Vali (E) /Kamu Araştırmaları Vakfı (KAV) Başkanı/ Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi/ Bilgi teknolojileri /Değişim trendleri/ Yenilikler/Sosyal medya

Ankara
Joined November 2011
Doğru ya… Üreticiden alınma bedeli ve nakliyesiyle birlikte elmanın kilosu 7-8 liraya hadi 10 liraya mal oluyorsa… Tüketiciye 120 liraya nasıl satılıyor?
Amasya elmasının 120 TL’ye satılmasına tepki gösteren bir vatandaş, üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkını sorguladı: 🔹 “İstanbul’dan Antep’e bir kamyonun tümüyle boş olarak kirası 65 bin lira.” 🔹 “Bir kamyon ortalama 20-25 ton elma alır. Böldüğümüz zaman bunun nakliyesi en fazla kilo başına ne yapar ki? 2-3 lira yapar.” 🔹 “Nakliye maliyeti kilo başına 3 liraysa, elma da Amasya’da çöpe dökülüyorsa bu aradaki fiyat farkını kim yiyor?”
2
1
7
1,107
Robotu bu noktaya getirmeyeceksiniz.
2
1,056
Evrakta sahtecilik suçundan haklarında soruşturma açılanlar, delil yetersizliğinden beraat etseler bile; artık mutlak ve tartışmasız güven gerektiren hakimlik ve savcılık gibi meslekleri yürütemezler. Dosyayı disiplin yönünden inceleyen HSK, zaten kusurlu ve uygunsuz davrandığı yönünde bir disiplin suçu tespit etmiş ki cumhuriyet savcısına yer değiştirme cezası vermiş. Ceza davasından beraat etmiş olması, disiplin yönünden mesleğini sürdürmesinin mümkün olmadığı gerçeğini değiştirmez. Eğer, mesleğin şeref ve nüfuzu ile kişisel onur ve saygınlığı zedeleyecek ağırlıkta davranışlar tespit edilmişse; böyle bir kişiye yer değiştirme cezası verilmesinin hiç bir anlamı yoktur. Bu tür bir idare-i maslahatçı yaklaşımın bir meslekte yol açacağı sonuç lâçkalık ve çürümedir.
Bir Cumhuriyet savcısı hakkında resmî belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından dava açılıyor. Mahkeme beraat kararı veriyor. Hâkimler ve Savcılar Kurulu ise savcının mesleğin şeref ve nüfuzunu zedeleyen davranışlarını sabit görerek yer değiştirme cezası veriyor. Peki, böyle bir disiplin ihlalinin karşılığı yalnızca görev yerinin değiştirilmesi mi olmalıdır? @abakingurlek @fuzuliaydogdu ahmetunlu.net/yazilar/adalet…
1
11
1,748
Ulvi Saran retweeted
Almanya’da aynı marketten 20 yıl arayla alınan ürünlerin, Türkiye’de yine muadil blr marketten, 20 yıl ara ile alınması durumunda fiyatlar ne kadar değişirdi?: 2006 fiyatları (YTL/TL reform sonrası perakende ortalamaları), Ekim 2006-Ekim 2026 fiyatları, Migros/CarrefourSA bandı üzerinden hesaplandı. Çıkan sonuç, aşağıdaki gibi: Ürün |2006|2026 |Katsayı -------------------|----------------------- Süt 1 L |1,50 |50 |~33x Yumurta 10 |1,50 |100 |~67x Tost ekmeği |0,80 |30 |~38x Tavuk göğüs |6,50 |220 |~34x Peynir 200g |1,20 |100 |~83x Domates1 kg |1,20 |45 |~38x Salatalık |0,80 |35 |~44x Muz 1 kg |2,50 |80 |~32x Elma 1 kg |1,50 |55 |~37x Makarn500g |0,70 |25 |~36x Coca-Col1,5L |1,50 |50 |~33x MadenSu1,5L |0,50 |20 |~40x Çikolat100g |0,80 |55 |~69x YEKÜN……………21.00. |865. |~41X -Almanya: Sepet ~3 kat artmış. -Türkiye: Aynı sepet ~40-50 kat artmış. -Katsayı farkı büyük ölçüde TL’nin değer kaybı, yüksek enflasyon dönemleri (özellikle 2018 sonrası ve 2021-2023) ve gıda maliyetlerindeki (yem, enerji, döviz) artıştan kaynaklanıyor. Almanya’da Euro’nun istikrarı ve düşük enflasyon ortamı farkı belirginleştiriyor.
