
@georgetownsfs, @LSEEI mezunuyum. @EurasiaGroup ve @PwC_Turkiye'de çalıştım. @planprogramtv podcast’i hazırlıyorum.
İstanbul
Joined May 2011
- Tweets31.1K
- Following2.4K
- Followers3.6K
- Likes38.3K
Pinned Tweet
Fon krizini münferit bir olay olarak değil, rant ekonomisinin sonuçlarından sadece biri olarak daha geniş bir çerçeveden ele aldık.
İzler, paylaşırsanız çok sevinirim.
"KAMU KAYNAĞI AZALINCA VATANDAŞIN CEBİNE GÖZ DİKTİLER"
Plan Program'ın yeni bölümünün konuğu Prof. Dr. Yalçın Karatepe. @ykaratepe
Yalçın hoca ile fon krizini daha geniş bir çerçeveden, rant ekonomisinin sonuçlarından biri olarak ele aldık.
📺 Bölümün tamamı: youtu.be/liy_H2l9DsM?si=6Qzp…
📌 Bazı iktisatçılar fon krizinin Türkiye'nin kent, inşaat, ihale, finans rantına dayanan büyüme ve birikim modelinin bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Türkiye'nin büyüme ve birikim modeli nasıl bir çıkmazın içinde? Nasıl bir büyüme modeline geçmeliyiz?
📌 Fon krizi neden çıktı?
📌 Mevcut modelden nemalanan çıkar gruplarının direncini aşıp yeni bir büyüme modeline geçmek nasıl mümkün olabilir?
İstanbul Barosu seçimlerinde, farklı görüşlerden olsalar da son kertede muhalif olan grupların birbirlerini suçlayarak yıpratıcı kampanyalar yürütmeleri, muhalefetin “süreç” sonrasında ne kadar dağıldığını bir kez daha ortaya koydu.
@ibrahimkaboglu, demokrat ve medeni bir isim olarak son dönemdeki yargı operasyonları karşısında hukukun üstünlüğünü savunan güçlü bir kampanya yürüttü. Ama ne yazık ki, 2024'teki ilk seçim zaferinin ardından anayasanın ilk dört maddesinin olumlu yönde değiştirilebileceğine ilişkin yaptığı açıklama ve Türkiyelilik kavramı üzerinden girdiği gereksiz tartışma, ülkedeki siyasi tablodan ne kadar uzak olduğunu gösterdi. Yargı bağımsızlığının ağır biçimde aşındığı bir dönemde baro başkanının önceliği, toplumda yeni ayrışmalar yaratabilecek tartışmalar açmak olmamalıydı.
Ne yazık ki, Kaboğlu kampanyası kendisine destek veren bazı kimlik gruplarının dar siyasi söylemlerini aşamadı ve bu nedenle rakibi karşısında geniş bir cephe kurmayı başaramadı. Bu değerlendirmeme kızanlar olabilir ama 2024'te aldığı oyun bile gerisinde kalması, Kaboğlu'nun saygın akademisyen ve demokrat kimliğine rağmen siyasi açıdan başarısız bir kampanya yürüttüğünü gösteriyor. Üstelik seçim yenilgisinin ardından bazı destekçilerinin rakiplerini “faşist” ve “kayyım” diye nitelendirmesi, bu dar siyasi bakışın hâlâ aşılamadığının bir işareti.
Kaboğlu 2024'te karşısındaki muhalefetin dört gruba bölünmesi sayesinde kazanmıştı. Bu kez @umitkocasakal_ “süreç” karşıtlığını kampanyasının merkezine yerleştirerek gidişattan hoşnutsuz geniş kesimlerin desteğini aldı. Kurtuluş Savaşı referanslarını ölçüsüz, hatta yakışıksız buluyorum. Ancak anlaşılan birçok avukat, rejim giderek baskıcı hale gelirken yürütülen süreci destekleyen grupların arkasında durduğu aday yerine Kocasakal'a yöneldi.
Şu noktada, Kocasakal'ın çizgisi de bana güven vermiyor. Müdafaa-i Hukuk geleneğinin kime karşı mücadele ettiği belli. Oysa Kocasakal'ın eleştirilerinin merkezinde şimdilik daha çok muhalefet var. Muhalif saflarda Cumhuriyet'e karşı alerjisi olan küçük etnik milliyetçi gruplar bulunabilir; ancak Cumhuriyet'e ve demokrasiye asıl tehdit oluşturan, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan aktörler muhalefette değil. Dünyanın en büyük barolarından birinin başkanı olarak Kocasakal'ın savunma hakkının kısıtlandığı ve barosuna kayıtlı avukatların tutuklandığı siyasi davalarda nasıl bir tutum alacağını göreceğiz. Cumhuriyet'i, hukuk devletini ve demokratik düzeni savunmak artık onun sorumluluğunda. Umarım başarılı olur.
