
Gazeteci @nbelge.bsky.social
İstanbul, Türkiye
Joined May 2009
- Tweets15.6K
- Following1.5K
- Followers3.7K
- Likes10K
Nazmi Belge retweeted
Gazetecilik yaptım diye ev hapsindeyim. Elektronik kelepçenin boşa çıkmasını bekliyorum, çok yoğunluk varmış. Bu süreçte sıklıkla resmi polisler gelip kontrol ediyor.
Son yazımı paylaştıktan bir saat sonra koşa koşa evime operasyon yapıldı. Tüm elektronik cihazlarıma el konuldu. İki gün TEM Şube’de gözaltında tutuldum. Beni, bu ülkeye 30 sene hizmet etmiş babamın silah arkadaşları gözaltına aldı. Nedenini bile anlayamadım.
“Yanıltıcı bilgi” dediler geçtiler. Kimi, hangi bilgiyle yanıltmışım, belli değil. Yanıltıcı bilgi iddiasıyla neden Terörle Mücadele ekiplerinin geldiği belli değil. Savcı talimatı oraya yazmış. Sorulan sorular ise bambaşka. Emniyette ifade alınmadı, doğrudan savcı beyin huzuruna çıktım.
Önce ifadeden sonra savcılık tarafından serbest bırakıldım. Sağlık raporumu aldım. Ek birkaç soru daha olduğu söylendi, koşa koşa tekrar gittim. Israrla telefon şifrem istendi. Haber kaynaklarımı korumak için veremeyeceğimi, Gazeteci olduğumu söyledim. Yapacak bir şey yok dendi, sevk edildim.
Koşa koşa sevk edildiğim mahkemeye indim. Huzura çıkamadan, kendimi savunamadan, “yoğunluk” gerekçesiyle elime tutuşturulan bir karar kağıdıyla ev hapsi aldım. Hala neyle suçlandığımı bilmiyorum.
Vatandaşın çalınan parasının peşine düştüm diye altın bilezik beklerken prangayla taltif edildim.
Canları sağ olsun…
Şeref madalyamdır.
Ben kimsenin başını öne eğecek bir şey yapmadım.
Gözaltındayken kendimi savunamazken 14-15 trol hesaba, “Dezenformasyonlarıyla anılan Yiğit Uzun gözaltına alındı.” şeklinde tweetler attırılarak itibarsızlaştırılmaya çalışıldım. Birileri bunu yaptı. Siz ise seslerini kestiniz, bana sahip çıktınız.
Ha, bu günler elbet geçecek. Susanı da konuşanı da gördüm.
İzzetbegoviç’in dediği gibi:
“Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.”
Devran döner, onlarla da yüz yüze geliriz.
Tutuklu bütün meslektaşlarıma selam olsun. İnşallah TCK 217 sopasından kurtulacağımız günlere…
Nazmi Belge retweeted
Bu kadarını beklemiyordum.
Aldığın her nefes helali hoş olsun.
@serakadigil 👍 teapawt.net/S25342834/status/21163…
Nazmi Belge retweeted
Fon vurgunu, birkaç uyanık girişimci ve bürokratın kurduğu bir tuzak değil... Şu "organizasyon"a bakar mısınız?
📍Dönemin BDDK Başkanı Akben liderliğinde "yerli ve milli" kredi derecelendirme kuruluşu açtılar: JCR Avrasya.
📍Fon krizi patlamadan iki hafta önce, Ağustos 2026'da TERA'nın tüm araçlarına en yüksek notu olan "A"yı verdiler.
📍Fon krizi patlayınca 15 Eylül'de en kötü not olan "Yatırım yapılamaz"a çevirdiler!
📍Erken haber alanlar milyarlarıyla çekildi, A notuna aldanan yüz binlerce yatırımcının parası pul oldu.
📍Bu düzeneğin oyuncularına dönelim. Akben'in BDDK'daki yardımcısı kimdi? Türkiye Sigorta'nın paralarını fonda batıran Taha Çakmak.
📍Akben'ın oğlu? Çakmak sayesinde Graintürk'te dolapları çeviren şahıs. Akben, TERA, Pusula ve Hedef'e yatırım bankası izni veren kişi.
📍JCR Avrasya'nın en büyük hissedarı kim? Borsa İstanbul... Genel Müdürü Erişah Arıcan. Varlık Fonu'nun da başkan yardımcısı. Hani milyarları TERA'da batıran, kriz nedeniyle kendi kamu şirketlerinin borsada dip yapmasına seyirci kalan Varlık Fonu!
📍Peki JCR Avrasya'nın başında kim var? Prof. Dr. Feyzullah Yetgin... 2010-2016 yılları arasında Çalık Holding'de yönetici...
🔴"Bu vurgun birkaç kişinin yaptığı bir vurgun değil"
🔴"Darbeden sonra Türkiye'nin yurtdışından finansal görünümü olumsuz hale gelmeye başladı"
🔴"Dünya tarihinde 2 hafta içerisinde çok yatırım yapılırdan hiç yapılamaza düşen başka bir şirket yok"
🔴"Kamunun paraları çöpe gitti"
Gazeteci Bülent Mumay(@bulentmumay)
Nazmi Belge retweeted
Gözlerden uzak kalan bir haber, detaylı bir araştırma, dikkat çekici derinlemesine bir perspektif. Kara parayı burdan da okuyun.
Ekim başında Ekvador’da Türkiye’ye gönderilmek istenen 748 kilo kokain yakalandı. Türkiye’de ise neredeyse hiçbir yayın organı haberi görmedi.
Latin Amerika’dan gelen istihbarat raporları ise çok daha büyük bir soruya işaret ediyor: Uyuşturucu parasının yönetimi Dubai’den Türkiye’ye mi kayıyor?
Türkiye’ye gönderilecek 748 kilo kokain Ekvador’da yakalandı: Uyuşturucu parasının merkezi Dubai’den Türkiye’ye mi kayıyor?
Ekvador’da ekim ayının ilk gününde, çimento çuvallarına gizlenmiş 748 kilo kokain ele geçirildi. Sevkiyatın varış noktası Türkiye’ydi. Avrupa piyasasındaki değeri yaklaşık 35 milyon dolar olan kokain, Ekvador İçişleri Bakanı’nın açıklamasıyla manşetlere taşındı.
Türkiye son haftalarda İstanbul ve Ankara’daki kara para aklama soruşturmalarını konuşuyor. Ama Latin Amerika’dan gelen sinyaller, tartışmanın çok daha büyük bir boyutunun gözden kaçmış olabileceğini gösteriyor: Kokain ticaretinden elde edilen paranın nerede yönetildiği.
Kolombiya Ulusal İstihbarat Müdürlüğü’ne (DNI) ait bir rapor, uyuşturucu ticareti ve kara para aklama faaliyetlerinin “uzaktan koordinasyon merkezi” uzun süre Dubai iken, bugün İspanya ve Türkiye’nin yeni merkezler olarak öne çıktığını yazıyor. Ekvador gazetesi Primicias, Kolombiya soruşturmalarına dayanarak kokain ağlarının finansal yönetim merkezlerinin Dubai’den Türkiye’ye doğru kaydığını aktarıyor. Kolombiya’da La República gazetesi de Dubai ve İstanbul’u ağın finansal koordinasyon merkezleri olarak gösteriyor.
