Ankara'da meydana gelen askeri araç kazasında şehit olan İstihbarat Albay Sayit Gökgöz'e Allah'tan rahmet diliyoruz. Mekanı cennet olsun.
Kederli ailesinin, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve yakınlarının başı sağolsun.
Tedavileri devam eden yaralı askerlerimize acil şifalar temenni ediyoruz.
Aziz milletimizin başı sağ olsun. 🇹🇷
24 Ekim Birleşmiş Milletler Günü ve BM Teşkilatı’nın kuruluşunun 81. yıl dönümü kutlu olsun.
Bugün küresel ölçekte yaşanan krizler, insanlığın barış ve adalet arayışında daha adil bir uluslararası mimariye olan ihtiyacını her zamankinden daha net ortaya koymaktadır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın “Dünya Beşten Büyüktür” ve “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” vizyonu doğrultusunda; uluslararası hukukun üstün kılındığı, çifte standartların son bulduğu ve mazlumların sesinin duyulduğu bir küresel düzen için kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz.
Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde bir maden ocağında meydana gelen patlamada hayatını kaybeden işçilerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.
Kederli ailelerine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Yaralı kardeşlerimize şifalar temenni ediyoruz.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, muhalefet tarafından çok istismar edilen bir konu. Bilindiği gibi Meclis’e sevk edildi. Fakat şimdiye kadar bu konuda maalesef birçok provokasyon yapıldı ve yalan söylendi. Önce bunun NATO'ya alternatif bir anlaşma olup olmadığı sorgulandı. Hâlbuki burada net bir şekilde ifade ettik; bunun NATO'ya alternatif olmadığını, tam tersine uluslararası güvenlik mimarisinin tamamlayıcı bir mekanizması olduğunu net bir şekilde ifade ettik. Ki NATO üyesi pek çok ülkenin de güvenlik mimarisinin tamamlayıcısı olarak içinde bulunduğu başka anlaşmalar da var; Mekke Anlaşması'nı da bu şekilde düşünmek lazım.
Bu anlaşma kapsamındaki askerî destek, kuvvet konuşlandırması ve diğer unsurların Meclisin onayı olmadan, anayasal süreçlere tabi olmadan Hükûmetimiz tarafından hayata geçirilmeye çalışıldığına dair bir yalan siyaseti de epey dolaşıma sokuldu. Hâlbuki böyle bir şey söz konusu değil. Yüce Meclisin onayı ve anayasal süreçler dâhilinde bu anlaşma Türkiye tarafından işletilecektir. Tabii başka ülkelerin de bu anlaşmaya katılması, bu anlaşmanın prensipleri ve amaçları açısından son derece kıymetli olacaktır.
Sayın Cumhurbaşkanımız; hem bölgemizdeki bu anlaşmanın içerdiği Yakın Doğu, Orta Doğu bölgesi hem Kafkasya hem Balkanlar için çeşitli zamanlarda çeşitli modelleri gündeme getirmiştir. Bu Mekke Ortak Savunma Antlaşması da Doğu Akdeniz'den aslında Kızıldeniz ve Körfez'e kadar uzanan bölgede bizim barış, istikrar ve istikrarsızlaştırıcı faaliyetlere karşı bölgesel caydırıcılığı ortaya koyma yaklaşımımızın bir ürünüdür. Sayın Cumhurbaşkanımız çok uzun zamandır Doğu Akdeniz'den Kızıldeniz ve Körfez'e kadar olan bölgeyi içeren iş birliklerinin ekonomik anlamda olsun, güvenlik anlamında olsun sıkılaştırılması ve güçlendirilmesi gerektiğini ifade etmektedir.
Tabii bazı çevreler henüz bilgi sahibi olmadan bunu hemen yine bir "eksen kayması" ve "kontrolsüz ve onaysız asker gönderme mekanizması" olarak değerlendirdiler. Hâlbuki bunların hepsi asılsızdır. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerinin her türlü yurt dışı görevi Meclis’in iradesine, Anayasamızın 92. maddesine ve millî egemenlik ilkelerimize tam bir bağlılıkla gerçekleşmektedir. Bundan sonrasında da böyle olacaktır. Zaten Yüce Meclis bunu bu çerçevede tartışacaktır, değerlendirecektir. Arkadaşlarımız da o tartışmalar sırasında hakikati ortaya koyacaklar.
