Ömer Şengüler (@omersenguler) header
Ömer Şengüler (@omersenguler) profile picture

#BrandingArchitect l #Marka mimarı #Marka ol yorgunluğuna değsin... @markaolemi kitabının yazarı, kitap siparişi için⬇️

Istanbul, Turkey
Joined November 2009
Photo by Ömer Şengüler (@omersenguler)Photo by Ömer Şengüler (@omersenguler)Photo by Ömer Şengüler (@omersenguler)Photo by Ömer Şengüler (@omersenguler)Photo by Ömer Şengüler (@omersenguler)Photo by Ömer Şengüler (@omersenguler)Photo by Ömer Şengüler (@omersenguler)Photo by Ömer Şengüler (@omersenguler)Photo by Ömer Şengüler (@omersenguler)Photo by Ömer Şengüler (@omersenguler)
MARKA OL E Mİ? Kitabım 6️⃣. Baskısını yaptı ✅
1
1
20
1,698
📚🏆 İŞ DÜNYASI KİTAPLARI ÖDÜLLERİ 2027 30 Ocak'ta Büyük Kulüp'te bir sürprizimiz olabilir! Dünyanın dört bir yanında milyonlarca okura ulaşmış, kitapları çok satanlar listelerinde yer almış uluslararası üne sahip bir yazarı İstanbul'daki ödül törenimizde ağırlamak için girişimlerimiz var. Henüz kesinleşmediği için ismini açıklamıyoruz. Ama gerçekleşirse yalnızca bizim için değil, Türkiye'deki kitap dünyası için de çok güzel bir buluşma olacak. Sizce hangi dünyaca ünlü yazarı 30 Ocak'ta İstanbul'da görmeliyiz? Tahminlerinizi ve önerilerinizi yorumlara bekliyoruz. 📚 📍 Büyük Kulüp, İstanbul 📅 30 Ocak 2027
5
14
2,261
📚🏆 İŞ DÜNYASI KİTAPLARI ÖDÜLLERİ 2027 ÖDÜL YOLCULUĞU DEVAM EDİYOR! Bir kitap bazen hayatımızı değiştirir. Bazen yeni bir iş kurmamıza ilham verir, bazen zor bir kararın eşiğinde bize yol gösterir. Bazen de yıllardır doğru bildiklerimizi yeniden sorgulamamızı sağlar. Çünkü kitaplar yalnızca bilgi vermez; düşüncelerimizi, kararlarımızı ve geleceğimizi de şekillendirir. İşte biz de iş dünyasına değer katan kitapları, yazarları ve yayınevlerini bir araya getirmek için yola çıktık. 🏆 İş Dünyası Kitapları Ödülleri 2027, girişimcilikten ekonomiye, liderlikten finans ve yatırıma, kişisel gelişimden teknolojiye kadar 30 farklı ödül kategorisiyle kitap dünyasının önemli isimlerini buluşturacak. 📅 30 Ocak 2027 Cumartesi 📍 Büyük Kulüp – İstanbul İş insanları, yazarlar, yayınevleri ve kitap dünyasının temsilcileri aynı çatı altında buluşacak. Şimdi söz sizde! 📖 2026 yılında okuduğunuz en iyi kitap hangisiydi? Sizce hangi yazar ödül almayı hak ediyor? 💬 Yorumlara kitabın adını yazın, yazarını etiketleyin. İsterseniz neden o kitabı seçtiğinizi de birkaç cümleyle anlatın. Belki de sizin önerdiğiniz kitap, 2027 ödüllerinin adayları arasında yer alacak. Bu daha başlangıç! Yeni aday kitapları ve yazarları açıklamaya devam edeceğiz. Çünkü biz inanıyoruz ki: İyi kitaplar yalnızca okunmayı değil, konuşulmayı, paylaşılmayı ve gelecek nesillere aktarılmayı da hak eder.
3
9
2,527
Ömer Şengüler retweeted
OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi kapsamında Ankara’da bulunan Özbekistan Cumhurbaşkanı Sayın Şavkat Mirziyoyev tarafından kabul edildi. UzOman ve HEKTAŞ Asia LLC ortaklığıyla temelleri atılan mevcut yatırımların değerlendirildiği görüşmede; “Orta Asya ve Kafkasya Özel Sermaye Fonu” niyet mektubunun getireceği yeni iş birliği ve yatırım fırsatları ele alındı. OYAK olarak Türk dünyasındaki iş birliklerimizi güçlendirmeye ve uzun vadeli sürdürülebilir değer yaratmaya devam ediyoruz.
