
Editor-in-chief @serbestiyetweb Columnist @kararhaber
Joined April 2009
- Tweets67.2K
- Following4.7K
- Followers221K
- Likes16.2K
Pinned Tweet
Bugünkü yazı: Erişim engeli gelmeden lütfen okuyun Sayın Cumhurbaşkanı
karar.com/yazarlar/yildiray-…
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün fon skandalıyla ilgili konuştu.
Bugüne kadar ‘Cumhurbaşkanı bilmiyor, danışmanları yanlış yönlendiriyor’ türü tesellilere hiç itibar etmedim.
Ama bu konuşmayı duyunca ‘acaba’ dedim.
Bilmeme ihtimalini ortadan kaldırmak için de bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Galiba Cumhurbaşkanımız fon skandalının aslında nasıl bir dolandırıcılık olduğunun tam olarak farkında değil.
Olsaydı böyle konuşmazdı.
Buna ‘fon sayısının yüzde 4,6’sında ortaya çıkan bir sorun’ demez, sorunu ‘bazı insanların borsada üç lirasını otuz lira yaparak fahiş kazanç elde etmesi’ zannetmezdi.
Hayır sayın Cumhurbaşkanı, keşke sorun bir finansal kriz ya da birilerinin açgözlülüğü olsa.
Bu planlı, organize bir biçimde ve kamu gücü kullanılarak 500 bin kişinin dolandırılmasıdır.
Umarım bu yazı önünüze kadar gelmeyi başarır.
Çünkü maalesef bu hesaplaşmayı siz yapmadan hiçbir şey kontrol altında değil.
Bir cerrah titizliğinden söz ediyorsunuz.
Ama cerrah önce hastalığın nerede olduğunu teşhis eder.
Herkes sizden neşteri elinize almanızı ve kanserli hücreleri kesip atmanızı bekliyor.
Bunu ancak siz yapabilirsiniz.
“Kızım Fatıma da olsa“ demenizi bekliyoruz…
Yıldıray Oğur retweeted
CHP’den yolsuzluk konulu 29 Ekim klibi: Atatürk’ün 1933’de yolsuzluğu ihbar edenlere verdiği ödül anlatıldı
serbestiyet.com/haberler/pol…
🔺CHP’nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için hazırladığı klip, 1930’lu yıllarda İzmir Rıhtım Şirketi’nde yaşanan yolsuzlukları ve bunları ihbar edenlere Atatürk’ün imzasıyla verilen para ödüllerini konu aldı.
🔺Olay, dönemin gazetelerinde geniş yer bulmuş, yolsuzlukları ortaya çıkaran beş kişi 1933 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla ödüllendirilmişti.
Ankara’nın nepobabyleri için en favori tayinini aldırma kurumuna dönmüş Tera…
Replying to @gazetecidincer
Bu arada Necip Fazıl Kaymak Tera'ya geçişini geçen 12 Mayıs'ta Linkedin hesabında paylaşmıştı. Sanırım fon krizi ortaya çıktıktan sonra profilini askıya aldı. Ancak ilgili paylaşımı 13 Mayıs'ta Gazeteci Kerim Ülker @kerimulker haberleştirmişti. Ekran görüntüsü de haberde duruyor.
Yıldıray Oğur retweeted
Tera Holding Yönetim Kurulu Başdanışmanı Necip Fazıl Kaymak'ın, Samsun eski Valisi Osman Kaymak'ın oğlu olduğu anlaşıldı. Kaymak 2022-05 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkan Yardımcısıydı. Nisan 2025-Mayıs 2026'da MSB'de Bakanlık Müşaviri olan Kaymak Tera'ya geçmişti.
Yıldıray Oğur retweeted
Etyen Mahçupyan anlatıyor: Sırbistan bize masal mı, örnek mi?
İzlemek için ⬇️
youtube.com/live/bTfQDcJfPGM…
"Toplumlar, kendilerini bir çitle çevrilmiş gibi varsayıyor.
Oysa ortada gerçek bir çit yok. Hayali bir çitin eşiğine gelip duruyorlar ve bir türlü o adımı atamıyorlar.
Bazen Sırbistan’da olduğu gibi bir gençlik grubu, bazen bir siyasi parti, bazen de bir sendika bu adımı atabiliyor.
Önemli olan, topluma aslında ortada bir çit olmadığını ve özgürce bir adım daha atılabileceğini göstermek.
