Kelam Felsefe Mantık Akademisi

Joined February 2017
Kelâm Felsefe Mantık retweeted
"Hikmet sahibi kişinin maksadı hasmı ilzam edip susturmak değildir. Aksine [amacı] hakikatin ne olduğunu beyan etmektir." Sadrüşşerîa (ö. 747/1346)
30
2
191
Kelâm Felsefe Mantık retweeted
1. Ulusal İslam Felsefesi Sempozyumu 26-27 Ekim İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi @IUFelsefe
16
1
64
3,674
İleride gelenek haline gelecek İslam Felsefesi sempozyumlarının ilki yapılıyor. Duyurulur.
🌙 1. Ulusal İslam Felsefesi Sempozyumu başlıyor! "İskenderiye’den Bağdat’a: Geç Antik Felsefenin İslam Dünyasına İntikali ve Yorumlanışı" ana başlığıyla düzenlenecek sempozyumumuza bekliyoruz. 📅 26-27 Ekim 2026 📍 İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kurul Odası
4
25
1,358
"Filozofların delilleri peygamberlerin vahyine ne kadar da yakındır." Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210)
3
8
1
88
"فما أقرب براهين الحكماء من وحي الأنبياء عليهم السلام."
3
431
Kelâm Felsefe Mantık retweeted
"Filozofların delilleri peygamberlerin vahyine ne kadar da yakındır." Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210)
3
8
1
88
Yeni Kitap: Beyhakî'nin (ö. 458/1066), "el-İʿtikâd ve’l-hidâye ilâ sebîli’r-reşâd" isimli eseri Harun Tanır çevirisiyle @dibaceyayinlari tarafından yayımlandı.
2
15
1,196
29. Kelam Koordinasyon Toplantısı bu sene Bolu'da yapılacak. Kelâm camiamızla Bolu’da görüşmek üzere!
1
9
1,056
Hocamıza Allah'tan rahmet diliyorum. Başımız sağolsun.
Kelâm ilminin ülkemizdeki öncü ve müstesna isimlerinden, yetiştirdiği talebelerle nice ilim insanının yetişmesine vesile olan, hocaların hocası Prof. Dr. Şerafettin GÖLCÜK Hocamız vefat etmiştir.
1
13
1,305
İbn Ebi'l-Hadîd, F.Râzî hakkında şöyle diyor: "Velhasıl, onun kelâmcıların ve filozofların inançlarını bir arada benimsemesi doğru değildir. Bilakis o, ya kelâmcı ya da filozof olmak zorundadır. Hangi gruba mensup olduğunu bize açıklasın, devekuşu gibi ne kuş ne de deve olmasın."
3
6
3
52
5,063
🔽🔽🔽🔽
8. Sahn-ı Semân Risâle Günleri Başvuruları Başladı! İslâm ilim ve düşünce mirasının önemli ve nispeten daha az bilinen metinlerini merkeze alan Sahn-ı Semân Risâle Günleri, 2019’dan bu yana ilmî müzakere geleneğini sürdürüyor. Bugüne kadar yaklaşık 150 risâlenin değerlendirildiği program, farklı disiplinlerden araştırmacıları bir araya getirerek klasik mirasın günümüz araştırmacılarının dikkatine sunulmasını amaçlıyor. Bu yıl 17–30 Eylül 2026 tarihleri arasında çevrimiçi gerçekleştirilecek 8. Sahn-ı Semân Risâle Günleri kapsamında, farklı ilim dallarından 21 risâle, alanında uzman hocaların sunumları ve müzakereleri eşliğinde ele alınacaktır. 📅 17–30 Eylül 2026 💻 Çevrimiçi 🔗 Başvuru: fatihsahniseman.org.tr/basvu… Programda Okunacak Risâleler ⬇️⬇️⬇️
2
1,684
Kitabını S.Arabistan'dan gönderme cömertliği gösteren Muhammed el-Azzâm @MohammedAAzzam hocamıza çok teşekkür ediyorum.