51
15
5
86
9,942
Ömer Şengüler retweeted
Şöyle bir etrafınıza bakın. Mutfakta, çamaşır odasında ya da evlilik hazırlığı yapan bir yakınınızın çeyiz listesinde... Türkiye’de her üç evden ikisinin kapısından içeri girmiş, sanayimizin bayrak taşıyıcılarından kabul ettiğimiz bir dev var: Arçelik. Geçenlerde şirket son bilançosunu açıkladı: Tam 6,2 milyar TL net zarar! Manşeti okuyan çoğu kişi "Kriz var, millet ürün almıyor, satışlar çöktü" ezberini tekrarlayıp geçiyor. Oysa bilançonun detaylarına indiğimizde karşımıza bambaşka bir gerçek çıkıyor: Arçelik satamıyor değil; sattığını finanse edemiyor Arçelik’in bilançosunda 6,2 milyar lira zararı gören çoğu kişi, fabrikaların durduğunu veya hiç mal satılamadığını sandı. Oysa işin aslı tam tersi. Bu durumu dev bir mahalle mağazası gibi düşünün:Mağazanın kapısı vızır vızır işliyor, kasaya sadece 3 ayda 139 milyar lira para giriyor. Yani satış tarafında devasa bir hacim var. Ancak sorun şu ki; o devasa satıştan çalışanların maaşı, hammadde ve fabrika giderleri çıktıktan sonra dükkanın ana işinden elinde kalan kar, geçen yıla göre yarı yarıya erimiş durumda. Dükkanın kendi karı zaten erirken, arkada bekleyen çok daha büyük bir dert var: Bankalardan alınan devasa borçların faizi. Nitekim şirketin resmi bilançosu da bunu doğruluyor: Arçelik, ürettiği malın satışından 5,8 milyar lira operasyonel kar elde etmesine rağmen; tek bir çeyrekte tam 9,5 milyar lira net finansman gideri (faiz ve kur yükü) ödemek zorunda kaldı. Yani dükkanın tezgahı çalışıyor, kasaya para giriyor; ancak kazandığı karı, banka faizleri saniyeler içinde yutuyor. Şu an şirketin toplam net borcu 218 milyar lirayı aşmış durumda. Bu da demektir ki; ortada çalışmayan bir fabrika yok, kazandığı kardan çok daha fazlasını borç faizine yediren devasa bir çark var. Karsız büyümek: Tüketici alıyor ama üreticiye neden kar kalmıyor? İşin en ilginç tarafı ise Türkiye'deki tüketici davranışı. Şirket verilerine göre Arçelik’in Türkiye’deki beyaz eşya satış adetleri %16 büyüdü. Peki, satılan ürün adedi %16 artarken şirketin kasasına giren para ne olmuş? %4,5 azalmış! Tüketici beyaz eşyadan vazgeçmedi. Sadece bir alt rafa indi. Dün üst segment makine alan müşteri bugün en ucuz modele yöneliyor. Çamaşır makinesi bozulan adam alımı erteleyemiyor ama şirkete kar bırakmayan en temel ürünü seçiyor. Sonuç mu? Fabrikadan çıkan ürün sayısı artıyor ama şirketin cebine kalan kar küçülüyor. Tüketici tüketmeye devam ediyor; ancak mevcut şartlar altında bu tüketim üreticiye kar bırakmıyor. Borçla alınan Avrupa ve Çin fırtınası Arçelik, Whirlpool’un Avrupa operasyonlarını devralıp Beko Europe’u kurarken amacı şuydu: "Ölçek büyütelim, küresel devlerle yarışalım." Stratejik açıdan anlamlı görünen bu hamlenin zamanlaması, küresel faizlerin zirve yaptığı döneme denk geldi. Böylece 218 milyar TL'yi aşan borç yükü, paranın en pahalı olduğu dönemde bilançoya taşınmış oldu. Üstelik Arçelik'in karşısındaki rakip artık yerel üreticiler değil. Ölçek, maliyet ve fiyat avantajıyla