İsrail'de seçimler vesilesiyle mevzi kaybeden soykırım şebekesi; Gazze'de ikinci aşamaya geçilmesini engellemeye çalışıyor, Hamas kabul ettiği halde Netanyahu hükümeti ikinci aşamaya geçilmesini kabul etmiyor, bunu engelliyor. En basitinden yeterli miktarda insani yardımın oraya ulaşmasını bile engelliyor ve hâlen de saldırılarla Gazze'de insan öldürmeye devam ediyor.
Şimdi Batı Şeria’da yeni adımlar atmaya başladılar ve yeni birtakım —onların tabiriyle— yerleşim yerleri açıyoruz diyorlar. Biz yerleşim yerleri demiyoruz, biz oralara hırsızlık bölgeleri diyoruz, işgal bölgeleri diyoruz. Yani bu "yerleşim yeri" tabiri, daha önce de söyledim, çok yanlış bir tabir ya da "yerleşimci" tabiri yanlış bir tabir. Filistinlinin toprağına çöken kişinin adı yerleşimci değil, hırsızdır.
Filistinlinin toprağında kendisine yer yapmaya çalışan grup, güruh her kimse onlar da yerleşimci değil, bir hırsızlık şebekesidir. Onun için bu "yerleşimci" ve "yerleşim yeri" tabirinden uzak durmak lazım. Batı Şeria’daki Filistin toprağını Filistinlilerin elinden çalmaya çalışan, orayı "Gazzeleştirmeye" çalışan gelişmeler karşısında da bütün gücümüzle gereken mücadeleyi vermeye çalışıyoruz.
Cumhurbaşkanımız çok güçlü bir diplomasi trafiği yürütmeye devam ediyor. Özellikle Mescid-i Aksa'nın statüsü konusunda, geçenlerde yine bir mabette —maalesef camide yapılan Talmudik birtakım ritüellerle gerçekleştirilen— saygısızlıklar konusunda gereken tavrı uluslararası bütün platformlarda göstermeye devam ediyoruz.
Tabii Netanyahu zemin kaybettikçe seçim kampanyasını Cumhurbaşkanımıza karşıtlık üzerine kurmaya çalışıyor; bunun bizim için herhangi bir hükmü yok. İsrail'deki bu soykırım şebekesinin bütün açıklamaları, Cumhurbaşkanımız hakkındaki bütün açıklamaları hezeyan dolu açıklamalardır ve tamamen yalan siyaseti üzerine kuruludur. Ama bu yalan siyasetinin ve bu hezeyanların bu soykırımı ve onların siyasi sıkışmışlıklarını örtbas edecek hiçbir tarafı yoktur. Cumhurbaşkanımız hakkında, Türkiye hakkında, partimiz ve Cumhur İttifakı'mız hakkında yapılan yayınların hepsini yok hükmünde sayıyoruz. Biz doğruyu söylemeye, insanlık ittifakının gür sesi olarak hakikati ifade etmeye bundan sonrasında da devam edeceğiz.
Sayın Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın her zaman üzerinde hassasiyetle durduğu bir konu da "terörsüz Türkiye" süreci ve "terörsüz bölge" süreci konusundaki gelişmeler. Burada Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız; AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın birlik ve bütünlük içerisinde yürüttüğü bu politikanın başarıya ulaşması için gereken hassasiyetin gösterilmesi konusunda her zaman MYK'mıza ve MKYK'mıza hatırlatmalarda ve uyarılarda bulunuyor.
Geldiğimiz noktada da etrafımızdaki gelişmelere baktığımızda, aslında "terörsüz Türkiye" ve "terörsüz bölge" sürecinin ne kadar kıymetli, zamanlamasının ne kadar doğru bir süreç olduğunu hep beraber görüyoruz.