Şu anda Sırbistan’da yaşananlar bu açıdan çok ilginç bir deneyim.
Bunun birkaç nedeni var.
Sırplar birçok açıdan bize benzemiyor ama bu, onların bize örnek olamayacağı anlamına gelmiyor.
Bize benzememelerinin ilk nedeni, geçmişte yaşadıklarından ağır dersler çıkarmış bir toplum olmaları.
Kendilerini doğuştan büyük gören bir toplum değiller.
Birbirlerini öldürdüler; bunun farkındalar, biliyorlar ve kötülüğün en derin noktasını birlikte yaşadılar.
Şimdi oradan çıkmak isteyen bir nesil var.
Dolayısıyla kendilerini kandırma ihtimalleri daha az.
Kendilerine dışarıdan bakmaları ve özeleştiri yapmaları daha kolay.
Ayrıca etkileşimden korkmayan bir toplum.
“Batılılar bize şunu yapar” ya da “Ruslarla ilişki kurmayalım, çünkü şöyle olur” gibi düşüncelerle hareket etmiyorlar.
Dünyanın farklı insanlardan oluştuğunun farkındalar.
Bu, bir tür mütevazılık ve haddini bilme meselesi.
Maalesef Türkiye’de eksik olan özelliklerden biri de bu.
İkinci faktör, Sırbistan’da bir diktatörün bulunması ve devletin zayıf olması.
Devletin bürokrasisi güçlü değil.
Sovyetler Birliği sonrasında yaşanan parçalanmanın ardından, siyasetin etkisiyle daha oynak, esnek ve fırsatçı bir bürokrasi ortaya çıkmış.
Bugün devletin bu zayıflığı Sırbistan açısından bir avantaja dönüşüyor.
Çünkü siyaseti değiştirerek ülkeyi de değiştirebilirsiniz.
Türkiye’de ise yalnızca siyaseti değil, devleti de değiştirmeniz gerekiyor. Devlet güçlü.
Dolayısıyla devleti de muhatap alan bir siyaset üretmek zorundasınız.
Üçüncü faktör ise şu: Sırbistan’daki mevcut hareket, diktatörle aynı kimliği paylaşan insanlar tarafından yürütülüyor.
Bu durum, Türkiye’de milliyetçi muhafazakârların ayağa kalkmasına benziyor.
Burada kritik nokta, Sırbistan’da diğer kimlik gruplarının daha zayıf olması.
Örneğin Boşnaklar ve diğer kimlikler güçlü bir toplumsal ağırlığa sahip değil.
Türkiye’de ise laik kimlik ya da Kürt kimliği, bazı kesimlerin gözünde güçlü bir konumda.
Bu nedenle insanlar, kendilerine yakın gördükleri yöneticilere karşı çıkmaktan çekinebiliyor.
Bu durum da Türkiye’deki toplumsal enerjiyi köreltiyor.
Bence Türkiye’de nitelikli entelektüellerin yeterince ortaya çıkamamasının nedenlerinden biri de bu.
Çünkü entelektüel, kendi kimliğinin sınırları içinde sıkışıp kalıyor.
Bu sınırların dışına çıkarak, olaylara daha geniş bir perspektiften bakarak ve gerektiğinde kendi dayandığı zemini kaybetmeyi göze alarak konuşamıyor.
Oysa yalnızca Sırbistan’da değil; Çekya, Polonya ve Macaristan gibi ülkelerde de bu sınırların dışına çıkabilen insanlar var."
@yildarado
@mahcupyanlink
Yıldıray Oğur retweeted
Yıldıray Oğur ve Yunus Emre Erdölen ile Serbestiyet Seçim Festivali: Sırbistan, Brezilya, İsrail ve ABD
İzlemek için ⬇️
youtube.com/live/6wfKvfvdzyg…
"Amerika ara seçiminin başa baş geçtiği yerler var.
Michigan’da Abdül El-Sayed var. Sosyalist Müslüman.
Ancak son iki haftadır Mississippi, Kansas ve Nebraska’da Demokratları bir iki puan geride gösteren anketler geliyor.
Bence Cumhuriyetçiler Mississippi’yi kaybedemez ama Trump kampanyası son iki üç haftadır Mississippi’ye para aktarmaya başladı.
Cumhuriyetçilerin savunmak zorunda kaldığı eyaletlerin sayısı arttıkça diğer cephelerde kullanabilecekleri kaynaklar azalıyor.