Avrupa pazarını zorlayan Çinli üreticiler. Haier, Midea, Hisense gibi devler ucuz fiyat politikasıyla Avrupa pazarını silip süpürüyor. Batılı devler bile Asya maliyetleri karşısında zorlanıyor. Nitekim İsveçli dev Electrolux bile Avrupa’daki bu fırtınaya dayanamayıp İtalya’da işçi çıkarmaya başladı, bazı hatlarını Çinli üreticilere devretti. Dolayısıyla ortaya çıkan tabloyu yalnızca Arçelik'e özgü bir sorun olarak okumak eksik kalır. Benzer baskılar Electrolux gibi Avrupalı üreticilere kadar dayanıklı tüketim sektörünün önemli oyuncularında da hissediliyor. Peki bundan sonra ne belirleyici olacak? Arçelik açısından asıl belirleyici olacak konu satış hacmi değil. Arçelik'in bugün yaşadığı sıkışıklık aslında modern bilançoların en temel gerçeğini hatırlatıyor: Şirketler yalnızca ürünleriyle değil, bilançolarıyla da rekabet ediyor. Güçlü satış rakamları, yüksek finansman maliyetleri altında tek başına yeterli olmayabiliyor. Borç yükünün hangi hızla azaltılacağı, Avrupa operasyonlarının ne kadar hızlı entegre edileceği ve finansman maliyetlerinin ne ölçüde gerileyeceği olacak. Şirketin önündeki en büyük sınav ise 218 milyar TL'yi aşan borç yükünü, yüksek faiz ortamında yönetebilmek. Çünkü mevcut tabloda temel sorun yalnızca talep eksikliği değil, bilançonun taşıdığı yük. Önümüzdeki dönemde belirleyici olacak unsur kaç adet buzdolabı satıldığı değil, yaratılan nakdin ne kadarının borç yükünü hafifletmeye ayrılabildiği olacak. Bu sadece Arçelik'in hikayesi değil Arçelik’in bilançosunda görülen 6,2 milyar liralık zarar, tek başına iç pazardaki talep dinamikleriyle ya da sadece "kötü yönetim" söylemiyle açıklanamaz. Bu zarar; yüksek faizle, yüksek borçla çarklarını döndürmeye çalışan tüm Türk sanayisinin özetidir. Fabrikalar çalışıyor. Üretim ve satış devam ediyor. Ama üretilen karın neredeyse tamamı üreticiye değil, finansman maliyetlerine ve banka faizlerine gidiyor. Şirket hem ana işindeki karlılığın erimesiyle yüzleşiyor hem de devasa borç yükünün altında eziliyor. Sorun, borcun ve paranın maliyeti. Arçelik'in bilançosu tek bir şirketin karnesi değil. Türkiye sanayisinin MR görüntüsü. Ve o görüntü bize üretim sorununu göstermiyor. Finansman sorununu gösteriyor. #Arçelik #ARCLK
25
171
37
1,284
178,601
🏆📚 İŞ DÜNYASI KİTAPLARI ÖDÜLLERİ 2027 🔥 ÖDÜL YOLCULUĞU DEVAM EDİYOR! İşte ilk aday kitaplarımız: 1. 📕 Huysuz Oyunbozan Dahi — @zagortenay 'ın biyografisi 2. 📘 Zihnini Yeniden Yapılandır — @VolkanErkan_ 3. 📗 Finansal Efsaneler ve Gerçekler @degeryatirim 4. 📕 Yeni Altay'ın Bilinmeyen Hikâyesi Murat Yalçıntaş 5. 📘 Yeni Dünya İnsanı @serhatbicakci 6. 📗 Markanı Krizden Kurtar @omersenguler 7. 📕 Aileyi Şirketleştirmek @dryilmazsonmez 8. 📘 Eyvah Girişimci Oldum Serhat Duyar @ssduyar 9. 📗 Değer Odaklı Dönüşüm @yuunal Bu daha başlangıç! Farklı kategorilerde yeni adaylarımız açıklanmaya devam edecek. 🏆 Sizce 2027'nin ödüllerini hangi kitaplar kazanmalı? 👇 Listede mutlaka olması gereken başka hangi kitap, yazar ve yayınevi var? Önerilerinizi yorumlara yazın!
