Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN (@mtgundogan) header
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN (@mtgundogan) profile picture

İktisat Hareketi mensubu. BDPS muhalifi. RT'ler onay değil! // Natural Economic Cycle designer. Industrial&Systems Eng. Against Debt Based Monetary System.

Kişisel Hesap & Görüşler
Joined January 2011
Photo by Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN (@mtgundogan)Photo by Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN (@mtgundogan)Photo by Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN (@mtgundogan)Photo by Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN (@mtgundogan)Photo by Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN (@mtgundogan)Photo by Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN (@mtgundogan)Photo by Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN (@mtgundogan)Photo by Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN (@mtgundogan)Photo by Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN (@mtgundogan)Photo by Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN (@mtgundogan)
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN retweeted
Replying to @mtgundogan
Kimi arzusu u, kimi helvasını, kimi atalarını ilahlaştırır kendini hakta sanır, hak dava sahiplerinin faize karşı savaş zamanı gelmedimi, kkerimdeki faiz ayetleriyle titreme zamanı gelmedimi. İşte islam ortak pazarı,bizimkiler anlayıncaya kadar AB yeniden sömürü ağlarını attıbile
3
4
500
Dolar üzerinden Amerika’nın küresel egemenliği kırıldı, bitti. Şimdi kendimize ve bölgemize bakma zamanıdır. Bölgemizde Sekiz Deniz Yaylası (8DY) projesini hayata geçirirsek, dünyanın cazibe merkezi hâline geliriz. Hepimiz refaha ulaşırız. Kalkınırız. 8DY, bölgemizi bir ticaret havzasına dönüştürme projesidir. Bünyesinde birçok İpek Yolu içerir. Merkezinde ortak bir ödeme aracı ve bir ödeme sistemi bulunmaktadır.
7
47
2
142
3,827
Bunlar malı götürürken, milyarlarca liralık tatlı kâr elde ederlerken kardeşlerine ve yakın akrabalarına hiç bir şey söylememişlerdir, değil mi? Bakın burada ne var, siz de buyurun, dememişlerdir.
Fatma Betül Sayan Kaya, İlyas Kaya ve İbrahim Ömer Gönül adliyede Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ve eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, sermaye piyasası işlemlerine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında "şüpheli" sıfatıyla ifade vermek üzere İstanbul Adliyesi'ne geldi. #FatmaBetülSayanKaya
14
50
2
167
6,605
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN retweeted
Tam yerinde sormuş sayın vekilim... İşi bilenlerin olması çok iyi...
Erişah Arıcan nerede? Bugün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda fon soygunu konuşulacak ama baş zanlı ortalarda yok! Nerede bu hanımefendi? Onun keyfi onun istekleri, Meclis'in iradesinden daha mı büyük? Gün içinde Meclis'e gelip, hesap vermesini bekliyoruz! #ErişahArıcanMeclise
30
926
9
5,050
120,483
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN retweeted
kavgada söylenmez, Savcı Sayan dümdüz sıvamış
94
591
45
2,566
174,778
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN retweeted
Fon Vurguncuları, işe fetva alarak başladıklarına göre, sadece repocuları/ faizcileri değil helal haram hassasiyeti olan dindar insanları soymayı da baştan planlamış…
Bunları da soruşturmak lazım! Halkı yanlış yönlendirerek zarar görmesine vesile olmuşlar. Organizasyonun içindeler gibi...
6
12
485
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN retweeted
Her iki tarafta, küreselci lere kölelik yaptığından, pekte çok şey değişmeyecektir...