Michigan’da Abdül El-Sayed’in kazanma ihtimali de belirsiz. Gerçekten zor bir seçim süreci yaşanıyor.
Minnesota’da da Cumhuriyetçiler kendilerini şanslı görüyor.
Senato seçimleri bu nedenle oldukça karışık. Ancak şu anda, daha önce Demokratların kazanmasının mümkün görülmediği eyaletlerde bile Demokratlar lehine bir hava oluşuyor.
Bunun iki temel nedeni var:
Birincisi, Trump’ın onay oranı şimdiye kadarki en düşük seviyesine geriledi.
Kongre baskınından sonra bile onay oranı bu kadar düşmemişti.
İkincisi, İran savaşı çözülemedi. Benzin fiyatları ve enflasyon yüksek. Bu durum seçmenlerin sandığa gitme isteğini etkileyebilir ve Demokrat seçmenler tepkilerini oylarıyla gösterebilir.
Özellikle Hispanik seçmenlerin Trump’tan uzaklaştığı görülüyor.
Ancak Senato seçimlerinde farklar çok büyük değil. Üstelik Cumhuriyetçilerin Senato’da hâlâ avantajı var.
Fakat Temsilciler Meclisi’ni kazanmaları durumunda Trump, siyasi açıdan hareket alanı daralmış bir başkana dönüşecek.
Bu durumda bütçe hazırlamakta ve yasalarını Kongre’den geçirmek konusunda ciddi sorunlar yaşayabilir.
Buna karşılık Trump’ın dış politikada daha fazla hamle yapması mümkün.
Çünkü Amerikan başkanları dış politikada iç politikaya kıyasla daha geniş bir hareket alanına sahip.
Türkiye açısından bakıldığında da yeni gerilimler yaşanması ihtimal dahilinde.
Trump’ın seçimleri kaybetmesi halinde daha sert ve öngörülemez adımlar atabileceğini düşünüyorum.
Nitekim Alaska’da seçim sonuçlarının tanınmaması için şimdiden dava açtı.
Trump’ın bir başka sorunu da artık Cumhuriyetçi adaylar açısından bir yük hâline gelmesi.
Yaptığı konuşmalar ve kullandığı söylemler, bazı Cumhuriyetçi adayları zor durumda bırakıyor.
Adaylar Trump’la birlikte görünmek ya da onun mitinglerine katılmak istemiyor.
Bu, Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde pek rastlanmayan bir durum.
Amerika’da parti adaylarını ön seçimlerde seçmenler belirlediği için başkan adaylar üzerinde mutlak bir kontrol sahibi değil.
Bu nedenle Cumhuriyetçi adaylar da gerektiğinde Trump’la aralarına mesafe koyabiliyor."
@yildarado
@yunuserdolen
Yıldıray Oğur retweeted
Yıldıray Oğur ve Yunus Emre Erdölen ile Serbestiyet Seçim Festivali: Sırbistan, Brezilya, İsrail ve ABD
İzlemek için ⬇️
youtube.com/live/6wfKvfvdzyg…
"İsrail seçimlerini birbirinden ayıran en büyük mesele, herkes için askerlik zorunluluğu.
Muhalefette de Naftali Bennett ile Yair Lapid’in kurduğu Together Partisi var.
Bunlar daha sağcı, dindar ve milliyetçi bir çizgide duruyor.
Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un kurduğu Yaşar Partisi ise daha seküler bir çizgiye sahip.
Eisenkot’un oğlunu ve iki yeğenini Gazze’deki savaşta kaybetmiş olması da siyasi kimliği açısından önemli.
Eisenkot’un önemi şu:
Anketlerde Netanyahu’ya alternatif olarak öne çıkan isimlerden biri. Kendisi, Fas’tan göç etmiş Yahudilerin de içinde bulunduğu Mizrahi Yahudi topluluğundan geliyor.
İsrail’de bugüne kadar hiçbir Mizrahi Yahudi başbakan olmadı. Başbakanlar genellikle Aşkenaz Yahudileri arasından çıktı.
Bu nedenle Eisenkot’un adaylığı, kendisini toplumun daha önce siyasi temsil açısından geri planda kalmış kesimlerinden biriyle özdeşleştiren seçmenlerde heyecan yaratıyor.
İsrail’de merkez-çevre ayrımı da oldukça önemli.
Mizrahi Yahudilerinin bir kısmı Arap ülkelerinden göç ettikleri için Araplara karşı daha sert bir tutum sergileyebiliyor.