1
5
16
3,394
🙏
Benim oyum Markanı Krizden Kurtar'dan yana 🏆 Krizi sadece bir tehdit olarak değil, markayı güçlendirme fırsatı olarak ele alması kitabı diğerlerinden ayırıyor. Özellikle KOBİ'ler ve girişimciler için başucu kitabı. @omersenguler 👏
113
🏆📚 İŞ DÜNYASI KİTAPLARI ÖDÜLLERİ 2027 🔥 ÖDÜL YOLCULUĞU DEVAM EDİYOR! İşte ilk aday kitaplarımız: 1. 📕 Huysuz Oyunbozan Dahi — @zagortenay 'ın biyografisi 2. 📘 Zihnini Yeniden Yapılandır — @VolkanErkan_ 3. 📗 Finansal Efsaneler ve Gerçekler @degeryatirim 4. 📕 Yeni Altay'ın Bilinmeyen Hikâyesi Murat Yalçıntaş 5. 📘 Yeni Dünya İnsanı @serhatbicakci 6. 📗 Markanı Krizden Kurtar @omersenguler 7. 📕 Aileyi Şirketleştirmek @dryilmazsonmez 8. 📘 Tarihten Liderlik @BedizKILICKINI 9. 📗 Değer Odaklı Dönüşüm @yuunal Bu daha başlangıç! Farklı kategorilerde yeni adaylarımız açıklanmaya devam edecek. 🏆 Sizce 2027'nin ödüllerini hangi kitaplar kazanmalı? 👇 Listede mutlaka olması gereken başka hangi kitap ve yazar var? Önerilerinizi yorumlara yazın!
1
5
17
6,970
🏆📚 İŞ DÜNYASI KİTAPLARI ÖDÜLLERİ 2027 Ödül yolculuğu başladı! İlk aday kitaplar sahnede! 📕 Yeni Dünya İnsanı — @serhatbicakci 📘 Markanı Krizden Kurtar — @omersenguler 📗 Aileyi Şirketleştirmek — @dryilmazsonmez 📕 Tarihe Liderlik — Bediz Kılıçkını 📘 Değer Odaklı Dönüşüm — @yuunal 🔥 Bu daha başlangıç! Yeni adaylar açıklanmaya devam edecek. 🏆 Sizce yılın ödül kazanan kitabı hangisi olmalı? 👇 Bu listede mutlaka yer alması gereken başka hangi kitap ve yazar var?
2
2
12
3,746
Ömer Şengüler retweeted
Besim Tibuk: “Oğlum geçen gün Milano’ya maça gideceğini söyledi.” “Nereden gideceksin dedim. Güneyden geçeceğim dedi.” “Kaç para dedim, gidiş dönüş 83 euro dedi.” “Ben bir yanlışlık var zannettim. Yok. Gidişi ayrı ucuz, dönüşü ayrı ucuz.” “Ryanair gibi şirketleri havaalanına üs yapmışlar. 15 uçak orada bekliyor.” “Havaalanı şirkete, gel kardeşim, buradan uçuş yap diyor. Kira konusunda, park konusunda kolaylık sağlıyor.” “Sen havayolundan önce para kazanayım dersen havayolu gelmez.” “Havayolu gelirse turist gelir, turist otelde kalır, lokantada yer, araba kiralar. Esas para ekonominin geri kalanında kazanılır.” “Devletin bakması gereken sadece havaalanının kasası değil, o uçaktan inen insanın bütün ekonomide bıraktığı paradır.” “Geçen gün Singapur’un başarısını anlatan bir program seyrediyorum.” “Singapur 1965’te bağımsız olduğunda bu bataklıkta ne yapacağız diye düşünüyorlar.” “Lee Kuan Yew diye biri geliyor, ülkeyi dünya çapında bir yere getiriyor.” “Programda diyor ki Singapur’daki dönüm noktalarından biri Marina Bay Sands’in açılması.” “Üç kule, üstünde havuz, altında dev bir kompleks, gazino, konferans salonları, alışveriş merkezi…” “Bu yatırım yapıldıktan sonra çevredeki dairelerin fiyatı 300 bin dolardan 400 bin dolara çıkıyor.” “Çünkü adam sadece bir bina yapmıyor. Bölgeye çekim gücü yaratıyor.” “İnsan oraya geliyor, çevrede para harcıyor, gayrimenkul değerleniyor, devlet vergi alıyor, şehrin marka değeri yükseliyor.” “Büyük yatırımın sadece kendi kapısından kazandığı paraya bakılmaz. Çevresinde neyi değiştirdiğine bakılır.” “Rahmetli Rauf Denktaş’la Kıbrıs’a her geldiğimde yarım saat otururduk. Diyordum ki havaalanını ucuzlatın.” “Buraya ayak bastı parası niye alıyorsun? Alma.” “Uçak gece burada park edecekse park parası alma.” “Hava yolu şirketi hesabını yapar. Der ki, benim uçağım İstanbul’da beş saat boş duruyor. Kıbrıs’a bir sefer koyayım. Havaalanı ucuz, park ucuz, yolcu vergileri düşük.” “Böyle yaptığın zaman daha fazla uçak gelir. Daha fazla uçak gelince de rekabet olur, bilet ucuzlar, turist gelir.” “Ama sonunda havaalanını özel şirkete verdiler. Özel şirkete de sen daha az para kazan diyemezsin. Adam olaya doğal olarak buradan ne kadar fazla para kazanırım diye bakar.”