TRUMP’GİLLERİN HEZİMETİ ! 3 Kasım 2026 Amerikan ara seçimleri, Washington'daki siyasi güç dengesini köklü biçimde değiştirdi. Seçim öncesinde Cumhuriyetçiler hem Temsilciler Meclisi’ni hem de 53 sandalyeyle Senato’yu kontrol ediyordu. Seçimlerin ardından Demokratlar, Cumhuriyetçilerin elinden 7 Senato sandalyesini alarak en az 54 sandalyeye ulaştı. Temsilciler Meclisi'nde de 20'den fazla sandalyeyi ele geçirerek çoğunluğu elde etti. Böylece Trump başkanlıkta kalırken Kongre’nin denetimi tamamen Demokratlara geçti. Yeni Kongre, 3 Ocak 2027’de göreve başlayacak. O zamana kadar Trump’ın bir çılgınlık yapma ihtimali düşük ama var! Lakin Yeni Kongre ile Trump’ın yasa çıkarması, bütçe onaylatması, üst düzey atamaları ve federal yargıç adaylarını kabul ettirmesi zorlaşacaktır. Ayrıca Kongre’de Trump yönetiminin harcamaları, dış politika kararları ve kamu görevlilerinin faaliyetleri hakkında kapsamlı soruşturmalar açılabilecektir. Buna karşın Trump'ın kararname çıkarma, veto yetkisi ve dış politikayı yürütme hakkı var. Fakat bu durum Yürütme ile Yasama arasında ciddi bir güç mücadelesi başlatacaktır. Aslında seçim sonuçları, Amerikan halkının; ağırlaşan ekonomik şartlara, gelir dağılımındaki bozulmaya ve dış politika tercihlerine duyduğu tepkinin bir yansımasıdır. Hayat pahalılığıyla mücadele eden halk; İran’a karşı yürütülen savaşın ekonomik, askeri, insani ve vicdani yüküyle karşı karşıya kaldı. İran savaşının bölge istikrarını bozması ve İsrail’e verilen geniş desteğin Gazze’de yol açtığı soykırım, dış politikanın özellikle İsrail’e verilen desteğin sorgulanmasına neden oldu. Bundan Netanyahu da oldukça etkilenecektir. Tüm bunlarla birlikte; Epstein dosyasında yer alan iddialar daha şeffaf incelenebilecek ve statüsü ne olursa olsun birçok kişi hakkında hukuki sonuçlar doğuracaktır. Gerçekte tüm bu gelişmelerin temelinde derin bir ekonomik mesele yatmaktadır. ABD, dünyanın en büyük ekonomisi olsa da ürettiği zenginliği adil dağıtamamaktadır. Borca Dayalı Para Sistemi (#BDPS), faiz mekanizması ve kamu borçları toplumsal sorunları ağırlaştırmaktadır. Demokratların kazanması mevcut para ve finans sistemini değiştirmeyecektir. Çünkü bu yapı her iki parti döneminde de sürmektedir. Halbuki asıl mesele, mevcut düzenin topluma ne ölçüde adalet ve refah sağlayabildiğidir. Türkiye açısından baktığımızda, geleceğimizi Washington’daki iktidar değişikliklerine bağlamamamız gerektiğini açıkça görüyoruz. Türkiye kendi üretim gücünü ve ekonomik bağımsızlığını geliştirmeli, komşularıyla işbirliğini güçlendirmelidir. "Sekiz Deniz Yaylası" gibi bölgesel kalkınma projeleri bu açıdan oldukça önemlidir. Sonuç olarak bir devletin gerçek gücü, küresel hâkimiyetiyle değil; halkına sağladığı adalet, huzur, güvenlik ve refahla ölçülmelidir.
2
7
293
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN retweeted
Replying to @mtgundogan
Faizin ne olduğunu değil ne olmadığını anlayamamış olan isimlerden biridir kendisi. Daha tuhafı anlamamak içinde ısrarcı olmalarıdır. Zararın bir kısmı bundan tahsil edilmeli. @ServetBayindir @IktisatHareketi
4
5
315
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN retweeted
Bayındır giller parayı severler! bu dolandırıcılara icazet vermişler ben hiç şaşırmadım, beklediğim bir durumdu.
Bunları da soruşturmak lazım! Halkı yanlış yönlendirerek zarar görmesine vesile olmuşlar. Organizasyonun içindeler gibi...
6
10
383
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN retweeted
COP 31 ANTALYA İKLİM ZİRVESİ . Küresel çetenin dayatmalarını kabul etmiyoruz.
27
324
16
886
15,202
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN retweeted
Niyet Halis olsaydı çözüm kolaydı. Hatta bu hale gelmezdi. Niyetin grafiği Milyonlarca yatırımcı kolokasyon emirleriyle batırıldı #xtumy grafiği. Sadece benim ev parası gitti. Düşünün siz 7 milyon yatırımcı neler çekti ve hala çekiyor mu Yazık gerçekten.
