munire sagat retweeted
Deniz Göktaş'ın savunmasının tamamı;
" 3 Temmuz'dan bugüne 88 gün geçti. Gösterimdeki cümle başına 22 gündür yüksek güvenlik cezaevinde bulunuyorum. Komedyen olarak sözlerimin böyle etki etmesi beni gururlandırıyor. Bu davayı bilmeyen birine 2027 yılında bir insanın hapse kapatılacak sözleri sorulsa cinsel taciz vs gibi bir sebep sanabilir.
Müzisyenlikten daha farklı işliyor bizde sistem. Onlar kayıtlarını daha önceden yapar, biz canlı olarak gösteri yaparız ve kaydını sonra yayınlarız. Daha önce yüzlerce kez yaptığım gösteride olduğu gibi yaptık. Ters köşeye dayanır stand-up gösterisi. Ben davaya konu olan dört cümleyi yüzbinden fazla seyirciye oynadım ve yüzbinlerce kişi bunda bir şikayet sebebi görmedi. Türkiye'nin dört bir yanında şehrin en bilinen salonlarında oynadım.
Gelen tek şikayet bilet bulunamasıydı. Bu gösteriyi ilk olarak Ekim 2022'de oynamıştım. Bu gösteriyi yayınlamadan önce Selam Selam isminde bir gösterim daha vardı, 6 milyona yakın izlendi. Bu gösterinin de ilgi görmesini bekliyordum, üç günde milyonlarca izlendi. Ben o sırada Hollanda'daydım, arkadaşlarım sokakta, toplu taşımada benim gösterimi izlediğini söylüyordu. Ama gündemi artık troller belirliyor. Takip ettiğim trollerden Şamil Tayyar ismini kullanan hesap bana cahil, zıpır dedi ama beklediği reaksiyonu alamadı.
Bu sırada gösteriyi 2 milyon kişi izlemişti. ‘Ekrem İmamoğlu kısmını yayınlayıp siz buna sahip çıkıyorsunuz ama bakın neler diyor’ diyorlardı. 'Arkadaşlar dinle ilgili olan kısmından gidelim' diyorlardı birbirlerine. CİMER'e şikayet kampanyası başlattılar.
Bu gösterinin yayınlanmasından rahatsız oldular. Cumhurbaşkanını eleştirdiğim kısımlara erişim engeli geldi, yurtdışına kaçtığım iddia edildi. İltica planımın bir parçası olduğunu söylediler. Ben gösteriyi 24 Haziran'da yayınladım. Yaklaşık yarım milyon değerinde bedelli askerlik parası ödedim, iltica edecek bir insan yarım milyon bedelli askerlik parası ödemez herhalde.
Bütün yakın arkadaşlarım burada bir gelecek görmedikleri için göçtüler, ben bu sebeple turnem bittikten sonra yanlarına gidip onları geri dönmeleri için ikna etmeye çalışırım. Kaçtı haberlerini onların yanında okumak çok trajik oldu.
Trollerin linç ve CİMER kampanyasından sonra hakkımda soruşturma başlatıldı. Avukatıma telefon edip döneyim mi dedim, o da yakalama yok ama geri dön dedi. Ben de döndüm. Pasaportta ekranda bir emniyet logosu belirdi. Polis yanlış pasaport okuttunuz herhalde dedi. Hakkımda yakalama kararı olduğunu söyledim. Polisler bile dönmemem gerektiğini teklif ettiler. Bu kadar bıkmış olmalarına üzüldüm.
Telefonumu bile almadılar, sonra amir kelepçelenmem gerektiğini söyledi. Ben de kendim döndüğümü söyledim ve kelepçeye karşı çıktım. Polis vazgeçti ama ben istediğim için vazgeçmediğini söyledi. Sonra bekletildiğim yerde tekrar kelepçe takmamı istediler. Kendi ayağıyla gelmiş birine ters kelepçe takıldı. Kamerayla çekerlerken hep başım dikti. Hatta kamera arkadayken bile dönüp güldüm, en son uzaktan çekilmiş bir görüntüyü servis ettiler. Sonra Vatan'ın pis uyuşturucu kokan nezaretinde tutuldum. Polisler orada da neden döndüğümü soruyordu.
Bir süre sonra beni adli tıbba götürdüler. Sebebini anlayamadım ama kan, idrar numunesi alındı. Uyuşturucu testi yaptılar, ne içtiysem hala çıkmadı sonucu.