44
159
14
2,435
859,237
Ömer Şengüler retweeted
Pazarlama dünyası bugün matematikte hiç olmadığı kadar iyi. Ama cüretkârlıkta hiç olmadığı kadar zayıf. A/B testlerinin faydası kadar zararı da var. Her zaman “güvenli” olanı seçtiriyor. 20 sene öncesine göre hayal edemeyeceğimiz miktarda veri ve araç var elde. Ama kimsede farklı bir şey yapıp söyleyecek yürek kalmadı. Apple’ın “Get a Mac” kampanyası mesela, bugün geçemez araştırmaları. Benetton’un o dönemki işleri bugün yayınlanamaz. Tom Ford zaten…
1
4
1
53
6,524
Bir marka hikayesi:
Besim Tibuk: “Rehberlik kursunu bitirdim, İngilizce biliyorum, elimde rehberlik belgem var ama iş yok. Acenteye gidiyorum, telefon numaranı bırak seni ararız diyorlar.” “Acenteler bana iş vermeyince başka yollar aramaya başladım. Hilton’da zengin turistler kalıyor dediler.” “Gittim Hilton’un lobisinde beklemeye başladım, belki bir turiste sana İstanbul’u gezdireyim derim diye düşünüyorum, beni oradan kovdular.” “Sonra Topkapı Sarayı’na gittim, oradaki turistleri gezdirerek para kazanmaya çalıştım ama orada da mevcut rehberler bütün müşterileri birbirine veriyordu.” “Topkapı Sarayı’nda günlerce iş bekledim, kimse bana turist vermiyordu.” “Bir pazar günü yine orada oturuyordum, bir kadın geldi, sen rehber misin dedi, evet dedim.” “Kruvaziyer gemisi erken gelmiş, grubun rehberi yetişememiş, bir anda kendimi 40 kadar Amerikalı turistin başında buldum. Benim profesyonel rehberlik hayatım böyle başladı.” “İlk kez yaklaşık 40 kişilik Amerikalı bir turist grubunu aldım, benden önce onları gezdiren kişinin İngilizcesini anlamamışlar.” “Ayasofya’ya girdik, grubu topladım ve anlatmaya başladım, Roma tarihini, Bizans’ı, Ayasofya’nın yapılışını anlattım.” “Bir anda gruptan alkış koptu, meğer adamlar sonunda İngilizcesini anlayabildikleri bir rehber buldukları için seviniyormuş.” “O gün benim rehberlik hayatım değişti, ilk grubum tamamen tesadüfen karşıma çıktı.” “Ayasofya’yı gezdirdim, Sultanahmet’i anlattım, İstanbul’un tarihini anlattım, turistler çok memnun kaldı.” “Acentenin yöneticisi gruba özellikle rehberden memnun musunuz diye sordu, onlar da çok memnun olduklarını söyledi.” “Bunun üzerine gece turunu da ertesi günkü turu da bana verdiler, bir günlük tesadüf düzenli işe dönüştü.” “Turistleri Kapalıçarşı’ya götürmüştüm, bir çift yanıma gelip bir kuyumcuyu sordu, güvenilir mi dediler, güvenilir dedim.” “İçeri girdiler ve 500 dolarlık bir zümrüt yüzük aldılar.” “Tur bittikten sonra kuyumcu beni çağırdı, elime bir zarf verdi, içinde 750 lira vardı.” “Ben Ankara’da memur olarak ayda yaklaşık 1.000 lira kazanıyordum, tek bir alışverişten neredeyse bir aylık maaşımı kazanmıştım.” “O gün turizmde alışveriş komisyonunun ne kadar büyük bir iş olduğunu fark ettim, sonra bu sistemi öğrenip rehberlikte ciddi para kazanmaya başladım.” “Kapalıçarşı’ya giderken turistlere kuyumcuları ve dükkanları anlatıyordum, bir süre sonra kendi aralarında