jurga 𓆟 retweeted
benden sana son nasihat başkalarına aldırma inandığın gibi yaşa.. yüreğin neyi doğru buluyorsa o yolda yürü
hanım, 1989
ya afedersiniz de bu kadar tutucu ve nizami yaşıyosanız karınla sosyal medyada bu kadar işiniz ne. nerden tutsan elinde kalıyo
Bir çiftin “Herkese tuhaf, bize normal gelen şeyler” paylaşımı:
- Dışarıya çıkarken haber vermek veya izin almak. Ben genellikle haber vermeyi tercih ediyorum ama izin almadığım için benimle sürekli kavga ediyor.
+ İzin alması daha iyi.
- Neden izin alayım ama? İkimiz de yetişkin insanlarız artık yani.
+ Tabii öyle. İzin almak, bizde aile geleneği.
- Bizim ailede herkes birbirine haber verir. Kimse kimseden izin almaz. Hala bana da tuhaf geliyor bu durum.
+ Kıyafet konusunda birbirimize danışırız. O çarşaf olarak ya da ferace giydiği zaman o dikkat çekici bir şey giymemesi için birbirimize danışırız.
- Hayır. Dikkat çekici değil abi. Yani mesela sen giyindiğin zaman gelip bana soruyorsun “Nasıl olmuşum?” diye. Ben kötüyse “Kötü” diyorum. Yani açık ve netim bu konuda.
+ Tarzımı eşime borçluyum arkadaşlar.
- Ama ben bir şey giydiğim zaman benim için okeyse sıkıntı yok. Mesela giydiğim şeyde ama sen işte “Dikkat çekiyor” diyerek değiştirdiğim çok oluyor. Ne giyeceğimin kararını ben verebiliyorum yani buna karışmam benim de hala tuhafıma gidiyor.
+ Eşimin karşı cinsten arkadaşı olamaz. Benim de karşı cinsten arkadaşım olamaz.
- Kuzen?
+ Kuzen bir tık olabilir.
- Benim kuzenim?
+ Hayır. Hiçbir şekilde.
- Sen kuzenlerine samimi olabiliyorsun da ben niye olamıyorum?
+ Bunu burada mı tartışalım?
- Eşinle her şeyi paylaşmak. Ben senin her şeyini biliyor muyum?
+ Aynen öyle. Hiç hiçbir sırrım yok sana karşı.
jurga 𓆟 retweeted
aman arkadaşlar artık hiçbir şeyin azını istemiyorum. rabbim nerede güzel bir şey varsa en çoğunu bana versin, verdiğiyle imtihan etmesin. başta aşk ve para. sonrası rabbimin hazinesinden. öylece yaşayıp gideyim
😭 karşımdaki insanda merhamet gördüm mü eriyorum ya büyük konuşmayım da çoğu şeyi katlanılır kılar gibime geliyor
Acil serviste gözümü açtığımda başucumda eski kocam oturuyordu.
Boşanalı altı ay olmuştu. Telefonumda "acil durumda aranacak kişi" olarak hâlâ o kayıtlıydı. Değiştirmek aklıma bile gelmemişti.
Sabah metro merdivenlerinde bayılmışım. Beni hastaneye getirenler telefonumdaki o numarayı aramış. Yirmi dakikada gelmiş. Ayağında ev terlikleri vardı.
Doktor daha bir şey sormadan o anlatmaya başladı: "Penisiline alerjisi var. Kansızlığı var, demir ilacını hep unutur. Sabahları kahvaltı etmez."
Hemşire gülümsedi: "Eşiniz çok ilgili."
"Eski eşim," dedim. ++
jurga 𓆟 retweeted
allah kimseyi zorda bırakmasın da hayatına yön vermeye çalışan 26-30 yaş kadınlara imtiyaz göstersin iş-para-tus-aşk öyle bir denklem oldu ki ipin ucu bir kere kaçtı mı hayat kabus oluyor
jurga 𓆟 retweeted

melodi@commentsformeOct 29
bu sahneye bu şarkıyı koymak kimin fikriyse allah onu ne etmesin ya şarkı girdiği an kalbime bıçak saplanıyor sanki tüylerim diken diken oluyor... füsun'un hayal ettiği hiçbir şeyin gerçek olamayacağını bilmek mahvediyor izlerken
73
483
109
18,163
2,014,377
jurga 𓆟 retweeted
Tertemiz gömleği olduğu halde düğmeleri yerinden sökülmüş insanların dünyası, hep yakalarını düzeltme telaşıyla harap olur gider. Ne düğmenin telaşına düşerler ne de gömleğe sıçramış çamura bakarlar.
Varsa yoksa hep içinde çürümüş duyguya sıkı sıkıya bağlanır. Bir nevi haysiyetinin yoklamasını oradan alır utancı çağırmamak için. Ayağına çelme takıldığında, yapacağın ilk iş -çocukluktan kalma bir huydur bu- arkana bakmaktır, sonra zırlamaktır. Onu da geçtik artık, ne arkamıza bakabildiğimiz ne de zırladığımız bir zamandayız.
Her şeyin bir çirkinliğe çalıştığı, her şeyin bir korkunçluğu andığı bir tekrardıyız; her şeyin aynı kirlilikle birbirini anımsattığı yerde zamanın da dönen bir tekeri yoktur artık. Ya da bazen kendini öldürme isteği gelir, silahı şakağına dayarsın, tetiğe basarsın ama şarjör boş; sonra kurşunu yediğini düşünür, tüm yüklerinden arındığını, ağırlıktan kurtulduğunu hissedip uzun bir gülümseyle yaşarsın. Cemal Süreya’nın “sen elisürencil, öyle bir laf varsa işte o,” dediği yerden, öyle bir his varsa o işte. Ve işte bütün çelmelerin, kirliliğin, haysiyetsizliğin boyuna önüme dizildiği anlarda; açarken kederle baktığım, eğildiğim, battığım çukuru anında tırmanmamın yolunu açan Ahmet Uluçay’ın bu biricik hayat güncesidir.






