2
22
2
66
5,274
Şimdi de çeşitli adlar altında daire sakinlerini aidat haracına bağlayan site yönetimi şebekeleri çıktı.
Yeni sitelerde aidat TUZAĞI: İnşaatı bitiren şirket yönetimi kendi kuruyor faturaları YÜKSEK gösterip haksız kazanç elde ediyor. Ev sahipleri ise yüksek aidat ödeyerek yıllarca mağdur oluyor.
2
6
28
4,844
Slogan, fetiş ve bütünüyle geçtiğimiz yüzyılın ideolojik tortuları… Bu anlayış, hızla değişen ve yenilenen dünyanın talep ve ihtiyaçlarına cevap veremez. Artık, geçmişin klişelerinden kurtulun.
Geri kazanılan İstanbul Barosu'nda Bozkurt işaretleri ve sloganlar... "Ne mutlu Türk'üm diyene!"
16
16
1
102
9,074
İstanbul Bahçelievler’in havadan görüntüsüymüş. Bir mezarlık gibi…
6
3
7
51
9,309
Yeni Şafak bugün dikkat çekici bir dosya yayımladı. Habere göre son dönemde okul saldırılarına karışan bazı çocuklar, ifadelerinde izledikleri film ve dizilerden etkilendiklerini söylemiş. Aynı haberde dijital platformların en çok izlenenler listelerine dikkat çekiliyor. Bu listelerde seri katil hikâyeleri ve suç temalı yapımlar öne çıkıyor. Gerçek bir seri katilin hayatını anlatan Dahmer, takıntılı bir takipçinin cinayetlerini işleyen You ve başka katilleri öldüren bir seri katilin hikâyesi olan Dexter bunlardan sadece birkaçı. Klinik psikolog Furkan Deniz'in tespiti çarpıcı; Bu yapımlarda failin hayatı ve düşünceleri o kadar öne çıkarılıyor ki mağdur ikinci plana itiliyor. Şiddete sürekli maruz kalmak da zamanla duyarsızlaşmaya yol açabiliyor. Tabii ki, şiddet içeren bir diziyi izleyen her genç suç işlemez ve okul saldırılarının sebebi tek bir dizi değildir. Dışlanmışlık, internetteki toksik alt kültürler, değersizlik hissi ve silaha kolay erişim de aynı zincirin halkalarıdır. Ama zincirin bir halkası ekransa, onu görmezden gelemeyiz. Çocuk kendisine söyleneni değil, gördüğünü taklit eder. Sorunlarını güç kullanarak çözen ve sonunda kazanan karakter, büyüme çağındaki bir zihin için kolay bir model olur. Bu konuda, yaş doğrulamasını gerçekten işler hale getirmek, ailelerin ebeveyn denetimi araçlarını kullanmasını yaygınlaştırmak ve okullarda medya okuryazarlığını ciddi bir ders haline getirmek kalıcı sonuç verecektir. yenisafak.com/hayat/basrolde… Bu konuyu daha önce Karar'daki yazımda ele almıştım: karar.com/yazarlar/ulvi-sara…
1
5
1
26
2,811
Dolandırıcı şebekeler araç kiralama işine el attı.. İnternette ucuz araç kiralamak için arama yapan biri, arama motorunda piyasanın epey altında fiyat gösteren bir ilan görüyor. Tıklıyor, düzgün görünen bir siteye giriyor ve ödemeyi yapıyor. Sonra ne araç geliyor ne de para geri dönüyor. Diyarbakır merkezli olarak 10 ilde 20 Ekim'de yapılan ve ayrıntıları dün açıklanan Patinaj operasyonu tam olarak bu düzeni ortaya çıkardı. Şüpheliler sahte araç kiralama siteleri kurmuş, arama motorlarına ucuz ilanlar vererek insanları bu sitelere yönlendirmiş. 