1924 Anayasası’nın 2. maddesi:
“Türkiye Devleti’nin dini, dini İslâm’dır; resmî dili Türkçedir; makarrı Ankara şehridir.”
Atatürk zamanında.
1'e, 2'ye giden çocukları okulların bahçelerinde, bu soğukta 1 saat tutmak...
Salonlarda kutlayın bayramı❗️
Tabela Partisi böyle bir parti
@TabelaPartisi1
Replying to @sarseven
Sn genel başkanım @TabelaPartisi1 i kurulduğundan beridir aynı dava üzerine sizin liderliğinizde yol yürüyoruz, yandaşlık yapıyoruz.
Bir kez olsun kar göremedik😔
Şu mesajı düzeltin lütfen❗️
Muhterem Büyüğümüz, Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan'ın şahitliği ve hâyır duaları ile, Allah (c.c )’nun emri, Peygamber Efendimiz (s.a.v)' in kavli ile Nikahımızı gerçekleştirdik.
Yüce Rabbimiz; emri ilahi gereği evlenecek olan kardeşlerimize hayırlı yuva kurmayı, evli olan kardeşlerimize de iki cihan saadeti ve hayırlı ömürler diliyoruz.
Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında düzenlenecek olan Vatan Caddesi Kortej geçişi, yağış nedeniyle ileri bir tarihe ertelenmiştir.
Cumhuriyet Bayramı kutlama programı saat 10.30’da Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılacaktır.
Vatan Caddesi'nden tanklar geçerdi.
Hayırlı olsun da..
"Nikahımızı gerçekleştirdik" ne demek?.
Muhterem Büyüğümüz, Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan'ın şahitliği ve hâyır duaları ile, Allah (c.c )’nun emri, Peygamber Efendimiz (s.a.v)' in kavli ile Nikahımızı gerçekleştirdik.
Yüce Rabbimiz; emri ilahi gereği evlenecek olan kardeşlerimize hayırlı yuva kurmayı, evli olan kardeşlerimize de iki cihan saadeti ve hayırlı ömürler diliyoruz.
Hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum.
📍 Ankara
Cumhuriyetimizin 103. yılına özel düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Türk Dünyası Özel Konseri’ndeydik.
Ortak tarihimizden, kültürümüzden ve köklü medeniyet mirasımızdan beslenen Türk dünyasının birlik ve kardeşliğini müziğin evrensel diliyle hissettiğimiz bu anlamlı gece, hafızalarımızda güzel bir iz bıraktı. 🇹🇷
📌 Elektrik saatini kaçağa bağlıyorlardı.
Bunun doğru bir davranış olup olmadığını sorduğumda da, yaptıklarını meşrulaştırmayı hedefleyen lâflar ediyorlardı.
Sonra sonra, belediye kapılarına “Rüşvet alan da veren de mel’undur!” yazan yönetimleri gördüm.
Onlar cepleri için para istemiyorlardı.
Şahsi beklentileri yoktu.
Belediyelerden olmadık işleri geçirmeye çalışanlara “Şu camiye şu kadar torba çimento bağışlarsan işin olur!” diyenler olduğunu duydum.
Bu konudaki rahatsızlığımı dile getirdiğimde “Cebine para istese haklısın, cami için istiyor, Kur’an kursu için istiyor!” gibi uygulamaları meşrulaştırmayı hedefleyen lâflar ediyorlardı.
Yeni çevremde rahatsızlık veren durumlar vardı ama “karşı taraf” büsbütün sıkıntılıydı.
Milletin değerlerini hedef alan, din ve vicdan hürriyeti alanını daralttıkça daraltan uygulamalar vardı.
Üstelik nice yolsuzluklar vardı.
“Ehven-i şer” diyerek devam ediyorduk yolumuza.
*
Politikanın “güzelliklere ulaşmanın aracı” olarak görüldüğü bu yolda, bir dolu olayla karşılaştık.
Türkiye’nin darbeler tarihi, hepimize yeni darbe girişimlerine karşı uyanık olmayı telkin ediyordu.
Karşımızdakiler sürekli olarak tehdit ediyor, etmedikleri hakareti, yapmadıkları zulmü bırakmıyorlardı.
*
Biz o dönemlerde, Akit gazetesinde toplanmış “büyüklerimizle” birlikte bir mücadelenin içindeydik.
*
Sonra sonra…
Özellikle politika arenasında, insanların parayla, makamla ve karşı cinsiyettekilerle imtihanlarına şahit olduk.
Bu imtihanların çoğunda sınıfta kalınıyordu.
Bir zamanların samimi insanlarından bazıları ortamı görüp uzaklaşmayı tercih ediyordu, bazıları içerilerde kalıp mücadele etmeyi, meydanı “kötülere” bırakmamayı…
Bazıları da düzene uyuyorlardı.
“Dünya iki kulplu kazan, tut bir ucundan sen de kazan!” deniyordu.
“Bal tutan parmağını yalar!” deniyordu.
*
Bu son gruptakilere karşı mücadele yolunu seçtim ama pek de lâf dinletemedim.
Her gittiğimde yerde yanlışlıklara dikkat çekiyor, yazdıklarımdan çok daha fazlasını kapalı kapılar ardında söylüyor, bundan dolayı da “uyumsuz adam” oluyordum.
Uzun yıllar evvel “çağdaş takılan çevrem” beni dışlamıştı.
Sonraki çevrem de böyle yapıyordu.
Dokuz köyden kovuluyordum her seferinde.
Ben, kendimi bildim bileli 10’uncu köyü arıyorum.
İnanın, bulduğumda size de söyleyeceğim.
Belki oraya siz de gelirsiniz!
🔥🔥🔥🔥
Yazımız:
🔻🔻
milatgazetesi.com/onuncu-koy…
Onuncu Köy Oteli❗️
🔻🔻
Yazımız:
milatgazetesi.com/onuncu-koy…
Hüseyin Likoğlu:
"Hayati Yazıcı ile ilgisi yok."
Bugünkü “Size kim ‘Gel gel’ dedi” başlıklı yazımla ilgili bazı haber siteleri ve bazı sosyal medya paylaşımlarında, yazımda geçen bir ifadeye istinaden isim yakıştırması yapılıyor.
Yazıda hiçbir isim zikretmediğim gibi, herhangi bir imada da bulunmadım. Konuyla ilgili daha önce de yazdığım yazılarda dikkat çekmeye çalıştığım gibi fon meselesinin aşırı para kazanma hırsının ötesinde bir tezgâh olduğunu düşünüyorum. Nitekim bugünkü yazımda da “ekonomik kurt kapanı” ve “ekonominin 15 Temmuz’u” ifadelerini kullandım. Odaklanmamız gereken; isimler değil, bu sistemin sahibinin kim ve arkasında hangi aklın olduğudur.
Dolayısıyla yazıma istinaden bazı internet sitelerinin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı adını dolaşıma sokması yazıyı amacından saptırma gayretinin yansımasıdır.
Hiçbir isim zikretmediğim yazının Hayati Yazıcı ile de bir ilgisi yoktur. yenisafak.com/yazarlar/husey…