Adliye koridorunda beklerken ailem ve avukatlarım Kılıçdaroğlu'nun geldiğini, görüşmek istediğini söylediler. Hepsinde de sert bir şekilde reddettim. En sonunda polis zoruyla görüştürdüler. Kılıçdaroğlu bile ‘niye döndün, imkanım olsa ben de giderim’ dedi.
Cezaevindeyken Deniz SEGBİS'in var dediler. Suçlama vahimdi. Daltonlar suç örgütünü övmekten tutuklandım. Ertesi gün tahliye edildiğim diğer suçlardan da tutuklandım. Masterchef izlerken tekrar tutuklandım yani.
Üstümde bütün suçlardan tahliye olmuş bir insanın rahatlığı ve tekrar tutuklanmış bir insanın tedirginliği var. ‘Utangaç bir diktatör’ sözü suçlamama gerekçe gösterildi. Diktatör ifadesi siyasi bir ifadedir. Cumhurbaşkanı aynı zamanda AKP genel başkanı. Hiciv sanatına alışık olmalıdır. Mezarlıkta gülme olayı ise gazeteci Musa'ya verdiği röportaj sırasındadır. Buradaki suçlamayı anlamadım. Görece sempatik bir videosudur Cumhurbaşkanının. Terapi ise rencide edici bulunmuş, oysa herkesin gitmesi gerekebilir, psikoloji okumuş biri olarak terapiye gitmek rencide edici bir şey değildir.
Sahneye çıkan biri yasaklanmamalı. Bu tüm vatandaşlar için endişe vericidir. Siyasiler bu eleştirilere göğüs germelidir. İddianamede Anayasa Mahkemesi'nin ifade özgürlüğüyle ilgili kararlarından bahsedilmiş, buna göre benim sözlerim suç değil. Ben çocukken Levent Kırca ve Ferhan Şensoy izlerdim. Onlar beni izlese yumuşak bulurdu sözlerimi. Tutuklu yargılama gibi bir şey mümkün değildi. Levent Kırca televizyonda yapıp herkesin evine giriyordu. O yıllarda ifade özgürlüğünü koruyan yasalar değişmedi, ama şu an bir komedyen hapis yatıyor. Değişen şaka kaldıramayan, kırılgan siyasetçiler.
Bugün Ferhan Şensoy'u yasaklayan kişiler hatırlanmıyor ama Ferhan Şensoy’un oyunları ve sözleri hatırlanıyor. Politik mizahı yargının koruması gerekiyor çünkü komedyenler zaten yalnız insanlar. Ama diğer tarafın trolleri var. Politik mizah yasak değilse diktatör şakasında bir suç yok.
Erdoğan'ın en yakın ekibine seçtiği kişi sıradan vatandaşların hakkına girdiği için affını istedi. Özeleştiri vermiyor ama kendisi üst taraftan affını istiyor. Bu sadece diktatör eğilimli insanların yönettiği ülkede olur.
Diktatör olsam diktatör diyemezsiniz diyen birinin utangaç komedyen şakasından şikayetçi olması eleştirilecektir. Bunların hepsi politik mizahın bir parçasıdır.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamasıyla ilgili suçlamaya üç cümlem gerekçe gösterildi. 100 bin beğeni ve milyonlarca izlenmenin karşısında 185 CİMER şikayeti bulunuyor. İlk şikayet Cumhurbaşkanı ile ilgili, dini değerlerle ilgili olan 184'ü ise 27 Haziran'da yapılmış.
Şikayetlerin çoğu operasyonel hesapların yaptığı paylaşımlardaki video kesitlerine dayanarak yapılmış. Video ile de sınırlı kalmamışlar. Kadir Mısıroğlu adına açılan bir sayfadan birçok şikayet gelmiş. Sayfanın yöneticisi paylaşmış, 'emniyeti etiketleyip durmayın CİMER'e şikayet edin' demiş. Bunu da eklemişler şikayete. Bunların hiçbiri organik şikayet değil.
Şikayet eden 185 kişi manipülasyondan etkilendi ama ben de şaşırdım çünkü öyle bir hava yaratıldı ki daha fazla şikayet bekliyordum. Sadece 185 kişiyi ikna edebilmişler. Türkiye'de tansiyon yaratan çok fazla kişi var gösteride ama 185 kişi bulabilmişler. Teletabilerden bile daha fazla kişi şikayetçi olmuştu.