Irmak Akman retweeted
Ozan'ı otizmli bir çocuk olduğu için ilkokul ve ortaokulda, başarabileceğini söylememize rağmen hiçbir okul etkinliğine katmadılar.
Eğitim süreçlerinin her aşamasında sistemle güreşerek, 17 yıldır birden fazla kez hukuk yoluyla sistemi kündeye getirerek bugünlere geldik. Bu yıl son senesi, liseden mezun olacak.
Son iki yıldır yine TİHEK kararıyla girebildiği okuldaki yöneticileri bu konuda son derece iyi niyetli ve görevlerinin bilincinde neyse ki. Dolayısıyla ilk günlerde bu durumu dile getirdiğimden beri okulun her etkinliğinde Ozan da sahneye çıktı, İngilizce gösteride bile ona görev verildi ve sahnede arkadaşlarıyla yer aldı.
Bu yıl Ekim başında bana "annecim 29 Ekim'e az kaldı" demeye başladı. Tabii bizde bu şöyle oluyor. Bunu söylemeye başlıyor, bazen günde 20 kez söylüyor ve her gün mutlaka tekrar ediyor. :) Zaten metal müziğin yanı sıra arada bir bazı marşları ya da Parla'yı odasında dinlediğini kapı dışından da duyuyordum. Büyük bir özlemle Cumhuriyet Bayramı'nı bekliyor.
Bugün provaya katılmış, aslında özellikle zil seslerine katlanması duyusal açıdan çok kolay değil ama yine de yüzünden mutluluk akıyor. Telefondan sözleri takip edip söylemeye çalışıyor. Törende de bir şiir okuyacak, evet diğerleri kadar akıcı olmayacak, ses tonu kimilerine tuhaf gelecek ama o şiiri mutlaka okuyup bitirecektir.
şiirin adı, Cumhuriyet, son satırları şöyle...
Korumaya ant içtim, seni nabzım vurduka
Başımızın tacısın, var ol dünya durdukça
#yaşasıncumhuriyet
Irmak Akman retweeted
"Silivri’den çıktığımız ilk saatlerde Türkiye kendine gelecek. Büyük mucizeye doğru yürüyüş başlayacak. Karamsarlık dağılacak, umutsuzluk geri çekilecek. İyimserlik ve umut bu ülkenin ruhuna yerleşecek." s.321
Irmak Akman retweeted
Ekrem İmamoğlu neden tutuklu?
Çünkü; İstanbul’un tarihine, kültürüne ve eşsiz mirasına sahip çıktı. Yıllarca atıl kalan tarihî yapıları yeniden İstanbul’un yaşamına kazandırdı; geçmişin köklü mirasını koruyarak gelecek nesillere taşıdı.
Irmak Akman retweeted
Tüketim hızı, gişe baskısı, ticari kaygılar, değişen mizah anlayışı, vb pek çok gerekçe sıralanabilir. Bu analizleri işin uzmanları yapsın. Ben sıradan bir seyirci olarak Organize İşler’i insanın zekasını, estetik anlayışını, görgüsünü küçümser cinsten buldum.
Irmak Akman retweeted
İbrahim Kahveci bugünkü yazısında neredeyse herkesin kabullenmeye ve söylemeye korktuğu, hatta ifade etmekten utandığı hakikati açıkça ortaya koymuş: “19 Mart 2025 Ekrem İmamoğlu operasyonu ile faiz&enflasyon zinciri bozulmaya başladı. Bu hukuksuz operasyonun devlete maliyeti 2 trilyon TL.”
Anadolu’da bir söz var; diken battığı yerden çıkar.
Ekrem İmamoğlu özgürlüğüne kavuşmadan, Türkiye’de bir demokrasi ve hukuk rüzgarı esmeden hiçbir şey düzelmez.
İlgililere açıkça söylüyorum: ülkemizin siyasi istikrarının da ekonomik istikrarının da kaderi İmamoğlu’nun durumuna bağlı.
İnanmayanlar kendilerini kandırmaya devam etsin!
Ama milletimiz bilsin ki, hakikat budur!