Yeni Kitap: Muhammed el-Azzâm'ın @MohammedAAzzam Bâkıllânî'ye (ö. 403/1013) nispet edilen İʿcâzü’l-Ḳurʾân'ın aidiyetini tartıştığı ve ona ait olmadığı sonucuna ulaştığı eseri yayımlandı.
1
9
3,248
Sonuçta eserin Bakıllani'ye değil, Ebubekir el-Lâsekî'ye ait olduğu sonucuna ulaşıyor.
1
2
1,108
Kelâm Felsefe Mantık retweeted
''Ey yerin altındaki diriler! Dönün... Zira yer yüzündekiler çoktan öldü.'' Mahmud Derviş
34
224
Ebû Hanîfe de el-Âlim ve'l-müteaalim'de kiramen katibinin insanın kalbinden/zihninden geçenleri bilmeyeceğini belirtiyor. "Yine Allah Teâlâ, Kiramen Kâtibîn’e de insanlardan kendilerine görüneni yazmalarını emretmiştir. Onların kalplere nüfuz etme imkânı yoktur."
KİRÂMEN KÂTİBÎN MELEKLERİ İNSANIN KALBİNDEN GEÇENLERİ BİLEBİLİR Mİ? Bezzâr, Dârekutnî, Taberânî ve Beyhakî’nin, büyük sahâbî Enes b. Mâlik’ten (r.a.) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Rasûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde mühürlenmiş sayfalar (amel defteri) getirilir ve Allah Teâlâ’nın huzuruna konur. Sonra Allah Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurur: ‘Bunu atın, şunu alın!’ Melekler derler ki ‘İzzet ve celâlin hakkı için, biz bu amelleri hiç istisnasız iyi görüp kaydettik.’ Bunun üzerine Allah Azze ve Celle şöyle buyurur: ‘Şu bırakın dediğim ameller, benden başkası için yapılan amellerdir; ben ancak benim rızam için yapılan amelleri kabul ederim.” [عن أنس بن مالك:] يُؤتى يومَ القيامةِ بصُحُفٍ مُختَّمةٍ فتُنصَبُ بينَ يديِ اللَّهِ تعالى فيقولُ تبارَكَ وتعالى: أَلقوا هذه واقبَلوا هذه فتقولُ الملائِكَةُ: وعزَّتِكَ وجلالِكَ ما رأَينا إلّا خيرًا، فيَقولُ اللَّهُ عزَّ وجلَّ: إنَّ هذا كانَ لغيرِ وَجْهي، وإنِّي لا أقبلُ إلّا ما ابتُغِيَ بِهِ وَجْهي Bu rivayetten anlaşıldığına göre insanların söz ve davranışlarını kaydeden kirâmen kâtibîn (değerli yazıcı melekler), kalbimizden geçenleri yani o ameli hangi niyetle yaptığımızı bilemezler. Onlar sadece gördüklerini yazarlar. Peki, insanın niyetlenip de yapmadığı amellerin de deftere kaydedildiği Hz. Peygamber (s.a.) tarafından bizlere bildirildiğine göre bu iki durumu nasıl bağdaştıracağız? Nasipse bir sonraki paylaşımda devam edelim.
8
1,804
İlk dikkatimi çeken eserlerden biri, arabi harflerle yazılan ve yunanca akaid metni olduğu söylenen bu eser.