Dolayısıyla bu kesimin tamamını Filistinlilere daha fazla empati duyan bir topluluk olarak değerlendirmek doğru olmaz.
İsrail’de Demokratlar adı altında birleşen bir başka siyasi oluşum da var.
İşçi Partisi ve Meretz gibi insan haklarını savunan sol partilerin oy kaybetmesi üzerine bu partiler birleşti ve başlarına eski bir general getirildi.
Ancak bu oluşumun lideri de geçmişte Gazze’de elektriğin ve suyun kesilmesini savunan açıklamalar yaptı.
Yani İsrail siyasetinde kendisini solcu olarak tanımlayan kesimlerde bile Filistinlilere yönelik oldukça sert yaklaşımlar görülebiliyor.
Bu partideki bazı isimler Gazze’de yaşananları soykırım olarak tanımlamasa da insan hakları ihlallerine dikkat çekiyor.
Son haftalarda bazı siyasetçiler, bebeklerin öldürülmesinin yanlış olduğunu söyleyerek daha önceki tutumlarından farklı açıklamalar yaptı.
Ancak İsrail siyasetinin genel eğilimi düşünüldüğünde, bu tür çıkışlar bile cesur kabul edilebiliyor.
Bir diğer muhalefet aktörü de yıllardır İsrail siyasetinde yer alan, Rusya’dan göç etmiş Yahudilerin oylarını alan seküler milliyetçi Avigdor Lieberman.
Bu dört muhalefet partisinin birleştiği temel konular arasında Haredi Yahudilerinin askerlikten muaf tutulmasına son verilmesi, 7 Ekim saldırılarıyla ilgili soruşturma açılması ve Netanyahu’nun sorumluluklarının araştırılması ile Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetinin durdurulması bulunuyor.
Bu nedenle muhalefetin iktidara gelmesi, Gazze’de yaşayan Filistinliler açısından büyük bir değişim yaratmayabilir.
Ancak Batı Şeria konusunda daha ciddi önlemler alınması beklenebilir.
Muhalefet, ABD ile ilişkileri düzeltmek istiyor.
Ayrıca İsrail’in Suriye’den çekilmesi ihtimalini de gündeme getiriyor.
İsrail’in neden bu kadar çok cephede savaştığı, neden Lübnan ve Suriye’de askeri varlığını sürdürdüğü gibi sorular da muhalefetin tartıştığı konular arasında.
Bu meseleler Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor.
Netanyahu’nun iktidardan ayrılması ve Eisenkot’un öncülük ettiği bir muhalefet ittifakının hükümeti kurması, Türkiye açısından daha rahatlatıcı bir tablo ortaya çıkarabilir.
Ancak Eisenkot’un bunu gerçekleştirebilmesi için mecliste yeterli desteği bulması gerekiyor.
İsrail’de hükümet kurabilmek için 120 sandalyeli mecliste en az 61 milletvekilinin desteği gerekiyor.
Arap partileri bu nedenle seçimlerin sonucunu belirleyebilecek bir konumda.
İsrail vatandaşlarının yaklaşık yüzde 20’sini Araplar oluşturuyor."
@yildarado
@yunuserdolen
Başladık
Etyen Mahçupyan anlatıyor: Sırbistan bize masal mı, örnek mi? teapawt.net/i/broadcasts/1XxygwWPk…
Birazdan canlı yayındayız
Serbestiyet'te Etyen Mahçupyan günü
İzlemek için ⬇️
youtube.com/live/bTfQDcJfPGM…
🔺 Erdoğan ve Bahçeli şapkayı önlerine koyacak mı?
🔺 Sırbistan bize masal mı, örnek mi?
🔺 Özgür Özel yeterince yeni olabilecek mi?
Etyen Mahçupyan, saat 12:00'de Yıldıray Oğur'la Serbestiyet Youtube kanalında canlı yayında.
@yildarado
@mahcupyanlink
Yıldıray Oğur retweeted
“Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı, tek başıma yapmadım”
Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu, fon krizini “ekonominin 15 Temmuz’u” olarak nitelendirdiği yazısında dikkat çekici iddialara yer verdi:
"Yaptığı işten pişmanlığı geçtim; ‘Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı, tek başıma yapmadım, sadece ben mi yaptım’ gibi hadsiz konuşmalar da kulaktan kulağa dolaştırılıyor.
Zira karşı karşıya bulunduğumuz durum sadece aşırı kazanç peşinde olanların tamahkârlığı değil, aynı zamanda ekonominin 15 Temmuz’unu yaşıyoruz.