Irmak Akman retweeted
Sırbistan'da demokratik değişimi üreten hareketin tetikleyicisinin ve en önemli itici güçlerinden birinin de yolsuzluk ekonomisinden kurtulmak olduğunun altını çizmekte fayda var. Demokrasi arzusu yolsuzluk ekonomisinden kurtulmak aciliyetiyle birleşti. Türkiye'de de olduğu gibi otoriterleşmeyle beraber gelişen yolsuzluk ekonomisi ilk zamanlarda yalancı bir zenginlik yaratabilirken, sonra kaçınılmaz olarak büyük çoğunluğu yoksullaştıran bir modele dönüşüyor. Ve sonunda insan hayatını tehdit eder noktaya geliyor. Sırbistan'da da tam böyle, Novi Sad'da yolsuzluk ekonomisi ürettiği çürük gar çatısı çöküp insanları öldürünce gösteriler ve öğrenci hareketi başlamıştı. Bizdeki dere yatağına yapılan rezidansları ve yarattığı sellerin aldığı yaşamları düşünmemek mümkün mü? @NamikTan
Avrupa Konseyi gözlemci heyetiyle seçimleri izlemeye geldiğim Sırbistan'da on yıldan uzun zamandır iktidarda olan Aleksandar Vuciç yenildi.
Böylece Sırbistan AB odaklı, yolsuzlukla etkin mücadele edilecek, daha demokratik bir döneme giriyor.
Vuciç'i yenen Öğrenci Listesi iki yıldır süren halk direnişinin ardından ortak siyasal hedeflerde uzlaşarak aşağıdan yukarıya doğru ve lidersiz olarak örgütlendi.
Bu modelin özgünlük ve çağdaşlığının özellikle altı çizilmeli.
Sırbistan kadar milliyetçi ve halen yakın geçmişiyle yakın çevresindeki çatışmaları canlı tutan bir halkın çiğ milliyetçiliği reddetmesi de dikkat çekici.
Dolayısıyla komşularından özellikle AB yolundaki Karadağ bu sonuçtan mutlu olurken K. Makedonya Başbakanı Miçkevski ve Arnavutluk Başbakanı Rama için de çanlar daha güçlü çalacak.
Putin Rusyası da Macaristan'da Orban'dan sonra yakından desteklediği bir başka lideri daha kaybetmiş oldu.
Özetle tüm demokratlar için güzel bir gece.
Biraz Tom Waits havası var sanki burdan yürüyebilir aslında
Teoman’ın da artık sahneleri bırakma vakti geldi. Olayları dramatize edip nostalji sevgisine de kimse bağlamasın. Son yıllarda fiyasko bir performans sergilediğini görüyorum. Her güzel şeyin bir sonu olmalı bence. Hep diyorum performans gösteremediğiniz anda sahneleri bırakın. Belirli bir zamandan sonra özgür adam, ıssız adam, mekansız adam, zamansız adam, bağsız adam duruşu da pek işe yaramıyor. Akıllarda bildiğimiz gibi kalın, komik duruma düşmeyin.
Irmak Akman retweeted
Madem gündemde Brezilya’nın seçimleri var; bu seçim sonuçlarına giden süreci tarihsel bir altyapı ve Post Keynesyen büyüme modelleri yaklaşımı ile ilişkilendirdiğim kitabımın da duyurusunu yapayım. Kitabım Ümit Akçay @umitak hocamın önsözüyle Siyasal Kitabevi’nden çıktı.
Irmak Akman retweeted
Sabırlar dilerim; nihayetinde arkadaşlarmış. Ancak umuyorum ki Soylu da bu vesileyle, karanlığa teslim edilen müzik sektöründe kadın ya da erkek, ünlü ya da ünsüz fark etmeksizin, yalnızca işini iyi yapmaya çalışan, tıpkı Nev gibi müzisyenlerin sürüklendiği işsizliği ve bunun beraberinde getirdiği bağımlılık, intihar, fiziksel ve psikolojik hastalıklar gibi ağır mağduriyetleri daha derinlemesine düşünme fırsatı bulur… Zira siyasi ve ideolojik hırslar uğruna nice yetenekler yitip gitti; nice hayatlar geri dönülmez biçimde zarar gördü… Kültür sanata bu kadar acımasız olmasaydı bu topraklar belki Nev de hayatta olurdu… Sevenlerine, ailesine sabırlar dilerim çok büyük yetenekti.