TÜYEK 6.388 YENİ YAZMAYI ERİŞİME AÇTI “TÜYEK Yeni Yazmalar Koleksiyonu” TÜYEK’in satın aldığı yazma eserlerden oluşuyor. Dijitalleştirme ve kataloglama çalışmaları devam eden koleksiyondaki 6.388 eser bugün 15.00 itibarıyla erişime açıldı. Dünyanın en büyük yazma eser portalı olan, TÜYEK’in resmi hesabı yek.gov.tr’de erişime açılacak 6.388 yazmanın %57’si Arapça, %38’i Türkçe ve %4,5’i Farsçadır. Bu dillerin yanı sıra İbranice, Süryanice, Yunanca, Peştuca, Kürtçe, Urduca ve Latince dillerinde de eserler bulunmaktadır. Koleksiyonun erişime açılan eserlerin ağırlıklı kısmı (%59’u) İslâmî ilimlerle ilgili. Bu dağılımı “Dil ve dilbilim” (%13), “Edebiyat ve retorik” (%8) ve “Felsefî ilimler” (%8) izlemektedir. Koleksiyonda fürû-i fıkıh (Hanefî fıkhı, ferâiz, fetâvâ), akâid, kelâm, amelî ve nazarî tasavvuf, tefsir, hadis (kırk hadis ve derleme mecmuaları), Kur’ân ilimleri ve tecvide ait eserler bulunmaktadır. Ayrıca Arap dili grameri (nahiv, sarf, belâgat) üzerine yazılmış şerh ve hâşiyeler ile mantık ve felsefî ilimlere dair risaleler, koleksiyonun önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Edebiyat ve sosyal tarih çalışmaları açısından divanlar, mecmûa-i eş‘âr, münşeât derlemeleri ve dinî-ahlâkî metinler kayda değer bir hacme sahiptir. Koleksiyonda botanik, matematik, astronomi ve tıbb-ı nebevî alanlarında telif ve tercüme eserler de yer almaktadır. Koleksiyondaki 6.388 eserden 2.130’unda (%33) istinsah tarihi yer almaktadır. Tarihi zikredilen en eski nüsha, h. 702/1302-3 tarihli Cüveynî’nin el-Varakât’ına Firkâh’ın yazdığı şerh üzerine yazılmış Hâşiye alâ Şerhi’l-Varakât adlı eserdir; bunu h. h. 718/1318-19, h.762/1360-61, h.786/1384-83 ve h.789/1387-88 tarihli nüshalar takip etmektedir. Aralarında Kâdî Beyzâvî’nin meşhur tefsiri Envâru’t-Tenzîl ve Hacı Paşa’nın tıbba dair şerhinin de bulunduğu bu erken dönem nüshalar, koleksiyonun yalnızca Osmanlı klasik dönemine değil, Anadolu Selçuklu ve Beylikler dönemine kadar uzanan geniş bir zaman dilimine ve coğrafyaya yayıldığını göstermektedir. Ancak hicrî takvime göre tarihli nüshaların büyük çoğunluğunun 12. ve 13. yüzyıllara (miladî 18. ve 19. yüzyıllara) ait olduğu, bunu 11. ve 10. (miladî 15. ve 16. yüzyıllar) yüzyılların izlediği görülmektedir. 6.388 eserden yalnızca 296’sında (%4,6) yazmaların istinsah yerlerine dair bilgi bulunmaktadır. Sınırlı sayıdaki bu kayıtlarda 175 farklı yer adının olması, koleksiyonun bir merkeze bağlı olmadığını, farklı coğrafyaların ait olduğunu göstermektedir. En fazla zikredilen istinsah yeri İstanbul’dur. Onu Kayseri, Bursa, Edirne ve Adana gibi Anadolu’nun farklı bölgelerindeki merkezler izlemektedir. Kayıtların bir kısmında yalnızca şehir adı değil, istinsahın gerçekleştiği medrese de belirtilmiştir. Ahmediye, Fatih, Rüstem Paşa, Hadım Hasan Paşa ve İskender Paşa Medresesi vb. medreselerin istinsah yeri olarak zikredilmesi, koleksiyonun Osmanlı medrese geleneğinin müşahhas izlerini taşıdığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte