Zafer işareti ve zılgıttan rahatsız oluyorum halay ise bölgeye göre.
Bozkurt işaretinden de zafer işaretinden de zılgıttan da halaydan da rahatsız olmuyorum. Aksine bunların zenginliklerimiz olduğunu biliyorum. Bu kazanımı gezide elde etmiştim.
İnsan hakları kisvesiyle terörün, milliyetçilik kisvesiyle ırkçılığın legalize edilmesine kökten karşıyım. İçimizde bu zihniyette kimse yok. Olursa da biz onu dışımıza koyarız. Asla sahiplenmeyiz.
Meslek ve meslektaş için; hukuk üstünlüğü için; insan hakları ve adalet için; laik, demokratik, sosyal hukuk devleti için; Atatürk Cumhuriyeti için samimi mücadelemiz omuz omuza devam edecektir. İstanbul Barosu kutup yıldızıdır. Bu geleneğinden milim taviz vermeyiz…
Ruşen mutlu olmamış.
Arkadaşlar, dengeleri değiştirecek açıklama geldi.
Ruşen Çakır İstanbul ve İzmir Baro seçimlerinden mutlu olmamış.
Hemen seçimleri yenileyin!
@istbarosu @izmir_barosu
Ticaret odası da yeniden Türklerin olacak.
Alper retweeted
Gönderdik Ahmet…
Minguzzi Davasına Dair Açıklama
Çocukların yaşam hakkı ve adil yargılanma hakkı, evrensel insan haklarının temelini oluşturmaktadır. İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi başta yaşam hakkı olmak üzere, adil yargılanma hakkı ile çocuğun korunma ve gelişim hakkının da savunucusudur.
Mattia Ahmet Minguzzi dosyasının bugünkü duruşmasına katılabilmek adına İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi'ne görevlendirme yapılmış olup, CMK 185 gereğinde çocuk yargılamalarının kapalı yapılması gerektiği gerekçe gösterilerek gözlemci olarak katılım talebimiz mahkeme salonuna alınmadan hukuka aykırı bir şekilde reddedilmiştir.
İstanbul Barosu olarak bu sürecin takipçisi olacağımızı belirtir, kamuoyuna saygıyla duyururuz.
İstanbul Barosu
"Aşırı milliyetçi, sığ kemalist, kafatasçı bir nesil geliyor. Bu nesil önüne geleni İstiklal Mahkemelerinde asar."
Saçma sapan halaylardan sonra şu görüntüleri görmek çok güzel.
İngilizler Halifenin devletini Rus işgaline karşı koruyup borçlarla kendine bağımlı hale getirdikten sonra Hilafetin gücünü kendi sorunlarını eforsuz şekilde çözmek için kullanmışlar. Bunlar da hala korktukları için Hilafetin kaldırılmasını istediler diye algı yapıyorlar.
Hilafet olduğu sürece İngilizler İslam dünyasını sömüremezdi. Hilafeti kaldıracağını bildikleri Mustafa Kemal’i bu yüzden desteklediler…
İngilizleri Hilafetin gücünden korkutan olay…
1857 Büyük Hind Ayaklanması ve
Sonrası
1857'de önce bir gurup askerin başkaldıması olarak başlayan hareket ,kısa zamanda her tarafa yayılmış ve İngilizleri Hindistan'da çıkarmaya yönelik bir bağımsızlık mücadelesine dönüşmüştü.