Netanyahu'nun yayımladığı bir harita vesilesiyle de bir tartışma ortaya çıkmıştı. Siyonist işgalcilik ve emperyalist bölücülük adeta kol kola girmiş; bölgedeki Türkleri, Kürtleri, Arapları birbirlerinden uzaklaştırmak, aralarında fitne çıkarmak için elinden gelen bütün enstrümanları, çabayı devreye sokmuş durumda. Hem bu emperyalist bölücülüğe karşı hem siyonist işgalciliğe karşı en güçlü duruşu bölge halkları olarak kardeş ülkelerle birlikte sergilemek durumundayız.
Bu bakımdan "terörsüz Türkiye" süreci aynı zamanda bir "terörsüz bölge" süreci olarak; terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgenin kol kola yürüyen, iç içe geçmiş, birbirinden ayrılmaz kader birliği olan süreçler ve kavramlar olduğunu ifade etmiştik. Bu, hem milletimizin huzurunu ve bekasını teminat altına alma bakımından hem de bölgedeki kardeş halkların üzerindeki siyonist işgalcilik ve emperyalist bölücülük temelli siyasi projelerin berhava edilmesi bakımından son derece kıymetli sonuçlar doğuracaktır.
Tabii Kuzey Irak Yönetiminden Sayın Neçirvan Barzani bu adımları sebebiyle Sayın Cumhurbaşkanımızın Nobel Barış Ödülü'nü hak ettiğini vurgulamıştır, kendisine teşekkür ediyoruz.
Odağımız; terörsüz Türkiye'nin ve terörsüz bölgenin hedefine ulaşmasıdır. O yüzden odağımızdan ayrılmamalıyız, odağımız konusundaki hassasiyetimizi en güçlü şekilde korumalıyız. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın bize verdiği talimat da budur.
Bu "terörsüz Türkiye" ve "terörsüz bölge" süreci Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Sünni'nin, Alevi'nin, Ezidi'nin, Nusayri'nin, Şii'nin; herkesin faydasına olan bir süreçtir.
Süreci sabote etmek isteyen, siyonist işgalciliğin ve emperyalist bölücülüğün sponsoru olan bazı ülkeler, bazı odaklar olduğunu biliyoruz, görüyoruz. Bütün bu fitne senaryolarına karşı, bütün bu emperyalist senaryolara karşı Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk, Türk ve Kürt olmadan Arap, Arap olmadan Türk ve Kürt doğru, huzurlu ve anlamlı bir geleceğe kavuşamaz. Bu bir kader birliğidir. Bu hem kaderdaşlıktır hem de geleceği beraber kurma iradesidir. Bu gözle bakmamız gerekir diye değerlendiriyoruz.
Fon meselesinde Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu iradeyle birlikte çalışmalar hızlı bir şekilde yürüyor. Bu 'fon dolandırıcıları', 'fon şeytanları' dediğimiz bu yolsuzlukları yapanların üzerine gidilmesi konusunda yüksek bir iradeyle, kararlı ve tavizsiz bir şekilde hareket ediliyor. Tabii ki bu 'fon şeytanları', 'fon dolandırıcıları' dediğimiz kişilerle meşru yatırımcıyı, buraları meşru bir yatırım aracı olarak kullanan vatandaşlarımızı hassasiyetle birbirinden ayırıyoruz. Bunun yanı sıra tabii bu fon şeytanlarının, bu fon dolandırıcılarının üzerine gidilmesi konusundaki kararlılığımızı bu mekanizmalarla ifade etmeye devam ediyoruz.
O yüzden devletin bütün kurumları Cumhurbaşkanımızın talimatıyla görevinin başında ve bu meselenin tam olarak açığa çıkması, bu fon şeytanlarının, fon dolandırıcılarının hem çaldıkları paraların geri alınması hem de cezalandırılması konusunda adliyeden maliyeye bütün denetim kurumlarına kadar herkes görevinin başında.
