IJMES’de yayımlanan makalemde, Mickey Mouse’un Türkiye’ye gelişiyle birlikte Cumhuriyet aydınları arasında Amerikan kültürünün Türkiye’deki geleceği üzerine ortaya çıkan tartışmayı ve bu tartışmanın modernizm ve kapitalizm eleştirileriyle ilişkisini ele aldım.
Kısaca, 1930’lu
agah enes retweeted
Koçu'dan Ansiklopedi'de Eksantrik Kurgular
❝‘Hippi Ozanı’ Mehmet Gökçınar, İstanbul Ansiklopedisi’nin 11. cildinde Koçu’nun hayal gücüyle yaratılmış en sıra dışı figürlerden biridir. İlk kez ‘Esrarkeş Turistler’ maddesinde beliren Gökçınar, 1970’lerin karşı kültüründe sokaklarda yaşayan, esrarla sınanan, hem kadınlarla hem erkeklerle ilişkiler yaşayan bir halk ozanı olarak kurgulanır.
Şiirleri, Âşık Razi ve Ali Çamiç Ağa’nın dizeleriyle örtüşür; çevresindeki ‘yaverler’ ise Koçu’nun eski tiplerinin hippi uyarlamalarıdır. Sabiha Bozcalı imzalı illüstrasyonlar, kurmaca ile gerçeğin nasıl birleştiğini gösterir.
Arşiv fotoğraflarını yeniden üreterek Gökçınar’a metinsel ve görsel bir beden kazandıran Koçu, düşsel bir figürü neredeyse gerçek kılar. Gerçekteyse Gökçınar, gazetelerden derlenen haberler ve Koçu’nun kurgu gücüyle yoğrulmuş bir bileşimdir.❞
✒️ Agah Enes Yasa
📜 İstanbul’un Son Masalcısı
📚 Aktüel Tarih 15, Bektaşîlik
Osmanlı sanayisi Türkiye’de uzun zamandır daha çok yokluklar, eksiklikler ve “neden sanayileşemedik?” sorusu üzerinden anlatılıyor. Peki gerçekten hikâye bundan mı ibaret? Aktüel Tarih’in 19. sayısında, Osmanlı sanayisini ilk kez popüler bir tarih dergisinin geniş okuyucu
"Türkler/Osmanlılar ticaretten anlamaz, her şey gayrimüslimlerin elindeydi biz köylüydük 😓😓" diye self-oryantalizm yapanlar, bu videoyu iyi izlesin. Orta Avrupa ticaretini gayrimüslim Osmanlı tüccarlarıyla beraber kontrol eden beşeler, yani çoğu yeniçeri kökenli tüccarlar⬇️
Doğan Avcıoğlu, kendi kuşağı içinde bir “davası” olduğu için belki bir kırılma yaratıyor. Bugün de süren etkisine rağmen dokunulmaz değil tabii. Emre Can Dağlıoğlu’nun Avcıoğlu üzerine yazdığı, çok yerinde eleştiriler içeren bir makale var. Türkiye’nin Düzeni’nin
agah enes retweeted
Hukuki olarak 1932'de kuruldu, evet, bizzat İsveçli Gislaved firmasının ortaklığıyla ve teknik desteğiyle kuruldu; kurucuları İshak Kohen ve akrabaları idi; Rafael Torel kurucusu değil, ilk döneminde üretimden sorumlu şef ve daha sonra müdürü idi.
Detaylar için: teapawt.net/akanselylcnky/status/2…
agah enes retweeted
Replying to @aktueltarih_
@aktueltarih_
@ToplumsalTarih
-Aktüel Tarih dergisinin bu ay yayınlanan "Osmanlı Sanayii" başlıklı 19. sayısındaki Çöküş Miti odaklı Şevket Pamuk röportajı ve Yerli Burjuva odaklı Ayhan Aktar röportajı yanında tüm diğer dosya yazıları ile
-Toplumsal Tarih dergisinin Ekim 2026 sayısındaki "Osmanlı Ekonomisi ve Dünya Sistemi" dosyasındaki yazılar
birlikte okunduğunda hiç şüphesiz kafamızda birbiri ardına çiçekler, güller ve dahi güneşler açacaktır :) – at Üsküdar, İstanbul
Bu arada İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Hanım son derece bilinçliymiş bu konuda. Babasının terekesiyle sözde bir müze yapılamayacağını biliyor. Tebrik etmek lazım.
Vakti zamanında “vatan haini, terör sempatizanı” dedikleri insanlarla bugün büyük enstitülerin sempozyumlarında takiyyeci bir nezaketle gülüşen; kullandığı “sosyal bilimsel” kavramları daha dün ChatGPT’den öğrenmiş; 110 sene evvel bir azınlık grubuna yapılanlar için “iyi olmuş”,
Burkay Bey, serzenişinizde haklısınız ama sanırım artık meselenin kültürel boyutunu da kabullenmek gerekiyor. İçki, bizim toplumumuzun genelinde gündelik hayatın ve sofra kültürünün bir parçası değil. Öyle olsaydı, üzümün önemli bir kısmı kurutulmak yerine şarap üretiminde
+ Türkiye, Portekiz'in 3 katı bağ alanına sahip ama bizden 10 kat fazla şarap üretiyorlar (700 milyon litre vs 70 milyon litre) Bizim üzümlerimizin çok büyük bir kısmı kuru üzüm olarak ihraç ediliyor, kalanı da sofralık üzüm, rakı ve şarap üretiminde kullanıyoruz.
Velhasıl üzümün anavatanındayız, güzelim şaraplık üzümlerimiz var ve dünyada 'şarap ülkesi' olarak anılmıyoruz...
tükettiği bir üründen ibaret değil siz daha iyi biliyorsunuz. farklı toplumsal kesimlerin gündelik hayatına girmiş, dolayısıyla endüstriyel ölçekte üretimi ve geniş kitlelere ulaşan bir piyasayı mümkün kılmış bir tüketim nesnesidir. Elbette Türkiye’deki yüksek vergiler başlı



