Birileri 15 Temmuz sonrasında kendi FETÖ’cüsünü kurtarma derdindeydi, ne yazık ki şimdi de birileri kendi foncusunu kurtarma gayretinde…”
serbestiyet.com/haberler/ogl…
Yıldıray Oğur retweeted
Serbestiyet'te Etyen Mahçupyan günü
İzlemek için ⬇️
youtube.com/live/bTfQDcJfPGM…
🔺 Erdoğan ve Bahçeli şapkayı önlerine koyacak mı?
🔺 Sırbistan bize masal mı, örnek mi?
🔺 Özgür Özel yeterince yeni olabilecek mi?
Etyen Mahçupyan, saat 12:00'de Yıldıray Oğur'la Serbestiyet Youtube kanalında canlı yayında.
@yildarado
@mahcupyanlink
Bugünkü yazı: Bir gün bir özel harekât polisi, bir siyaset bilimi profesörü borsada…
karar.com/yazarlar/yildiray-…
İktidara yakın tvlerde fon gündemi gittikçe silikleşiyor, Azerbaycan konuşmak zaten yasak, geriye kaldı sadece Sarıgül’ün renkli hayatı…
İlk kez sosyal medyada fon dolandırıcılarını savunmak için troll hesaplar da devreye sokuldu.
Ama anlaşılan adli soruşturmanın ilerlemesi konusunda farklı yaklaşımlar var.
Bunu Ertan Aydın’ın başına gelenlerden anlıyoruz.
Fon soruşturmasında tutuklanan eski AK Parti milletvekili ve siyaset bilimi profesörü Ertan Aydın, Haziran 2025’te Tera’dan ayrılmıştı.
Ama sonra siyaset bilimi profesörü, eski bir siyasetçi olarak başka bir borsa şirketinin yönetimine girmişti.
Kuyaş’ın.
Peki Kuyaş nasıl bir şirket?
Hikâye bizi eski bir özel harekât polisine götürüyor.
Ekrem Korkmaz.
Resmî özgeçmişine göre 2003’te başlayan polislik kariyeri 18 yıl sürmüş.
Özel Harekât’ta çalışmış. Kendi anlatımına göre 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Özel Harekât Daire Başkanlığı’ndaymış.
Irak’taki Süleymaniye Başkonsolosluğu’nda ve Suriye’deki Barış Pınarı Harekâtı bölgesinde görev yapmış.
Mart 2021’de emniyetten ayrılmış.
Beş ay sonra nerede karşımıza çıkıyor?
Borsada.
İstanbul’daki kuyumcu esnafının kurduğu Kuyaş’ın yönetiminde.
Ama daha ilginci bundan sonra oluyor.
Korkmaz dokuz ay sonra Kuyaş’tan ayrılıyor.
Hemen sonra Kuyaş hisseleri şişirilmeye başlanıyor. 2022’nin son üç ayında yaklaşık yüzde 284 yükseliyor.
2026’da ise temmuz sonundan ekim sonuna kadar yaklaşık yüzde 87,5 değer kaybediyor.
Peki Korkmaz Kuyaş’tan ayrıldıktan sonra ne yapıyor?
Yalnızca 83 gün sonra başka bir borsa şirketinin başına geçiyor.
29 Temmuz 2022.
Ekrem Korkmaz, Pera Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’nın yönetim kurulu başkanı oluyor.
Başkan vekili ise Erdin Özel.
Pera o tarihe kadar Mehmet Kutman’ın Global Yatırım Holding grubunun kontrolünde.
Korkmaz ile Özel şirketin yönetimini üstleniyor.
Bir süre sonra Tera, Pera’ya ortak oluyor.
Sonunda şirketin adı Tera Yatırım Teknoloji Holding’e dönüşüyor.
Peki hisseler?
2023 sonunda 1,20 lira seviyesindeki hisse Ağustos 2026’da 51,85 liraya kadar yükseliyor.
Yaklaşık 43 kat.
Sonra ekim ayında 2,83 liraya kadar düşüyor.
Zirveden yüzde 94,5 kayıp.
Ama bu eski özel harekât polisini durdurmuyor.
Üçüncü durağa geçiyor.
Papilon Savunma.
Papilon’un büyük ortaklarından Atakan Öztiryaki, Haziran 2025’te şirketin yönetimine girmek istediğini açıklıyor.
Bir ay sonra mevcut yönetimin değiştirilmesini öneriyor.