Türkiye’ye giden kokain ve 42,5 tonluk ağ
Türkiye’ye gönderilmek istenen kokain, Ekvador’da Guayaquil’e bağlı Posorja limanında ele geçirildi. Ekvador polisi, iki konteynere yüklenen çimento çuvallarının içinde kokain tespit etti.
Bir hafta sonra, 8 Ekim’de, Ekvador polisi Europol ve İspanyol güvenlik birimleriyle birlikte, yıllardır süren bir soruşturmanın sonucu olarak Gran Fénix-Cantabria operasyonunu düzenledi. 23 adreste arama yapıldı, 21 kişi gözaltına alındı. Gözaltındakilerden ikisi görevdeki polis memuruydu. Soruşturmacılar Ekvador, İspanya, Belçika, Portekiz ve Hollanda’da yapılan ve toplam 42,5 tonu bulan 14 ayrı kokain yakalamasını bu yapıya bağlıyor.
Gözaltına alınanların en dikkat çekeni Jackson Felipe Zambrano. Ekvador makamlarına göre Zambrano, Los Lobos (Kurtlar) çetesinin lideri alias “Pipo”nun başlıca finansörlerinden biri ve “Nueva Junta del Narcotráfico” (Yeni Uyuşturucu Konseyi, NJN) liderinin Ekvador’daki elçisi. Bu elçiler, ağlarda paranın güvencesi işlevini görüyor. Cenevre merkezli Küresel Uluslararası Organize Suçla Mücadele Girişimi’nin (GI-TOC) tespitlerine göre yerel çetelere ödenecek ücretin yarısı önceden ödeniyor; elçiler ise kalan paranın kokain Avrupa’ya ulaştıktan sonra ödenmesini garanti ediyor.
Yeni Uyuşturucu Konseyi (NJN) nedir?
Kolombiya istihbaratının adını koyduğu NJN, hiyerarşik ve klasik bir kartel değil. Kolombiyalı kokain üreticilerini, Balkan mafyasını ve Ekvadorlu lojistik çetelerini bir araya getiren, yatay örgütlenmiş bir ağ olarak tanımlanıyor. Kolombiya istihbaratına göre ağın bağlantıları İspanya, BAE ve Türkiye’yi de kapsıyor. Kavram Kolombiya’da tartışmalı; Başsavcılık böyle bir yapının varlığına dair kanıt bulunmadığını açıklamıştı.
Para neden Türkiye’ye yöneliyor?
Kolombiya basınına sızan DNI raporu, Türkiye’yi cazip kılan gerekçeleri sıralıyor: en az 400 bin dolarlık gayrimenkul alımıyla edinilebilen vatandaşlık, ülkeye giriş ve oturum izni almanın kolaylığı, Avrupa ile Asya arasında köprü oluşturan jeostratejik lojistik konumu ve Türk vatandaşlarının yabancı ülkelere iade edilmesini yasaklayan anayasal düzenleme. Kolombiya’nın Noticias Uno kanalının aktardığı istihbarat bilgilerine göre ağın bazı liderleri, bu imkânlardan yararlanarak Türkiye ve BAE vatandaşlığı edindi.
Bu vatandaşlık programının kötüye kullanılma riski Türkiye’de de biliniyor. İçişleri Bakanlığı Ağustos ayında, sahte gayrimenkul değerleme raporlarıyla usulsüz vatandaşlık sağladığı belirlenen bir şebekeye karşı 16 ilde operasyon düzenlendiğini açıkladı. Bakanlığa göre yapılan incelemeler sonucunda toplam 1.413 yatırımcı ve aileleriyle birlikte 6 bin 134 kişinin vatandaşlığı iptal edildi ya da geri alındı.
Ekvador’dan kaçan baronlar ve Türkiye
Bu tespitlerin bir kısmının sahada karşılığı da var. Ekvador-Avrupa kokain hattının bilinen isimlerinden Arnavut Kompania Bello ağının lideri olduğu belirtilen Dritan Rexhepi, Ekvador’da yarı açık cezaevi rejimine geçtikten sonra 2022'de ülkeden kaçmış, Kasım 2023'te İstanbul Beylikdüzü’nde Türk polisinin operasyonuyla yakalanmıştı. Rexhepi Türkiye’ye sahte Kolombiya pasaportuyla girmişti. Türkiye, Rexhepi’yi Ocak 2025'te Arnavutluk’a iade etti.
Los Lobos çetesinin lideri Pipo (Wilmer Geovanny Chavarría Barré) de benzer bir yol izlemişti: Ekvador’da cezaevinden erken serbest bırakılan Pipo, pandemi döneminde Covid-19'dan öldüğüne dair sahte bir kayıtla izini kaybettirmiş ve yeni bir kimlikle Avrupa’ya geçmişti. Ekvador’un eski İçişleri Bakanı José Serrano, Mart 2024'te VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada Pipo’nun hayatta olduğunu ve kartelin faaliyetlerini Hollanda ya da Türkiye’den yönettiğini iddia etmişti. Türk İçişleri Bakanlığı ise o dönem, Pipo’nun Türkiye’ye hiçbir yasal giriş-çıkış kaydı bulunmadığını açıklamıştı. Pipo sonunda Kasım 2025'te İspanya’nın Málaga kentinde yakalandı. İddiayı dile getiren Serrano ise bugün, 2023'te öldürülen cumhurbaşkanı adayı Fernando Villavicencio cinayetinde Pipo ile birlikte azmettiricilikle suçlanıyor ve Ekvador’da tutuklu.
Paranın izi
Kara paranın Türkiye’deki izi de resmi kayıtlara geçmiş durumda. İçişleri Bakanlığı Kasım 2023'te, Avustralya merkezli uluslararası uyuşturucu örgütü Comanchero’nun suç gelirlerini Türkiye’de aklamaya çalıştığını açıkladı. MASAK raporları doğrultusunda 55 şüpheliye ait yaklaşık 4,5 milyar liralık mal varlığına el konuldu.
Paranın nasıl taşındığına dair bir ipucu da Avrupa’dan geliyor. Avrupa Yayın Birliği’nin (EBU) beş ülkenin kamu yayıncılarıyla yürüttüğü ve Ağustos 2026'da yayımlanan ortak araştırma, kayıt dışı para transfer sistemi hawalanın suç örgütlerinin “yeraltı bankası” haline geldiğini ortaya koydu. İspanyol polisinin Kara Para Aklama Birimi başmüfettişi Fernando Sanz Ayuso’ya göre bu ağları yöneten ana aracılar Avrupa dışında, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye ve Güneydoğu Asya’da bulunuyor.
Dubai ile İstanbul arasındaki kayıt dışı para trafiği Türk makamlarının da gündeminde. Son yıllarda düzenlenen operasyonlarda, Dubai bağlantılı POS cihazları üzerinden kuyumculuk faaliyeti yapılıyormuş gibi gösterilerek milyarlarca liralık işlem yapıldığı iddia edildi. Bir başka soruşturmada ise İstanbul Başsavcılığı, lideri Dubai’de yakalanan ve 155 milyar liralık işlem hacmine ulaşan bir yasa dışı bahis ve kara para ağı hakkında iddianame hazırladı.