Bunların hiçbiri sanat eseri övmüş veya eleştiri yapmış insanlar değil, sadece yasak çağrısı yapmış kişiler. Halkı temsil ettiklerini düşünmüyorum. Beni hedef gösteren gazetelerden en ünlüsü karma eğitim kaldırılsın diye kampanya yaptı.
Şikayetlerin hepsine baktım, üzücüydü. 185 kişiden biri Selçuklu devletini salataya benzettiğimi söylemiş. Başka biri Instagram takipçilerimin artıp azalmasını dış güçlere bağlamış. Başka birileri idam edilmemi veya sınır dışı edilmemi istemiş. Bir başkanı idam olan bir ülkede idam edilmemi istemiş. Nefret inovasyonu yapmış.
Videoyu izleyen milyonlarca insan halk değil mi? Hiçkimse bu cümlelerden alınmamalı demiyorum kendi tercihleri. Aşağılayıcı bir ifade olmasa da kulağı tırmalayabilir, o zaman da yapılacak şey izlememektir.
'Oruç tutan canlı bomba’ şakası yarım bir şekilde alınmış iddianameye. Oysa oruç tutan otobüs şoförlerinden de bahsettim. Oruç tutan insanların sinirleri malum. Bir imadan bahsetmiyorum, açlıktan gelen sinirden bahsediyorum.
Hiçbir polisten, infaz koruma memurundan, hastanede karşılaştığım insanlardan kötü bir şey duymadım, herkes yurt dışından neden döndüğümü soruyordu.
'Dördüncü kitap’ şakasıyla ilgili neye sinirlendiklerini anlamadım. Kutsal kitaba saygısızlık yaparak şehir şehir gezerek insanları güldürmem hayatın olağan akışına aykırıdır. Sanatsal bir üretimdir bu, dini bir üretim değildir. Saygısızlık ve aşağılama değildir.
'Dalgıçlar' şakasıyla ilgili söylemek istediğimin tam zıttıyla suçlanıyorum. Savcıya bununla ilgili ne savunma yapacağını anlamadığımı söyledim. O da izlememiş. Haşema giyilmesiyle ilgili suçlandığımı söyledi. Bunlardan suçlanmak üzücü.
Komedyen yargılaması Türkiye'ye özgü değil, New York'ta da 1936'te komedyen yargılaması olmuş. Ama sonra ondan özür dilenmiş. Dalgıç şakasını izleyen herkes anlamış ama iddianameyi hazırlayanlar anlamamış. Hadi buraya kadar niyetimden şüphelisiniz, şakanın devamında başörtü yasağının sembol isimlerinden Deniz Baykal'ı anıyorum. Bu durum fazlaca altı çizili.
Sosyal medyada bu şakadan dolayı bir dalgıç bana dava açacağını söylemişti. Bilmiyorum açtı mı ama sanırım şakayı anlamış.
Stand-up gösterilerini güçlü buluyorum çünkü gülmeyi kontrol edemezsiniz. 90 dakikalık gösteri boyunca tabularımı, çelişkilerimi anlatıyoruma ama sadece dört cümleyi konuşuyoruz.
Bu şakayı ilk olarak Ekim 2023'te yapmıştım, bir seyirci gelip 'Haşema demeyeceğinizi biliyordum' demişti. Bu anlama çıkarmak zoraki ve utanç verici. Bu suçlama canımı en çok sıkan. İddianameye bu cümlenin eklenmiş olması benim için büyük bir şans. Çünkü ben seküler kesime dair bir eleştiri getiriyorum. Suçlama kendi içinde eriyor aslında.
Her konuya dair şakalarım var ve sıradan insanlarla ilgili değil şakalarım çünkü onlar benim seyircim.
İddianamede 'şüpheli savcılık sorgusunda dalgıç derken haşemalıları kastetiğini ikrar etmiştir' yazılmış. Bu doğru değil, yanlış yazılmadıysa artniyetli bir durum. Nasıl böyle yazılabildi, şok içindeyim.
Erdoğan'ın isminin geçmediği bir politik mizahın bir anlamı yoktur. Otoriteden lafını esirgemeyen Nasrettin Hoca hayatta olsa Erdoğan'dan başka bir şaka yapmazdı.