Üniversite yıllarında hem Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde (KTÜ) hem de İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde sınıf arkadaşım olan Nev’i (Nevzat Doğansoy) ebediyete uğurladık.
Kıymetli arkadaşım Nevzat’a Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet, makamı âli olsun.
Ailesinin, yakınlarının ve tüm sevenlerinin başı sağ olsun.
Irmak Akman retweeted
Ne güzel bir adamdı Nev...
Herkesin hayatına dokunmuş özel bir isimdi. Ardından tek kötü söz eden olmadı, zaten olamazdı da..
Bir zamanla bir tv programında bir gününü paylaşmıştı. Ne güzel bakıyordu kendine o zamanlar. Ama hayat bütğn hassas kalpler gibi onu da yordu ve bitirdi...
2000'li yılların en güzel, en sahici yanlarından biriydi Nev'i dinlemek. Sadece müziğiyle değil; duruşuyla, felsefesiyle ve içtenliğiyle bambaşka bir yerdeydi. Yıllar öncesinden kalan bu 24 saatlik kayıtta, hayatımızın bir dönemine fon müziği yapmış o güzel insanın ne kadar doğal ve bizden biri olduğu bir kez daha görülüyor. Onun sıradan bir gününe, kulis heyecanına, dostlarıyla sohbetine ve içten tebessümüne tanıklık ettiğimiz bu görüntüler, şimdi ona veda ederken elimizde kalan en sıcak hatıralardan biri oldu. Bizden bir parça daha eksildi bugün. Yattığın yer incitmesin, ruhun şad olsun.
Kimi annesini babasını karısına baktırmak ister kimi çocuğunu annesine kayınvalidesine baktırmak ister. Kimse de demiyor ki devlet neden kreş açmıyor neden bakımevi huzurevi açmıyor neden insanların kapısında sıra olduğu İBB kreşlerine o kadar çamur attılar...
Bir kadın, torunlarına bakmayan anneanne ve babaanneleri samimiyetsiz bulduğunu anlattı:
• Torunlarına bakmak istemeyen anneanneler, babaanneler bana inanılmaz samimiyetsiz geliyorlar.
• Ben onların kendi çocuklarına duyduğu sevgeden de şüpheleniyorum.
• O zaman bayramlarda size koşa koşa gelen torunları, evlatları beklemeyeceksiniz. Başınız dara düştüğünde, yaşlandığınızda sizinle ilgilenen çocuklar beklemeyeceksiniz.
• Torunun fotoğrafını çekip sosyal medyadan iki tane post atınca olmuyor bu işler.
• Torunu bir kenara itip kendi konforunu düşünen anneanneler, babaanneler türediler. Hani aileydik?
İzledim, harika bir yayın.
Çeyrek yüzyılda hırsız ve yolsuz Akepe ve baş yancısı Mhp kadrolarının memleketi getirdigi konum: "Dünyanın en büyük -kara para aklama- çamaşırhanesi." Nefis bir yayın izleyin, Izlettirin.
youtu.be/Y5rzqqAJUcY?si=6_cU…
Irmak Akman retweeted
-(Fon vurgunu düzeni) bir milli güvenlik sorunu.
-Türkiye'yi neredeyse batıracak bir noktaya getirmişsin. Borsan diplemiş.
-2 milyar doları bir yabancı gelse borsadan şirketleri toplayabilir. Şirketler sudan ucuz.
-Bu ülkede millete ırgatlık kalıyor.
@bahadir_ozgur1 #VerManşeti
youtube.com/live/-eKSp3kF_V0…
"Evin içindeki ateşi söndüremediler; içerideki kavga henüz bitmedi. O kavga bittiğinde bizim üzerimize doğru gelecekler ve biz bunları rahat konuşamayacağız"
@hacalogluhilmi1 #fonsoygunu'nun geldiği safhayı sormuş,
@bahadir_ozgur1 cevaplamış
#vermanşeti
youtube.com/watch?v=-eKSp3kF…
Irmak Akman retweeted
Kikloplar, Makine Tanrı’sını eğitmek için;
"Binlerce yıl boyunca milyonlarcamızın ortak emeğiyle biriken başarıları; edebiyatı, sanatı, müziği, matematiği, satrancı, akademik araştırmayı, her şeyi topluca şirket varlıklarına aktarmak istiyor."
sanatatak.com/hayati/kiyamet…
Irmak Akman retweeted
Olaya gel. Önemli bir haber bu
“TCMB, yıl sonuna kadar vadesi dolacak özel sektör borçlanma araçlarının itfa ödemeleri için kullandırılacak Türk Lirası kredilerini kredi büyüme sınırından istisna tuttu.”