Bu operasyonlar, Türk güvenlik birimlerinin bu ağlara karşı aktif olduğunu gösteriyor. Ama aynı zamanda uluslararası suç aktörlerinin Türkiye’yi bir yaşam, operasyon ve finans alanı olarak gördüğüne işaret ediyor.
Rivera: “Liman ve para aynı yerde buluşuyor”
Ekvador Organize Suç Gözlemevi (OECO) Direktörü ve GI-TOC analisti Renato Rivera’ya göre Türkiye’yi suç ağları için cazip kılan şey, lojistik ve finansın aynı coğrafyada buluşması:
“Varış limanlarıyla ödemelerin yapıldığı finansal araçların aynı coğrafyada buluşması büyük bir maliyet avantajı sağlıyor. Bu durum Türkiye’yi organize suç için bir tür operasyon merkezine dönüştürüyor. Altyapı hazır bir köprü sunuyor. Ama bu köprü Ekvadorlu yerel yapılara değil, uyuşturucu trafiğini yöneten uluslararası profesyonel aracılara hizmet ediyor.”
Rivera, Türkiye’nin artan rolünü kriminolojideki “balon etkisi” kavramıyla da açıklıyor. Rotterdam ve Anvers gibi Avrupa’nın büyük limanlarında denetimler sıkılaştıkça rotalar alternatif limanlara kayıyor:
“Ekvador’dan muz, gıda ve çiçek gibi ürünlerde devasa ve yasal bir ihracat trafiği var. Uyuşturucu ağları Avrupa limanlarındaki baskıyı aşmak için bu yasal lojistik zincirlerini istismar ediyor ve rotalarını Türkiye ve Yunanistan gibi limanlara kaydırıyor. Türkiye bu anlamda kilit bir transit ve aktarma noktasına dönüşüyor.”
Ancak Rivera, finans merkezinin tamamen İstanbul’a kaydığı yönündeki iddialara temkinli yaklaşıyor. Ona göre sunduğu esneklikler nedeniyle ana finans ve pazarlık merkezi hâlâ Dubai. Öte yandan Dubai’nin koruyucu kalkanı da eskisi kadar sağlam değil: İrlandalı Kinahan kartelinin lideri olmakla suçlanan Daniel Kinahan, Dubai’de on yıl yaşadıktan sonra Ağustos 2026'da İrlanda’ya iade edildi.
Rivera’ya göre Türkiye’yi kullananlar Ekvadorlu çeteler değil, ağın uluslararası aracıları:
“Ekvadorlu çeteler henüz bu düzeyde küreselleşmiş değil. Ama NJN’nin içindeki çok uluslu aracılar ve farklı milliyetlerden uyuşturucu baronları Türkiye’deki altyapıyı pekâlâ kullanabiliyor.”
Yanıt bekleyen soru
Posorja’da yakalanan 748 kilo kokaini Türkiye’de kim teslim alacaktı? Sevkiyatın alıcısına ve soruşturmanın seyrine ilişkin sorularımızı Ekvador makamlarına ilettik; henüz yanıt alınamadı.
Kaynaklar: Ekvador İçişleri Bakanlığı ve Ulusal Polisi; Kolombiya İstihbarat (DNI) raporu (La Silla Vacía); Primicias; La República; Noticias Uno; T.C. İçişleri Bakanlığı; EBU Araştırmacı Gazetecilik Ağı; Anadolu Ajansı; VOA Türkçe.
Nazmi Belge retweeted
Timur'la bu programda çok sayıda vali ve kaymakamın da fonlarda olduğunu anlatmıştık.
Timur, Muğla Valisi'ni bugün yazdı.
Sömürgeleştirilmediği müddetçe bir ülke böyle soyulamazdı. Bunu başardılar işte!
🔴"TÜRKİYE'Yİ AYAKTA DURAMAYACAK KADAR SOYMUŞLAR!"
📢"Ben 28 bin lirada bin lira nasıl artırırım diye yaşarken insanlık tarihi boyunca çalışsam kazanamayacağım para 5 ayda kazanıldı."
📢"Bu insanlar sadece hırsız değil aynı zamanda hainler."
🎙️@timursoykan ile Cevap Hakkı'nın konuğu Gazeteci @bahadir_ozgur1
🔗 youtu.be/Y5rzqqAJUcY
Nazmi Belge retweeted
PHP2Shell attack traffic is being observed, Cloudflare says
Cloudflare reports attacks targeting PHP2Shell and says attackers are changing payloads to try to bypass its protections.
The flaws, CVE-2026-109618 and CVE-2026-109619, can enable unauthenticated remote code execution. Observed attack attempts do not establish how many websites have been compromised.
* Update PHP to 8.5.12, 8.4.27, 8.3.36 or 8.2.35, or your vendor’s verified fixed package.
* Keep WAF protections enabled, but do not use them as a substitute for patching.
blog.cloudflare.com/php-vuln…
#PHP #CyberSecurity
Nazmi Belge retweeted
PHP, dünyadaki milyonlarca internet sitesinin çalışmasını sağlayan temel bir yazılım teknolojisi. PHP geliştiricileri bugün "PHP2Shell" diye adlandırılan 2 kritik güvenlik açığı için acil güncellemeler yayımladı. Haber sitelerinden hastanelere, herkesin etkilenebileceği bir olay. Bu yüzden aciline taşıyor. Mevzuyu açalım:
📌 Bir internet sitesine girdiğinizde gördüğünüz sayfanın arkasında pek çok işlem gerçekleşir. PHP bu işlemlerde çokça kullanılan bir yazılım. Mesela bir sayfaya şifre girdiniz, şifrenin doğrulanmasını sağlayan işlemleri yürütebilir. Sitenize içerik girdiniz diyelim, içeriğin kaydedilmesini ve okuyuculara sunulmasını sağlar. Sipariş verdiniz, ödeme sayfasına aktarılmanızda vs de rol oynar. Sanırım bel kemiği benzetmesi yapsak yanılmış olmayız.
📌 Bugünkü duyuruya göre, tespit edilen iki açık şu felaketlerle sonuçlanabilir:
1. CVE-2026-109618: Bellek yönetimindeki bir hata üzerinden uzaktan kod çalıştırılmasına olanak tanıyabiliyor.
2. CVE-2026-109619: Belleğin ve programın iç durumunun yönetimindeki bir hata üzerinden uzaktan kod çalıştırılmasına veya hassas bilgilere erişilmesine yol açabiliyor.
Yani aslında gayet açık. Bir hacker gelip şifre mifre olmadan, bu açıkları kullanarak kendi kodunu yazıp sitenizde çalıştırabilir. Kamu siteleri de dahil.
📌 Bu çoook çoook kritik açıklar neden şimdi keşfedildi? Bunca yıl uyuduk mu? Yapay zeka sayesinde keşfedildi.
Yapay zeka destekli kod analizinden yararlanmışlar bu açıkları tespit ederken. Açıkların kökleri eski PHP kodlarına kadar uzanıyor. İnternetin temel teknolojilerinde bugüne dek fark etmediğimiz neler neler var düşünsenize. Şimdi AI bunları bulabiliyor.
📌 Peki napmalı?