Fon Krizinde işler ağır ilerliyor. Halbuki Türkiye, 2001 bankacılık krizinden sonra çok önemli bir tahsilat tecrübesi de kazanmıştır. Batan bankalardan çıkarılan kaynakların geri alınabilmesi için TMSF’ye güçlü yetkiler verildi. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un (6183) imkânlarından yararlanıldı. Yurt içinde ve dışında malvarlıkları takip edildi. İhtiyati haciz ve haciz uygulandı. Önemli miktarda kaynak geri alındı. Bugünkü fon krizinde de bu tecrübeden yararlanılarak işleri hızlandırmak gerekir. Öncelikle tasfiye ile tahsilatı birbirinden ayırmak gerekir. Tasfiye, fonların bugün ellerinde bulunan hisse, nakit ve diğer varlıkların satılarak yatırımcılara dağıtılmasıdır. Tahsilat ise fonlardan daha önce hukuka aykırı biçimde çıktığı veya hukuka aykırı işlemler sonucunda elde edildiği tespit edilen kaynakların geri alınmasıdır. Fonların tasfiyesi için altı aylık süre öngörülmüş olması makuldür. Düşük likiditeli varlıkların aceleyle satılması yatırımcı zararını büyütebilir. Ancak tahsilat için bu altı ay beklenmemelidir. Tasfiye ile tahsilat aynı anda başlamalıdır. Gerekirse ki gerekiyor, TBMM özel bir düzenleme yapmalıdır. Hukuka aykırı işlemlerden kaynaklandığı yetkili makamlarca tespit edilen ve kanunda açıkça tanımlanan alacakların, gerekli hukuki güvenceler altında, 6183 sayılı Kanun’un sağladığı güçlü araçlarla takip edilmesine imkân vermelidir. Bu konuda tecrübeli olan TMSF’den yararlanılması gerekir. Görev dağılımı da açıktır. SPK sermaye piyasası işlemlerini inceler. MASAK para hareketlerini ve gerçek faydalanıcıları takip eder. Savcılık suç soruşturmasını yürütür. TMSF kendisine kanunla verilen alacakların tahsilini gerçekleştirir. Tasfiye bankaları ise geri alınan kaynakları ilgili fonların tasfiye hesaplarına aktarır. Her fon için ayrıca bir “para izi dosyası” hazırlanmalıdır. Kim ne kadar para yatırdı? Fon hangi hisseyi kimden ve hangi fiyattan aldı? Kimler yüksek değerlerden fondan çıktı? Kimlere ne kadar ödeme yapıldı? Para daha sonra hangi hesaplara, şirketlere, gayrimenkullere veya yurt dışındaki varlıklara dönüştü? Burada gerçek faydalanıcıya kadar gidilmelidir. Özellikle milyarlarca liralık büyüklüğe ulaştığı halde çok az sayıda yatırımcısı bulunan fonların para hareketleri dikkatle incelenmelidir. Para Türkiye’den çıktı diye tahsilattan vazgeçilmemelidir. Yurt dışındaki banka hesapları, şirketler, gayrimenkuller, menkul kıymetler ve diğer varlıklar araştırılmalıdır. Elbette gönüllü iadeler de teşvik edilmelidir. Ancak bu iadelerde referans alınacak “fahiş kazanç” kavramının ölçüsü açıklanmalıdır. İade edilen tutarın ileride doğabilecek alacaklardan mahsup edilip edilmeyeceği belirlenmelidir. Kısmi iade halinde kalan tutarın hukuki durumu açıklanmalıdır. Gönüllü iade etmeyen kişiden, hukuken geri alınması gereken para varsa ne yapılacağı şimdiden belirlenmelidir. Lakin gönüllü iade zorunlu tahsilatın alternatifi olmamalıdır. Burada şu temel ilkeye çok dikkat etmek gerekir. Normal yatırım zararını devlet asla üstlenmemelidir. Fon yatırımının doğal piyasa riski yatırımcıya aittir. Fakat manipülasyon, fiktif değerleme, hukuka aykırı transfer veya benzeri işlemler sonucunda ortaya çıkan ve hukuken geri alınması gereken kaynaklar da yapanın yanına kâr bırakılmamalıdır. Geri tahsil edilmelidir. Ayrıca her ay kamuoyuna basit bir tasfiye ve tahsilat cetveli açıklanmalıdır: Ne kadar varlık vardı? Ne kadarı nakde çevrildi? Yatırımcıya ne kadar ödendi? Ne kadar gönüllü iade edildi? Ne kadar zorunlu tahsil edildi? Ne kadar alacak kaldı? Türkiye 2001’de bu konuda ağır bedeller ödeyerek önemli bir kurumsal tecrübe kazandı. Bugün o hafızadan yararlanmanın zamanıdır. Tasfiye altı ay sürebilir lakin tahsilat altı ay sonra başlayıp yıllarca sürmemelidir. Tasfiye ve tahsilat birlikte yürütülmeli; hukuken geri alınması gereken para nerede olursa olsun takip edilerek geri alınmalıdır. Bu konuda gecikmeler, kalıcı travmalara sebep olur. Devamı 👇👇👇👇👇 mirathaber.com/fon-krizinde-…
2
3
407
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN retweeted
Fon soygununun çözümü belli ama nedense çözüm geciktiriliyor! Oluru varken, olmazlar deneniyor!
