Murat Tolga Şen (@murattolga) header
Murat Tolga Şen (@murattolga) profile picture

Sinema Yazarı (OFCS) - Öteki Sinema https://teapawt.net/t.co/o1Rws0sa2w

Erenköy, İstanbul
Joined February 2009
Photo by Murat Tolga Şen (@murattolga)Photo by Murat Tolga Şen (@murattolga)Photo by Murat Tolga Şen (@murattolga)Photo by Murat Tolga Şen (@murattolga)Photo by Murat Tolga Şen (@murattolga)Photo by Murat Tolga Şen (@murattolga)Photo by Murat Tolga Şen (@murattolga)
And when our worlds they fall apart When the wall come tumbling in Though we may deserve it It will be worth it... (Halo - Depeche Mode - One Night in Paris - 2001)
6
9
2
143
Murat Tolga Şen retweeted
Yirmi yıla yakın zamandır uzak durduğum dizi sektöründe yaşanan krizle ilgili yapılan uzun uzun analizlerin hiçbirinin gerçekte neler olduğunu anlatmaması beni şaşırtmadı. Bir iki değerli dostum dikkate değer değerlendirmelerde bulundu. Ancak onların işaret ettiği sorunlar da Türk dizilerinin yıllardır var olan, artık kronikleşmiş problemleriydi. Bunlar bugünkü krizi ortaya çıkaran nedenler değil. Asıl sorunun ne olduğunu anlatayım. Krizin iki boyutu var. Biri yurt dışı, diğeri yurt içi. 1. YURT DIŞI BOYUTU Bugün sanayicilerin ve bütün ihracatçıların yaşadığı sorun neyse Türk dizi sektörünün yaşadığı sorun da aynı: Yüksek TL, düşük kur politikası. Türk lirasının reel olarak değerlenmesi, üretim maliyetlerinin döviz karşısında yükselmesi ve ihracatın giderek sürdürülemez hale gelmesi. Diziler de bir ihracat kalemi. Dolayısıyla fabrikalar nasıl bu politikanın altında eziliyorsa dizi sektörü de aynı nedenle kazan kaldırmış durumda. Fakat medyanın iktidar yanlısı yapısı nedeniyle kimse çıkıp da meselenin bu boyutunu açıkça dile getiremiyor. Aşağıda paylaştığım tabloya bakın. Türkiye’de dizi sektörü, dünya ölçeğinde düpedüz bir maden işçiliği. Dünyadaki emsallerine kıyasla içerikleri dakika başına yaklaşık 19 ila 130 kat daha ucuza üretiyor. Bu içeriklerin özellikle üçüncü dünya ülkelerinde çok sevilmesi, hatta bazı süper güçlerde bile fanatiklerinin bulunması, onların nitelikli eserler olduğu anlamına gelmiyor. O ülkelerdeki fanatiklerinin profiline bakın. Bizim Esenler’in, Bağcılar’ın karşılığı olan varoşlardan çıkmış, sonradan para bulmuş, görgüsüz zenginlerin (Kardashian vesaire ekolü) ve benzer kültürel çevrelerin rağbet ettiği işler bunlar. Çünkü niteliksiz de olsa bir içeriği, ucuz olduğu için dünya piyasalarına sürekli ve baskın biçimde dağıtırsanız, bir süre sonra seyirci onu ortalama kalite olarak kabul etmeye başlar. İzler, alışır ve izlemeye devam eder. Bu, o dizilerin kaliteli olduğunu göstermez. Ucuz malın bütün dünyaya dayatılmasıyla yaratılmış bir tüketim alışkanlığını gösterir. Ben ucuz olan her şeyi Çin işi plastiğe benzetirim. Ucuzdur, avantajlıdır ama kanserojendir. Yaklaşık 10-15 yıl önce dizi sektörüyle ilgili yaptığım tespit de bu kadar basit ve yalındı. 2. YURT İÇİ BOYUTU Bunu uzun uzun anlatmaya gerek yok: Fon krizi. Fon krizinin piyasada ciddi bir nakit sıkışıklığına yol açtığı herkesin dilinde. Bu sıkışıklığın Türkiye’de pek çok sektörü etkilerken reklam verenleri, yapımcıları ve televizyon sektörünü etkilememesi düşünülemez. Reklam verenler temkinli, yapımcılar ihtiyatlı, piyasada para sıkıntısı var. Ama meselenin bu boyutu da açıkça konuşulamıyor. PEKİ, ŞİMDİ NE OLUYOR? Aslında yaşanan, ekonomik bir isyanın dolaylı biçimde dile gelmesi. Fakat gerçek nedenler yerine, en yüksek kaşeleri alan oyuncular halkın önüne atılıyor. Bu da kırk yıllık hikaye. Yeşilçam’dan beri süregelen star sistemi. Elbette star sisteminin, sinemanın kolektif üretimine katılan diğer bütün emekçilerden katbekat fazla para kazanan isimleri, bir kriz anında ilk hedef haline geliyor. Ancak bu sistem yeni ortaya çıkmadı. On yıllardır var. Bugünkü krizin sebebiymiş gibi öne sürülmesi, meselenin gerçek ekonomik nedenlerini görünmez kılıyor. Tam bir cambaza bak hikayesi! Büyük ihtimalle bundan sonra bütçeler küçülecek ve herkesten aynı işi daha az paraya yapması istenecek. Mesela ortada bir laf dolaşıyor: Dizi bütçeleri 25-30 milyon liraya çıkmış! Bu rakamlar doğru olabilir ama yaklaşık iki buçuk saatlik bir yapımın 400-600 bin dolara mal edilmesi zaten akıl alır gibi değil. Çok yüksekmiş gibi telaffuz edilen bu bütçeler aslında hiç de yüksek değil. Bugün iki buçuk saatlik bir sinema filmi çekmeye kalktığınızda 1,5-2 milyon dolarlık bütçelerden söz ediyorsunuz. Elbette filmin ölçeğine göre bu rakam değişir. Dolayısıyla Türk dizileri TL bazında pahalı görünse de gerçekte leş paralara çekiliyor. Oyuncuların kaşeleri de +++
11
36
9
187
36,294
Bu dizileri yurtdışı niye alsın arkadaş, yapay zeka ile kotardıkları sahnedeki rezilliğe bak!