PHP geliştiricileri, bu iki açık için eksiksiz koruma sağlayan tek çözümün güvenlik güncellemesi olduğunu vurguluyor.
PHP kullanan bütün sunucuları ve uygulamaları belirleyin. Güvenlik düzeltmelerini yükleyin ve ilgili servisleri yeniden başlatın. İnternete erişimleri varsa derhal kesin.
ABD'nin teknolojik istihbaratı NSA da güncelleme yapılamayan savunmasız sistemlerin geçici olarak kapatılmasını tavsiye ediyor.
📌 Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Finlandiya ve Çekya'da bazı kamu hizmetleri ve internet siteleri geçici olarak erişime kapatıldı.
Türkiye'de de Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı, ulusal ölçekte tarama başlattı ve kurumlara acil bildirim göndermiş oldu.
🚨 KRİTİK SİBER GÜVENLİK UYARISI
Dünya genelinde yaygın olarak kullanılan PHP yazılım altyapısında kritik güvenlik açıkları tespit edilmiştir.
Başkanlığımız, söz konusu zafiyetlerin oluşturabileceği risklerin erken tespiti ve olası etkilerinin sınırlandırılması amacıyla ulusal ölçekte güvenlik taramalarını başlatmış, ilgili kurum ve kuruluşlara acil güvenlik bildirimlerini iletmiştir.
Kamu kurumlarımızın, kritik altyapı işletmecilerimizin ve özel sektör kuruluşlarımızın sistemlerini gözden geçirerek gerekli güvenlik güncellemelerini ivedilikle uygulamaları önem taşımaktadır.
Dijital altyapılarımızın güvenliği ve kritik hizmetlerin sürekliliği için ulusal düzeyde koordinasyon ve önleyici güvenlik çalışmalarımız sürmektedir.
🔗 Güvenlik duyurusu ve teknik tedbirler:
siberguvenlik.gov.tr/guvenli…
Nazmi Belge retweeted
Danimarka’da yaşayan 25 yaşındaki genç kadın, Türkiye’de gördüklerini anlatırken sözünü hiç sakınmadı! "Peygamberler bile değişmiş, bir tane adamı değiştiremiyoruz ya"
"Ben Danimarka'dan geliyorum ama İstanbul'un Bakırköy ilçesinde doğdum, büyüdüm. 3,5-4 sene önce oraya yerleştim. Yani buradaki gurbetçiler gibi değilim.
Her şeyin matematiğini kurabiliyorum ve her şeyi ayırt edebilecek kadar görebiliyorum.
Yemin ediyorum, saçlarım beyazladı. Ben bu ülkede doğup büyüdüğüm için farkı, nasıl ezildiğimizi daha iyi görebiliyorum. Hani zannediyorsunuz ya, şimdi 'Türk'üm' diyebiliyoruz.
Hiçbir şey diyemiyorsun. Ben bu ülkenin derdinden geceleri uyuyamıyorum. Çünkü benim arkadaşlarım benden çok yetenekli; benden çok daha zeki arkadaşlarım var.
Burada geçinmeye çalışıyorlar. Ben orada vasıfsız eleman olarak, garson olarak çalışıyorum. Geliyorum, burada krallar gibi yaşıyorum.
Ya, bu ülkede ben dışarıya çıktım. İki gündür, yemin ederim, derbeder oldum. Derdim ne, biliyor musun? Çünkü ben yapabiliyorum ama o yapamıyor.
Benim zoruma gidiyor ama senin zoruna neden gitmiyor ya? Madem bu kadar İslamcı bir ülkeyiz, ilk önce herkes kendi kitabını açsın, bir okumayı öğrensin, tamam mı? Hiç kimse sizden solcuların kitabını okumanızı istemiyor.
Madem bu kadar sağcısınız, İslamcısınız, yok efendim Türk milliyetçisisiniz ya, bilmem neslisiniz ya, o zaman gidin, ilk önce herkes kendi kitabını doğru düzgün okusun. Kimseye hesap vermek zorunda kalmayın.
Peygamberler bile değişmiş, bir tane adamı değiştiremiyoruz ya. Bir tane adam ne olacak ya? Din, AK Parti ile gelen bir şey değil ki.
Bir tane hayatımız var. Bu ülkenin övünebildiği tek bir şey kalmıştı. O da dört mevsimiydi. Yemin ediyorum, ülkenin yazını kışa çevirdiler.
En önemli kişiler siyasetçilerdir. Anne babamızı seçemiyoruz ama hayatımızı bu kadar etkileyen siyasetçileri seçebiliriz.
Abiler, ablalar, lütfen rica ediyorum, özgürlüklerinizin kısıtlanmasına izin vermeyin ya. Türkiye gerçekten dünyanın en önemli ülkesi.
Ne olur, kıymetini bilelim ve bunu geliştirelim. Bunun için yapılması gerekenler belli. Çalmayacağız, çırpmayacağız. Hepimiz dolandırıcıyız.
Çok korkuyorum. Yemin ediyorum, Taksim'e gideceğim. Diyorum ki: 'Bir bomba patlarsa ne yapacağım ben?' Ölmek de istemiyorum ama yaşamayı da güzel hâle getirmiyorlar bizim için yani. Bıktık. Bıktık.
25 yaşındayım, 55 yaşında gibi hissediyorum. Bu ülkenin derdini gerçekten bilmiyorum. Umuyorum, herkes için çok güzel bir hayat olur.
Umuyorum, doğru kararları verebilecek zihniyete sahipsinizdir. Tek ricam bu. Ne olur, adam seviciliği bırakın, kendinizi sevin.
Kendinizi severseniz kendi değerinizi bilirsiniz. Çok teşekkür ediyorum. Kusura bakmayın."
Nazmi Belge retweeted
3 yıl önce bir harabe, bir çöküntü, işgal altında bir kayıptı.
Çok zor koşullarında çalıştık, didindik, İstanbul’un yok olmak üzere olan işgal altındaki Karaköy Kuyumcular Hanı’nı restore ederek tekrar halka kazandırdık.
Gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz…
Yarın açılışta tüm İstanbullularla bu güzelliği paylaşmak dileğiyle ❤️ #İBBMiras #KentAraştırmalarıMerkezi #kuyumcularhanı
SPK'nın bu açıklaması üzerine yapay zeka der ki:
" (SPK'nın yaptığı) Açıklama mağduriyeti gidermiyor. Asıl yaptığı, PBLK'lıların (pay blokajı alt hesabı) aleyhine verilmiş bir politika tercihini hukuki dille gerekçelendirmek. Yine de tamamen göz boyama demek de doğru olmaz, çünkü eşit dağıtım tezinin ciddi bir dayanağı var.
Sorun, iki farklı grubun aynı torbaya konması.
1. SPK kendi kuralını geri çeviriyor ama bunu söylemiyor
SPK'nın 17 Eylül tarihli tasfiye esaslarında (Bülten 2026/61, A/6) şu kural vardı: TEFAS'ta verilip gerçekleşmeyen iade talimatlarının tutarı fona borç yazılacak ve tasfiye nakdinden öncelikle ödenecekti. 28 Eylül'de 17 Eylül talimatları için pay oranında ödemeye geçildi.