Fon Krizinde işler ağır ilerliyor. Halbuki Türkiye, 2001 bankacılık krizinden sonra çok önemli bir tahsilat tecrübesi de kazanmıştır. Batan bankalardan çıkarılan kaynakların geri alınabilmesi için TMSF’ye güçlü yetkiler verildi. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un (6183) imkânlarından yararlanıldı. Yurt içinde ve dışında malvarlıkları takip edildi. İhtiyati haciz ve haciz uygulandı. Önemli miktarda kaynak geri alındı. Bugünkü fon krizinde de bu tecrübeden yararlanılarak işleri hızlandırmak gerekir. Öncelikle tasfiye ile tahsilatı birbirinden ayırmak gerekir. Tasfiye, fonların bugün ellerinde bulunan hisse, nakit ve diğer varlıkların satılarak yatırımcılara dağıtılmasıdır. Tahsilat ise fonlardan daha önce hukuka aykırı biçimde çıktığı veya hukuka aykırı işlemler sonucunda elde edildiği tespit edilen kaynakların geri alınmasıdır. Fonların tasfiyesi için altı aylık süre öngörülmüş olması makuldür. Düşük likiditeli varlıkların aceleyle satılması yatırımcı zararını büyütebilir. Ancak tahsilat için bu altı ay beklenmemelidir. Tasfiye ile tahsilat aynı anda başlamalıdır. Gerekirse ki gerekiyor, TBMM özel bir düzenleme yapmalıdır. Hukuka aykırı işlemlerden kaynaklandığı yetkili makamlarca tespit edilen ve kanunda açıkça tanımlanan alacakların, gerekli hukuki güvenceler altında, 6183 sayılı Kanun’un sağladığı güçlü araçlarla takip edilmesine imkân vermelidir. Bu konuda tecrübeli olan TMSF’den yararlanılması gerekir. Görev dağılımı da açıktır. SPK sermaye piyasası işlemlerini inceler. MASAK para hareketlerini ve gerçek faydalanıcıları takip eder. Savcılık suç soruşturmasını yürütür. TMSF kendisine kanunla verilen alacakların tahsilini gerçekleştirir. Tasfiye bankaları ise geri alınan kaynakları ilgili fonların tasfiye hesaplarına aktarır. Her fon için ayrıca bir “para izi dosyası” hazırlanmalıdır. Kim ne kadar para yatırdı? Fon hangi hisseyi kimden ve hangi fiyattan aldı? Kimler yüksek değerlerden fondan çıktı? Kimlere ne kadar ödeme yapıldı? Para daha sonra hangi hesaplara, şirketlere, gayrimenkullere veya yurt dışındaki varlıklara dönüştü? Burada gerçek faydalanıcıya kadar gidilmelidir. Özellikle milyarlarca liralık büyüklüğe ulaştığı halde çok az sayıda yatırımcısı bulunan fonların para hareketleri dikkatle incelenmelidir. Para Türkiye’den çıktı diye tahsilattan vazgeçilmemelidir. Yurt dışındaki banka hesapları, şirketler, gayrimenkuller, menkul kıymetler ve diğer varlıklar araştırılmalıdır. Elbette gönüllü iadeler de teşvik edilmelidir. Ancak bu iadelerde referans alınacak “fahiş kazanç” kavramının ölçüsü açıklanmalıdır. İade edilen tutarın ileride doğabilecek alacaklardan mahsup edilip edilmeyeceği belirlenmelidir. Kısmi iade halinde kalan tutarın hukuki durumu açıklanmalıdır. Gönüllü iade etmeyen kişiden, hukuken geri alınması gereken para varsa ne yapılacağı şimdiden belirlenmelidir. Lakin gönüllü iade zorunlu tahsilatın alternatifi olmamalıdır. Burada şu temel ilkeye çok dikkat etmek gerekir. Normal yatırım zararını devlet asla üstlenmemelidir. Fon yatırımının doğal piyasa riski yatırımcıya aittir. Fakat manipülasyon, fiktif değerleme, hukuka aykırı transfer veya benzeri işlemler sonucunda ortaya çıkan ve hukuken geri alınması gereken