15 kişi gözaltına alındı, 12'si tutuklandı. Rakamlar ürkütücü. Şüphelilerin hesaplarında 226 milyon 104 bin liralık işlem hacmi tespit edildi ve 51 banka hesabına el konuldu. Bu tablo, tek tek küçük kayıpların nasıl dev bir suç ekonomisine dönüştüğünü gösteriyor. Yöntemler değişiyor ama özü aynı kalıyor: Telefonda acele ettirme, internette ise gerçek olamayacak kadar ucuz fiyat. İkisi de insanın aklına değil, telaşına ve fırsat kaçırma korkusuna oynuyor. Bu suçlar her seferinde tekil bir olay gibi ele alındıkça, şebekeler bir kapı kapanınca hemen başka bir kapı açıyor. Seri dolandırıcılık, örgütlü ve tekrarlayan bir suç olarak cezalandırılmalı. Yoksa sonuçta, sadece dolandırılan kişinin ahmaklığı cezalandırılmış oluyor. Sahte siteleri öne çıkaran reklam ve ödeme altyapısı da bu zincirin sorumluluğunu paylaşmalı. hurriyet.com.tr/gundem/10-il…
3
12
2
50
6,801
1958 yılında 25 yaşında cinayet suçundan girdiği cezaevinde (bir cinayet de içeride işledikten sonra) tam 64 yılını hapis yatarak geçirdi. Tahliye olduğunda 89 yaşındaydı. Ne af, ne şartlı tahliye ne COVİD tahliyesi… Mutlak cezalandırıcı ve bir daha cinayet işlemeye meydan vermeyen bir infaz sistemi… Ayn yaşta bir kişi 1958 Türkiye’de cezaevine girmiş olsaydı ne olurdu? Bunu senaryolaştıralım: 1958’den sonra çıkarılan 1960, 1963, 1966, 1974 afları; 1991 ve 2000 af (Rahşan Affı) düzenlemesi ve sonraki şartlı tahliye kolaylıkları düşünüldüğünde, acaba kaç kez cezaevinden çıkma imkânı bulurdu? Bu süre zarfında çıkan 6 af ve infaz düzenlemelerinden önemli ölçüde yararlanacağı kesin. Yoksa profesyonel katillerin tekrar tekrar adam öldürerek cinayet koleksiyonlarını nasıl yaptıklarını izah edemeyiz. Nitekim Antep Canavarı namıyla bilinen katile, hayatı boyunca 43 cinayet (sayı tartışmalı olabilir) işleme ve sonunda aftan çıkarak yatağında eceliyle ölme fırsatı veren bizim ceza ve infaz sistemimiz olmuştur. Ama asıl sorulması gereken soru şudur: İki cinayet işlemiş bir kişi, yeterince ceza çekmeden serbest bırakılıp üçüncü, dördüncü, hatta beşinci cinayetini işleyebiliyorsa bunun sorumluluğu yalnızca katile mi aittir? Türkiye’de cinayetten mahkûm olup tahliye edildikten sonra yeniden cinayet işleyen faillerin varlığı, bu soruyu çok daha önemli kılıyor. Bir katilin tekrar tekrar cinayet işlemesi için tekrar tekrar dışarıda bulunması gerekir. Af ve infaz kolaylıklarıyla cezaevlerini boşaltırken, yeni cinayetlere fırsat oluşturup oluşturmadığımızı sorgulamak zorundayız. Çünkü her erken tahliye yalnızca bir mahkumun özgürlüğü değil, potansiyel mağdurların hayat hakkı bakımından da verilmiş bir karardır.