Şimdi önergeyle 17 Eylül ve öncesindeki tüm gerçekleşmeyen talimatlar "pay sahibi" statüsüne çekiliyor. Ayrıca 14 Ekim'de komisyonda PBLK alacaklarının öncelikli ödenmesini öngören önerge reddedilmişti. Duyuru bu dönüşü hiç anmıyor; "açıklık kazandırma" diye sunuyor.
Yatırımcının SPK'nın kendi bültenine dayanan meşru beklentisi tam olarak burada zedeleniyor.
2. Madde 79 yorumu zorlama
SPK'nın kendi aktardığı metinde korunan şey yalnızca tamamlanmış işlemler değil, "takas talimat ve işlemleri" de var. Yani hüküm talimatı da kapsıyor. "Takas ancak nakit hesaba geçince tamamlanır" tanımı, korumayı fiilen yalnızca bitmiş işlemlere daraltıyor.
Bitmiş işlemin zaten korunmaya ihtiyacı yok. (Hukuki yorum; nihai söz mahkemelerin olacak.)"
Açıklamadaki, "455.758 kişi arasındalar, ilave grup değiller" ifadesi kişi sayısı açısından doğru, ama ekonomik açıdan anlamsız.
Mesele kişi sayısı değil, alacağın sırası. Bu düzenlemeyle değer PBLK'lılardan diğer pay sahiplerine aktarılıyor.
1 milyon TL'lik ara ödeme teklifte "yapılabilir" diye geçiyor, yani o da bir zorunluluk değil."
Sermaye Piyasası Kurulu - Takas Kesinliği ve PBLK Hususlarına İlişkin Basın Duyurusu share.google/bwjmKkrWe6oiE81… – at Milas, Muğla
Nazmi Belge retweeted
İsmail'in şu sözleri her şeyi özetliyor:
"Hakim dinlemedi bile.
Avukatların sözünü kesti.
Yatarı olmayan bir suçtan beni tekrar cezaevine gönderiyorlar."
Nazmi Belge retweeted
Fon krizinin yarattığı belirsizlik talebi frenleyip dezenflasyona destek oluyor gibi görünebilir. Ama güven kaybıyla gelen yavaşlama, kemer sıkma politikalarıyla gelen bilinçli ve kontrollü bir yavaşlamaya eşdeğer değil, tercih edilir hiç değil. Çünkü:
1) Kontrol edilemez. Sıkılaştırmanın dozu ayarlanabilir, gerekirse geri alınır. Güven şokunun ne kadar derinleşeceğini ise kimse bilemez.
2) Arz tarafını da vurur. Risk primi ve finansman maliyeti yükselir, yatırımlar ertelenir. Talebin yanında üretim kapasitesi de zarar görür, bu da orta vadede enflasyonla mücadeleyi zorlaştırır.
3)Tasarrufları TL’den uzaklaştırır. Sermaye piyasalarından çıkan tasarruf döviz ve altına yönelir. Kura gelen baskı, dezenflasyonda elde edilen kazanımı geri alabilir.
4) Finansal derinleşmeyi geriletir. Yıllardır inşa edilmeye çalışılan yurt içi tasarruf ve uzun vadeli fonlama kanalı zayıflar. Güven, kaybedildiği hızla geri gelmez.
5) Kalıcı dezenflasyon sağlamaz. Politika tasarımından değil, şoktan gelen bir yavaşlama beklentileri çıpalamaz.
Ekonomiyi soğutmak ile ekonomiye zarar vermek aynı şey değil.
Prof. Dr. Selva Demiralp { @SelvaDemiralp }
“Talepte ciddi bir yavaşlama başladı. Savaş ve fon krizi de buna ilave bir yavaşlama getirebilir. Bu, enflasyonu aşağı çeker ama 2027 sonunda tek haneye ineceğimiz anlamına gelmez.
Savaşın bitmesi senaryosu altında, gelecek yılı %24–25 civarında bir enflasyonla tamamlayabileceğimizi düşünüyorum. Çünkü petrol fiyatları çok önemli bir belirleyici.”
@cnbceofficial @reyhanbaysan
#enflasyon #faiz #ekonomi #petrol
Nazmi Belge retweeted
Haberin tam metni aşağıdaki gibidir:
Yumruklu Kavgalar ve Göz Ardı Edilen Uyarılar: Milyar Dolarlık Fonun Çöküşünün Perde Arkası
Bloomberg | 21 Ekim 2026
Şüpheli işlemler, Tera'nın çöküşünden çok önce şirket yöneticilerini, yatırımcıları ve düzenleyici kurumları alarma geçirmişti.
Türkiye'nin yatırım fonu sektöründe patlak veren kriz, Borsa İstanbul'da hisse senetlerinin sert düşüşler yaşamasına yol açtı.
Dışarıdan bakıldığında, birkaç ay içinde pek tanınmayan küçük bir şirketten İstanbul'un en çok konuşulan kuruluşlarından birine dönüşen Tera Group için hayat son derece iyi gidiyordu.
Geçtiğimiz kışın son günlerinde Tera'nın hisseleri, inanılması güç bir yükselişle yüzde 2.000 değer kazanmış; şirketin genç yaşta büyük başarı yakalayan kurucusu Emre Tezmen ve yakın çevresi servete ve şöhrete kavuşmuştu. Yeni milyarder Tezmen'i havaalanında çelik grisi bir Learjet 60 bekliyordu. Üniversitelerin ve şirketlerin yönetim kurullarında yer edinmiş, İspanya'nın güneşli Akdeniz kıyılarında villalar inşa etmeye yönelik bir projeyi de hayata geçirmişti.
Ancak Tera'nın İstanbul'un iş merkezindeki genel müdürlüğünde alarm zilleri giderek daha yüksek sesle çalıyordu.
Şirketin baş döndürücü yükselişi birçok üst düzey yöneticiyi tedirgin etmeye başlamış, bazıları endişelerini açıkça dile getirmişti. Yıllarca dikkat çekmeden faaliyet gösteren Tera, birdenbire sosyal medyanın gündemine oturmuştu. Tezmen ise şirketini iddialı bir şekilde Türkiye'nin Goldman Sachs'ı olarak tanıtıyordu.
Büyüleyici getirilerin cazibesine kapılan bireysel yatırımcılardan o kadar fazla para geliyordu ki şirket, kendisini üne kavuşturan olağanüstü getirileri sürdürebilmek için giderek daha yüksek miktarlarda borçlanmak zorunda kalıyordu. Eski şirket yetkililerine göre, başlangıçta küçük ve dikkat çekmeyen işlemler artık yetkililerin görmezden gelemeyeceği kadar büyümüştü.
Şirket içindeki anlaşmazlıklar öylesine şiddetlendi ki şubat ayında bir öğleden sonra Tezmen'in en güvendiği yardımcısı Emir Münir Sarpyener ile diğer üst düzey yöneticiler arasında sert bir tartışma yaşandı. Şirket içi meseleler hakkında konuşabilmek için isimlerinin açıklanmamasını isteyen, olaylara aşina kişilere göre tartışma kontrolden çıktı ve taraflar birbirlerine yumruk attı. Bazı yöneticiler ise karşı çıktıkları işlemlere onay vermek yerine istifa etmeye başladı.
