Pinned Tweet
Siyahi Bilge:
"2 milyon beyazı öldüren Hitler dünyanın en kötü adamı oluyor ama 20 milyon siyahiyi öldüren Belçika kralı 2. Leopold en kötü insanlar listesinde yok!!!"
Bize öğretilen tarihte yanlış
bir şeyler var!
KELEBEK ETKİSİ 🦋 retweeted
Mustafa Sarıgül eli mahkum gidecek kurtuluşu yok ama giderkende çok şey götürecek!
Herkes elinde ne var onu merak ediyor!
KELEBEK ETKİSİ 🦋 retweeted
Kerem, siktr git!
#AdidasBoykot
KELEBEK ETKİSİ 🦋 retweeted
Filistin topraklarını gasbeden silahlı İsrailliler, işgal altındaki Batı Şeria'da gazetecilere, aktivistlere ve Filistinli çiftçilere saldırdı
📌 Rusya-İsrail çifte vatandaşı gazeteci Adele Shoko, ABD'li gazeteci ve aktivist Jasper Nathaniel ile Rusya-İsrail çifte vatandaşı gazeteci Andrey Krasnovski'nin saldırıya uğradığını açıkladı
➜ Silahlı İsraillilerin kendilerini darp ettiğini ve ateş açmakla tehdit ettiğini kaydetti
➜ Saldırıya uğrayan Krasnovski'nin beyin sarsıntısı geçirdiğini ve alıkonulduğu süre boyunca birkaç kez bilincini kaybettiğini ifade etti
v.aa.com.tr/4104352
KELEBEK ETKİSİ 🦋 retweeted
Yıldıray, Ahmet Davutoğlu’yla beraber tarihin çöp kutusuna atılan ‘liberal muhafazakar’ akımın parlak çocuğu. Türkiye’de liberal muhafazakar siyasetin temelini FETÖ attığı için milletin bundan neden nefret ettiğini anlamak istemiyor. Aman ne kadar özgürlükçü, off ne liberal bir aydın diye karşılarında önünü iliklediği herkes ya Fetöcü ya da Pkklı çıktı. Erdoğan 15 Temmuz’da FETÖ’yü, Suriye’de Colani’yi iktidara getirerek PKK’yı bitirdi. Küçümsedikleri Erdoğan’ın tanrılarına rağmen bunu başarması bu tayfada travma yarattı. Gerçekle çabuk yüzleşenler doğru yolu bulurken bunlar kibirinden savruldu.
Muadillerinin itibarı yok. Sponsorları ve yurt dışı fonları olmasa yazdıkları mecraların ayakta kalma şansı yok. En verimli dönemlerinde apartta tutulmayı kendilerine yedirip herkes tarafından nefret edilen tipe dönüştüler. Böyle olunca da gazeteci kimliğinin yerini tetikçilik alıyor.
Bir "kıskançlık" yazısı: Yıldıray Oğur ve Haluk Levent
11 Şubat 2023. Depremin beşinci günü.
Devlet tüm imkanlarıyla Asrın Felaketi'ni yaşayan insanları kurtarmaya çalışıyor, 11 ilde afeti yaşayan insanlara yardımları ulaştırıyor.
Yıldıray Oğur ise o gün başka bir şeyin derdinde.
Bir yazı yazıyor. Hem de canhıraş bir yazı.
Konusu, kurucusu Haluk Levent olan AHBAP'ı savunmak.
Ona göre ortada bir "AHBAP'a karşı kampanya" var.
Kampanyanın hedefinde de "deprem yardımlarında devletten daha güvenli bulunan AHBAP ve Haluk Levent."
Kampanyanın işaretini kimin verdiği de Yıldıray Oğur'a göre belli: "Bu cesareti ve işareti nereden aldıkları dün Cumhurbaşkanı ve Fuat Oktay'ın deprem yardımlarında AFAD'ı işaret eden konuşmalarından anlaşılıyor."
Sonra o cümle geliyor:
"Depreme müdahalede çuvallayan Ankara, bu açığı şefkatli eliyle doldururken yalnız olmak, vatandaşının başını başka ellerin okşamamasını istiyor."
