Pinned Tweet
#Ethocide is a #crime of conscience and its punishment, if convicted at a competent tribunal, is public disgrace and shame.
#1915Facts
FATSR – BİTDEFE ✒️ retweeted
The answer to your idiotic question:
1) 75,000 Cypriots haven’t been murdered. All Cypriots are free, tourism, healthcare all thrive.
2) Check out how the 2 Cypriot leaders are currently engaged in UN peace talks to reunify the island, as they have been for 50 years. Unlike Netanyahu.
3) Thousands of Israelis now live in Cyprus.
FATSR – BİTDEFE ✒️ retweeted
Almanya, sömürgecilik döneminde Namibya’da işlediği suçların bedelini nasıl ödeyecek?
Konu yine meclis gündemindeydi…
FATSR – BİTDEFE ✒️ retweeted
I love the fact that RadioGenoa can’t really pin the problem on “ze immigrants” because Albania doesn’t have “ze demographic” problem, as such it’s left up to interpretation and vague 😭😭
FATSR – BİTDEFE ✒️ retweeted
🔵 En son yorum yazım:
"PAŞİNYAN’IN NEW YORK TEMASLARININ ARDINDAN: DİASPORA İLE ERMENİSTAN YÖNETİMİ ARASINDAKİ GERİLİM ARTIYOR
[...]
“Apolitik” İddiası ve “Artsakh” Meselesi: Temel Bir Çelişki
All-ASA ve benzeri örgütlerin “apolitik” kalma iddiası, özellikle “Artsakh” meselesi söz konusu olduğunda ciddi bir sorgulamaya açıktır. “Artsakh”ı savunan, 2020 ve 2023 yenilgilerini kabul etmeyen, bölgenin geri dönüşünü veya uluslararası statüsünü talep eden bir tutum, tanımı gereği siyasi bir pozisyondur. Bu yaklaşım; toprak iddialarını, tarihsel anlatıları, mevcut Ermenistan hükümetinin dış politika tercihlerini ve bölgesel gerçeklikleri doğrudan sorgulamaktadır. Dolayısıyla “apolitik” etiketi, bu tür bir savunuculukla birlikte sürdürüldüğünde kavramsal bir tutarsızlık yaratmaktadır.
All-ASA’nın faaliyet geçmişi de bu çelişkiyi desteklemektedir. Örgütün ARF “Shant” ve AYF ile ortaklaşa düzenlediği protestolar, “Artsakh” odaklı araştırma çağrıları ve dayanışma açıklamaları, belirli bir siyasal çizgiye işaret etmektedir. ARF ve ANCA ağları, “Artsakh” meselesinde Paşinyan hükümetinin “Gerçek Ermenistan” yaklaşımına karşı net bir muhalefet sergilemektedir. Bu bağlamda, All-ASA’nın “apolitik” kalma iddiası, örgüt içi çoğulculuğu koruma çabası olarak anlaşılabilir; ancak “Artsakh”ı savunan ve yenilgiyi kabul etmeyen bir kesimin aynı çatı altında siyasi olarak nötr kalması fiilen mümkün görünmemektedir. Bu durum, New York görüşmesinde ortaya çıkan iç bölünmeyi de açıklamaktadır: Bir kısım öğrenci ve yönetici, hükümetle teması “apolitik” ilkenin ihlâli olarak görürken, asıl gerilim daha derin bir siyasal ayrışmadan kaynaklanmaktadır.
[...]"
Devamı için lütfen tıklayınız: avim.org.tr/tr/Yorum/PASINYA…
FATSR – BİTDEFE ✒️ retweeted
Sömürge tarihi boyunca Avrupalılar tarafından hiç sömürgeleştirilmemiş ülkeler...⤵️
FATSR – BİTDEFE ✒️ retweeted
Sevgili Türk kardeşlerim,
Azerbaycan’ı ilgiyle izlediğiniz ve buradaki gelişmeleri yakından takip ettiğiniz için hepinize teşekkür ederim. Ancak bazı konular var ki, onlara Türkiye’nin gerçekleri üzerinden bakarak Azerbaycan’ı doğru anlamak mümkün değildir.
Azerbaycan’ın laiklik geleneği çok köklüdür. 1918'de kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, Müslüman Doğu’nun ilk laik ve parlamenter cumhuriyetiydi ve 1919'da kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdı. Bu, Müslüman dünyasında bir ilkti ve birçok Avrupa ülkesinden bile önce gerçekleşti. 1901'de Bakü’de Müslüman kızlar için ilk laik okul açıldı.