Birkaç sokak ötedeki borsa binasının koridorlarında da benzer bir endişe hâkimdi. Düzenleyici kurumlar sorunların büyüdüğünün farkındaydı. Borsa ve sermaye piyasası düzenleyicilerindeki yetkililere göre, Tera yöneticilerinin ortaya çıkmasından korktuğu strateji gerçekten de dikkat çekiyordu: Büyük miktarlarda kâğıt üzerinde kazanç yaratmaya dayanan ve defalarca tekrarlanabilen bir sistem. Fonlar, likiditesi düşük hisse senetlerini satın alıyor, ardından borçlanarak aynı hisselerden daha fazla alıyordu.
İsimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuşan borsa müfettişleri, olağandışı piyasa hareketlerini üstlerine defalarca bildirdiklerini söylüyor.
Uluslararası yatırım çevrelerinin yakından tanıdığı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik desteğin güçlenmesine katkıda bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de durumdan o kadar endişeliydi ki kasım ayında yatırımcıları uyarmak amacıyla bir konuşma yaptı.
Şimşek, "Piyasa oyun alanı değildir" uyarısında bulundu.
Ancak bu mesajın nihayet karşılık bulması ve balonun patlaması için 10 ay daha geçmesi ve görünüşe göre kurgulanmış finansal işlemlerden milyarlarca dolarlık ilave kazanç sağlanması gerekecekti.
Bugün Tera'nın hisseleri neredeyse tüm değerini kaybetmiş durumda. Yüz binlerce yatırımcı parasını geri almaya çalışırken Tezmen ve onlarca çalışma arkadaşı cezaevinde bulunuyor. Özel jetlerine, Bentley ve McLaren marka lüks otomobillerine de el konulmuş durumda.
Bütün bunlar, sürekli gündeme gelen bir soruyu beraberinde getiriyor: Bu kadar çok kişi göz göre göre büyüyen bir saadet zincirini andıran yapıyı fark etmişken, neden bu sistemin bu kadar büyümesine ve bu kadar uzun süre devam etmesine izin verildi? Üstelik balon patladığında yalnızca finans piyasalarında büyük bir çöküşe değil, Erdoğan açısından siyasi bir krize de yol açtı.
İstanbul merkezli OMG Capital Advisors'ın CEO'su Murat Gülkan, "Bu fonlarla ilgili endişelerini dile getirmeye cesaret eden pek çok kişi susturuldu veya tehdit edildi" dedi.
Gülkan, "Bu durum, sorunun çok daha derin olduğunu ve düzenleyici denetimde daha temel bir başarısızlığa işaret ettiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.
Tezmen bugün dolandırıcılık ve suç örgütü kurma suçlamalarıyla karşı karşıya. Kendisi herhangi bir usulsüzlük yaptığını reddediyor. Yakın çevresindeki diğer bazı kişiler ise piyasa manipülasyonuyla suçlanıyor ve yargılanmayı bekliyor.
Bu haber, Tera'nın sahip olduğu şirketlerde çalışanlar, yatırımcılar ve kamu yetkililerinden oluşan 25'ten fazla kişiyle yapılan görüşmelere dayanıyor. Görüşülen kişilerin çoğu, gizli ve şirket içi konular hakkında serbestçe konuşabilmek için kimliklerinin açıklanmamasını istedi.
Türkiye'nin sermaye piyasalarındaki en üst düzey düzenleyici kurumu, piyasa manipülasyonuna karşı daha sert kurallar getirilmesindeki gecikmenin, fon sektörünün diğer alanlarına zarar vermeden değişiklik yapmanın zorluğundan kaynaklandığını belirtti.
Kurumun açıklamasına göre süreç boyunca borsa, takas ve saklama kuruluşları, merkezi kayıt kuruluşu, sektör temsilcileri ve yatırımcılarla istişarelerde bulunuldu.
Sermaye Piyasası Kurulunda görev yapan ve kurum içindeki değerlendirmeleri anlatmak için isminin açıklanmamasını isteyen üst düzey bir yetkili ise bazı yetkililerin Tera'ya zarar verebilecek düzenlemeleri hayata geçirmekte isteksiz davrandığını söyledi.
Sermaye piyasası düzenleyicisi ve Borsa İstanbul, yorum taleplerine yanıt vermedi. Tera'nın ve iki iştirakinin genel telefon hatlarına yapılan aramalar da yanıtsız kaldı. Tezmen'in avukatı da görüş talebine dönüş yapmadı.
Tera'nın Yükselişi ve Tartışmalı Yatırım Stratejileri
2025 yazında Tera büyük ölçüde kamuoyunun dikkatinden uzak faaliyet gösteriyordu.
53 yaşındaki eski finans analisti Tezmen, aracı kurum ve portföy yönetim şirketini savunma, gayrimenkul ve tarım sektörlerinde de faaliyet gösteren bir Türk holdingine dönüştürmüştü.
Tezmen'in en önemli girişimi ise daha sonra krizin merkez üssü hâline gelecek olan, son derece yoğunlaştırılmış yatırım pozisyonlarına dayanan TLY adlı fondı.
Strateji, uygun halka arzların bulunmasıyla başlıyordu. Şirketin faaliyetlerini bilen kişilere göre Tezmen ve ekibi, şirket sahiplerine basit bir öneriyle yaklaşıyordu: Az sayıda hisseyi halka arz edin ve fiyatın yükselişini izleyin.
Bu kişilerin anlattığına göre, hisseler borsada işlem görmeye başladıktan sonra Tera'nın kendi fonları şirketlerde büyük paylar satın alıyor ve borçlanma yoluyla alımları artırarak hisse fiyatlarını daha da yukarı taşıyordu.
Bu döngüsel stratejiler zamanla Tera'nın dışına da yayıldı. Pusula Portföy gibi daha agresif taklitçiler de benzer yöntemleri uygulamaya başladı.
İlgili kişilere göre bazı durumlarda fonlar, yatırımların birbirini beslediği bir döngü oluşturmak amacıyla başka fonlardan pay satın almaya odaklanıyordu.
Bir başka yöntem ise şirket tahvillerinden elde edilen paranın sistem içinde tekrar tekrar kullanılmasıydı.
Bu kişilerin anlattığına göre yatırım bankacıları önce bir şirket buluyor ve tahvil ihracı düzenlemesine yardımcı oluyordu. Tahvillerin başlıca alıcıları ise bunları şişirilmiş değerlemeler üzerinden satın alan, aynı grubun bünyesindeki fonlar oluyordu.
Şirket, elde ettiği yeni finansmanla söz konusu fona yatırım yapıyor, böylece para fiilen başlangıç noktasına geri dönüyor ve aynı döngünün tekrar edilmesi mümkün hâle geliyordu.
Londra merkezli North of South Capital LLP'nin ortaklarından Kamil Dimmich, "Bütün bu yapı, getirilerin temelini oluşturan akıl dışı değerlemelerle, son derece açık bir şekilde manipüle edilmiş bir balondan ibaretti" dedi.
Eleştiriler, Gözaltılar ve Tehditler
Tera en başından itibaren eleştirilerin hedefindeydi. En sert eleştirmenlerden biri, mali suçları araştıran kurumda daha önce görev yapmış olan Ramazan Başak'tı.