1. Piyasada şirketlerin çıkardığı özel tahvillerin ödenmeme riskleri çok arttı
2. Fonlarda da bunlardan çok var. Hem tasfiyedeki fonların hem canlı fonların ciddi gelir kaybına neden olabilir
3. Tabi işin dramatik yanı da var. X şirketi %42 ile tahvil çıkarsın vade tarihinde ödeyemesin bunu %48 banka kredisi ile kapatsın! Döndürülebilir bir ekosistem değil bu
4. Son olarak parasal sıkılaştırma politikalarında hesaba katılmayan “fonların yarattığı 1 trilyonluk likidite” çekilmesi/kaybı parasal genişlemeye doğru gidiyor. Bakalım iki yanlış bir doğru eder yazılı ifade de matematik uyacak mı
Bankalara yazı gönderildi: TCMB'den kredi düzenlemesi
birgun.net/haber/bankalara-y…
Irmak Akman retweeted
Cengiz Holding’e vergi incelemesi!
İnceleme raporuna ne oldu?
Denetim görevi niye aniden İstanbul'dan Ankara'ya gönderildi?
ÖZEL
Dünyada en fazla kamu ihalesi alan şirketlerin başında gelen Cengiz Holding ile ilgili geçen yıl Haziran ayında kapsamlı bir vergi incelemesi başlatıldığı ortaya çıktı.
Ne var ki, aradan geçen bir yıla rağmen inceleme sonuçlanmadı. Üstelik geçen Temmuz ayında akıllarda soru işareti yaratacak bir gelişme oldu!
Süreç şöyle gelişti:
Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, İstanbul Sektörel 1 Denetim Dairesi Başkanlığı müfettişleri, Cengiz Holding’e, 2 Haziran 2025 günü resmi bir yazı yazdı.
Yazıya göre, inceleme 2019’dan 2025 yılları arasını kapsıyor. İnceleme sadece holdingle de sınırlı değil. Eti Bakır AŞ. ile Cengiz İnşaat’ı da kapsıyor.
Müfettişler holdingden 6 yıllık döneme dair tüm ortakların borç ve alacakları, kar dağıtımı, yönetim kurulu kararları, özel denetim raporları vb. ile ilgili bütün kayıtları, mali tabloları talep etti.
Müfettişlerin bir ön inceleme raporu da hazırladığı öğrenildi.
Ancak geçen Temmuz ayında ani bir gelişme yaşandı.
Cengiz Holding’in bağlı olduğu Üsküdar Vergi Dairesi Müdürlüğü, 16 Temmuz 2026 günü incelemeyi başlatan İstanbul Sektörel 1 Denetim Dairesi Başkanlığı’na bir yazı yazdı.
Yazıda, Cengiz Holding ile ilgili vergi incelemesi yapılmasına karar verildiği fakat denetim görevinin Ankara Sektörel 1 Denetim Dairesi Başkanlığı bünyesinde yürütülmesine karar verildiği aktarıldı.
Hem denetimin uzaması hem de denetim görevinin İstanbul’dan Ankara’ya havale edilmesi akıllarda soru işareti yaratıyor.
Irmak Akman retweeted
Örgütlü bir grubun menfaati için alınan kararın maliyeti hep kamuya yıkılmıştır. Herkesin olan hiç kimsenindir, zamanla unutulur.
İç motivasyon ve dış motivasyon çok önemli kavramlar. İç motivasyon herhangi bir maddi ödül ya da cezanın yokluğunda hissettiğimiz motivasyon. Gönüllü olarak yaptığımız işler yani. Dış motivasyon ise maddi bir karşılık bekleyerek ya da ceza korkusuyla yaptığımız işler.
İç motivasyon çok kırılgan bir şey. Gönüllü yapılan bir işe ödül vermek ya da yapılmaması durumunda cezayla tehdit etmek onu yok edebiliyor. Mesela kan bağışı karşılığında para verildiğinde kan bağışlarının azaldığını bulmuşlar.
İkincisi de ödül ve cezalarda adil olmamak. Mesela yeni bir işe hevesle başlamış, elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan biri iş arkadaşının kendisinden daha fazla maaş aldığını öğreniyor. Bütün hevesi kaçıyor, sadece gerektiği kadarını yapmaya başlıyor.



