kaynaklar da yapanın yanına kâr bırakılmamalıdır. Geri tahsil edilmelidir. Ayrıca her ay kamuoyuna basit bir tasfiye ve tahsilat cetveli açıklanmalıdır: Ne kadar varlık vardı? Ne kadarı nakde çevrildi? Yatırımcıya ne kadar ödendi? Ne kadar gönüllü iade edildi? Ne kadar zorunlu tahsil edildi? Ne kadar alacak kaldı? Türkiye 2001’de bu konuda ağır bedeller ödeyerek önemli bir kurumsal tecrübe kazandı. Bugün o hafızadan yararlanmanın zamanıdır. Tasfiye altı ay sürebilir lakin tahsilat altı ay sonra başlayıp yıllarca sürmemelidir. Tasfiye ve tahsilat birlikte yürütülmeli; hukuken geri alınması gereken para nerede olursa olsun takip edilerek geri alınmalıdır. Bu konuda gecikmeler, kalıcı travmalara sebep olur. Devamı 👇👇👇👇👇 mirathaber.com/fon-krizinde-…
9
49
3
155
4,463
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN retweeted
Boşuna dememişler "izahı olmayan şeylerin mizahı olur", diye! İşte şaka gibi...
Şaka gibi..Yakalayıp yargılayacakları kişilere ödül veriyorlar! AĞLAYIN SU YÜKSELSİN, BELKİ KURTULUR GEMİ! Kaçtıklarını sandıkları şeye doğru koşuyorlar! Yazık... Olmaz, olmaz deme, OLDU İŞTE!
7
76
190
5,892
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN retweeted
Bunları da soruşturmak lazım! Halkı yanlış yönlendirerek zarar görmesine vesile olmuşlar. Organizasyonun içindeler gibi...
ÖZEL HABER I Tera ve Pusula fonları için fetva da almış. İcazet belgelerini imzalayanlardan biri de Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Kurulu üyesi, ilahiyatçı Prof. Dr. Servet Bayındır: “‘Bir musibet bin nasihat’ atasözünden herkes gibi Vakfımız da gerekli dersi çıkaracaktır.” @gokhan9korkmaz9’ın haberi. serbestiyet.com/haberler/oze… 🔺Fon skandalındaki Tera, Pusula, Hedef ve Atlas’ın 10 yatırım fonu için dinî icazet belgesi aldığı ortaya çıktı. 🔺Tera’nın tasfiyeye girmeyen bazı fonlarına verilen fetvaların altında Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi Prof. Dr. Servet Bayındır’ın da imzası bulunuyor. 🔺Bu belgeler, fonların dinen uygun olduğunu göstererek faizden uzak durmak isteyen yatırımcılara güvence vermek için alınıyor. 🔺Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi Prof. Dr. Servet Bayındır’ın başkanlığındaki İKTİSAT komitesi, Tera’nın iki gayrimenkul yatırım fonunun faiz, kumar ve diğer haram işlemlerden kaçınması şartıyla faaliyet göstermesini “fıkhî açıdan mahzursuz” bulmuş. 🔺1 Ocak 2026 tarihli son Tera fetvasında, fon içtüzüğündeki “repo yapabilir” ve “türev araç işlemleri” hükümlerinin düzeltilmesi şartıyla onay verilmiş. 🔺Pusula’ya ise İSFA adlı başka bir kurum, fon skandalından yalnızca 45 gün önce, 3 Ağustos 2026’da yeni bir icazet belgesi vermiş. 🔺Prof. Dr. Servet Bayındır Serbestiyet’e konuştu: 💬“TERA’ya ait tasfiyeye konu fonlar içinde Vakfımız tarafından icazet verilen fonlar yer almamaktadır.” “Bu belgeler karşılığında TERA’dan sembolik kabul edilebilecek düzeyde vakıf hesabına bağış alınmış, öğrencilere burs olarak dağıtılmıştır.” “‘Bir musibet bin nasihat’ atasözünden herkes gibi Vakfımız da gerekli dersi çıkaracaktır.” 🔺İSFA üyesi Muhammed Emin Durmuş da Serbestiyet’e fonların gerçek yatırım işlemlerini denetlemediklerini ve skandalın ardından danışmanlık ilişkisini sonlandırdıklarını söyledi.