Ve devamı: "Tabii haklı olarak başka bir yardım kurumuna teveccühü kıskanıyor."
Hikâye yazmak da başarılı olan Yıldıray Oğur için konu basit:
"Bir tarafta kıskanç, beceriksiz, çuvallayan bir devlet."
"Öbür tarafta şefkatli, güvenilir, temiz bir dernek."
Tüm devlet kurumları 11 ilde sahadayken ve en önemli konu devlet otoritesi ve koordinasyonuyken Oğur'un yazısı tam da bu otoriteyi ve koordinasyonu hedef alıyordu.
AHBAP'a yöneltilen eleştiriler o yazıda birer soru değil, bir "kötü niyetli bir kampanya." Ahbap konusunda uyaranlar da "trolllerdi" tıpkı bugün kendisi hakkında eleştirilere troll kampanyası dediği gibi Haluk Levent hakkındaki eleştirilere de o gün troll kampanyası diyordu.
Yıldıray Oğur için o gün "Ankara çuvalladı", "devlet kıskanıyor" demek yetiyordu.
Aradan üç buçuk yıl geçti.
Bu hikâyenin iki tarafına da ne olduğuna bakalım.
Önce "devletten daha güvenli" olana.
Temmuz 2026.
Haluk Levent'in yurt dışına çıkış yasağı var. Dosyaya yansıyan bilgilere göre yine de 10 Temmuz için Düsseldorf ve Hannover biletleri alınmış.
Havalimanında yasağı öğrenince geri dönüyor, telefonlarını kapatıp İzmir yönüne doğru yola çıkıyor.
Savcılığın ifadesiyle "İzmir yönünde seyir halindeyken" yakalanıyor.
12 Temmuz'da Bursa'da gözaltı. 16 Temmuz'da tutuklama.
Suçlamalar: Dernekler Kanunu'na muhalefet, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, örgüt kurma ve üyeliği.
Yıllardır "en güvenilir" diye anlatılan derneğin arkasındaki ilişkiler ağı ise dosyada tek tek sıralanıyor.
Savcılığın anlattığı tablo şöyle:
Dernekten, Levent'in kullandığı ve asistanı Yeliz Kaya adına açılmış hesaplara yaklaşık 120 milyon lira.
Kardeşi Berkant Acil'le bağlantılı hesaplara toplam 125 milyon 765 bin lira.
Evet, kardeşi.
Akraba ilişkileri üzerinden yazmayı seven bir yazar için kaçırılmayacak bir ayrıntı.
Devam edelim.
Derneğin kurucularından Alper Çelik'in hesaplarından 2020-2026 arasında 990 milyon liralık bahis yani kumar. Bu kumarı Alper Çelik'in mi yoksa Haluk Levent'in mi oynadığı ya da oynattığı netlik kazanacak. Bu paranın kaynağı AHBAP mı değil mi ona da mahkeme karar verecek?
Hemen Şubat 2023'e tekrar dönelim. O günlerde Haluk Levent'i eleştirenler ne demişti? "Bu adam kumar bağımlısı bu adama güvenmeyin." Yıldıray Oğur ne demişti? "Kıskanmayın, devlet çöktü AHBAP şefkat eli."
Temmuz 2026'ya dönelim.
Kumarda kaybedilen para 390 milyon lira. Savcılığa göre bu bahisleri, kendi adına banka hesabı kullanamayan, çekleri karşılıksız çıkan Haluk Levent oynuyor.
Ve savcılığın şu cümlesi: Bağışlar, "6 Şubat 2023 tarihli deprem felaketinin yarattığı menfi ve acı dolu duygular altında bulunan" insanlardan toplanmış. İddiaya göre sonra şahsi hesaplara aktarılmış, bahiste kullanılmış, üçüncü kişilere gönderilmiş.
Bir de bir iş insanı var.
Yetim kız çocukları için yurt yapılsın diye derneğe gayrimenkullerini verdiğini söylüyor. Basında yazılanlara göre 21 tapu önce Yeliz Kaya'ya geçmiş, 24 saat sonra da başka birine.
