüdür”
Kanaati böyle olmayanlara rağmen tam da böyledir
✍️ Ahmet Güneştekin yazdı:
🔴 Cumhuriyet hepimizin mi, birbirimize benzemeden eşit yaşayabilir miyiz?
📌 Cumhuriyet’in hepimize ait olduğunu söylüyoruz. Öyleyse hepimiz onun içinde kendimizi eşit hissetmeliyiz. Çünkü bir ülkenin gerçek büyüklüğü, birbirine benzeyen insanların sayısıyla değil, birbirinden farklı insanların birlikte ne kadar özgür ve eşit yaşayabildiğiyle ölçülür
🔗 t24.com.tr/yazarlar/ahmet-gu…
➡️ apps.apple.com/tr/app/t24/id…
➡️ play.google.com/store/apps/d…
@AhmetGunestekin
Toplumla derin bağları olan, toplumdan haberleri iktidara, yargıya, kamuya taşıyan DERİN bir gasteci
Eşinden şöyle söz ediyor;
HANIM!
Han gibi
Ya akaryakıt alması gerekmese toplumdaki FON hassasiyetiniz nasıl bilecektiniz?
Neyseki çok sofistike gereksinimleri için sokağa çıkıyor
Şamil Tayyar:
"Ankara'da bir akaryakıt istasyonuna uğradım. Pompadaki görevli, 'Abi arabayı mı değiştirdin?' diye sordu.
'O araba hanımın arabasıydı, sattık' deyince gülmeye başladı: 'Parasını ne yaptın abi, fona mı yatırdın yoksa?'
Ardından 'Bu kadar parayı nasıl yiyorlar, insan hiç mi doymaz?' diye söylenip durdu.
Fon vurgunu toplumda, özellikle dar ve sabit gelirlide ciddi bir travmaya yol açmış vaziyette.
Mağduriyetin giderilmesi kadar hesap sorulması da önemli."
Esin Davutoğlu Şenol retweeted
Kıymetli Komşularım;
İlk defa bu bayram, en kıymetli emanetimizi, Cumhuriyetimizi, 90 gündür özgürlüğümden yoksun ve belki de ilk defa özgür olmanın kıymetini bu kadar derinden hissederek bir hücrede bir başıma kutluyorum. Çok sevdiğim bir arkadaşımın, daha ilk günlerde posta ile gönderdiği Türk Bayrağı kartpostalına bakarak, Üsküdar’da o hep birlikte coşku ile kutladığımız, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını özlemle andığımız gururlu telaşlarımızı düşünüyorum ve bir kez daha hatırlıyorum: Ne kıymetli şey özgürlük!
Tüm eğitimini devlet okullarında almış ve bunu geri ödeme sorumluluğu ile 22 yıldır durmaksızın çalışan, aldığı sorumlulukları eksiksiz yerine getirme gayretinde olan bir Cumhuriyet kadını olarak biliyorum ki; kendi kimliklerimizle, barış içinde var olmamızın yegane yolu Cumhuriyetimizin ve onun kazanımlarına sahip çıkmaktır.
Cumhuriyet özgürlüğün, eşitliğin, adaletin ve onurlu yaşamanın teminatıdır, hukukun üstünlüğüne inanmak, dürüstlükten ve adaletten sapmamak, her durumda vicdanımızın sesini dinlemektir. Tüm farklılıklara rağmen bir arada kardeşçe yaşayabilmektir.
Bundan bir asır önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk bağımsızlığa giden yolun ancak millet iradesi ile çizileceğini vurgulayarak "milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" demiş ve yola çıkmıştır. Yolun sonunda Cumhuriyeti ilan ederek, en kıymetli hazinesini bizlere emanet etmiş ve "Cumhuriyet ilelebet payidar kalacaktır" demiştir.
Bu sözün ışığında, emanete sahip çıkma bilinci ile, Cumhuriyetin kıymetini bugün dünden daha iyi bilerek, onu anlamanın idraki ile görevimize dört elle sarılacağız.
Umarım sizler, hep birlikte, bu coşkuyu yüreklerinizde hissederek, daha nice bayramların teminatı olan yurttaşlık duygusu ve coşku ile güzel bir bayram geçirirsiniz.
Aramızdaki mesafeye rağmen kalbim ve Cumhuriyet sevgim sizlerle Üsküdar'da olacak.
Hepinizi hasretle kucaklıyor, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve silah arkadaşlarını, bağımsızlığımız uğruna mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve özlemle anıyor, şükranlarımı sunuyorum.
Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun!
Sinem Dedetaş
Üsküdar Belediye Başkanı
29/10/26, Çorlu
Cumhuriyet, aklın, bilimin, cesaretin ve özgürlüğün sonsuz yolculuğu…
En büyük bayramımız kutlu olsun
Prof.Dr.Esin Şenol
#Cumhuriyet103Yaşında
🤖 Made with AI
Esin Davutoğlu Şenol retweeted
Unutmadık seni iki gözüm!
Aşkı, ayrılığı ve yalnızlığı; barışı, kardeşliği ve özgürlüğü haykıran şarkıların sahibi, özgün müziğin güçlü sesi Ahmet Kaya, 69 yıl evvel bugün dünyaya gelmişti.
Esin Davutoğlu Şenol retweeted
Amin Maalouf Atatürk ve Cumhuriyet sevgisini böyle anlatmıştı:
“Savaş bittiğinde büyük güçler Türkiye’yi parçalara böleceğiz dedi. Atatürk ‘Hayır, savaşacağım’ deyince çekilmek zorunda kaldılar. Bu onun verdiği büyük derstir. Atatürk sadece güçlü ve iradi değil, çok akılcı davrandı. Keşke bölgemizin başka liderleri de aynı yolu izleseydi. Arap dünyasında büyük güçlere hep teslim olunur.”
youtu.be/Cjkc0i0p78A

