Başak, şirketin halka arza hazırlandığı 2022 yılında bile düzenleyici kurumlardan işlemi engellemelerini istemişti. Geçen yıl boyunca da Tera'yı piyasa fiyatlarını yapay biçimde şişirmekle suçladı.
Başak, Tera'nın ve destekçilerinin kendilerine karşı çıkanları susturmaya çalıştığını söyledi.
2025 yılında bir defasında torununun önünde olmak üzere polis tarafından iki kez gözaltına alındı. Tera'nın piyasa manipülasyonu yaptığını düşündüğü işlemler hakkında kamuoyuna yönelik şikâyetlerde bulunmasının ardından yanıltıcı bilgi yaymakla suçlandı.
Başak, bir röportajda şunları söyledi:
"Bu düzen, hem kamu hem de özel sektördeki aktörlerin çok güçlü desteği olmadan bu kadar uzun süre sürdürülemezdi. Düzenleyici kurumlar ve yetkililer uyarılar üzerine daha erken harekete geçseydi durum bugünkü boyutuna ulaşmazdı."
Başka kişiler de kamuoyu önünde eleştiride bulunduktan sonra açıklamalarını geri çekmeleri için baskı gördüklerini anlattı.
X platformunda Tera'yı eleştiren bir portföy yöneticisi, kendisini arayan bir kişinin uzak durmasını ve konuşmayı bırakmasını söyleyerek tehdit ettiğini belirtti.
Bir başka yatırımcı ise internet üzerinden yoğun miktarda hakaret ve saldırı içerikli mesaj aldığını söyledi.
Her iki kişi de tehditlerin kimden geldiğini bilmediklerini belirtti ve daha sonra paylaşımlarını sildi.
İki portföy yöneticisi ise 2025 ve 2026 yıllarında endişelerini özel olarak dile getirmek amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu yetkilileriyle görüştüklerini anlattı.
Düzenleyici kurumların Tera'ya daha yakın davrandığından endişe eden bu kişiler, itirazlarını yazılı olarak sunmayı reddettiklerini söyledi.
Çöküşten önceki aylarda İstanbul'da Tera hakkındaki söylentiler giderek artmasına rağmen çok az kişi şirketin ve güçlü sahibinin karşısına çıkmaya cesaret ediyordu.
MSCI'dan Türkiye'ye Uyarı
Ancak yaz aylarına gelindiğinde Tera üzerindeki incelemeler uluslararası boyut kazanmıştı.
Türkiye hisse senedi piyasasındaki olağandışı işlemler küresel ölçekte dikkat çekmeye başlamış ve MSCI Inc., Türkiye'nin gelişmekte olan piyasalar kategorisindeki statüsünü yeniden değerlendirebileceği uyarısında bulunmuştu.
Endeks sağlayıcısı haziran ayında yayımladığı açıklamada, "Yatırımcılar, olası koordineli işlem davranışlarının tekrar eden örneklerine dikkat çekti" ifadelerini kullandı.
Tera'nın etrafındaki sessizlik duvarı nihayet çatlamıştı.
Temmuz ayına gelindiğinde şirketin hisse fiyatı serbest düşüşe geçmişti. Yatırımcılar giderek endişeleniyor ve paralarını çekmeye başlıyordu.
Üç aylık dönemde hisseler yaklaşık yüzde 60 değer kaybetti.
Daha önce de büyük satış dalgaları yaşanmıştı ancak bu kez durum farklıydı.
Endişeler artarken Tezmen, yatırımcılardan kendisine biraz daha zaman tanımalarını istedi. Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir kişiye göre Tezmen, yatırımcılar fonda kalmaya devam ederse zararlarını karşılayabileceğini söyledi.
Ayrıca TLY fonunu istikrara kavuşturmak ve para çıkışlarını yavaşlatmak amacıyla büyük ve köklü şirketlerin hisselerini agresif biçimde satın almaya başladı.
Bu strateji birkaç günlüğüne işe yarıyor gibi göründü.
Ancak Tera'nın stratejilerini taklit eden daha küçük fon şirketlerinden Pusula'da kayıplar artık taşınamayacak boyutlara ulaşmıştı.
Ağustos ayına gelindiğinde Pusula'daki yatırımcılar paralarını kurtarmak için çıkışa hücum ediyor ve şirket çöküyordu.
Krizin Borsa İstanbul'a Yayılması
Kriz giderek piyasanın geneline yayıldı ve Borsa İstanbul'da yüzlerce hisse senedinin değer kaybetmesine neden oldu.
Konu hakkında bilgi sahibi kişilere göre, eylül ayının başındaki bir hafta sonunda Tera yetkilileri yeni düzenlemeleri ve iflasın eşiğindeki Pusula'yı satın almaya yönelik kurtarma anlaşmasını görüşmek amacıyla Mehmet Şimşek'le bir toplantı ayarlamaya çalıştı.
Bloomberg News'ün yorum talebine yanıt veren Hazine ve Maliye Bakanlığı ise Şimşek'in görev süresi boyunca piyasa katılımcılarıyla herhangi bir özel toplantı yapmadığını belirtti ve daha fazla yorum yapmaktan kaçındı.
Birkaç gün sonra Tera, Pusula'yı satın alacağını duyurdu.
Pusula'da bu haber rahatlama yarattı. Yönetim, çalışanları bir toplantıda bir araya getirerek daha güçlü bir ortak sayesinde şirketin faaliyetlerini sürdüreceğine dair güvence verdi.
Eski bir Pusula çalışanına göre herkes rahatlamıştı. Çünkü o zamana kadar Tera'nın dokunduğu her şey altına dönüşüyordu.
Ancak artık çok geçti.
Kayıplar giderek büyüdü. Kısa süre sonra Pusula'nın yönetim kurulu başkanının yurt dışına çıktığına dair bir haber yayıldı.
Satın alma anlaşması sona erdi.
Birkaç gün içinde her iki şirkete ait fonlar da yükümlülüklerini yerine getiremez hâle geldi.
Tera, karşılayamadığı fon geri alım taleplerinin 300 milyar lirayı (6 milyar dolar) aştığını açıkladı.
Tezmen, X üzerinden yaptığı açıklamada grubun organize bir spekülatif saldırının hedefi olduğunu savunarak sert tepki gösterdi.
Daha sonra savcılara verdiği ifadede, hiçbir finans kuruluşunun bu ölçekte para çekme taleplerine dayanamayacağını söyledi.
Paniğin düzenleyici kurumun yeni kurallarından kaynaklandığını öne sürdü ve Tera bağlantılı şirketlerin hisselerindeki olağanüstü yükselişin yapay olduğu iddiasını reddetti.
Pusula Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yariz ise daha sonra ülkeden kaçtığı yönündeki iddiaları yalanladı.
Yariz, X'te yaptığı paylaşımda savcılığa kendi isteğiyle gittiğini belirtti.
Hakkında piyasa manipülasyonu ve dolandırıcılık suçlamaları yöneltilen Yariz, yargılama öncesinde tutuklu bulunuyor.
Pusula'nın genel telefon hattına yapılan aramalar yanıtsız kaldı.
Kriz Erdoğan'ın Önüne Geldi
Krizle ilgili gelişmeler Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ulaştığında piyasadaki sorun artık siyasi bir krize de dönüşmüştü.