20
81
3
192
8,423
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN retweeted
Ekonomi demek bütçe yönetimi demektir... Hükümetin kurulma sebebi bütçe yapmasıdır ve yaptığı bütçeye karşılık halka hesap vermesidir rantiyeye %35 halka yüzde 15....
2
10
19
777
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN retweeted
Enflasyonla mücadele servet aktarıma mekanizmasına dönüştü..
1
16
35
1,428
TRUMP’GİLLERİN HEZİMETİ ! 3 Kasım 2026 Amerikan ara seçimleri, Washington'daki siyasi güç dengesini köklü biçimde değiştirdi. Seçim öncesinde Cumhuriyetçiler hem Temsilciler Meclisi’ni hem de 53 sandalyeyle Senato’yu kontrol ediyordu. Seçimlerin ardından Demokratlar, Cumhuriyetçilerin elinden 7 Senato sandalyesini alarak en az 54 sandalyeye ulaştı. Temsilciler Meclisi'nde de 20'den fazla sandalyeyi ele geçirerek çoğunluğu elde etti. Böylece Trump başkanlıkta kalırken Kongre’nin denetimi tamamen Demokratlara geçti. Yeni Kongre, 3 Ocak 2027’de göreve başlayacak. O zamana kadar Trump’ın bir çılgınlık yapma ihtimali düşük ama var! Lakin Yeni Kongre ile Trump’ın yasa çıkarması, bütçe onaylatması, üst düzey atamaları ve federal yargıç adaylarını kabul ettirmesi zorlaşacaktır. Ayrıca Kongre’de Trump yönetiminin harcamaları, dış politika kararları ve kamu görevlilerinin faaliyetleri hakkında kapsamlı soruşturmalar açılabilecektir. Buna karşın Trump'ın kararname çıkarma, veto yetkisi ve dış politikayı yürütme hakkı var. Fakat bu durum Yürütme ile Yasama arasında ciddi bir güç mücadelesi başlatacaktır. Aslında seçim sonuçları, Amerikan halkının; ağırlaşan ekonomik şartlara, gelir dağılımındaki bozulmaya ve dış politika tercihlerine duyduğu tepkinin bir yansımasıdır. Hayat pahalılığıyla mücadele eden halk; İran’a karşı yürütülen savaşın ekonomik, askeri, insani ve vicdani yüküyle karşı karşıya kaldı. İran savaşının bölge istikrarını bozması ve İsrail’e verilen geniş desteğin Gazze’de yol açtığı soykırım, dış politikanın özellikle İsrail’e verilen desteğin sorgulanmasına neden oldu. Bundan Netanyahu da oldukça etkilenecektir. Tüm bunlarla birlikte; Epstein dosyasında yer alan iddialar daha şeffaf incelenebilecek ve statüsü ne olursa olsun birçok kişi hakkında hukuki sonuçlar doğuracaktır. Gerçekte tüm bu gelişmelerin temelinde derin bir ekonomik mesele yatmaktadır. ABD, dünyanın en büyük ekonomisi olsa da ürettiği zenginliği adil dağıtamamaktadır. Borca Dayalı Para Sistemi (#BDPS), faiz mekanizması ve kamu borçları toplumsal sorunları ağırlaştırmaktadır. Demokratların kazanması mevcut para ve finans sistemini değiştirmeyecektir. Çünkü bu yapı her iki parti döneminde de sürmektedir. Halbuki asıl mesele, mevcut düzenin topluma ne ölçüde adalet ve refah sağlayabildiğidir. Türkiye açısından baktığımızda, geleceğimizi Washington’daki iktidar değişikliklerine bağlamamamız gerektiğini açıkça görüyoruz. Türkiye kendi üretim gücünü ve ekonomik bağımsızlığını geliştirmeli, komşularıyla işbirliğini güçlendirmelidir. "Sekiz Deniz Yaylası" gibi bölgesel kalkınma projeleri bu açıdan oldukça önemlidir. Sonuç olarak bir devletin gerçek gücü, küresel hâkimiyetiyle değil; halkına sağladığı adalet, huzur, güvenlik ve refahla ölçülmelidir.
4
28
2
77
4,898
Bunları da soruşturmak lazım! Halkı yanlış yönlendirerek zarar görmesine vesile olmuşlar. Organizasyonun içindeler gibi...