Şam, Mekke, Kahire, Trablusşam ve Mısır gibi Osmanlı’nın Arap vilayetlerine ait istinsah merkezlerinin yanı sıra, İmparatorluğun Kırım ve Midilli gibi imparatorluğun uç bölgelerinden örneklere dahi rastlanmaktadır. Metin tenkidi açısından en değerli nüsha olarak kabul edilen 10’dan fazla müellif hattı bulunmaktadır. Diyarbakırlı Mehmed Sa‘îd Paşa’nın henüz basılmamış Mir’âtü’l-İber adlı eserinin onuncu cildi ile Dîvân-ı Rif‘at bunlar arasındadır. 30’dan fazla nüshada “diploma” niteliğindeki belgeler olan icazetnâmeler yer almaktadır. Kitâb-ı Mühr isimli eser, çeşitli isimlerin mühür metnine nasıl dönüştürülebileceğini görsellerle açıklayan özgün bir eserdir. Öte yandan koleksiyondaki 33 cönk, Âşık Ömer, Kuddûsî, Karacaoğlan, Pir Sultan ve Yunus Emre gibi halk şairlerinin şiirlerini barındırarak koleksiyonun yalnızca medrese ilimleriyle sınırlı kalmayıp halk kültürünü de kapsadığını göstermektedir. TÜYEK Yeni Yazmalar koleksiyonunun kataloglaması tamamlanan bu ilk 6.388 eser, gerek dil ve konu çeşitliliği gerekse içerdiği müellif hattı nüshalar, icazetnâmeler, tezhipli/minyatürlü eserler ve zengin mecmualarla Osmanlı ilim ve edebiyat tarihi araştırmaları için son derece kıymetli bir kaynak niteliği taşımaktadır. Sistemli ve titiz bir kataloglama sürecinin ürünü olan bu bölümün tamamlanması, TÜYEK’in yazma eser mirasını bilim dünyasına ve kamuoyuna kazandırma misyonunda devamlılığını göstermesi bakımından da dikkate şayandır. @TCKulturTurizm
5
12
3
92
30,062
Diğer ilginç bir eser de alimleri taksim eden bu eser. Alimler üçe ayrılır. 1. Allah'ı bilen 2. Allah'ın emrini bilen 3. Hem Allah'ı hem de Allah'ın emrini bilen.
1
8
1,219
"Bir alanda başarılı olan herkesin, diğer alanlarda da başarılı olması gerekmez. Bir sahada temayüz edenin, başka sahalarda da temayüz etmesi beklenemez." İbn Hindû (ö. 423/1032)
6
51
2,844
2 yıldır üzerine çalıştığımız eser yakında raflardaki yerini alacak.
Hanefî usûlü ve Mu‘tezilî kelâmına dair, el-Muğnî'den sonraki en hacimli Mu‘tezilî eser olan, Ebû Süfyân es-Serahsî'nin el-Müstevʿib fi’l-Hilâf adlı eseri yakında @daralrayaheen tarafından yayımlanacak.
3
42
5,153
Kadir İnanır'ı akademisyenlerin en sevdiği şu repliği ile hatırlayacağız. "Atom fiziğine de profesörlüğe de lanet olsun."
3
4
52
6,649
İlim ehlinin sırtına üç tane kusur yazıldı: Garibanlık, fakirlik, şairlik.
Biz ilmin peşine düştük, unuttuk dünya malını Onlar servete yöneldi, bıraktı ilim yolunu. Onların payına düştü zenginlik ve cehalet Bizim nasibimiz oldu ilim ve yoksulluk. Mahmûd Verrâk (ö. 240/855)
9
79
4,957
Biz ilmin peşine düştük, unuttuk dünya malını Onlar servete yöneldi, bıraktı ilim yolunu. Onların payına düştü zenginlik ve cehalet Bizim nasibimiz oldu ilim ve yoksulluk. Mahmûd Verrâk (ö. 240/855)
3
12
3
112
12,224
شُغِلْنَا بِكَسْبِ الْعِلْمِ عَنْ مَكسَبِ الْغِنَى - كَشُغْلِهِمْ عَنْ مَكْسَبِ الْعِلْمِ بِالْوَفْرِ فَصَارَ لَهُمْ حَظٌّ مِنَ الْجَهْلِ وَالْغِنَى - وَصَارَ لَنَا حَظٌّ مِنَ الْعِلْمِ وَالْفَقْرِ
1
11
1,107