25歳で刑務所に入り、次に外へ出た時には89歳 約64年ぶりの社会では、自動販売機へのお金の入れ方さえ分からなかった 2022年6月、熊本刑務所から仮釈放された稲村季夫氏 最初の殺人は、東京タワーが完成した1958年 上司を殺害して無期懲役となり、翌年には刑務所内でも別の受刑者を殺害 2度の無期懲役判決を受け、国内最長級となる約64年を塀の中で過ごした テレビや雑誌で世の中の変化は知っていても、実際に使うとなると話は別 出所後、自動販売機に千円札を折りたたんで入れようとし、何も出てこないので壊れていると思ったという 出所時に持っていた刑務作業の報奨金は約130万円 昭和33年から令和4年へ その間に平成が始まり、終わっていた
15
39
2
117
18,793
Konu: Uyuşturucu ticaretine kolaylık sağlama iddiası Şüpheliler: -Avukat -Emniyet müdürü, eski Narkotik ve Siber Şube Müdürü -Emniyet müdürü, eski Narkotik ve Personel Şube Müdürü -Komiser -Sigortacı -Avukat Tuzun koktuğunu daha nasıl anlarsınız?
KATİPLER, AVUKATLAR VE POLİSLER RÜŞVET ŞÜPHELİSİ! Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü rüşvet ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama soruşturmasında yeni gelişmeler yaşandı. Antalya Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmaları kapsamında, 15 Eylül ve 23 Ekim 2026 tarihlerinde iki ayrı grupta toplam 12 şüpheli tutuklandı. @AntalyaEmniyet megahaber.com/2026/10/rusvet…
7
38
85
4,001
Anlatıldığı gibiyse çok vahim bir tablo. Durumun başka boyutları olabilir. Ancak “cezaevinde makarna haşlanırdı haşlanmazdı” tartışmasının varlığı bile cezaevlerinde ne derece ağır bir düzensizlik ve kuralsızlık olduğunu anlatıyor. Bazı mafya liderlerinin cezaevinde kendi keyfleri doğrultusunda ızgara ve kebap tezgahı kurduklarının ve cezaevi yönetimlerinin buna ses çıkarmadığının bilinmesi konuyu son derece tartışmalı bir hale getiriyor. Cezaevinde suçlunun güçlü ve dokunulmaz veya sıradan biri olup olmadığına bakılmaksızın herkese eşit ve tavizsiz bir yönetim ve disiplin sistemine göre davranmazsanız bu sorunları çözemezsiniz.
Kardeşi cezaevinde olan bir kadının isyanı: • Benim kardeşim Adana Suluca Cezaevi'nde yatıyor. • Yüksek güvenlikli kuruma sevk edildi. • Daha 21 yaşında. • İşlediği bir cinayet yok, bir şey yok ama aldığı disiplin suçlarıyla yılı çoğaldı ve kardeşim cuma günü görüş telefonunda beni aradı. • 10 dakikalık görüşmeleri var ve kardeşimin sesi dahi çıkmıyordu. • Ne oldu diye sorduğumda, tekli koğuşlarda kalıyorlar ve tekli koğuşta yemek yaparken, kardeşim kettle'da makarna haşlarken gardiyanın biri geliyor ve diyor ki "Burada" diyor "yemek yapamazsın" diyor. • Kardeşim diyor ki "Niye" diyor, gardiyan birdenbire geliyor ve kardeşime ters kelepçe yapıp, yere yatırıp, yaklaşık bir 10 dakika sonra yanında üç kişiyle birlikte kardeşimin yüzüne tekmeler savuruyorlar. • Kardeşimi 20-25 dakika, artık kaç dakika bilmiyorum, boyunca darp ediyorlar. • Ve kardeşim iki saat boyunca hastaneye götürülmüyor. • Ardından o gün cuma günü kardeşim beni arıyor ve "Beni buradan kurtarın artık" diyor. • "Beni burada" diyor "döve döve öldürecekler" diyor. • Yüzü gözü tanınmayacak haldeymiş. • Ve benim de artık elimden hiçbir şey gelmiyor. • Sesimizi duyurmak istiyoruz. • Aynı olayları Manavgat'ta da yaşamıştı, şöyle dosyaları da var, ve kardeşim bu davayı kazandı. • Onlar her ne kadar suçsuzuz dese de gardiyanlar, kardeşim davayı kazanmış. • Ve bugün yine aynı şekilde farklı koğuşundaki arkadaşının annesine ulaştırarak, kardeşimi bir kere daha dövdüklerini dile getirmiş. • Ve ablam başmemurluğu arıyor. • Neden böyle yaptıklarını soruyor ve başmemurluk "İstediğiniz yere istediğiniz şikayetleri yapabilirsiniz" diyor. • Ben kardeşimin ölüsünü falan almak istemiyorum. • Ne olursunuz yardım edin. • Artık gerçekten nefesim tükeniyor. • Kardeşim zaten bir şey yaptıysa cezasını çekiyordur ama içeride de zulmetmeye hakları yok. • Biz İzmir'de oturuyoruz, kardeşim Adana'da, görüşüne dahi gidemiyoruz. • Yaklaşık 6 ay olacak hiçbirimiz görmüyoruz. • Ve o koğuş arkadaşı durumunun çok çok kötü olduğunu bize ulaştırdı.