Kimse kimseyi ne herhangi bir siyasi linç kampanyasıyla kendini savcı yerine koyup mahkûm etmek gibi bir yaklaşım içinde olmamalı, kimse de herhangi bir iddia varsa birilerinin avukatı olup herhangi bir siyasi himaye içerisine girmemeli, şeklindeki ilkemizi ayakta tutuyoruz.
Bu konuyla sonuna kadar mücadele edecek iradenin Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla tam olarak inşa edildiğini, Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığındaki Koordinasyon Kurulunun da bu görevi ifa etmek üzere üst üste toplantılar yaptığını ifade ediyoruz.
Tüm bunun siyasi çerçevesini oluşturan şey, siyasi iradesini oluşturan şey; bütün bu adımları etkili bir şekilde atarken dediğim gibi 'fon şeytanları' ve 'fon dolandırıcıları' dediğimiz bu sahtekâr ve tamahkârlarla meşru yatırımcıyı birbirinden ayırt etmek. Herhangi bir şekilde bir siyasi linç kampanyasıyla insanların hedef gösterilmesi de doğru değil, herhangi bir siyasi himayeyle herhangi bir iddianın üzerine gidilmemesi gibi bir yaklaşım da söz konusu olamaz.
Bu fon dolandırıcılığının üzerine sonuna kadar gideceğiz. Kime yakın, kime uzak, kim nerede duruyor, hangi makam sahibi; bunların hiçbirinin önemi yok. Dediğim gibi; ne siyasi linçle mahkûm ettiririz herhangi bir kimseyi, ne de siyasi himayeyle herhangi bir iddiayı örtbas ettiririz. Gerçek sonuna kadar açığa çıkacak ve yanlış yapanlardan bunun hesabı en güçlü şekilde sorulacak.
Daha önceden de yol arkadaşlığı yaptığımız Milletvekilimiz Kani Torun Bey partimize tekrar geldiler, katıldılar; kendisine 'Evinize hoş geldiniz' diyoruz.
Kani Bey'in Afrika’da biliyorsunuz çok önemli çalışmaları oldu, çok değerli bir arkadaşımız. Oradaki çalışmalara çok güçlü emek verdi; bundan sonrasında da inşallah partimizde, kendi evinde bu çalışmalarını sürdürmeye devam edecek.
Tabii partimize hem belediye başkanlarından hem milletvekillerinden çok sayıda katılım talebi var; bunu partimizin yetkili kurulları titizlikle inceliyor. Önümüzdeki dönemde de hem milletvekili seviyesinde hem belediye başkanı, belediye meclis üyesi seviyesinde pek çok katılımı hep beraber göreceğiz. Bugün de Bodrum'dan bir meclis üyesi arkadaşımız aramıza katıldılar. Bütün bunlar partimizin, Türkiye'nin geleceği için AK Parti'nin ve Cumhur İttifakı'nın güvenilir adres olduğunu; hem Türkiye'nin yeni dünyanın ortaya çıkardığı sorunları çözmede hem de geleceğe yürümedeki iradesini AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın temsil ettiğini gösteren yaklaşımlar.
Çok acı bir kaybımız oldu. Üsküdar Belediye Başkan Vekilimiz Dündar Ziya Gültekin kardeşimize bir kere daha Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyoruz.
Tabii bu kayıptan sonra çok çirkin, gerçekten çok acı verici birtakım paylaşımlar yapıldığını gördük sosyal medyada. Bir vefat haberi karşısında böylesine bir nefret söyleminin örgütlü bir şekilde kullanılmasını, ortaya çıkarılmasını en güçlü şekilde lanetliyoruz.
Onun dışında pek çok siyasi partiden son derece sağduyulu, son derece insani hassasiyetlere saygılı, bu acı kaybımız karşısında gereken paylaşımı, acımızı paylaşmaya dönük mesaj yayımlayanlar oldu; onlara da şükranlarımızı sunuyoruz.