Peki yerine kimi getiriyor?
Ekrem Korkmaz’ı.
Öztiryaki ise yeni yönetimde yer almıyor.
Daha da ilginci, aynı günlerde yaklaşık 10 milyon Papilon hissesi satıyor.
Haziran 2026’da Korkmaz Papilon’dan ayrılıyor.
Yerine kim geliyor?
Ferudun Çavuşer.
2021’de Korkmaz’la birlikte Kuyaş’ın yönetimini değiştiren isim.
Beş yıl sonra Papilon’da Korkmaz’ın koltuğuna oturmuş.
Tesadüfler bizi yeniden Kuyaş’a getiriyor.
2026 Şubat ayında Kuyaş’ın yönetimine Ertan Aydın, Mehmet Selim Bağlı ve İbrahim Dalmış giriyor.
Aydın eski AK Parti milletvekili ve Erdoğan’ın eski danışmanı.
Bağlı eski SGK Başkanı ve eski bakan yardımcısı.
Dalmış, Aydın’ın Pollmark’tan eski ortağı.
12 Ekim’de Aydın ve Dalmış aynı gün istifa ediyor.
Kuyaş’ın eski yönetim kurulu başkan vekili Abdullah Dal da aynı fon soruşturmasında tutuklandı.
Bu arada Kuyaş’ın yönetimine Re-Pie yöneticileri girmiş.
Re-Pie’nin Tera ve Bulls’la ortak yatırımları var.
Şimdi hikâyenin başına dönelim.
Üç şirket.
Üçünde de olağanüstü hisse hareketleri.
Üçünde de yönetim değişiklikleri.
Ve bu değişikliklerde tekrar tekrar karşımıza çıkan aynı eski polis.
Ama artık araştırılması gereken şey yalnızca hisselerin neden yükselip düştüğü değil.
Bu şirketlerin yönetimlerini kimler değiştirdi?
Korkmaz’ı kimler göreve getirdi?
Büyük ortakların sattığı hisseleri kimler aldı?
Bir özel harekât polisi, bir siyaset bilimi profesörü bir gün borsada ne iş yaptı?
Yıldıray Oğur retweeted
İsrail’de seçimlerin en büyük kazananı Arap partileri…
Sandık çıkış anketlerine göre iki Arap blokunun toplam sandalye sayısı 10’dan 17’ye yükseldi.
Ortak Arap Listesi’nin merkezinde kutlamalar var.
Kutlamalarda “Ben Gvir defol” sloganları atıldı.
Netanyahu bloku 50, muhalefet 53 sandalyede kalırken Arap partileri yeni hükümetin kurulmasında kilit konuma geldi.
Yıldıray Oğur retweeted
Haaretz’in sandık çıkış anketi: Netanyahu çoğunluğu kaybetti. Arap partileri ‘king maker’ oldu
🔵 Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloku: 53 sandalye
🔴 Netanyahu bloku: 50 sandalye
🟢 Arap partileri: 17 sandalye
Partilere göre:
Likud (Netanyahu): 25
Yashar (Eisenkot): 21
Together (Bennett): 14
Ortak Arap Listesi: 10
Demokratlar: 9
Yisrael Beiteinu (Liberman): 8
Ra’am: 7
Birleşik Tevrat Yahudiliği: 6
Otzma Yehudit (Ben Gvir): 6
Dini Siyonizm: 6
120 sandalyeli Meclis’te çoğunluk için 61 sandalye gerekiyor.
10 sandalyeden 17 sandalyeye çıkan Arap partileri yeni hükümetin kurulmasında kilit konuma geldi.
İsrail’de sandık çıkış anketleri: Netanyahu çoğunluğu kaybetti.
Netanyahu’nun iktidar bloku 14 sandalye kaybederek 50 milletvekiline düştü.
120 sandalyeli Meclis’te çoğunluk için 61 sandalye gerekiyor.
Arap partileri ise 10’dan 17-18 sandalyeye yükselerek rekor kırdı.
120 sandalyeli İsrail Meclisi’nde ilk tahminler:
🔴 Netanyahu’nun bloku: 50 sandalye
🔵 Muhalefet: 52 sandalye
🟠 Arap partileri: 18 sandalye
Partilere göre:
Likud: 24
Yesh Atid: 22
Beytenu: 12
Birleşik Liste: 11
Yisrael Beitenu: 9
Demokratlar: 9
Şas: 8
Ra’am: 7
İlk tahminlere göre hiçbir blok tek başına hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor.