5
9
3
69
21,618
Belediyeler, tüm bütçelerini belediye başkanının bir sonraki seçimi kazanma planı doğrultusunda harcarlar. Pratikte bunun tersi söz konusu değildir.
Belediye Kasası, Başkanın Reklam Bütçesi Değildir! Belediyelerin görevi şehri yönetmek, belediye başkanlarının reklamını yapmak değildir. Ancak bazı belediyelerde hizmet üretmekle başkanın tanıtımını yapmak arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığı görülüyor. ahmetunlu.net/yazilar/beledi…
4
6
1
38
3,091
Bu robot işi bilmiyor. Dik merdivenleri doğrusal olarak değil, daha kolay olması için eşeklerin yaptığı gibi zik zaklar çizerek tırmanması gerekiyordu.
“I’m absolutely knackered!” Mount Tai, Tai’an, Shandong, China
1
16
3,178
Kamu hizmetleri insan müdahalesi olmadan yürütülecekse, devlet dairelerindeki bu personel ne iş yapacak?
Vergide yapay zeka dönemi! Gelir İdaresi Başkanlığı, robotik uygulamalar sayesinde 200 binden fazla resmi yazıyı insan müdahalesi olmadan hazırladı. Dijital Vergi Dairesi ile milyonlarca işlem internet üzerinden saniyeler içinde gerçekleştiriliyor. buff.ly/oFRyzW8
3
2
26
3,105
Dünyanın en çok gelir elde eden havayolu şirketleri sıralanmış, ama listede THY yer almıyor. THY 24.1 milyar$ gelir rakamı ile ilk 10’da yer almalıydı.
75
27
3
203
149,589
Ulvi Saran retweeted
Çimento ve beton virüsü bir defa ülkemize girdi… Tüm müteahhitlere ve halkımıza bu virüsle “beton fetişizmi” bulaştı. Böyle yalın, insani, çevreye ve doğaya uygun yapı tarzları herkese afaki gelir. Kimseyi kolay kolay inandıramazsınız.