19
15
3
292
100,046
Ne diyorsa tersini yapın!
C.B. Yrd. Cevdet Yılmaz; "İnsanlar paralarını, altına, dövize, ölü yatırımlara aktarmasın."
4
31
180
3,556
Murat Tolga Şen retweeted
Andrey Zvyagintsev, yeni filmi Minotaur'da Claude Chabrol’un The Unfaithful Wife filmindeki aldatılma ve cinayet hikâyesini, 2022 Rusya’sındaki kısmi seferberlik koşullarına taşıyor. @dr_zehrayigit otekisinema.com/minotaur-202…
4
1
6
1,478
Murat Tolga Şen retweeted
İki sandalye birleştirip, huzurla uyu, dinlen, hak ettin. Sevenlerine sabır dilerim. #kemalaratan
1
6
102
1,717
Trump’ı Türkiye dostu sanmak 😏
trump seçimi kaybetti diye sevinenler abd’deki tek türkiye dostunun trump olduğunun farkında değil.. abd açıdından 2 yıl daha rahatız ama böyle giderse sonra sorun çıkar.. ABD demokratları her zaman türkiye düşmanıdır..
1
38
2,588
Diziler bir tür uyuşturucudur ve dozu arttıkça etkisi düşer. Sıkıldı insanlar. Bu malın artık alıcısı yok, yıldız oyuncu da kurtarmıyor. Kanallar her sezon aynı tarifi pişiriyor. Bir gün sistem çökecekti çünkü üç saatlik dizi bir anomali! otekisinema.com/dizi-krizi-a…
6
33
3
274
8,957
Üç saatlik dizileri sadece daha çok reklam yayınlayabilmek için koyduklarını sanıyorsunuz ama o tam öyle değil. Her şeye karışan RTÜK buraya karışmadıysa içinde iktidara yarayan bir durum vardır. Ekranda bir kadeh rakı görünce ayağa kalkan düzenleyici akıl, üç saat boyunca televizyon karşısında esir tutulan milyonlarca insanı neden görmedi? Çünkü ortada yalnızca ticari bir tercih değil, iktidarın da işine gelen muazzam bir toplumsal uyuşturma mekanizması vardı. Diziler toplumun afyonu, hepimizi her akşam saatlerce uyuşturup propagandayı gırtlağımızdan soktular. AKP’den önce diziler hayatın içinden hikâyeler anlatırdı. Mahalleler, işçiler, memurlar, küçük insanlar, geçim sıkıntısı, sınıf çatışmaları… İktidar değişince yavaş yavaş hepsi ortadan kayboldu. Yerlerine servetini nereden kazandığını bilmediğimiz zenginler, hangi çağda yaşadığı anlaşılmayan aileler ve sürekli ahlak dersi veren karakterler geldi. O yüksek kaşeler de oyuncuları evcilleştirmek için verildi. Türkiye’de dizi oyunculuğu öyle büyük bir ekonomik cazibe merkezine dönüştürüldü ki sektörün tepesindeki küçük bir azınlık, toplumun geri kalanından bütünüyle koptu. Bir bölümde sıradan bir insanın yıllarca çalışarak kazanamayacağı paraları alan yıldızlardan söz ediyoruz. Bu düzen bilinçli olarak kurulmadı ama iktidar tarafından kullanışlı bulundu, korundu ve sömürüldü. Şimdi iktidarın kurduğu tüm yapılar çökerken dizilerdeki krizi biraz da buradan yorumlayın.