Irak'ın bütünlüğü konusunda Cumhurbaşkanımızın yıllardır verdiği bir mücadele var. Irak'ta çeşitli başbakanlarla çalıştı Başbakanlığı döneminden itibaren Sayın Cumhurbaşkanımız, orada bütün unsurların; Türkmen, Kürt, Arap ve bütün mezhep unsurlarının bir arada yaşaması, bütünsel bir Irak profilinin ortaya çıkması için Cumhurbaşkanımızın neredeyse çok uzun zamana yayılan bir gayreti, bir çabası, bir emeği var. Buradaki önemli başlıklardan bir tanesi, Irak'taki Türkmen kardeşlerimizin kendilerine hak ettikleri yeri bulabilmeleriydi.
Tabii Sayın Irak Başbakanı Ali Zeydi bu çerçevede son derece kapsayıcı çalışmalar ortaya koyuyor. Hem terörsüz bölge konusunda Sayın Başbakanın çok doğru yaklaşımları olduğunu görüyoruz hem de bütünsel, herkesi kapsayan hükümet modelinin ortaya çıkması konusunda son derece doğru yaklaşımları var. Bu çerçevede Irak Türkmen Cephesi Başkanı Muhammed Seman Ağa'nın Irak hükümetinde Devlet Bakanlığı görevine seçilmesini son derece olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz.
Bu hem Irak'ın asli unsuru olan —Kürtlerle, Araplarla birlikte asli unsuru olan— Türkmen kardeşlerimizin tarihi bir aşamaya geçtiğini gösteriyor hem de Türkiye açısından Irak'ın birliği, bütünlüğü, toprak bütünlüğü, egemenliği ve bundan sonraki geleceğe bütün herkesi kapsayan hükümet modelleriyle ilerlemesi bakımından son derece önemlidir.
Bunun son derece kıymetli olduğunu düşünüyoruz.
Seman Ağa’yı tebrik ediyoruz, başarılar diliyoruz. Irak Başbakanına ve hükümetine de buradan en içten selamlarımızı ve dileklerimizi iletiyoruz.
Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile imzalanan Deniz Yetki Alanları Anlaşması’nı onaylaması, tarihi ve hukuki haklılığımızın tescilidir.
Türkiye ve Libya’nın haklarının korunması bakımından bu anlaşma hukuki olarak sağlam temellere dayanmaktadır.
Sahadaki gerçekleri ve hukuk ilkelerini görmezden gelen beyanlar ve dayatmacı yaklaşımlar bizim için geçersizdir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Mavi Vatan’daki haklarımızı ve kardeş Libya halkının haklarını güçlü bir biçimde savunacağız.
Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve kardeş Libya’nın haklarını yok sayan hiçbir gayrimeşru girişim başarılı olamaz.
Bölgenin geleceği dayatmalarla değil, hakkaniyet ve iş birliğiyle şekillenecektir.
Basın toplantımız saat 16:00’da…
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Sayın @omerrcelik saat 16.00’da AK Parti Genel Merkezi’nde basın toplantısı gerçekleştirecektir.
Önceki dönem Burdur İl Gençlik Kolları Başkanımız Bayram Karademir kardeşimizin vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendik.
Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine, sevenlerine ve teşkilatımıza sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Rabbimiz mekânını cennet, makamını âli eylesin.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Muhtarlar Günü Buluşması Programı'nda konuşuyor...
xitter.cf/i/broadcasts/1yxBePnQM…
Demokrasimizin köşe taşları olan tüm muhtarlarımızın 19 Ekim #MuhtarlarGünü’nü kutluyor, görevlerinde başarılar diliyoruz.
Hepsini selamlıyoruz.
Bilge lider Aliya İzzetbegoviç’i vefat yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.
Mücadelesini hatırlamaya, yazdıklarını okumaya devam ediyoruz.
🇧🇦🇹🇷
Mütefekkir ve yazar, Kudüs şairi ve aşığı #NuriPakdil’i rahmetle anıyoruz.
Kardeş Azerbaycan’ın Bağımsızlığının Yeniden Tesisi Günü'nü kutluyoruz.
Can Azerbaycan’ı “iki devlet , tek millet” şiarıyla selamlıyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Sayın Cumhurbaşkanı Aliyev arasındaki kardeşlik, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki ebedi kardeşliğin timsalidir.
🇹🇷🇦🇿