Yıldıray Oğur retweeted
Aliyev’in başörtüsü yasağını eleştirenlere “yabancı devlet büyüğüne hakaret” suçlamasıyla gözaltılar…
serbestiyet.com/haberler/ali…
Köklü Değişim Medya Hatay temsilcisi Ahmet Sapa gözaltına alınırken, İstanbul temsilcisi Muhammed Emin Yıldırım gözaltına alınıp serbest bırakıldı.
Aktivist Fatih Erşahin ise Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne ifadeye çağrıldı.
Yıldırım, Azerbaycan’ın 6 gün önce ülkeye girişini yasakladığı 31 Türk vatandaşı arasındaydı.
Suçlama: “Yabancı bir devlet büyüğüne hakaret”
Yıldıray Oğur retweeted
Şule Demirtaş (@Sule_Demirtas) yazdı: Hukuk ve Tabut
serbestiyet.com/yazarlar/huk…
"Abdullah Tırpan, Gülen yapılanmasına ilişkin yargılamada yedi yıl altı ay hapis cezası almıştı.
Ölüm haberini okuduğumda çok üzüldüm.
Yetmiş üç yaşında, ağır hasta bir insanın cezaevinden kaldırıldığı hastanede bacağı kesilmiş, ardından yoğun bakıma alınmış ve hayatını kaybetmişti.
Kendime soruyorum: Nasıl bu kadar merhametsiz olabiliyoruz?
Bir insanın hastalığını duyduğumuzda önce hangi görüşten olduğunu öğrenme ihtiyacı nereden geliyor?
Ailesi tedavisi için yardım isterken, acısına yakınlık duymak için kendisini tanımamız mı gerekiyor?
Tutuklama kararı herkes için hukukun aradığı şartlarla verilmeli.
Fatma Betül Hanım için hatırlatılan hakların başkalarının ailelerinden esirgenmesine itiraz ediyorum.
Bir aile babasını kaybettiğinde devletin vereceği cevap, birbirine havale edilmiş kurumların sessizliği olmamalı, olamaz da."
RT @serbestiyetweb: Yunus Emre Erdölen (@yunuserdolen) yazdı: Bir katilin dilemması: İsrail’in kader seçimi
serbestiyet.com/gunun-yazila……
"İsr…
Fon dolandırıcılarında para çok tabii.
Aynı anda onlarca troll hesaba istediğini yazdırabiliyorsun
“Akraba bağları dolayısıyla suç isnadı” derken tam olarak kimi/kimleri kastediyorsunuz, açıkça yazsanız da kimle muhatabız, kim telaşlanıp sosyal medyaya para bastı öğrensek
Çıkıp kamuoyu önünde kendini savunamayan fon dolandırıcıları için tetikçilik yaparken en azından para alıyorsunuzdur inşallah.
Akrabalık suç değil de milleti dolandırmak, nepotizm bayağı büyük suç.
Kendini böyle ele vermek ise büyük aptallık…
Akraba meselesi: Biraz da Yıldıray Oğur'un abisinden bahsedelim
Biriyle akraba olmak ya da arkadaş olmak SUÇ teşkil ediyor görüntüsü verilerek yazı yazılabiliniyorsa o vakit Oğur kardeşlere bakmak lazım. Mantık bu ya...
Yıldıray Oğur son zamanlarda akraba ilişkileri üzerinden yazıyor.
Kimin kimin yeğeni, kimin kimin damadı, hangi kurumun hangi koltuğunda kimin kardeşi oturuyor…
Güzel bir algı yöntem.
O zaman aynı yöntemi bir de kendisine uygulayalım.
Hem akraba ilişkilerine hem de yıllar içinde kimin yanında durduğuna. Öncelikle abisinden bahsedelim.
Hikâye uzun. Başlık başlık gidelim.
Taraf'ın yazı işleri masası
Yıldıray Oğur'u geniş kitleler Taraf'tan tanıdı.
2007'den 2013'e kadar o gazetede köşe yazdı, gazetenin yazı işleri müdürlüğünü yürüttü.
Bugün FETÖ'nün yayın organı olarak anılan Taraf'ın.
Aynı masada Mehmet Baransu vardı.
O yıllarda bugün kumpas olarak anılan pek çok haber o masadan çıktı.
Bunu hatırlatmak bir suçlama değil. Sadece bir künye bilgisi.