Bu geleneğin en güçlü sembollerinden biri, 1960'ta Bakü’de dikilen “Azad Kadın” heykelidir. Heykel, çarşafını üzerinden atan bir kadını tasvir eder ve kadının özgürleşmesini, eğitime ve toplumsal hayata eşit katılımını simgeler. Bu anıt bugün de Bakü’nün merkezinde durur ve Azerbaycan halkının değerlerini yansıtmaya devam eder.
Bu yüzden Azerbaycan’da din, hiçbir zaman Türkiye’deki kadar güçlü bir toplumsal etkiye sahip olmadı. Bizde tarikatlara bölünme ya da Sünni-Şii ayrışması yaşanmadı. Hatta pek çok insan Sünnilik ile Şiilik arasındaki farkı bile bilmez.
Sovyet sonrası dönemde Azerbaycan’da dini yaymaya en çok ilgi gösteren devlet İran oldu. İran’ın amacı, Azerbaycan’da Şii ideolojisinin kök salması ve insanların İran’ın dini liderini kendi liderleri olarak görmesiydi. Bugün de aynı hedefi taşıyorlar.
Azerbaycan devletinin attığı adımlar tam da bu nedenle milli çıkarlarımızı, milli değerlerimizi, yüz yılı aşkın laiklik geleneğimizi ve ülkemizin istikrarını korumaya yöneliktir. Bu konuya hassasiyetle yaklaşmanızı temenni ediyorum.
FATSR – BİTDEFE ✒️ retweeted
The Black Sea was “shipping’s deadliest theatre” in July—more dangerous than the Strait of Hormuz.
The longer dangers to shipping persist there, the more global food security is in the line of fire, warns @Tom_deWaal.
carnegieendowment.org/europe…
FATSR – BİTDEFE ✒️ retweeted
We remember with respect our martyr Ahmet Benler, son of late Ambassador Özdemir Benler, assassinated in the heinous attack by the terrorist organizations ASALA and JCAG in The Hague on 12 October 1979.
maps.app.goo.gl/ixBdas2r5yZ5…
BM 1989da Kanada'nın önerisi ile bugünü DÜNYA KIZ ÇOCUKLARI GÜNÜ kabul etti.KIZLARIN BÜTÜN ALANLARDA ERKEKLERLE EŞİT HAKLARA SAHİP OLMASINI SAĞLAMAK
Ülkemizde ATATÜRK Kız çocuklarının eğitimi ile ilkleri başarmış mesleklerinde dünyada ilk olmuş Türk kadını örnekleri mirasımız🇹🇷
FATSR – BİTDEFE ✒️ retweeted
🔵 En son analizim:
“AVRUPA BİRLİĞİ’NİN KIBRIS AÇMAZI: DENGE ARAYIŞI MI, STATÜKONUN TAHKİMİ Mİ?

Batı’nın Kıbrıs sorununa bakışında, henüz politika değişikliği sayılamayacak ölçüde ihtiyatlı, fakat yönü itibarıyla dikkate değer bir nüans belirmeye başlamıştır. Bu nüans, sorunun belirsiz bir geleceğe ertelenmesinin Doğu Akdeniz’deki istikrarsızlığı derinleştireceği, buna karşılık çözümün dışarıdan dayatılamayacağı, tarafların kendi aralarında varacakları bir uzlaşıya bağlı olduğu düşüncesinde yoğunlaşmaktadır. Almanya’da Türkiye çalışmalarıyla tanınan Centre for Applied Turkey Studies (CATS) isimli düşünce kuruluşunun 6 Ekim 2026 tarihli 29 numaralı bildirisi ile Lefkoşa’da düzenlenen Kıbrıs Forumu’nda dile getirilen bazı diplomatik değerlendirmeler, bu arayışın birbirini tamamlayan iki işaretidir. Aynı dönemde Güney Lefkoşa’da icra edilen askerî geçit ise, söz konusu arayışın henüz tutarlı bir siyasete dönüşmediğini göstermektedir.