Çıkıp reklam yapamasın diye sert konuştum. Avukatlarım bile benle görüştürülmüyorken neden Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm bilmiyorum. Kaçma ve delil karartma suçlamasıyla tutuklandım.
Mahkeme hakimi, “stand-up gösterin bile 1 buçuk saat sürdü” diyerek Göktaş'tan savunmasını toparlamasını istedi. Göktaş da 88 gündür cezaevinde olduğunu belirterek, “Daltonları övmek suçlamasıyla tekrar tutuklandım ve bu yüzden fazladan bir aydır cezaevindeyim. Kaçma şüphem yok, yurt dışından kendim döndüm. Hayatımdan 3 ay çalındı. Hayatımda en özgür ve kalabalık hissettiğim 3 aydı. Yüzlerce mektup geldi. Söylediğim hiçbir sözde suç içeren bir söz yok. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum.
(Punto24 Dava Takip paylaşımlarını Thread ile birleştirerek hazırladım Teşekkürler @P24DavaTakip )
munire sagat retweeted
Bodrum Belediyesi ve Mimarlar Odası Bodrum Temsilciliği tarafından düzenlenen Değirmenburnu Tarihi Yel Değirmenleri ve Yakın Çevresi Fikir Projesi Yarışması sonuçlandı; ödül kazanan projeler 1 Ağustos‘ta gerçekleştirilecek kolokyumda sergilenecek.
yapidergisi.com/bodrum-degir…
munire sagat retweeted
5 sene önce kapanan Cihangir’in esnaf lokantası Özkonak’ın hemen yanına Fıccın açılmış. Güzel bir gelişme, “iyi şeyler de oluyor” dedirten cinsten. – at Beyoğlu, İstanbul
munire sagat retweeted
sorun şu: deniz'in ne önünde ne arkasında durmamız iyi bir şey. tam yanında durup koluna girmek gerekiyor.
yani ne "bunları söylersen alınırsın canım söylemesen mi bak" diyip önden, üstten konuşmak, ne de "aferin be deniz yürü be oğlum helal olsun" diyip arkasından, kendi söyleyemediklerimizi birine yüklemek.
tam yanında omuz omuza durabiliriz. zor değil.
munire sagat retweeted
"Kent suçunu" yıldız mimar tasarlayınca suç hafiflemiyor.
Tarihi tersane neden lüks bir AVM/otel olarak dönüştürüldü? Kamusal alan neden "ayrıcalıklı tüketim zonu" oldu?
Ha şu AVM, ha sahilleri işgal eden şezlong mafyası...
Beymen Tersane, en Estambul (Turquía), inserta una secuencia de galerías contemporáneas dentro del antiguo Arsenal Imperial Otomano, transformando las naves industriales en un espacio comercial y cultural. Un proyecto de OMA. | ow.ly/50If50ZfrAT
munire sagat retweeted
Canım ülkem, adeta bacası tüten bir fabrika gibi tüm dünyanın kira yükünü sanki sırtında tek başına taşıyor.
Housing Rent Price Index 2026-Q1
Türkiye🇹🇷: 1969
Hungary🇭🇺: 210
Lithuania🇱🇹: 187
Ireland🇮🇪: 177
Slovenia🇸🇮: 174
Estonia🇪🇪: 168
Czechia🇨🇿: 154
Colombia🇨🇴: 154
Canada🇨🇦: 140
UK🇬🇧: 135
Mexico🇲🇽: 135
Germany🇩🇪: 119
Spain🇪🇸: 115
France🇫🇷: 111
Korea🇰🇷: 110
Japan🇯🇵: 101
@OECD
munire sagat retweeted
Mimarlar Odası Bodrum Temsilciliği’nin desteği ile Bodrum Belediyesi tarafından açılan Bodrum Değirmenburnu Tarihi Yel Değirmenleri ve Yakın Çevresi Fikir Projesi Yarışması'nın son teslim tarihi 30 Haziran 2026, Salı.
arkitera.com/yarisma/bodrum-…
munire sagat retweeted
Belediyemiz ve TMMOB Mimarlar Odası Bodrum Temsilciliği iş birliğiyle Bodrum’un silüet hattında yer alan, doğal ve arkeolojik sit alanı statüsündeki Tarihi Yel Değirmenleri için “Bodrum Değirmenburnu Tarihi Yel Değirmenleri ve Yakın Çevresi Fikir Projesi Yarışması” başlatıldı!