Ayaklanma sırasında İngilizler bir kaç sene öncesine kadar Kırım savaşında Osmanlılar’a yardım etmiş olmalarını kendi
lehlerine çok iyi bir sekilde kullanacaklardı. Hindistanlılar, İngilizler’e karşı olan mücadelelerinde
dışarıdan da destek aramışlardı. Tabiatıyla yardım alabileceklerini
umdukları devletlerden birisi de Osmanlı Devleti idi. Elimizde
kesin bilgi olmamakla birlikte, bazı kaynaklar, Hindliler'in bu gaye ile Osmanlılar’a müracaat ettiklerini, fakat bir netice alamadıklarını bildirmektedir.Buna mukâbil, İngilizler hem ayaklanmayı bastırmak için gönderdikleri askerlerin Mısır'dan
geçmesi için Sultan Abdulmecid'den (1839-1861) izin almışlar,hem de onun, müslümanların İngilizler'e karşı savaşmamasını tavsiye eden bir halife iradesi göndermesini sağlamışlardı.Bu irade bütün Hindistan'a yayılmış ve camilerde okunmuştur. O sırada İstanbul'da İngiliz büyükelçisi olan Redcliffe'e göre, Sultan Abdulmecid "İsyancıların işlediği katliamları lanetledi" ve şöyle devam etti:
Müslümanların İngiltere'ye karsı benim kanaatlerimden farklı bir kanaate sahip olduklarını
düşünürsem haksızlık etmiş olurum. Onlar Kırım Savaşında İngilizler’in bize sağladıkları desteği unutmuş olamazlar. Artık müslümanlar ile hristiyanlar arasında düşmanlık söz konusu değildir. Öte yandan, ayaklanmanın neticesinde İngilizler’in başarısı ve Delhi'nin tekrar zaptı, Osmanlılar tarafindan da memnuniyetle karşılanmıştı. Hatta Âli Paşa bu vesile ile İngiliz hükümetine bir mesaj gönderip tebriklerini bildirdi. Ayrıca Sultan Abdülmecid de, ayaklanma sırasında zarara uğrayan İngilizler için açılan yardım kampanyasına bin sterlinlik bir bağış yaptı. Şüphesiz Sultan, Hindliler’in, İngilizlere karşı kendi düşüncelerini paylaştığını zannetmekte yanılıyordu. Ancak bununla birlikte Müslümanlar üzerinde ciddi bir nüfuzu olduğu da bir gerçekti. Bu gerçek İngiliz Başbakanı Palmerstone tarafından, yaptığı yardımlar için Sultan’a teşekkür ederken bizzat dile getirilmiş ve Sultan’ın tavrının “ Onu kendi mezheplerinin en büyük önderi kabul eden Hind Müslümanları üzerinde çok büyük tesiri olacağı” ifade edilmişti. Fakat Sultan’ın bu tesirini belki de en çarpıcı bir şekilde açıklayan şey, 1880’lerde Haydarabad Başbakanı olan Salar Cang’ın şu sözleridir:
Merhum babamın bana sık sık anlattığına göre İngilizler ayaklanmayı kontrol altına almak ve müslümanları kendi saflarına çekebilmek için hilafet makamının manevi nüfuzunu devamlı olarak kullanmıştır. Bu suretle Osmanlılar’ın Kırım Savaşı’ndan dolayı, İngiltere’ye olan borcunun tamamı ödendi.
( Salar Jung “Europa Revisited”, NC, Nov. 1887, s. 503. ayrıca şöyle devam etmiştir “ yerlilerin en savaşçıları, Halife duruma müdahale edince İngilizler’i desteklediler. Aksi halde Hindistan’daki bütün Avrupalılar yok edilebilirdi.
Bölgesel kurtuluş hareketleri vardı ama İngilizler ve Sovyetler bunları çok rahat yutardı, Atatürk'ün başarısının en büyük özelliklerinden biri bütün bu bölgesel hareketleri tek bir çatı altında toplaması ve tam bağımsız bir vatan düşüncesiyle hareket etmesi.
Atatürk Olmasa Kurtuluş Savaşı Kazanılır mıydı
🟢 "Mustafa Kemal olmasa İstiklal Harbi kazanılabilir miydi? Hiç şüphesiz. Bu konuda en ufak bir kuşku yok."
🟢 "Osmanlı Devleti, 600 senelik imparatorluk geleneği olan bir devlet; savaş, temel kültürünün ana direği olan bir ülke."