fısıldaştıklarını fark ettim.” “Anladım ki komisyon aldığımı düşünüyorlar, otobüste konuşmayı kestim, bakın siz akıllı insanlarsınız, ben bunları boşuna anlatmıyorum, alışverişinizden komisyon alıyorum dedim.” “Bir anda alkışlamaya başladılar, sonra alışveriş yaptıkça gelip bana ne kadar harcadıklarını kendileri söylüyordu.” “Turistler Kapalıçarşı’da neden belli dükkanları anlattığımı anlamıştı, ben de saklamadım, alışverişinizden komisyon alıyorum dedim.” “Beklediğimin tam tersi oldu, bana kızmadılar, alkışladılar, hatta alışveriş yaptıktan sonra gelip şu dükkanda şu kadar harcadım, seni kandırmasınlar demeye başladılar.” “Açık konuşunca güven daha da arttı.” “Benim rehberlik yaptığım yıllarda bu mesleğin statüsü çok yüksekti, yurt dışında eğitim görmüş insanlar bile rehberlik yapıyordu.” “Çünkü kazancı iyiydi, bir de özgürdünüz, istediğiniz gün çalışıp istemediğiniz gün çalışmayabiliyordunuz.” “Üstelik gelen turistlerin çoğu da yüksek gelirli, eğitimli insanlardı, onlarla konuşmak bile insana çok şey katıyordu.” “Ortaokuldan itibaren sürekli kitap okuyordum, Victor Hugo, Steinbeck, Dostoyevski… Tarih okuyordum, siyaset okuyordum.” “Bunları bir gün para kazanmak için kullanacağımı hiç düşünmemiştim, yıllar sonra turistlerin karşısına çıktığımda bütün o birikim benim en büyük avantajım oldu.” “Turistler bana hayranlıkla bakıyordu, bu kadar şeyi nasıl biliyor diyorlardı.” “İnsan bazen öğrendiği bir şeyin ne zaman işine yarayacağını yıllar sonra anlıyor.”
1
398
Ömer Şengüler retweeted
Ders niteliğinde müthiş bir paylaşım. Diary of a CEO'nun YouTube ve LinkedIn'deki büyüme hikâyesini sadece izlenme rakamları üzerinden değil; thumbnail, başlık, renk, konu, konuk ve daha birçok parametre üzerinden incelemişler. Daha da ilginci, bunların yıllar içinde nasıl değiştiğini görebiliyorsunuz. Büyük içerik üreticilerinin başarısında bazen gözden kaçan şey tam da bu: Tek bir “büyük fikir” değil, yıllar içinde yapılan yüzlerce küçük tercih. Tüm detaylar: doac.audits.com/
1
1
11
1,874
Ömer Şengüler retweeted
Değerli dostum ve kadim başkanım OYAK Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Yalçıntaş ile Cemile Sultan Koru Tesisleri’nde bir araya geldik. Bir solukta okuduğum “Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikâyesi” adlı eseri için kendisini tebrik ettim. Kitap, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en prestijli projelerinden Altay Ana Muharebe Tankı'nın serüvenini ve Prof. Dr. Murat Yalçıntaş'ın yaşamından kesitleri içeriyor. Türkiye’nin savunma sanayisindeki en önemli projelerinden Altay’ın 25 yıllık serüvenini, karşılaşılan zorlukları, kazanılan tecrübeleri ve bu projeye emek verenlerin hikayesini anlatan Yalçıntaş'ın bu eserini tüm gençlerimizin dikkatle okunmasını tavsiye ediyorum. @myalcintas
6
53
3,419
Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Olmasaydın 30 Ağustos zaferi olmazdı. Türkiye Cumhuriyeti olmazdı. Olmazdık.