TMMOB Mimarlar Odası Bodrum Temsilciliği desteğiyle tek kademeli, serbest ve ulusal çapta düzenlenen yarışma; tarihi mirası korurken “yerin ruhunu” yansıtacak, peyzaj bütünlüğünü ve kamusal kullanım potansiyelini ön planda tutacak çağdaş çözümler arıyor.
TMMOB’a bağlı odalara kayıtlı mimar, şehir plancısı veya peyzaj mimarlarının bireysel veya ekip olarak katılabileceği fikir yarışmasında, dereceye giren güçlü projeler için toplam 5,5 milyon TL ödül dağıtılacak.
Yarışma Takvimi
•Yarışmanın İlanı: 25 Mart 2026
•Son Soru Sorma Tarihi: 15 Nisan 2026
•Yanıtların İlanı: 24 Nisan 2026
•Proje Teslimi Son Tarihi: 30 Haziran 2026
•Posta ile Son Teslim: 3 Temmuz 2026
•Jüri Değerlendirmesi Başlangıcı: 16 Temmuz 2026
•Kolokyum ve Ödül Töreni: 1 Ağustos 2026
Yarışma şartnamesi, jüri bilgileri, şartname ekleri ve başvuru detaylarına ilişkin tüm güncel bilgilere bodrum.bel.tr/yarisma/yeldeg… adresi üzerinden ulaşılabilecek.
munire sagat retweeted
Japoncadan felsefi bir sözcük: "Oubaitori" (桜梅桃李). Herkesin kendine özgü ve farklı bir yolculuğu olduğunu ve kıyaslama baskısından uzak olmayı ifade ediyor. Kendi zamanında açan çiçekler anlamında olan bu kelimedeki semboller Japoncada dört meyve çiçeğini temsil ediyor.
munire sagat retweeted
İstanbul Arkeoloji Müzesi bahçesine enfes bir eser gelmiş. Artem Martis adlı sanatçının Apollo temalı yapıtı 12 ton ağırlığında ham camdan yapılmış ve 2024 tarihli.
munire sagat retweeted
Hep söyledik: Kanal İstanbul bir altyapı ya da ulaşım projesi değil, devasa bir arsa geliştirme projesidir. Öyle de ilerliyor. Sorun şu ki, imara açılan alanlar İstanbul’un içme suyu havzaları ve verimli tarım toprakları.
Bir yanda korkunç bir ekolojik yıkım, diğer yanda akıl almaz bir spekülatif rant.
Uçaktan bakınca her şey ortada: Sazlıbosna’yı talan etmişler. Leylekler bile şaşkındır şimdi.
munire sagat retweeted
Ömer Fatih Sayan son doktora derecesini 2006'da, yani 29 yaşında almış. 29 yaşına kadar 50 yıllık eğitim almış. İşte liyakat dediğimiz budur!
Tüm bu sahte diploma, sahte e-imza meselesinin sorumlusu, tüm dijital güvenliğin emanet edildiği BTK. Yani Bilgi Teknolojileri Kurumu. Buradan sorumlu Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, 30 yıl içinde 6 fakülte, 2 yüksek lisans, 2 doktora ve 13 sertifika programı bitirmiş. Meslektaşımız Deniz Zeyrek soruyor: "Bu CV’yle bu sahtekarları nasıl gözünüzden kaçırdınız?"
munire sagat retweeted
Koç ve Sabancı gibi bazı vakıf üniversitelerinin ücretleri 30000 sterline yaklaşmış.
Bu sayı Cambridge Üniversitesi’nin yabancı öğrenciler için belirlediği çoğu program ücretinin bile üzerinde. Türkiye'den gidip Cambridge'de okursanız, üniversiteye daha az ücret ödüyorsunuz yani. İngiliz öğrencilerin Cambridge’e ödediği ücretlerin zaten çok daha üzerinde...
undergraduate.study.cam.ac.u…
Çok ilginç... Türkiye'deki vakıf üniversiteleri, öğretim üyelerine Cambridge'den daha fazla maaş veriyor mu gerçekten?






