Yetim kızlar için verilen tapular.
24 saat.
Tabi burda bir para aklama olayı mu var bir dolandırma mı bunu da savcılık ve mahkeme ortaya çıkaracaktır.
Peki Haluk Levent ne diyor?
Cezaevinden yazdığı mektupta bağış paralarını çalmadığını söylüyor. Dernekten kişisel borç aldığını söylüyor.
Yardımları alıp şahsi kullanımına aldığını itiraf ediyor aslında.
Ama aynı mektupta şunlar da var:
"Kumar tutkum ara sıra gelir. Özellikle battığım, iflas ettiğim dönemlerde kumar oynarım. Çok yüksek borçlanırım."
"Yüzlerce insandan borç aldım."
"Hırsıma ve zaaflarıma yenildim."
Yıldıray Oğur'un savunduğu Haluk Levent aslında bir kumar bağımlısı. Bunu kendisi de itiraf ediyor.
Son bir yılda dernek tüzüğüne aykırı biçimde 50 milyon liralık altın alımı ve arazi teminatıyla borçlandığını da kendisi kabul ediyor.
Mahkeme son sözünü henüz söylemedi.
Ama Ağustos'ta mahkeme derneğin bütün faaliyetlerini durdurdu, yönetimine kayyum atadı. Savcılık derneğin kapatılmasını istiyor. Gerekçe: kuruluş amacından sapmış olması.
Şimdi o cümleye tekrar dönelim: "Deprem yardımlarında devletten daha güvenli bulunan…"
Güvenilen derneğin kurucusu, kendi itirafıyla, bir kumar tutkusunun ve borç sarmalının içindeydi.
"Şefkatli el" denilen şey, savcılığa göre, bahis sitelerine uzanıyordu.
Şimdi de Yıldıray Oğur'a göre "çuvallayan Ankara"ya bakalım.
Aynı üç buçuk yılda o "kıskanç" devlet ne yaptı?
60 bin 763 binanın enkazı 68 günde kaldırıldı.
11 ilde, 174 bölgede 3 bin 481 şantiye kuruldu. Yaklaşık 200 bin mimar, mühendis ve işçi çalıştı. Günde ortalama 550 konut. Saatte 23.
2025'in sonunda 455 bin 357 bağımsız bölüm hak sahiplerine teslim edildi. Bunların 367 bin 995'i konut, 65 bin 672'si köy evi, 21 bin 690'ı iş yeri.
Yalnızca Hatay'da 153 bin 755 konut.
Bunlar bir derneğin karar defterindeki rakamlar değil.
Sahada duran, anahtarı teslim edilmiş, içinde insanların yaşadığı evler.
Peki Oğur'un yazısı ne yaptı?
Enkaz başında, insanların bağışını nereye yapacağına karar verdiği günlerde, devleti beceriksiz ve kıskanç, bir derneği ise güvenilir gösterdi.
Bağışçı o günlerde kime güveneceğini sorarken, okuduğu köşe yazısı ona devlete değil Haluk Levent'e güvenmesini söylüyordu.
Bugün o bağışçılar savcılık dosyasında "acı dolu duygular altında bulunan" insanlar olarak geçiyor.
Ya da aldatıldık diyorlar. Yıldıray Oğur da bu aldatma eyleminin faillerinden biri.
Milletin yardım duygusu o günlerde bu ülkenin en değerli sermayesiydi.
Savcılık dosyasına bakılırsa, o duyguyu istismar ettiği iddia edilen şahıslar ve yapılar vardı. Ve o şahıslara, o yapılara enkaz başında kalkan olan bir köşe yazısı.
Oğur o yazıda Haluk Levent'te karşı bir kampanyadan şikâyet ediyordu.
Halbuki o günlerde gerçekten bir kampanya vardı: Devletin afet yönetimindeki gücüne ve kurumlarına duyulan güveni sarsma kampanyası.
O kampanyanın taşeronluğunu kimin yaptığını bugün yeniden konuşmak gerekiyor.
Yıldıray Oğur başkalarına sık sık aynı soruyu sorar: Dün ne yazdın, bugün ne diyorsun?