🟢 "Yunanistan'ın tek şansı Batılıların ciddi bir şekilde destek vermesiydi. İngiltere'nin ve Fransa'nın 1919 itibarıyla ciddi bir askeri operasyona girebilecek ne imkânı, ne ekonomik gücü, ne isteği vardı."
🟢 "Türk devleti iflas etmiş durumdaydı. Bu noktada Sovyetler Birliği yardıma yetişti; ciddi bir ekonomik destek paketiyle Türkiye'yi güçlendirdi."
🟢 "Mustafa Kemal olmasa da Türkiye o savaşı havada, karada kazanırdı."
Pazar Sohbeti 239 - 8 Eylül 2024
Videonun Diğer Bölümleri İçin
👉nisanyan-index.com/video/sX4…
Türkiyeli kavramı sadece Türkler arasında kullanılırsa olur Kıbrıslı Türk, Azerbaycanlı Türk, Türkiyeli Türk gibi bunun dışında kullanımı kötü niyetlidir.
Fransa ve Almanya örneği verip kesmiş, keşke İsviçre, Hollanda, İsveç, Norveç diye devam etseydi. Ama edemez. Çünkü "İsviçreli avukat, Hollandalı avukat, İsveçli avukat, Norveçli avukat" demek zorunda kalırdı aynı eleştirdiği "Türkiyeli avukat" ifadesi gibi 😀
Türkçe'nin sondan eklemeli dil yapısı nedeniyle bazı ülkelerde ve milliyetlerde "Japon avukat" veya "Japon vatandaşı" demek mümkün oluyor ama bazı ülkelerde bu mümkün olmuyor. Örneğin "Meksik avukat" veya "Meksik vatandaşı" diyemezsiniz" "Meksikalı avukat" ve "Meksika vatandaşı" demek zorundayız. Türkiye kelimesi dil bilgisi olarak "Türk vatandaşı" ve "Türk avukat" demeye müsait aynı Rusya, İtalya, Almanya, Fransa gibi. Çünkü bu milliyetlerin özel isimleri var. Türk, Rus, İtalyan, Alman, Fransız, İskoç gibi. Ama Türkçe'de her milliyetin özel ismi yok İsviçre, Danimarka, İrlanda, Endonezya, Arjantin örneklerinde olduğu gibi. Böyle özel milliyet ismi olmadığı durumlarda "-lı, -li" eki getiriyoruz. Perulu, Şilili, Honduraslı gibi.
Dolayısıyla Türk ve Türkiyeli kavramları aslında filoloji temelli bir fenomen olduğu halde salakça bir şekilde siyasi fay hattına dönüşmüş durumda ve bugün avukatlar tarafından bile hala cahilce propagandası yapılan ve propagandası yapıldığı zaman da gerçekten tutan bir popülizm aracı durumunda.
Tekirdağ'ın yeterince sorunu var zaten bir de Ankara'yı bağlamaya gerek yok.
TBMM Dilekçe Komisyonuna gelen dilekçeler:
— 60 yaş ve üzeri vatandaşlara yeşil pasaport verilmesi,
— Üniversitelerde lisans eğitiminin 3 yıla düşürülmesi,
— Askerlik sırasında psikolojik sorun yaşayanlara terhis sonrası maaş bağlanması,
— Ankara'nın Tekirdağ'a bağlanması,
— Kadınlara yönelik sosyal medya zorbalığı yasası çıkarılması,
— İş ilanlarında maaş bilgisinin zorunlu tutulması,
— İşçilerin yıllık izinlerinin 6 haftaya çıkarılması ve istifa edenlere de kıdem tazminatı verilmesi,
— Nafaka süresinin sınırlandırılması,
— Vatandaşlara belirli sayıda imzayla TBMM'ye kanun teklifi sunma hakkı verilmesi.



