Türkiye bana artık her alanda yapılan devrimleri kaçıran bir ülke gibi gelmeye başladı. Sanayi devrimini filan geçelim günümüzde yapaz zeka devrimi ve yapı devrimini de fersah fersah geriden takip ediyoruz. Dünyada Amerika ve Avrupa kıtası içinde zehirden başka çok bir şey bulunmayan çimento kullanımını aza düşürmek için inanılmaz bir bütçe harcıyor. Eğitimler bedava, toprak sıva, sıkıştırılmış toprak duvar işi yapacaklara dükkan açma destekleri veriyor. Almanya, Fransa ve Avusturya çoktan toprak temel taşıyıcı olacak yarı hazır ürünlerin normlarını oturttu. Ben Viyana Teknik' de sıkıştırılmış toprak eğitimini bundan 15 sene önce aldığımda bile DIN kodları hazırdı. Şehir dışındaki kerpiç evler sıkıştırılmış toprağa dönüştürülüyordu. Biz de onları gezmeye gitmiştik. Tüm köy birbirinden göre göre değişime çok hevesliydi. Bugün bizim köydeki evin yerine sıkıştırılmış topraktan iki katlı bi ev yapmaya kalksam ikna etmem gereken onlarca kişi var. Aksine sistemin teşvik etmesi gerekirken durum bu. Yeni kerpiç örneklerini aşağı bırakıyorum. Nefes alan, asırlarca ayakta kalan yıkıldığında malzemesi tekrar kullanılabilen topraktan, bakın diğer halklar neler yapıyor ⬇️
2
7
27
3,418
Ulvi Saran retweeted
“Kapora Dolandırıcılığı” şebekesi… Tekirdağ merkezli 18 ilde ilginç bir dolandırıcılık şebekesine operasyon yapıldı. Şebeke, internette piyasa fiyatının çok altında sahte araç ilanları yayımlıyor, aracı almak isteyenlerden "başkası da ilgileniyor" diyerek önce kapora istiyor, parayı alınca ortadan kayboluyordu. 32 şüpheli yakalandı, 21'i tutuklandı. Kullanılan hesaplardaki para hareketinin yaklaşık 433 milyon lirayı bulduğu belirlendi. Yöntem yıllardır değişmiyor: "Çok ucuz", "acele et", "önce kapora gönder." Atalarımız boşuna "Ucuz etin yahnisi yavan olur" dememiş. Ama bu tür dolandırıcılığın bu kadar yaygınlaşmasını, yalnızca birkaç kötü niyetli kişiyle açıklamak eksik kalır. Bu suçlar içinde bulunduğumuz toplumsal ve ekonomik şartların ürünü: -Üretim ve emekle değil, kısa yoldan zengin olma arayışının özendirildiği bir toplumda uyanık ve fırsatçı kesim alın teri yerine hileyle kazanmayı normal görmeye başlıyor. Ekonomik istikrarsızlık, işsiz ve yönsüz kalan gençler ve cezaların caydırıcı olmadığı algısı bu iklimi besliyor. -Enflasyonun yüksek olduğu ve gelirin eridiği bir ortamda, insanlar biraz olsun tasarruf edebilmek için "fırsat" peşine düşüyor. Dolayısıyla, piyasanın altındaki bir fiyat, şüpheden önce umut uyandırıyor: “Çok uygun bir fiyat, kaçırmayalım” Dolandırıcılık bu yüzden bir asayiş sorunu olduğu kadar, aynı zamanda “elverişli ortam” ve “güven erozyonu” sorunudur. Operasyonlar gereklidir. Ancak şüpheli hesaplara, sahte ilanlara daha hızlı müdahale edilmedikçe ve ekonomik şartlar emeği yeniden değerli kılmadıkça bu zincir kolay kolay kırılamaz. ntv.com.tr/gundem/18-ilde-43… dha.com.tr/yerel-haberler/te…
1
10
22
4,099
Ulvi Saran retweeted
2150’de Türkiye: 25 milyon insan nüfusu, 75 milyon robot nüfusu: Bugünkü artış hızıyla devam ederse 2150 yılında; -Türkiye’nin nüfusunun 25 milyonun altına düşmesi, -İstanbul’un nüfusunun 4 milyon civarına inmesi bekleniyor. Yine beklentiye göre; azalan genç ve dinamik insan nüfusunun yerini, fabrikalardan tarıma, sağlıktan ev hizmetlerine kadar her alanda robotlar alacak. 2150'de herkesi evinde en az 1-2 hizmet robotu olacağı, endüstriyel ve kamusal alanlardaki otonom sistemlerle birlikte kişi başına ortalama 3 ila 4 aktif robotik ünite düşeceği tahmin ediliyor. Yani 25 milyon insan nüfusuna karşılık 75 milyon robot.
13
10
1
66
25,845