Aynı soruyu biz de soralım.
"Devletten daha güvenli" bulunan dernekteki skandalları artık herkes biliyor. Kurucusu kumar borçlarını cezaevinden mektupla anlatıyor.
"Çuvallayan Ankara" ise 455 bin anahtar teslim etti.
Oğur o yazıyı bugün yeniden yazsa, aynı cümleyi kurar mı?
Devlet kıskanmış mıydı, bilmiyoruz.
Ama kıskanılacak bir şey olmadığı artık anlaşıldı.
Geçmiş olsun AHBAP'a güvenenlere…
Tabi bir de Yıldıray Oğur'un AHBAP'ı savunmak için kurduğu "iktidar şerik (ortak) kabul etmiyor" cümlesinin gerçekte iktidar Haluk Levent'in milleti dolandırmasını istemiyormuş olduğu da anlaşılmış durumda.
Şimdi Yıldıray Oğur'un bu yazısı üzerinden bir AHBAP ve Haluk Levent Şeması da çıkar mı?
Yıldıray Oğur yazılarımıza devam edelim mi?
KELEBEK ETKİSİ 🦋 retweeted
Ege’de Türk gemisine saldırı olursa,
Bedeli Tel Aviv’de, Atina’da sorulur!
İlk kurşunu sıkacaklara uyarı: Ege’de
harita değişir, İsrail ‘haritası’ kalmaz.
Çok tehlikeli günlere girildi.
Nükleer saldırı planları var.
O zaman İsrail imha edilir…
ysafak.com/4868105/p/x
MUSTAFA SARIGÜL Muhtar'ın ayarladığı çocukları
LİDERLİK KAMPI bahanesiyle Belediyedeki
Makam odasına götürüyordu..
C.D. isimli biri lise yıllarında yine bu organizasyonlardan birinde Sarıgül'le tanışmış. Şişli Belediyesinin Genç Liderler veya Liderlik Kampı diye 3 ayda bir tekrar ettiği bir organizasyon var.
Lise öğrencilerini alıyorlar kamp şeklinde, lise öğrencilerini alıyorlar Uludağ'da, Şile'de veya Kumburgaz'da otellere götürüyorlar. Onlara siz lidersiniz, şöyle aslansınız, böyle kaplansınız...
Bu şahsın ifadesine göre, bu C.D. Sarıgül döneminde Şişli Belediyesinde çalışmaya başlamış bilgi işlem servisinde. Diyor ki bir muhtar var diyor bu asıl bu işleri organize eden, yani bu organizasyonu belediye adına yapan bir muhtar adını da veriyor.
Şimdi o muhtar gözaltında. Bu muhtar gözüne kestirdiği lise öğrencilerini, kız ya da erkek fark etmiyor, Sarıgül'le tanıştırıyor.
Orada bir yemin ettiriyorlar böyle liderlik yemini işte, "Ülkeye hizmet edeceğime, Sarıgül'e söz veriyorum." Böyle bir...
Diyor ki bir şekilde bunlarla yakınlaştırıyordu, sonra belediyeye gidiyordu bu çocuklar. Sarıgül'ün orada odası var, makam odası var, bilmiyorum neresini nasıl anlatayım yani.
İşte o arkadaki odaya götürüyor, masaj yapın falan filan derken oradan şey yapıyor çocukları... Lise öğrencisi, lise öğrencisi 2 tane erkek, şimdi somut tespit edilen 2 erkek öğrenci var, 2 tane kız öğrenci var.
Bu kız öğrenciler kardeş, abla-kardeş. Peki savcılık bu öğrencilerle temas kuruyor mu? Tabii, savcılık o öğrencilerle temas kuruyor.
Onlardan 2 tane bir de gözaltında hem şüpheli hem mağdur olarak ele almış savcılık. Çünkü Sarıgül'ün sonradan ilişkileri de devam etmiş başka türlü şekilde.
Epstein dedikleri de bu mu oluyor yani? Yani Epstein dedikleri bu, resmi makamlar da bu yorumu yaptılar. Orada bir ada vardı, burada ne var? Oteller var, burada da kamp var, gençlik kampları var.