5
159
Ömer Şengüler retweeted
Girişimcilik, markalaşma ve hikaye anlatıcılığı konusunda mükemmel bir dizi önermek istiyorum. Uzun zaman önce izlemiştim, bugün karşıma yeniden çıktı: Self Made. Madam C.J. Walker’ın hayatını anlatan bu mini dizi, benim için sadece bir başarı hikâyesi değil; girişimcilik, marka yönetimi ve hikâye anlatıcılığı açısından da oldukça iyi bir örnek. Sıfırdan bir iş kurmak, doğru ürünü bulmak elbette önemli. Ama dizinin bana en çok hatırlattığı şey şu: İyi bir marka sadece ürün satmaz, bir hikâye anlatır. Walker’ın kendi hikâyesini markasının bir parçasına dönüştürmesi, insanları işin içine katması ve etrafında bir topluluk oluşturması bugün bile oldukça tanıdık geliyor. Üstelik bütün bunları bir “girişimcilik dersi” izliyormuş hissi vermeden anlatıyor. İyi bir hikâyenin gücü de biraz burada sanırım. Bir şey öğretirken, size ders verdiğini hissettirmemesi. Girişimcilik, marka ve hikâye anlatıcılığıyla ilgilenenlere hâlâ tavsiye ederim.
1
1
10
1,133
Gıdayı fotoğraflarla değil laboratuvar analizleri ile konuşmayı tercih ederim.
DOGAL SÜT DOGAL MAYADAN YOGURT,, Marketlerden aldığınız hazır yoğurtlar gibi olmaz köylü Ayşe teyzemin Fatma ninemin ev yoğurtları...😋
4
60
4,728
Ömer Şengüler retweeted
OYAK Genel Müdürü @myalcintas'a göre başarının asıl ölçüsü; başkalarına ne kadar fayda sağlayabildiğiniz, bir şey katabildiğiniz ve insanların hayatına ne kadar dokunabildiğiniz. Kendisiyle gerçekleştirdiğimiz söyleşiden, başarıya bakışını anlattığı kısa bir bölüm.
2
9
1,285
Ömer Şengüler retweeted
Replying to @ticaretedutr
@ticaretedutr öğretim üyesi Prof. Dr. @myalcintas ile birlikte kaleme aldığımız "Bir Otomotiv Şirketinin Savunma Sanayiinin Asli Oyuncusuna Dönüşümü: BMC’nin Yerlileştirme Örneği" adlı makalemiz yayınlandı. dergipark.org.tr/tr/pub/guve…
1
16
34
1,121
Ömer Şengüler retweeted
"Biz Türkler tarih yapmaktan tarih yazmaya fırsat bulamadık." OYAK Genel Müdürü @myalcintas , Yeni Altay Tankı'nın Bilinmeyen Hikâyesi kitabını yazma motivasyonunu bu sözlerle anlatıyor. Altay Tankı projesinin yalnızca bir mühendislik başarısı olmadığını, aynı zamanda gelecek nesillere aktarılması gereken önemli bir tecrübe birikimi olduğunu vurgulayan Yalçıntaş; yaşanan deneyimlerin, alınan kritik kararların, başarıların ve hataların kayıt altına alınmasının önemine dikkat çekiyor. "Ben tarihçi değilim ama hiç değilse tarihe küçük bir not düşmek istedim." sözü ise kitabın çıkış noktasını özetliyor.
5
7
1,217
Ömer Şengüler retweeted
Türkiye'nin en önemli savunma sanayi projelerinden biri olan Yeni Altay Tankı, sadece mühendislik başarısıyla değil, yıllara yayılan zorlu geliştirme süreciyle de dikkat çekiyor. OYAK Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Yalçıntaş Bey (@myalcintas) Bey’le gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide, Yeni Altay'ın Bilinmeyen Hikâyesi kitabından yola çıkarak projenin perde arkasını, yaşanan zorlukları ve vazgeçmemenin önemini konuştuk. Bu bölümde ise tek bir cümle öne çıkıyor: "Başarı, hiç hata yapmamak değil; asla vazgeçmemektir."
19
2
7
1,340