Yıldıray Oğur'un da başkaları için sık sık hatırlattığı türden bir bilgi.
Balyoz kumpasından Fenerbahçe'ye operasyona kadar Taraf'ın FETÖ adına çektiği operasyonları saymak çok zaman alır.
Abi meselesi: Ankara'dan Güney Afrika'ya
Asıl akraba hikâyesi burada başlıyor.
Yıldıray Oğur'un bir abisi var: Turgay Oğur.
Genç Siviller hareketinin kurucularından. FETÖ'nün ODTÜ imamı olduğu ileri sürülen, Fethullah Gülen'den "Hocaefendi" diye bahseden biri.
15 Temmuz'un ardından, 25 Temmuz'da FETÖ ile ilişkisi olan 42 gazeteci hakkında yakalama kararı çıktı. Listede Turgay Oğur da vardı. Gerekçe, FETÖ'nün medya yapılanması içinde yer almaktı.
Turgay Oğur o kararın gereğini beklememişti.
Eşi Neslihan Er Oğur'la birlikte, darbe girişiminden sonra pek çok FETÖ firarisi gibi Güney Afrika'nın yolunu tuttu. Haberi Ocak 2017'de çıktı.
"Kimin kardeşi kim" sorusunun en kolay cevaplandığı yer herhalde burası.
Bir de Turgay Oğur'un kaçmasına kim veya kimler destek vermişti? Hala bu sorunun cevabı yok, birileri bu soruların üstünü profesyonel bir şekilde kapattı.
Bir imza: "Gazeteciler Derhal Serbest Bırakılsın!" Peki kim bu sözde gazeteciler.
Aralık 2014.
FETÖ'nün medya yapılanmasına operasyon yapılıyor.
Zaman gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca gözaltında.
Hemen bir kampanya başlıyor: "Gazeteciler Derhal Serbest Bırakılsın!"
İmzacılar arasında tanıdık bir isim var: Turgay Oğur.
Yani yapının medyadaki en tepe isimlerine yönelik operasyona karşı açık bir tavır.
Bir imza bazen bir köşe yazısından daha çok şey anlatır.
"Demokrasi kaza yaptı" mı?
28 Ekim 2015.
Bugün TV ve Kanaltürk'ün kapatıldığı, polisin binaya girdiği gün.
Turgay Oğur, polisin sokağa çektiği şeridin fotoğrafını paylaşıyor ve altına şunu yazıyor:
"Bugün TV ve Kanaltürk binasının olduğu sokağı polis KAZA YERİ şeridiyle kapatmış. Demokrasi kaza yaptı. Haklılar"
Etiket de hazır: #medyamadokunma
Bugün geriye dönüp bakınca, o gün asıl kimin kaza yaptığı daha net görünüyor.
"Eğitime en büyük yatırımı yapan dini hareket"
Mayıs 2016. Darbe girişimine iki ay var.
Turgay Oğur, yazısında konuyu bir şekilde FETÖ'ye getiriyor ve şöyle yazıyor:
"Eğitime en büyük yatırımı yapan dini hareketin lideri Fethullah Gülen'in henüz toy bir delikanlı olduğu zamanlardı.
Binlerce ilkokul, Anadolu lisesi, fen lisesi, üniversiteye ulaşacak hareket henüz başlangıç düzeyinde bile değildi."
Devletin içine sızmanın en temel aracı olan o okul ağı, bu satırlarda masum bir eğitim seferberliği gibi gösteriliyor.
Tarih Mayıs 2016. Altını bir kez daha çizelim.
Abiden bu kadar.
Şimdi kardeşin kendi kalemine dönelim. Çünkü akraba ilişkileri kadar, bir yazarın yıllar içinde kimi savunduğu da bir şey anlatır.
Devam edeceğiz..
Başladık
Serbestiyet Seçim Festivali: Sırbistan, Brezilya, İsrail ve ABD teapawt.net/i/broadcasts/1nxeLMNMb…
11’de canlı yayındayız
🗳️ Serbestiyet Seçim Festivali: Sırbistan, Brezilya, İsrail ve ABD
Yıldıray Oğur (@yildarado) ve Yunus Emre Erdölen(@yunuserdolen) canlı yayında konuşuyor.
İzlemek için⬇️
youtube.com/live/6wfKvfvdzyg…
📅 27 Ekim Salı, 11.00
📺 Serbestiyet YouTube kanalında.
