#MustafaSarıgül
KELEBEK ETKİSİ 🦋 retweeted
Lübnanlı Aktivist Mohamad Safa ;
-"Bütün Dünya Bu Belgeyi Görmeli."
-"israilli Devlet Başkanı Şimon Peres, 1937'de Filistin Vatandaşlığına Başvurdu."
-"Tarih Değiştirilemez..."
KELEBEK ETKİSİ 🦋 retweeted
Sarıgül yerli Epstein adası kurmuş mağdurların ifadeleri ortada, Özgür Özel ise hala falan filan diyor tam anlamıyla kepazelik....
Mustafa Sarıgül eli mahkum gidecek kurtuluşu yok ama giderkende çok şey götürecek!
Herkes elinde ne var onu merak ediyor!
KELEBEK ETKİSİ 🦋 retweeted
Mustafa Sarıgül'ün Yeni Partili bir çok isimle gizli kaydı varmış.
İlerleyen günlerde çok ilginç şeyler konuşacağız.
Allah'ım aklımıza mukayyet ol !
KELEBEK ETKİSİ 🦋 retweeted
Siyasî kadrosunu barlardan toplayan bir parti olur mu?
Oluyor!
Yeni Parti'nin İstanbul il başkanı Özgür Çelik,
Taksim'de abisiyle birlikte "gaybar" işletirken bir anda siyasete atılmaya karar veriyor.
Ne hikmetse soluğu Mustafa Sarıgül'ün o dönem kurduğu, Türkiye Değişim Partisi'nde alıyor.
Mustafa Sarıgül CHP'ye dönünce Özgür Çelik de CHP'li oluyor.
Hatırlayın Özgür Özel de Etimesgut'a başkan yaptığı Erdal Beşikçioğlu'nu Ankara'da bir barda tanıyıp siyasetle hiç alakası olmadığı hâlde belediye başkan adayı yapıvermişti .
Son yaşanan olaylar ve Sarıgül'ün korumasının itiraflarını da göz önüne getirdiğimizde
Sarıgül ile Özgür Çelik'in gaybarda tanışma ihtimali var mıdır?
KELEBEK ETKİSİ 🦋 retweeted
TAMAR TANRIYAR:
Ayıp deyin, rezalet deyin, ne derseniz deyin ama böyle sinek ikili gibi davranmayın arkadaşlar.
Çok belli ediyorsunuz Mustafa Sarıgül'ün sizinle ilgili elinde kozlar olduğunu.
Onurunuz, gururunuz, delikanlılığınız, karakteriniz kaldırmaz.
Sizin derdiniz başka tabii. LGBT oylarını kaybedeceğinizden korkuyorsunuz değil mi?
Söyleyin, söyleyin açık açık ya.
KELEBEK ETKİSİ 🦋 retweeted
Allah (CC) Lut kavmini erkek erkeğe ilişki yaşadığı için helak etti
Adam korumasını düzmüş hâlâ utanmadan kameralar önüne çıkıp konuşuyor.
Yüzü yüz değil ki bildiğin d*muz derisi.
S*pık pi$lik…
KELEBEK ETKİSİ 🦋 retweeted
Özgür Özel, dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşı çıkarken öyle bir itirafta bulundu ki:
“63 fezlekem var. Birinden değilse de birinde bir şeyler çıkar.”
KELEBEK ETKİSİ 🦋 retweeted
Ömrünü inancına, milletine ve İslam dünyasının yeniden ayağa kalkması idealine adayan Millî Görüş’ün lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızı doğum yıl dönümünde rahmet ve minnetle yâd ediyorum.
Ahlâk ve maneviyatı önceleyen, inancından taviz vermeyen, yerli ve millî duruşuyla nesillere yol gösteren Hocamızın hassasiyetlerini yaşatmak ve onun ortaya koyduğu değerler uğrunda gayret göstermek hepimizin sorumluluğudur.
Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin. Bizleri de onun inandığı değerlerin izinde yürüyenlerden eylesin.

