17
125
11
875
59,673
Dizi sektörünün sıkıntılarını ve bindikleri dalı kesenleri, (kanal-yapımcı) 2012’den 2023’e kadar Medyaradar’daki Gözetleme Kulesi adlı köşemde yazdım. Kimseye yaranamadım, oyuncu dostu yazarlar gibi el üstünde tutulmadım. Ziyanı yok ama artık dilimde tüy bittiği noktada yazmayı bıraktım. Yıllar önce yazdıklarım şimdi başkalarının tespiti olmuş :) Aslında sektör birkaç yıl önce çöktü, yurtdışı satış falan idare ettiler ama deniz kurudu. Sadece dizi değil, gişe ve festival sineması da bitti. Çıkan eserler çok kötü çünkü 25 yıllık siyaset hiçbir cümleyi kuramaz hale getirdi sektör insanlarını. Hep aynı güvenli hikayeler her seferinde daha da evcilleşmiş haliyle önümüze sürülüyor. Sıkıldı insanlar, alıcısı yok bunun artık yıldız oyuncu da kurtarmıyor. Otokontrol öyle bir hale geldi ki şu ortamda Süper Baba bile çekilemez. Ya da İkinci Bahar… Olaylar meyhanede geçiyor, nasıl çekeceksin! Kursağımız doldu taştı ama şu yağmacı yobaz tayfa gitmeden çıkarmak mümkün değil.
22
56
15
506
26,528
Yıllar önce, Tarık Tarcan'lı, Selin Dilmen'li Turkish Shining, Biri Beni Gözlüyor filmini yazarken filmin afişini bulamayıp kendim bir afiş yapmıştım. O afişi sonra bir sürü yerde gördüm. Şimdi yapay zeka ile tekrar deneyeyim dedim, ortaya 80'ler İtalyan korkularına benzer bir afiş çıkardı. Hoşuma gitti paylaşayım.
🤖 Made with AI
1
2
1
73
4,959
Ferit Karahan'ın Cinlerin Düğünü'nde cinler aslında ailenin konuşamadığı her şey: yas, suçluluk, mülk kavgaları, kuşaktan kuşağa devreden sırlar. Böyle bir evde hâlâ oturabiliyorlarsa cinler de epey dayanıklı yaratıklarmış! Cesur bir arayış, merak uyandıran fikirler var ama hikâye büyüdükçe insanlar küçülüyor. Ortada ilgiyi hak eden bir film var, bütün davetlileriyle tanışabildiğimiz bir düğün yok. otekisinema.com/cinlerin-dug…"
3
15
123
9,188
Antalya'nın dağları, denizi, Kaleiçi'si hâlâ güzel. Peki festival? Kapıda azar işiten basın, yükselen influencer'lar, afişini yapay zekâya yaptıran filmler, heyecansız bir yarışma. Deniz güzel diye kötü filme iyi diyemeyiz. #AltınPortakal otekisinema.com/altin-portak…
5
7
1
53
4,359
Gecikmiş bir Resident Evil incelemesi: Zach Cregger seriyi bir kuryenin kâbusuna çevirmiş. Paket Raccoon City'ye gidiyor, yolda insan anatomisiyle bütün bağını koparmış mahlukat var. Oyunların "bir sonraki adım" gerilimi yerinde, senaryo biraz geride kalmış. Puanım: 6,5/10 Bu siparişe beş yıldız yetmez 👇 #ResidentEvil #ZachCregger #KorkuFilmi otekisinema.com/resident-evi…
1
8
1,279
Murat Tolga Şen retweeted
Uyuyan Kadın (A Woman Asleep) fragman yayında
7
1
54
4,052
Yaşasın cumhuriyet, çok yaşa Atatürk! teapawt.net/senem907/status/211565…
1
37
1,180
Sinema yazarları için çok iyi bir kaynakça, @RizaKirac’tan
7
46
2,648
Deniz Yavuz direktör olduktan sonra Altın Portakal dövmek moda oldu. Bazı festivallere gık çıkmıyor ama! Mesela Ayvalık, hadi eleştirin bakalım, seneye gidebiliyor musunuz? Ahmet Boyacıoğlu zamanında Antalya kumsallarında serilip güneşlenen tipler şimdi festivali bokluyor. Eğer öyle yapacaksanız benim gibi yapın, hepsinin surlarına ateş serbest. Türkiye'de düzgün festival mi var? Ayvalık, Adana (Altın Koza) el değiştirmeden önce öyle bir tarihte yapıyordu ki iki festival çakışıyordu. Şimdi koşarak Adana'ya gidenler o zamanlar hiç uğramıyordu. Adana el değiştirince tarihi arka arkaya olacak şekilde düzelttiler. Antalya'nın büyük günahlarına baktım. Ertan Tunç ve Hüseyin Kuzu projeleri senaryo odaklı incelemişler, ben olsam ben de öyle yaparım, çekilmemiş işin yapay zeka filmini izlemesen de olur. Ertan'a bu konuda çok güveniyorum. Hadi birbirimizi yemeyip dürüst olalım: Türkiye'de bütün festivallere çökmek isteyen bir klik var, bunlar AKP'den beter benim gözümde. Her dümeni de çevirirler. Kerem Akça'nın Adana direktörlüğünden sonra başına gelenler mesela... Acayip adamlar/kadınlar.
8
3
2
87
12,402