ÖZEL HABER I Tera ve Pusula fonları için fetva da almış. İcazet belgelerini imzalayanlardan biri de Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Kurulu üyesi, ilahiyatçı Prof. Dr. Servet Bayındır: “‘Bir musibet bin nasihat’ atasözünden herkes gibi Vakfımız da gerekli dersi çıkaracaktır.” @gokhan9korkmaz9’ın haberi. serbestiyet.com/haberler/oze… 🔺Fon skandalındaki Tera, Pusula, Hedef ve Atlas’ın 10 yatırım fonu için dinî icazet belgesi aldığı ortaya çıktı. 🔺Tera’nın tasfiyeye girmeyen bazı fonlarına verilen fetvaların altında Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi Prof. Dr. Servet Bayındır’ın da imzası bulunuyor. 🔺Bu belgeler, fonların dinen uygun olduğunu göstererek faizden uzak durmak isteyen yatırımcılara güvence vermek için alınıyor. 🔺Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi Prof. Dr. Servet Bayındır’ın başkanlığındaki İKTİSAT komitesi, Tera’nın iki gayrimenkul yatırım fonunun faiz, kumar ve diğer haram işlemlerden kaçınması şartıyla faaliyet göstermesini “fıkhî açıdan mahzursuz” bulmuş. 🔺1 Ocak 2026 tarihli son Tera fetvasında, fon içtüzüğündeki “repo yapabilir” ve “türev araç işlemleri” hükümlerinin düzeltilmesi şartıyla onay verilmiş. 🔺Pusula’ya ise İSFA adlı başka bir kurum, fon skandalından yalnızca 45 gün önce, 3 Ağustos 2026’da yeni bir icazet belgesi vermiş. 🔺Prof. Dr. Servet Bayındır Serbestiyet’e konuştu: 💬“TERA’ya ait tasfiyeye konu fonlar içinde Vakfımız tarafından icazet verilen fonlar yer almamaktadır.” “Bu belgeler karşılığında TERA’dan sembolik kabul edilebilecek düzeyde vakıf hesabına bağış alınmış, öğrencilere burs olarak dağıtılmıştır.” “‘Bir musibet bin nasihat’ atasözünden herkes gibi Vakfımız da gerekli dersi çıkaracaktır.” 🔺İSFA üyesi Muhammed Emin Durmuş da Serbestiyet’e fonların gerçek yatırım işlemlerini denetlemediklerini ve skandalın ardından danışmanlık ilişkisini sonlandırdıklarını söyledi.
20
81
3
192
8,423
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN retweeted
mRNA’cı Uğur Şahin ve Özlem Türeci’ye ödül verdirmek tam bir skandaldır.
61
515
23
1,671
64,025
60 sene öncesine kadar Orta Doğu'nun en dindar Müslüman topluluğu olan Kürtler sırf İslamsızlaşmasın, Müslümanlıktan kopmasın, Müslüman kalıp İslâm Düşmanlarının safına geçmesinler diye 35 seneyi aşkındır her türlü çabayı gösterdim. Kürt Meselesi ile ilgili yaptığım tüm çalışmalar, kitap makale ve konferanslarım dahil, Vallahi ve Billahi! tamamen bu amaca matuftu. Tek amacım bu halkın Dinsizleşmemesiydi. İslam'dan kopmamasıydı. 1989'da bu eğilimi, İslamsızlaşmayı gördüğüm için bu soruna bir şekilde müdahale etmeye karar vermiştim. Ancak, Sürekli ihanetlerle ve ardından Ak-Parti ihaneti ve buna bağlı İslâmcı ihanetle karşılaştım. Ak-Parti'nin ihaneti ile karşılaştım. Bana "İslâm Maskesi Takmış Kripto-Gavur, PKK''dan daha tehlikeli Bölücü" diye iftira atıp yaftalayan Ak-Parti ve bunu destekleyen İslâmcılar her alanda bana yönelik ağır ambargo ve engellemelerle bu konuda belimi kırdılar. 1992 Nisan Ayında, "Kürd Soruşturması" Kitabında yayınlanan "Dünden Yarına Kürtler ve İslâmiyet" başlıklı uzun makalemiz. 1993 ve 2015'te yayınladığımız iki kitap çalışması.
Bende tam tersi oldu, düşündüm ve İslamı terkettim. Kalanlara mutluluklar dilerim.
47
43
11
299
22,205