Konu hakkında bilgi sahibi bir kişiye göre Erdoğan, eylül ayında ekonomi yönetimini acil bir toplantıya çağırdı ve sorunların kontrolden çıkmasına izin verdikleri gerekçesiyle bakanlara bağırarak tepki gösterdi.
Yetkililer krizin etkilerini sınırlamak amacıyla hızla harekete geçti.
Küçük yatırımcıların zararlarının karşılanması ve haksız kazançların geri alınması için bir fon oluşturulması dâhil bir dizi önlem açıklandı.
Yaklaşık 20 milyar dolarlık varlığa sahip 100'den fazla fonun tasfiyesini denetlemek üzere kurulacak bir kurulun başına cumhurbaşkanı yardımcısı getirildi.
Mehmet Şimşek ise kamuoyunu sakinleştirmek amacıyla televizyon yayınlarına çıkarak sistemik bir risk bulunmadığı güvencesini verdi.
Erdoğan da bir konuşmasında piyasaları "açgözlü parazitlerden" temizleme sözü verdi.
Bu önlemler Türkiye hisse senedi piyasasında istikrarın yeniden sağlanmasına yardımcı olsa da yerli fon yöneticileri piyasaya yeniden girmekte temkinli davranıyor.
MSCI ise uyarılarından geri adım atacağına dair herhangi bir işaret vermedi.
Dünyanın en büyük kurumsal yatırımcılarının yakından takip ettiği endeks sağlayıcısı, geçen hafta yaptığı açıklamada koordineli işlemlere karşı "inandırıcı ve sürdürülebilir" bir yaptırım uygulanmaması hâlinde Türkiye'nin gelişmekte olan piyasalar statüsünün kaldırılmasını değerlendireceğini belirtti.
Erdoğan bu hafta sermaye piyasalarının en üst düzey düzenleyici kurumunun başkanını görevden aldı.
Londra merkezli Macro Hive'ın kıdemli gelişmekte olan piyasalar stratejisti Simon Quijano-Evans, "Bütün bu mesele güvene zarar verdi" dedi.
Quijano-Evans, "Bu boyutlarda bir fon krizinin herkesin gözü önünde yaşanmasına izin verilmiş olması, gereksiz yere yeni soru işaretleri doğuruyor" değerlendirmesinde bulundu.
"Kim Neyi Biliyordu, Kim Kazanç Sağladı?"
Tera'nın en sert eleştirmenlerinden Başak'a göre yaşananlar, Türkiye'deki daha geniş siyasi ve toplumsal ortamın bir yansıması.
Başak, insanların kamu politikalarındaki sorunları fark ettiklerinde bunları dile getirmekten çoğu zaman korktuğunu söylüyor.
"Arkadaşlarım artık bana sık sık dikkatli olmamı söylüyor" dedi.
Ancak Başak geri adım atmış değil. Aksine, eleştirilerini daha da yüksek sesle dile getiriyor.
Yerel medyada sık sık açıklamalar yaparak düzenleyici kurumların görevlerini yerine getirmediğini savunuyor.
Ayrıca büyük çöküşten önce yaşanan olağanüstü yükselişte kimin neyi bildiğinin ve kimlerin kazanç sağladığının açıklanması için ısrarla çağrıda bulunmaya devam ediyor.
Nazmi Belge retweeted
Bloomberg'de fon krizinin anatomisi yayınlandı.
"Şubatta Tera içinde kriz büyümüş ve yumruklu kavgaya ve bazı görevlilerin yapılan işlemleri onaylamamasına varmıştı
SPK'dan, kimliğinin gizli tutulmasını isteyen üst düzey bir yetkili, bazı yetkililer arasında Tera’ya zarar verecek düzenlemeleri uygulamaya koyma konusunda bir isteksizlik olduğunu belirtti.
İsimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuşan borsa müfettişleri, olağandışı piyasa hareketlerini, üstlerine defalarca bildirdiklerini söylüyorlar,
Ayrıca, Bakan Şimşek de bu durumdan o kadar endişeliydi ki, Kasımda “Piyasa, oyun parkı değildir.” diye uyarmıştı
OMG Capital Advisors’ın genel müdürü Murat Gulkan, “Bu fonlarla ilgili endişelerini dile getirmeye cesaret edenlerin çoğu susturuldu ya da tehdit edildi”
“Bu durum, sorunun çok daha derinlere uzandığını ve düzenleyici denetimde daha temel bir başarısızlığa işaret ettiğini gösteriyor.” dedi.
Bu haber, 25'ten fazla yatırımcı, hükümet yetkilisi ve Tera'nın sahip olduğu şirketlerin çalışanlarıyla yapılan röportajlara dayanmaktadır. Bunların birçoğu, gizli ve şirket içi konular hakkında serbestçe konuşabilmek için kimliklerinin açıklanmamasını talep etmiştir."
bloomberg.com/news/articles/…
Nazmi Belge retweeted
Birkaç hafta önce beni aradı Murat Ağırel. Aşağıdaki haberi okuduğunu ve olayın ne olduğunu benden dinlemek istediğini söyledi. Baştan sona anlattım. Yaklaşık 30 dakika boyunca anlattığım her şeyi dikkatle dinledi.
Dinledi, dinledi ve en sonunda şunu sordu: "Bunların belgesi var mı Kazım?" :)
Ben istemsizce güldüm: "Var abi" dedim. "Hem tanık beyanları var, hem de görüntüler ve ses kayıtları... Hepsi savıcılıkta, dosyaya eklendi".
"Tamam, harika" dedi. "Sizin yaptığınız tam bir saha gazeteciliği Kazım, bunu duyurmamız lazım. Şimdi bana tüm bu anlattıklarını yazılı olarak gönder ve belgeleri de ekle."
Murat Abi ile tanışıyoruz, birbirimizi biliyoruz. İstese bana güvenip sadece anlattıklarımla da yetinebilirdi. Ancak söz konusu olan şey bir "haber"di ve gazetecilikte güven, kanıtın yerini tutmaz.
Murat Abi gazetecidir.
Ve bu yüzden içeride olduğunu biliyoruz.
#MuratAğıreleÖzgürlük
🤖 Made with AI
"Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlaması:
Rabia Naz dosyasında gazeteciler Canan Coşkun ve Kazım Kızıl’a 14 yıl hapis istemi
gazeteoksijen.com/turkiye/ki…
Nazmi Belge retweeted
BirGün muhabiri İsmail Arı zaten ifade vermek üzere emniyete gittiği sırada gözaltına alındı!
birgun.net/haber/birgun-muha…
Nazmi Belge retweeted
#SONDAKİKA
🔴BirGün muhabiri İsmail Arı gözaltına alındı!
📌Arı, eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin'in şikayeti üzerine "kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi yayma" suçlamasıyla gözaltına alındı
📌Arı bugün Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü'ne ifade için, saat 15.30'a davet edilmişti
📌Kendisine belirtilen saatte ifade işlemleri için Emniyet'e giden Arı'ya burada gözaltı kararı tebliğ edildi ve muhabirimiz gözaltına alındı
birgun.net/haber/birgun-muha…




