Günter Seufert tarafından kaleme alınmış ve “Brüksel’deki AB Politika Tıkanıklığı, İstemsiz Biçimde Kıbrıs Statükosunun Süregitmesine Yardım Ediyor” (İng. EU Policy Deadlock in Cyprus - Brussels Unwillingly Helps Maintain the Status Quo[1]) başlığını taşıyan çalışma, Avrupa Birliği’nin (AB) ada siyasetini tarihsel bir bağlama oturtmaktadır. Seufert’e göre Birlik, 1 Mayıs 2004’te Kıbrıs Cumhuriyeti’ni, Rum toplumunun Birleşmiş Milletler (BM) çözüm planını reddetmesinden yalnızca bir hafta sonra ve adanın etkin kontrolünün yalnızca bir bölümünü elinde bulunduran anayasal çerçeve içinde üye kabul etmiştir. Bu tercih, uluslararası hukuk yorumuna ve Yunanistan’ın genişleme sürecindeki ısrarına dayanmakla birlikte, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini müzakere masasında zayıflatmış; Rum yönetiminin ada bütününü temsil ettiği varsayımını pekiştirmiştir. Yeşil Hat Tüzüğü ve Kıbrıslı Türklere yönelik malî yardım programı gibi araçlar bekleneni vermezken, Brüksel’in diplomatik rolü de büyük ölçüde BM çabalarına sözlü destekle sınırlı kalmıştır. Yazarın başat tespiti açıktır: AB’nin bugüne kadarki yaklaşımı, statükoyu değiştirmekten çok onun sürmesine katkıda bulunmuştur.
Belge, bu tespitten dengeli bir siyaset önerisi çıkarmaktadır. AB’nin, Kıbrıslı Türkleri Birleşmiş Milletler parametreleri çerçevesinde eşit muhatap kabul eden çizgiye yaklaşması; müzakerelerin iki toplum arasında yoğunlaşmasını açıkça desteklemesi; geçiş düzenlemeleriyle federal ilkeler ile Birlik serbestilerini uzlaştırması ve ekonomik maliyeti azaltacak güven artırıcı adımları teşvik etmesi gerektiği belirtilmektedir. Ek geçiş noktaları, Yeşil Hat ticaretinde esneklik, karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık meselesi, dil ve yer adı düzenlemeleri bu çerçevede anılmaktadır. Seufert, kapsamlı bir çözümün yalnızca ada halklarının çıkarı bakımından değil, Türk-Yunan deniz yetki uyuşmazlıkları, Türkiye-İsrail ilişkileri ve enerji koridorları tartışmalarının kesiştiği bir bölgede istikrar bakımından da gerekli olduğunu kaydetmektedir. Raporda, statükonun sürmesi hâlinde Kıbrıs’ın, daha geniş bir çatışmanın taşıyıcısına dönüşme riski vurgulanmaktadır. Bu mesaj, tek taraflı kazanım arayışının yerini, tarafların hak ve güvenlik kaygılarını birlikte gözeten bir denge arayışına bırakması gerektiği yönündedir ve geliştirilmeye açıktır.”
Analizimin tamamını okumak için lütfen tıklayınız:
avim.org.tr/tr/Analiz/AVRUPA…
FATSR – BİTDEFE ✒️ retweeted
🔵 My latest:
"Building security in Caucasus: Türkiye-Azerbaijan-Georgia axis" @DailySabah
Click to read my op-ed: lnkd.in/dfddgQHr
FATSR – BİTDEFE ✒️ retweeted
📸 New photo of Turkish F-35A jets on hold in hangars.
Türkiye's six F-35s (serial 18-0001 through 18-0006) have been in US storage since September-October 2019 after Türkiye was removed from the program over the S-400 purchase.
They're legally in long-term storage at Edwards AFB under congressional restrictions.
Türkiye paid ~$1.4B into the program for a planned 100 jets.
FATSR – BİTDEFE ✒️ retweeted
We remember with respect our martyr Çetin Görgü, Press Attaché of the Turkish Embassy in Athens, assassinated on 7 October 1991 in a heinous attack carried out by the terrorist organization “November 17”.
maps.app.goo.gl/Ux1MHjS8ASty…
FATSR – BİTDEFE ✒️ retweeted
In spite of his firm anti-Kemalism, British High Commissioner Sir H. Rumbold concluded that the Turkish forces committed no massacre during the great offensive of 1922, unlike the Greek ones:
🇦🇲🇦🇿 Armenian Speaker Alen Simonyan said Ilham Aliyev’s rhetoric on Yerevan is a mirror response to Armenia’s own claims over the past 30 years.
Simonyan pointed out that Armenian officials long asserted Nakhchivan and Karabakh were Armenian and spoke of one day drinking tea in Baku. He described Azerbaijan’s current statements as the same style of rhetoric now turned back on Armenia.
#Armenia #Azerbaijan #BreakingNews
🇺🇸 ABD ara seçimlerine bir ay kala: İbre nereye dönüyor?
ABD’de Türk toplumunun uzun yıllardır önde gelen isimlerinden @kboztepe’nin, 3 Kasım 2026 ara seçimlerine ilişkin kapsamlı analizini takipçilerimizi okumaya davet ediyoruz
Boztepe, yalnızca anketlere değil, seçmen davranışını etkileyebilecek temel dinamiklere de dikkat çekiyor:
▪ Trump’ın düşen onay oranları
▪ Demokratların ülke genelindeki yükselişi
▪ Bağımsız seçmenlerin tutumu
▪ Hispanik seçmendeki değişim
▪ Hayat pahalılığı, gümrük vergileri
▪ Göç politikaları
▪ ve İran krizinin ekonomi üzerindeki etkileri.
Analizin özellikle önemli bir noktası ise Temsilciler Meclisi ile Senato yarışlarının farklı dinamiklere sahip olması.
Ulusal eğilimler Temsilciler Meclisi yarışlarında daha doğrudan hissedilirken, Senato’nun geleceğini birkaç kritik eyaletteki son derece çekişmeli mücadeleler belirleyecek.
Ancak belki de 3 Kasım’ın asıl sorusu şu:
Trump’tan uzaklaşan seçmen Demokratlara mı yönelecek, yoksa sandığa gitmemeyi mi tercih edecek?
ABD siyasetini ve Türk-Amerikan 🇹🇷🇺🇸 toplumunu uzun yıllardır yakından tanıyan Kaya Boztepe’nin güncel veriler ışığında kaleme aldığı bu kapsamlı ve düşündürücü analizi takipçilerimizin dikkatine sunuyoruz.
📌 Okumaya ve tartışmaya değer.
#ABD #USA #Midterms2026 #USElections
FATSR – BİTDEFE ✒️ retweeted
Herbert von Karajan ve Leonard Bernstein… Sanat dünyasının iki büyük orkestra şefi Okan Bayülgen ve Celal Kadri Kınoğlu ile sahnede hayat buluyor!
Devlerin kapışmasını izleme için yerlerinizi hemen alın – at Zurich, Switzerland
FATSR – BİTDEFE ✒️ retweeted
Almanya'nın kamu yayıncısı SWR, Stuttgart Opera Başkanı Viktor Schoner'e Atatürk hakkında skandal ifadeler kullanma olanağı verdi.
Schoner, Atatürk'ü "vahşet eylemlerine karışmış" kişilerle aynı çerçevede sundu.
Bu kabul edilemez ve harekete geçmeliyiz. Almanya'daki Türkler başta olmak üzere Türkiye'deki tüm siyasi partileri, STK'ları ve baroları bu girişime karşı açık ve demokratik bir kamuoyu tepkisi göstermeye çağırıyoruz.
#Önemli #Bilgilendirme | Alman devlet kanallarından ARD bünyesindeki kamu yayıncılığı kuruluşları arasında 2.büyük kamu yayıncısı SWR, 2027'de planlanan tartışmalı Atatürk Operası’nın yapılmasında büyük rol oynayan Stuttgart Opera Başkanı Viktor Schoner ile röportaj yaparak skandal bir olaya imza attı.
Alman devlet kanallarından SWR'e (Südwestrundfunk) konuşan Stuttgart Opera Başkanı Viktor Schoner şu şekilde skandal açıklamayı yapmıştır:
“Atatürk'ün yalnızca iyi şeyler yapmadığı, aksine birçok vahşet eylemine gerçekten karıştığı gerçeğinin kabul edilmesi gerekiyor.”
Viktor Schoner: “Julius Caesar, Richard Nixon için yazılan Çin'de Nixon operası, hatta Nero bile bir operaya konu oldu.
Sanırım hepimiz bunların son derece şaibeli kişiler olduğu konusunda hemfikiriz.”
Haberin linki:swr.de/~embed/kultur/
Almanya başta olmak üzere yurt dışında yaşayan Türkler ile Türkiye’deki dernek, siyasi parti ve baroların, Viktor Schoner’in düzenlemek istediği organizasyona karşı kamuoyunda tepki gösterelim arkadaşlar..
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik yapılan saygısızlığa karşı bu girişime karşı sessiz kalmayıp ve Stuttgart Operası’na tepki gösterelim arkadaşlar..


































